
KAYIT 178
…
Pazarından oturuyorsa, Van’ a kaçsa onu askerlik şubesi arar, bulur yakalar onu.
Sen o temizliğe gel o ALLAH dostu seni bulur.
Bazen bu ALLAH dostlarına habersiz olarak insan tesadüf eder.
Bunlar insana, insanın kendi kendiyle olduğu zaman gelirler.
Kendi kendiyle ne zaman.
İşiyle, gücüyle meşgul olurken.
Yani ALLAH’ı unuttuğu dakikada gelirler.
İş, o gaflet halinde onları bulmaktadır.
Mesela bütün gün ALLAH rızası için ağzınızı kapadınız.
Gecede su içmeyi unuttunuz.
Öğlende bir hararet; bir akşam olsa da Ya Rabbi şu aziz nimetin sudan içsem dese.
Gerilir asabın.
Eve gelirsin. Ne hazırlandığının da farkında değilsin.
Bardağı korsun şöyle önüne buz gibi; şöyle çevirirsin, böyle çevirirsin. Aha bu çevirme yok mu?
Bundaki ecri dünyada kimse veremez insana oğlum!
10 saat aç durmuşsun. 2 dakka var ezana.
İç bakayım sıkı mı?
İç hadi!
İçemezsin, içemezsin…
Ne, Niye?
60 gün kefaret var. O mu?
Yooyoooo! Korkutmaz insanı yau.
İçinde bir şey var, bir nokta.
Aha. Senin oruç tuttuğunu bir sen bilirsin, bir ALLAH bilir.
En büyük ibadet oruçtur.
Onun için oruçlunun ağzı Bana; Cenabı ALLAH diyor Bana “Reyhan kokusundan daha mubarektir” diyor.
Aha bunu bekliyorsun. Ulan bir açılsa da şunu bir içsem diyorsun.
Kapı; tık, tık, tık…
Evden hanım dedi ki; efendi kapıya bak dedi, ben çorbanın üzerini hazırlıyorum diye.
Gittin. Birisi çıktı önüne******* var.
Ne istiyorsun dedin.
Efendim bir kere ALLAH rızası için, yahut da bir kere ne olur dedi.
Şimdi vakti mi deme, Şimdi vakti mi deme deme…
Aha işte o vakti bulunur insanın.
Suyun kıymetini yavrum Dicle kenarında ayaklarını suda yıkayan bilmez…
Sahrada günlerce susuz kalmış, dili çatlamış adamdan sor.
Onun için o dakika çok kıymetlidir.
ALLAH ile karma karışık oldun vücudunda bööyle.
Ya Rabbi bu kadar yeter artık. Ben artık Sen’len tahammül edemiyorum artık.
Çok ahbaplık ettik. Yanacağım dersin.
Ezan okunur. ALLAH’a ısmarladık dersin.
Cenabı Peygamber Efendimiz oruçluyken akşam oldu mu şu mubarek eline; ‘ne güzel kastır’ der.
Şu ele, Sağ ele.
abdest şeyini bozar, orucunu.
Ondan sonra niyet ederdi.
Sormuşlar sahabeler; ya Resulallah sen şunu yapıyorsun. Biz de gıpta ettik. Biz de yapacağız.
Yoook. Siz yapmayın!Men etmiştir.
Ben 10 gün, 15 gün böyle yaparım. Beni Rabbım doyururdu der.
Tecrübeye gelmez.
Cenabı Peygamber hayır dedi mi, hayır!
Evet dedi mi, evet!
Onun için aziz cemaat Ramazanın yarısına doğru geliyoruz.
Abdest almadan namaz-orucunuzu bozmayın. Abdestliyken bozun orucunuzu.
Ramazandan sonra bile akşam ezanı okumadan abdestli bulunun.
Akşam yemeği son lokmadırrr…
Uykuya gidiyorsunuz.
