Bir kimseyi sevince onu ancak Allâh için seven kimse imânın tadını bulmuştur.” Hadîs-i Şerîf
Cenâb-ı Hâk k, Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâm’a şöyle bildirmişti:
- Yâ Mûsâ! Benim için hiçbir âmelin var mı?
Benim için bir âmel, bir yararlı, elverişli bir işin var mı?
Hazret-i Musa Aleyhisselâm şöyle demişti:
– Yâ Rabbî! Senin için namaz kıldım ve namaz kılarım, oruç tuttum ver oruç tutarım. Sadaka verdim ve sadaka veririm. Senin için zikir ettim ve zikir ederim.
Cenâb-ı Hâkk şöyle buyurmuş:
– Yâ Mûsâ! Namaz senin için bir delildir.
Sadaka senin koruyucundur. Oruç senin için cehennemden bir perdedir [kalkandır]. Zikir senin için bir Nûr’dur. Şu halde bunların faydası hep senin içindir.
Benim için işlediğin amel nedir?
Hazret-i Mûsâ:
– Yâ Rabbi! Beni bir âmele delâlet eyle ki, o âmelim ancak senin için olsun. diye yalvarır.
Cenâb-ı Hâkk, Hazret-i Mûsâ’ya vahyeder:
– Yâ Mûsâ! Benim rızam için hiçbir dost sevmedin mi? Benim için hiçbir mümin kardeşini sevmedin mi? Muhabbet eylemedin mi? buyurur.
Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâm, Cenâb-ı Hâkk’ın bu vahyi ile bilmiş, öğrenmiş ki, amellerin en sevgilisi Allâh için sevmek ve Allâh için sevmemek [buğzetmek]tir.
Yorumlar
Yorumlar
Yorum Gönder