Allah güzeldir, güzeli sever.
Güzel yaratır,
Yarattığını da fark ettirir.
Zaten hayat fark etmek değil mi?
Fark edince her şey güzel.
Fark etmek başka başka.
Başka başka güzellik.
Güzellik, bakan gözlerde.
Mahcup yüzlerde
Duyan yürekte,
Sessiz dilde.
Güzelliği övmeye kelimeler kifayet etmeyebilir, etmiyor da zaten.
Ama bir sonsuz niye var?
Güzelin güzelliğine güzellemeler dizelim diye değil mi?
Kelimeler dünyada kifayetsiz.
Sonsuzda kifayetsiz olan ne var?
Dile, dilediğin anda yaratılsın şiirler, destanlar, romanlar…
Fark edebilmek bir köşe başında bir çocuk tebessümünü,
Fark edebilmek, bir kuşun ötüşündeki ahengi, rengi
Fark edebilmek bir ağacın dalında dutun mükemmel dizilişini,
Fark edebilmek seher vakti rüzgârın nağmesini.
Fark edebilmek, kahverengi bir gözde şefkatin mucizesini.
Suskunluğun ötesinde coşkunun hemdemini.
Fark edebilmek özen ister, göz ister, bakış ister,
Durup dinlenmek, dinlenip yorulmak ister.
Yavaşlık ister. Harekette bereket ister.
Fırtınadan kıştan uzak, “asude bir bahar ülkesi” ister.
Zamanın penceresinde bülbül sesi ister.
Hani diyorsun ya “Onda neyi sevdin?”
Senin fark edemediklerini sevdim.
Farkında olamadıklarını.
Fark etseydin zaten bana özel olmazdı.
Öyle bir yaratır ki Allah, her şey kişiye özel.
Derim ya hani.
Fark ettim seni ey yâr,
Sana ben olmalıydım yâr.
Başka yârlar seni yaralar.
Yorumlar
Yorumlar
Yorum Gönder