Lokmada haram bile karışsa siz abdestliyseniz abdestin hürmetine Cenabı ALLAH o haram lokmayı bir terkip değiştirir; hani bazı kokmuş etleri köfteciler tuz karıştırır, ekmek karıştırır, biber karıştırır bilmem ne eder köftede yutturuverir insana ya, aha öyle bir şey eder. Haram lokma da düzelir oğlum. Habersiz haram lokma.
Ekmek alıyorsun onun…
Efendim ben paramlan alıyorum.
Fırıncı abdestli mi yoğurdu onu?
Çok derin iş!
Bugün hakiki İslamin tarif ettiği helal lokmayı kursağa sokmak buradan Mamağa kadar yer altından tünel açmaktan daha güçtür.
Çok güçtür!
Onun içün, o anda işte o listede olmayan bi adamın birisi olabilir o.
Hani karıncayı anlattım ya. Bi karınca olabilir.
Bağdat’ta Ebu-l Kasım Camisinde bir cumadan evvel mubarek bir zat vaat veriyormuş.
8-10 bin kişi var camide.
Bağdat’a gidenler bilirler.Ebu-l Kasım Camisi…
İmam-ı Azam Hazretlerinin Kabirleri ordadır. Kafes içindedir.
İmamların tek mareşalıdır haaaaa. İmam-ı Azam. Mareşaldır.
Hani ALLAH rahmet eylesin, nur içinde yatsın Fevzi Çakmak Paşa vardır. Mareşal.
Aha onun gibi mareşal. Ama imam mareşalı. Asker mareşalı değil.
Böyle, o Ebu-l Kasım Camisinde büyük büyük sütunlar var.
Böyle bildiğiniz kubbeli camiler değildir onlar.
Şam’da ki Umanya Camisi gibi üstü düz sütunlar. Böyle geniş cami.
Şöyle bir sütunun dibinde genç bir çocukcağız hem dinliyor hem de kestiriyor. Hafif uyuyor.
Bir sakallı iri, yarı bir adam gelmiş. Onun yanına oturmuş.
Şöyle dürtmüş onu.
Oğlum demiş. Uyuma demiş. Bu vaaz kürsüsünde söyleyen herifi dinle demiş.
O ara sıra gelir buraya. Söylediği sözler senin içindeki eşşek boncuğunu inciye çevirir demiş.
Dikkat et demiş.
Çocuk şöyle amca işine bak demiş sen.
Yine böyle…
Bundan sonra bizim genç nurlu çocuk hırrr,hırrr uyumaya başlamış.
Bu ihtiyar bir daha dürtmüş onu.
Oğlum uyan demiş, uyan!
Dönmüş, baba demiş ‘işine bak be yav’ demiş.
Nasıl işime bakayım demiş.
Bak biraz aha sela veriliyor demiş.
Biraz sonra namaz kılacağız.
Uyuyorsun demiş abdestin bozuldu. Kalk abdest al demiş.
Çocuk dönmüş. Şöyle amcayı biraz kendine; amca demiş benim uyumakla abdestim bozulmaz demiş.
Efendi, efendi otur yerine demiş.
Bak şöyle bir etrafına. Camide 8-10 bin kişi var demiş.
Ayağa kalkarım, bir nara atarım, Hızır ha bu heriftir diye derim. Eteğine yapışırlar. Zor kurtarırsın kendini demiş.
Hızır’mış o adam o. Sakallı adam.
Hızır şaşırmış...
Hemen hani radyolarda böyle antenler var ya, hemen antenlerini çıkartmış. Makinelerini işletmiş.
Ya Rabbi demiş ben bunu tanımadım demiş.
Bu kim? Benim defterde listesi yok. Açmış bu, böyle bir adam yok. Resmi de yok. Şeyi de yok. Parmak izi yok. Bu kimdir demiş.
Antene derhal şifre gelmiş.
Ya Hızır. Sendeki liste Beni seven kullarımın listesidir demiş.
