Hayatının son gününe kadar Vina’ya her baktığımda kapımıza
gelen o her an kaçmaya hazır,bitap,paramparça kızı gördüm. O yıllarda bir
kazazededen farksızdı. Kelimenin tam anlamıyla benliksizdi ve kişiliği tıpkı
bir ayna gibi kendi hayatınca darmadağın edilmişti.
İsmi, annesi ve ailesi , aidiyet duygusu , evi , güvenliği
ve yaşadığı sevgiyle geleceğe olan inancı ayaklarının altından bir halı gibi
çekilip alınmıştı.
Boşlukta ; kimliksiz , tarihsiz bir şekilde yuvarlanıyor ,
etrafındaki şekilsizliği tırmalayarak bir iz bırakmaya çabalıyordu. Tam bir
garabet.
Onun yanında kendimi her an düşmekten korktuğu için isyan
çıkarmaya eğilimli bir halde gözetleme direğinden özlemle ufka bakıp o masmavi
boşlukta umutsuzca bir kara parçası görmeyi uman Kolomb’un denizcilerinden biri
gibi hissediyordum.
Salman Rushdie - ” Ayaklarının Altındaki Toprak ”
Yorumlar
Yorumlar
Yorum Gönder