Bedenler yaratılmadan Ruhların hali… Böyle...

Bedenler yaratılmadan Ruhların hali…<br/>Böyle naklettiler : Ruhlar, bedenlerden önce yaratılmıştır.Hem de üç dört yıl önce.<br/>Fakat o alemde bir yıl, bu alemde bin yıl karşılığıdır.<br/>Böyle hikaye edilmiştir ki yüce canlar, bu kadar müddet içinde bedene...




Bedenler yaratılmadan Ruhların hali…
Böyle naklettiler : Ruhlar, bedenlerden önce yaratılmıştır.Hem de üç dört yıl önce. 
Fakat o alemde bir yıl, bu alemde bin yıl karşılığıdır.
Böyle hikaye edilmiştir ki yüce canlar, bu kadar müddet içinde bedene girmemişlerdi.
Sonra hepsini birbirine kattılar, bir saf düzdüler.
Derken canların ardından birdenbire apaçık olarak dünya göründü.
Ruhların bir kısmı dünyayı gördü; canla, gönülle dünyanın bulunduğu yere doğru koşuştular.
Yerlerinde kalanlar da sağ taraftan cennet görünüverdi.
Bunlar da cenneti, görünce, ne şaşılacak şey, canlar vererek cehennemden kaçtılar, cennete ulaştılar.
Ruhların az bir kısmı yerlerinde kaldı.
Onlar hiçbir yandan, hiçbir şeye aldırış etmediler.
Ne dünyayı seçtiler, ne cenneti.
Ne de bir kıl ucu kadar olsun, cehennemden ürküp kaçtılar.
Allah'dan hitap geldi : A deli canlar… 
Burada ne durursunuz, ne istersiniz şimdi?
Dünyadan da hürsünüz, cennetten de.
Cehennemden bir sıkıntı yok size.
Size yolumuzda ne lazım?
Size ancak bizim kapımız gerek.
Ruhlar bu hitabı duyunca coştular, Yarabbi dediler, sen bize hitap ettin, ömrümüze doyduk, canımız feda sana.
Ey yüce yerlerin sahibi Allah
Sen daha iyi bilirsin, bize ne soruyorsun?
Biz ancak seni isteriz.
Başka bir şeycikler istemeyiz. 
Hakkalyakn (gerçekliğine şüphe olmayan) Allah sensin. 
Başka ne varsa hiç
Allah'dan şöyle hitap geldi:
Mademki beni istiyorsunuz, çeşit, çeşit belalar istiyorsunuz demektir.
Üstünüze mahlûkatın kılları, çöllerin kumları,
Yağmurların damlaları, ağaçların yaprakları sayısınca,
Hatta ondan daha fazla sıkıntı ve bela yağdıracağım ben.
Ateşten dikenler yaratacağım da her an yaralı göğüslerinize koyacağım.
Ruhlar, Allah'ın bu hitabını duyunca o neşeyle coştular, köpürdüler, bağırdılar:
Canlarımız feda olsun o belaya.
Bize ne dilersen ver, kabulümüz.
Senin verdiğin belayı canla başla kabul eder, ömrümüz bedeli bile olsa o belaya katlanırız.
Onunla ( Allah’la) her can arasında bir sır var. 
Her can, kendince bu sırra sahibim der.
Onca, bu kapıda yalnız sır sahibi odur, ondan başka marifet sırrını (Anlama ustalığını) bilen yoktur.
Ruhların bildikleri doğrudur, iyidir.
Fakat bütün ruhlar arasında o, asıl bir ruhu sever.
Öbür ruhlar, o ruhun perdesidir.
Hepsi de o bir ruh için yaralanmıştır.
Onlar, on sekiz bin alemi aşalar yine bir arpa boyu yol gidebilirler.
Bütün ruhlar aynıdır ama maksat Allah’ı anlayan ruhlardır.



hz.Feridüddin-i Attar 

Yorumlar

Yorumlar