Benim kütüphanemde bir liste vardır ki o kimseye verilmemiştir. O da Benim sevdiklerimdir demiş.
Aha o çocukta onlardanmış.
Onun için kimseye karınca nazarıyla bakma.
Çekirge şu kadardır.
Boyuna harıl, harıl, harıl, harıl hep o karnını doldurur.
Karınca çekirgenin 10000 de biridir.
Çekirge öldü mü bi karınca bacağından yakaladı mı onu çeker götürür yuvasına oğlum.
Karnınlan uğraşma.
İnce belli olmağa bak, karınca olmağa bak!
Onun için ALLAH dostu bul.
Bazen de dost gelir sana bindirir.
Şu ******* celalli adam ha.
Kapıyı açar. Sanki babasının eviymiş gibi.
Bana bir bardak su ver der.
Biraz boynunu bük. Kuyruğunu içeri al be birader.
Çoban köpekleri köye gidersin uzaktan bağırırlar. Kuyrukları dik dik.
Tesadüfen pazara gelir yolunu şaşırır, Ulus meydanından giderken kuyruğunu içeri alır köpek.
Öyle bile edebi yok.
Bana bi su getir!
ALLAH ALLAH.
Herkes yemeğe…
Ama bazısına da hadi geç demek lazım.
Hatta odunu kafasına vuracaksın.
Ee nasıl anlayım?
Ulen mümin anlar onu be.
Onu da ben mi öğreteyim sana?
Ondan sonra; şunu ver, bunu ver alış-veriş ediyor herif!
Sabredeceksin.
Gine böyle bir ALLAH dostu. Daha vaaza girmedik oğlum.
Ev yapacağız da malzemesini dileniyoruz öteden beriden.
Hacı efendi sen 30 kiremit ver. Sen 2 torba bilmem şunu ver, bunu ver ondan sonra yapacağız.
Vakit çok zaten.
Gezmeğe gidecekler gider.
Böyle bir ALLAH dostu bir yerden geçiyormuş akşam üzeri bi küçük kasabaya (ay da var), bu günkü gibi 14’üne yakın böyle.
Yaz. Bağrı-mağrı açık. Yırtık elbisesi. Ayakkabısından ayağının ucu çıkmış. Çorabı delik. Bi ALLAH dostu…
Kasabaya girer girmez pınarın karşısında bir kapı ‘lak, lak laklak çalmış.
Genç bir çocuk inmiş aşağıya. Güzel bıyıklı, nur yüzlü.
O gece yatsıdan sonra evlenmişler.
Gerdeğe koymuşlar. Millet çekilmiş.
Buyur amıca demiş.
Oğlum bana baksana demiş. Çok yoruldum, burdan geçiyorum demiş. İlk sana isabet etti demiş. Bana varsa demiş biraz yemek ver de yiyim . Çok açıktım demiş.
Buyur amca demiş Sofaya almış.
Otur amca demiş. Oturmuş.
Yukarda 2 tane kızarmış tavuk vermişler yememiş.
Onu getirmiş, kızarmış tavukları koymuş. Ayranı koymuş.Güzel pide onu koymuş.
Bir tepside baklava yapmışlar yeni evlilere onu da getirmiş koymuşlar.
Amca iyice açıkmış. İri yarı zaten. Hepsini bir temizlemiş.
Oğlum bunları hep yesem bir şey o..
Ye amıca demiş.
Olmazsa peynir, ekmek de veririz. Amıca hepisini sıvamış.
Ohhh…
Hay ALLAH razı olsun be olum demiş.
Ben senelerce böyle yemek yemedim demiş.
Daha bir şey ister misin amıca?
Biz olsak onu yedikten sonra herifi kapıdan değil başka bir yerden atmağa çalışırız.
Oğlum demiş. Ayıp olma ama demiş.
Şu ayaklarıma bak demiş. Üstüme yırtık, mırtık demiş bi eski elbise…
Amıca şu odaya gir demiş. Girmiş.
