GÂVUR MEMLEKETİNDE HAYAT SÜRMENİN BİR MÜSLÜMAN İÇİN ZİLLET OLDUĞU FARK ETTİRİLMİY...

GÂVUR MEMLEKETİNDE HAYAT SÜRMENİN BİR MÜSLÜMAN İÇİN ZİLLET OLDUĞU FARK ETTİRİLMİYOR.

"Türkiye'de çan sesi duymak istemiyoruz!" denildiği zaman insanlar rahatlıkla "Öyle şey olur mu? Almanya'da da ezan okunmasın o zaman!" diyebiliyorlar. Almanya'da yani gâvur memleketinde hayat sürmenin bir Müslüman için zillet olduğu fark ettirilmiyor. İlk defa ecnebi memleketine çıkacak olan Padişah Abdulaziz'e zamanın uleması "İslâm halifesinin gâzâ dışında gâvur memleketine inmesi câiz değildir!" demiş. Bunun üzerine bir hîle-i şer'iyyeye başvurmuşlar. Padişahın ayakkabısının altına bir bölme yapılarak içine İstanbul toprağı doldurulmuş. Böylece halife Avrupa'da gezerken gâvur toprağına değil de İstanbul toprağına bastığı için günah işlememiş olmuş!

"Yurt dışında çalışan işçilerimize reva görülen muâmele" veya yurt dışında parlak başarılara imzâ atan müteahhitlerimiz..." gibi lâflarla başlayan konuşmalardaki sakatlığa kimse işaret etmiyor. İşçilerimizin Avrupa'ya köle gibi seçilerek gönderildikleri ve orada bir müddetliğine çalışıp bir miktar para kazanıp geri gelmek niyetiyle gittikleri unutturuldu. Bir Türk açısından gâvura hizmet etmek kadar incitici bir durum olabilir mi? Türk işçilerinin Avrupa'da çalışmaya gönderilmiş olmasının millet olarak bizim için bir utanç vesilesi olduğu unutturulup onlar için bir fırsat olduğu yutturuldu. "Bu büyük zilletten kurtulmak için neler yapabiliriz?" diye çare aramak yerine Avrupa'da kaybolmuş ve her gün daha fazla eriyen insanlarımıza "Siz bu vatanın -Almanya'yı kastediyor- alperenlerisiniz!" diyecek kadar aymazlık içindeler bugün. "Bir Türk'ün karnını doyurmak için gâvur memleketinde ne işi var? Onları kim gönderdi oraya? Bu felâkete kim müsaade etti" denmiyor da "onları orada dışlıyorlarmış, ikinci sınıf insan muâmelesi yapıyorlarmış, ötekileştiriyorlarmış..." gibi lâflar ediyorlar. Türklerin Avrupa'da ibadetlerini rahatça yerine getiriyor olmaları bizim için önemli ise gayr-i müslimlerin de Türkiye'deki dînî özgürlükleri o şekilde ileri seviyede olmalıymış. "Türk'ün gâvur memleketinde ne işi var? Gâvurun da Türk İli'nde ne işi var?" diye sormuyorlar da gâvur memleketinde Müslümanları dışlıyorlarmış, bu kötü bir şeymiş, o halde biz de bizim memleketimizdeki gâvurları dışlamayacakmışız...gibi lâflar dolandırıyorlar.
...
Türkiye şayet Kur'ân Devleti vasfını koruyabiliyor olsaydı, Türkleri gâvur memleketlerine, gâvurlara hizmet etmek için -hem de en kötü işlerde çalışmak üzere- gönderir miydi? Türkiye'deki idârî mekanizmaları işgal edenlerde birazcık hamiyet duygusu olsaydı Türk çocuklarına Turizm ve Otelcilik okullarında "turistlere nasıl daha iyi hizmet ederiz"in öğretilmesine müsaade edilir miydi?

| Mustafa DEVECİ / BİRLİKTE YAŞAM BİRLİKTE COŞAM VEYA İSVEÇ'TE MİNARENİN, TÜRKİYE'DE ÇAN KULESİNİN İŞİ YOK / Çelimli Çalım, Sayı 11

Yorumlar

Yorumlar