Türkiye’de Gazatecilik Tarihi

Yurdumuzdaki ilk gazete ve dergi yayınları nasıl başladı. İlk çıkan gazeteler ve devletin gazete rejimi hakkında genel bilgilerin yer aldığı yazımız



İlk Osmanlıca GazeteDünya gazeteciliğini inceleyecek olursak bizim, gazeteciliğe onlara göre iki yüzyıllık bir gecikmeyle başladığımızı söyleyebiliriz. Yurdumuzda basımevlerinin geç kuruluşu bu gecikmenin en önemli sebeplerinden biridir.



Türkiye’de ilk gazete İzmir’de Fransızca olarak yayınlanan «Smyrneen» (İzmirli) adındaki gazetedir. 1824’te yayınlanmaya başlayan bu gazeteyi Charles Tricon adında biri çıkarmıştır. Kısa bir zaman içinde iki sahip değiştiren gazete «Le Spectateur Oriental» (Doğu Gözcüsü) adını almış, sonunda gene bu adla Alexandre Blacque adında birine satılmıştır. Gazete 1827 yılı sonunda Fransız konsolosluğunun çeşitli baskıları sonunda kapanmışsa da, Alexandre Blacque 1828 başında «Courrier de Smyrne» (İzmir Postası) adında haftalık bîr gazete yayınlamaya başlamıştır.



Türk dostu olarak bilinen A. Blacque’ ın çalışmaları zamanın padişahı II. Mahmut’ un gözünden kaçmamıştı. Aynı yılın ortalarında Blacque’ı İstanbul’a çağırttı, kendisine 1831 yılının sonbaharında «Le Moniteur Ottoman» (Osmanlı Habercisi) adındaki gazeteyi yayınlamak görevini verdi. «Le Moniteur Ottoman» yarı resmî bir gazete olacaktı. Türkiye’nin haklarını savunan bu gazete uzun müddet yayın hayatına devam etti.



İlk Türkçe Gazeteler



Takvim-i Vekayi : II. Mahmut, Osmanlı’nın haklı davalarını içeride ve dışarıda duyurabilmek için, «Le Moniteur Ottoman» dan sonra, bir de Türkçe gazetenin yayınlanmasını kararlaştırdı. Böylece «Takvim-i Vekayi» gazetesinin yayınlanmasına başlandı. Masrafı hükümet tarafından karşılanan bu gezetenin ilk sayısı 11 kasım 1831’de yayınlandı. 1840’ta «Ceride-î Havadis» in çıkmasına kadar memleketin tek Türkçe gazetesi olan «Takvim-i Vekayi» de haberlerden başka makaleler, çevirilirde yayınlanıyordu.



«Takvim-i Vekayi» birçok fasılalarla, birkaç defa da ad değiştirerek zamanımıza kadar yayınına devam etmiştir. 1920’de «Ceride-i Resmiye». 1922’de «Resmî Ceride» adını alan gazete 1928’den beri «Resmî Gazete» adı altında yayınlanmaktadır.



Ceride-i Havadis : 1 ağustos 1840’ta İstanbul’da yayınlanmaya başladı. İkinci Türkçe gazetemizdir. «Ceride-i Havadis» i William Churchill adında bir İngiliz çıkarıyordu. William Churchill, İngiltere’deki «Morning Herald» gazetesinin İstanbul muhabiriydi. Yarı resmî bir hüviyeti olan «Ceride-i Havadis» her ay hükümetten yardım görür, baskı ve yazı işlerinde Türkler çalışırdı. William Churchill ölünce (1864) oğlu Alfred Churchill gazeteyi devam ettirdi.



Tercüman-ı Ahval :Türkler tarafından yayınlanan ilk gazetedir. İlk sayısı 21 ekim 1860’ta çıktı. «Tercüman-ı Ahval»’i Şinasi ve Agâh Efendiler çıkarmışlardır. Bu tarihte Osmanlı’da azınlıkların, yabancıların Türkçe’den başka dillerde yayınladığı 13 gazete vardı. «Tercüman-ı Ahval» önceleri haftada iki defa yayınlanırken sonradan üç, nihayet beş defa yayınlanmaya başladı. 1866’da kapanan bu gazetenin Türk gazeteciliğine ve irfanına büyük hizmetleri olmuştur.



Tasvir-i Efkâr : 27 haziran 1862’de Şinasi tarafından yayınlanan bu gazete değerli yerli ve yabancı eserler veren bir fikir gazetesiydi. Şinasi, Avrupa’ya giderken (1865) gazeteyi Namık Kemal’e bıraktı, o da memleketten ayrılmak zorunda kalınca gazeteyi Recaizâde Mahmut Ekrem’e devretti.

Önceleri haftada iki defa, sonra daha sık yayınlanan «Tasvir-i Efkâr» 860 sayı çıktıktan sonra kapanmıştır.



