KAYIT 179 Abdulkâdir-i Geylânî 27 yaşında. Süherverdi’nin yanında talebe Bağdat...


KAYIT 179

Abdulkâdir-i Geylânî 27 yaşında.
Süherverdi’nin yanında talebe Bağdat’ta.
Bağdat’ın meşhur zenginlerinden birisi Süherverdi Hazretlerine gelmiş.
Demiş ki; ya Şeyhim ben demiş Şam’ a gideceğim. Gitmemde bir mahsuru manevi var mı? Fena bir şey görülüyor mu?
Süherverdi demiş ki; gitme demiş bu hafta.
Peki demiş.
Fakat muhakkak işi var, gidecek.

Dışarı çıkarken Abdulkâdir-i Geylânî Hazretleri içeri giriyormuş.
Ne oldu amıca demiş. Sen demiş tekkeye girdiğin zaman güler yüzlü girer, güler yüzlü çıkardın. Nedir yüzün demiş? Biraz mahmur, hüzünlü.
Hiç ya Abdulkâdir demiş.
Daha talebe Abdulkâdir-i Geylânî.
Anasından doğduğu zaman Veli’ydi oğlum. Hazar kıyısında, Ceylan kasabasında doğmuştur.
Araplar ‘C’ ye ‘G’ dedikleri için Geylan olmuştur.
Cemal demezler Arapça. KGemal derler. Onun gibi.
Bulutlu hava. Ramazanın geldiğini Abdulkâdir meme emmedi mi tamam demişler. Öyle büyük bir zat.

Böyle, böyle oldu demiş. Benim Şam’a gitmem lazım. Fakat demiş gidemiyorum. Fena yol görünüyor dediler.
Abdulkâdir; amıca git demiş, bin atına git. Bakma sen demiş şeyhin lakırtısına.
Abdulkâdir de boş değil tabi. Nur yağıyor her tarafından.
Adam atına atladığı gibi, zate bir sinek gelse sen bakma sözüne git dese gidecek herif. Çünki işi çok mühim.
Binmiş, sürmüş atını.
Bir müddet gittikten sonra bir vaha kenarı gelmiş. Bir gölcük, mölcük. Atını sulayım orda demiş.
Atı sulamış. Bi namaz kılmış. Şöyle orda bir ağaç hurma ağacı var, şöyleee dayanmış ona. Biraz uyku kestirmiş. Uyanmış üstü başı hep kan içinde. Etrafına bakmış kan, man yok.

Şimdi bunu inanmayan dinlese, hoca saçma anlatıyosalaklar da dinliyo der.

Hâlbuki onlar salak. Hiç farkında değiller.
Binmiş atına gitmiş şeye…
Şam’da işini bitirmiş gelmiş.
Gelir gelmez atından inmiş. 1-2 gün kaldıktan sonra…
Doğru şeyhin yanına.
Şeyhin yanına giderken şeyh demiş ki; bana hiç gelme demiş. Git Abdulkâdir-i Geylâni’nin elini öp demiş.
Sana o gün kaderinde demiş katil görünüyordu levh-i mahfuz da demiş. Fakat Abdulkâdir’in bir nazarı, bir münacatı senin katlini rüyada getirir demiş. Kanda onun maddi delilidir demiş.
Onun için ALLAH dostu bulmaya çalış oğlum.

Bir hadis vardır mevzu bahis.
‘İzatehayyertüm fil-umur, feste'inuminehlil-kubur.’
Çok müşkül zamanlara geldiğiniz zaman işin içinden çıkamazsanız mezarda yatanlardan yardım isteyiniz.
‘İzatehayyertüm fil-umur, feste'inuminehlil-kubur.’
Bu hadisi anlayamamışlar. Biz gideriz türbelere iplik bağlarız. Bırakın bu ipliği.
‘İzatehayyertüm fil-umur.’
İşlerinizde hayrete, işlerinizde müşkülata kaldığınız zaman,
‘feste'inu’
İstiane edeniz. Yardım isteyiniz.
‘minehlil-kubur.’
Yani; sizden evvel geçmiş büyükleriniz, dedeleriniz böyle bir hadise karşısında ne yaptı. Onun gibi yapınız demektir.
Yoksa gidip de şeye ip bağlamanan olmaz.
Gider orda bir teveccühe dalarsın.
Ya ALLAH’ın iyi kulu. Sen yardım et der.
Hacı Bayramı Veli Hazretlerine gidersiniz. Şurada gözünüzün önünde yatıyor. Şu caminin banisi diyorsunuz Şerafettin Hazretleri. Şurada 2 tane garip yatıyor. Kimse kim olduğunu bilmiyor. Kara dedem biliyor onları. Şu yukarda bir tane cami derneği yaptırmış. Kim olduğunu bilmiyor. Onun kim ben bilecem. Biliyorum onu. Bana söyledi birisi burda. Siz bilmiyorsunuz. Yanınızda.

Kaydın metninin hazırlanmasına destek olan Uğur Bey’den Allah razı Olsun, teşekkür ederiz.[fb_vid id="10153869271764751"]

Yorumlar

Yorumlar