Orda sıcak suda var demiş. Bi yıkan demiş.
Amıca bi yıkanmış orada. Havluyu da vermiş temiz.
Aha gömlek. Aha don. Aha bilmem ceket, pantolon.. tam…
Babaya göre vermiş.
Giymiş ayakkabılarını da. Biraz ayakkabısı sıkmış.
Ben onu oğlum kırar topuğunu giyerim demiş. Çıkmış…
Hay ALLAH razı olsun.
Oğlum ben de sana bi dua edeyim demiş.
Amıca ne dua edeceksin demiş.
Ben bir şeye ihtiyacım yok. ALLAH’a verdiğine razıyım demiş.
Peki, sen bilin oğlum demiş. Kapıyı kapamış.
Vıdır, vıdır, vıdır, vıdırHacım yukarı çıkmış.
Kaldırmış ellerini Ya Rabbi demiş. Bu nurlu çocuğun demiş hem kendisini hem gelinin ömürlerini uzun eyle Ya Rabbi demiş.
… eyle. 10 sene yaşayacaksalar 100 sene yaşasınlar…
Başlamış amca ohhhh, ohhhh. Kasabanın içinden vurmuş.
İstasyon orası değil. Veriştirmiş çıkmış şeyden, köyden.
Bakmış ki uzaktan bir gölge geliyor böyle.
ALLAH ALLAH.
Gene yürüyor adam…
Tam karşı karşıya adamlan gelmiş. Bakmış böyle gözlüklerinlen.
Bizim o dede.
Bakmış ki Azrail geliyor.
Merhaba ağam demiş.
Merhaba demiş o gülüşmüşler tabii.
Nereye gidiyon demiş.
Sen demiş burada bi yere uğradın demiş.
Hee demiş.
Hani yemek yedin. Şu elbiseleri şey ettin ya demiş. Onların ikisinin de emraldım. Ruhlarını kabzedeceğim demiş.
Bizim Veli; yooo demiş. Yağma yok o kadar kolay değil ağam demiş.
Nasıl değil demiş. Demeğe kalmamış. Bizim Veli lap diye yakalamış Azrail’in bileğini.
******* aslan pençesiyle‘kemeselüleset’. Aslan gibi yakalayıvermiş.
Azrail demiş ki; ağam bırak.
Aaaaa demiş.
Azrail bi o tarafa kıç atıyor bi bu tarafa. Aha çıkamıyor elinden.
Çünki Melek, insan kılığına girdiği zaman onlar hep İsm-i Azam’lan girerler. İstediği kılığa girebilir. Veli de onun elini İsm-i Azam, vilayet makamıyla tutmuştur.
Bir veli, bir melek insan kılığına girdiği zaman onu vilayet makamıyla tutarsa bir daha melekliğe dönemez.
Çırpındıkça aaaaa.
Etme be kardeşim demiş. Bırak!
Emr-i İlahiyi yerine…
Aaaaa demiş. Geri dön!
Bir boğuşmadır gitmiş orda…
Altı üstü. Veli yakalamış onu artık. Parmakları hep yayla kilitleri kapanmış. Açılacak gibi değil.
‘La havle vela kuvvete…’ Azrail Aleyhisselam şaşırmış.
Onun da hemen antenleri var.
Öteki elinlen Ya Rabbi demiş. Emrin yerine getirilemeyecek. Bu iş ne olacak.
Ya Azrail geri dön demiş. Ben sana emir verdim demiş fakat verdiğimden bir saniye sonra bu Veli’ylen ikimizin arasında su sızmıyordu demiş. Onun duası kabul oldu. Geri dön demiş.
Hiç belli olmaz ağam…
(Devamı sonraki kayıttadır…)
Kaydın metninin hazırlanmasına destek olan Uğur Bey’den Allah razı Olsun, teşekkür ederiz.[fb_vid id="10153818246929751"]
Yorumlar
Yorumlar
Yorum Gönder