Ruzname-i Ceride-i Havadis :Kırım Savaşı çıkınca «Ceride-î Havadis» in sahibi William Churchill, Londra’daki gazetesinin muhabiri sıfatı ile, Kırım’a gitmişti. İstanbul’da da, savaş boyunca gönderdiği önemli haberlerin halka duyurulması için, tek yapraktan ibaret «Ruzname» başlıklı ilaveler çıkarılmaya başlandı. Bu ilaveler savaşın bitmesinden sonra ancak yılda bir, iki defa çıktı. 1860’ta «Tercüman-ı Ahval» yayınlanmaya başlayınca «Ruzname-i Ceride-i Havadis» haftada beş gün çıktı.



İstanbul’da yayınlanan gazetelerin sayısı bilhassa 1870’ten sonra hızla çoğalmıştır.



Dergiler



«Mecmua-i Fünûn» Türkiye’de çıkan ilk dergidir. Münif Paşa tarafından 1862’de yayınlanmaya başlandı. 1850’de «Mecmua-i Askeriye» adında aylık bir dergi çıktıysa da, bu, şekil bakımından, daha çok gazeteyi andırıyordu.



«Mir’at» adındaki ilk resimli Türk dergisi de 1862’de yayınlanmaya başlandı. Mustafa Refik’in çıkardığı bu dergi ancak üç sayı çıkmıştır.



«Mir’at» tan sonra 1864’te «Ceride-i Askeriye», 1865’te «Takvim-i Ticaret», 1869’da «Mümeyyiz» adlı dergiler çıktı. «Mümeyyiz» dergisinin çıkardığı, çocuklara mahsus haftalık ilâveyi de ilk çocuk dergisi sayabiliriz.



1869’da ilk mizah gazetesi, «Diyojen» çıktı, 1871-1872 yıllarında da çeşitli mizah dergileri yayınlandı.



1874’te yayınlanan «Tiyatro» adında, haftada iki defa çıkan gazeteyi, yazıları bakımından, sahne hayatından bahseden ilk dergi saymak yerinde olur.



Türk gazetelerinin İstanbul’da yayınlanmaya başlanmasından sonra yurdun başka yerlerinde de gazeteler çıktı. Bu arada 1867′ de Tuna vilâyetinde vali Mithat Paşa tarafından «Tuna» adlı bir gazete çıkarılmaya başlandı. Bu gazetenin ilk başyazarı Ahmet Mithat Efendi’dir. Bundan sonra, Selânik, Beyrut, İzmir, Şam gibi vilâyetlerde de Türkçe gazeteler çıktı. 1874’te vilâyetlerde çıkan Türkçe gazetelerin sayısı 24’ü buluyordu.



Basın Rejimi



imparatorluk Devri : Gazete çıkarmak için hükümetten, hattâ pâdişahtan özel izin almak gerekirdi. Önceleri yabancı gazeteler izin almadan yayınlanıyorlardı. 1849’da, elçiliklere yollanan bir tamimle, gazete çıkaracak yabancıların Hariciye Nezareti vasıtası ile hükümetten izin alması gerektiği bildirildi.



Kırım Savaşı’ndan sonra başlayan kanunlaşma hareketi sırasında, 1857’de «Matbaalar Nizamnamesi» yayınlandı, 1864’te «Matbuat Nizamnamesi» kabul edildi. Bu arada, 1862 yılında da, basın işleriyle görevli olmak üzere, Maarif Nezareti’ne bağlı bir Matbuat Müdürlüğü kuruldu. Bu müdürlük sonradan Hariciye Nezareti’ne bağlandı.



1852 tarihli Fransız matbuat kanunundan alınan Matbuat Nizamnamesi bütün mevkuteler (süreli yayınlar) için hükümetten izin almak şartını koşuyordu. Nizamnamede hükümetin dilediği zaman müsaadeyi geri alabileceği kaydı da bulunuyordu. Ayrıca, hükümete gazeteleri, dergileri süreli veya süresiz kapama hakkı da tanınmıştı.



Bu kararnamedeki sert hükümler gizli Yeni Osmanlılar Cemiyeti mensuplarının birer ikişer Avrupa’ya kaçmalarına sebep olmuştu. Bunlar Londra’da 1867’de «Muhbir», 1868’de de «Hürriyet» gazetelerini yayınlamaya başladılar. «Hürriyet» 3 nisan 1870’ten başlayarak yayınına Cenevre’de devam etti. Hürriyet âşığı bazı Türkler de gene Cenevre’de «İnkılâp» gazetesini çıkarıyorlardı.



Meşrutiyet Devri : 12 eylül 1870’te Matbuat Nizamnamesi’ne eklenen bir fıkrayla basın rejimi daha da ağırlaştırıldı. Hükümet, bundan faydalanarak, gazetelere, dergilere sansür koydu. II. Abdülhamit, 1876’da tahta çıktığı zaman, Kanun-ı Esasi’yi ilân etmişti. Bu anayasanın 12. maddesinde «Matbuat kanun dairesinde serbesttir» deniliyordu. İlk sıralarda padişah yeni olduğundan gazeteler hükümeti alabildiğine tenkid etmek imkânını buldular. Ancak, Matbuat Nizamnamesi yürürlükte olduğundan çok geçmeden bunun hükümleri uygulanmaya başlandı.

Yorumlar

Yorumlar