CANLI

KAYIT 183 … Onun için bu ceset, bu kalıp bir mektuptur oğlum. Ona dikkat et. M...


KAYIT 183



Onun için bu ceset, bu kalıp bir mektuptur oğlum. Ona dikkat et.
Mektup Padişaha layık mı yazılmış, iyi mi yazılmış?
İyi arzuhalci mi yazmış yoksa sapık mı yazılmış?
Aç oku bak içindeki sözleri. Sözler nasıl.
Layık değilse o mektubu yırt oğlum. Başka bir mektup yaz. Ama ten mektubunu açmak çok güç. Kolay olsa herkes gönül sırrını apaçık görürdü.
Bu mektubu açmak güçtür. Herkesin işi değildir.
Çocuk işi de değil. Profesör işi de değil…
Secdeye başını şöyyyyle sürüp de‘simahüm fi vücuhihim mineserissücud’.
Aynada görünmeyen İslam’daki nuru çıkaranlardır o.
Güzel yemekleri, etli yağlı yiyecekleri iştah ile yiyin. Onların fazlasını (vücudun aldıklarından geriye kalanı) git de –hâşâsümmehâşâ- helada gör. Ne hale geliyor.
Nerede güzellik, nerede lezzet bul bakalım…

Güneş bile akşama doğru soluyor oğlum. Kim sonu daha çok görürse o daha kutludur.
Her şeyin sonunu da görmeğe çalış. Hüner burada.
“Görüneni görmede hüner yoktur. Görünmeyeni görmede hüner vardır.”

Ben göremiyorum diye inanmazz.
İslamlar görünmeyeni sezdikleri için inanırlar. Onun için ‘yu'minune bil gayb’gayba inananların kitabıdır. ‘Lâ yemessuhûillâlmutahharûn’. Gaybainanmayanlar bu kitaba elini sürmesinler. Yani bunlan amel edemezler. Çıldırırlar. Kendi kendine tekme atmağa başlarlar. Katırlaşırlar demektir.

Şeytan nasıl Adem’in kalıbını gördü de toprağı gördü. İçini göremedi.
Bir testinin içine, topraktan yapılmış testinin içine pis kokulu bir şey korsan o testiden artık ne su içilir. Ne korsan o koku gitmez.
İnsan vücudu da sünger gibidir haa… Koydun mu çıkaramazsın içinden.
O halde ne lazım? Testiyi kırmak lazım. Nasıl ben vücu…

Testi kıranlar çoktur içimizde oğlumm. Sen o testiciyi bul. Seni bir kırar, bir yıkar, bir temizler ki eskisinden daha iyi olursun.

O adamı bul kâfiri bile doğru yola götürür.
Kehribar bilirsin şöyyyle sürdü mü nasıl mıknatıs gibi tozu kaldırır. Öyle yapar insanı.
Sen demir de olsan saman çöpü de elbette bir gün bir tuzağa düşeceksin oğlum.
Zengin de olsan, fakir de olsan, kuvvetli de olsan... O tuzak ne?

Hiç beğenmezler şimdi imam efendiyi. Ulan imam olmasa ahirete gidemezsin.
Şimdi hafızı, imam efendiyi ölü yıkayıcı addediyorlar.

Ne kadar zengin olursan ol, ne kadar inat olursan ol, ne kadar kuvvetli olursan ol gıcırrgıcır yıkayacak imam efendi seni.
Musallaya gidiyorsun bir mümin ölmüş. İyiki farz-ı kifaye’ydi cenaze namazı. Ya farz olaydı?
Bütün millet hepisi cehennemlik olurdu.
Gidiyoruz, geliyorlar bey efendiler uzaktan.
Bunları yobazlar kılsın. Biz şöyle seyredelim gibi der gibi.

Ama ne oldu. O imam efendi gene yıkayacak. ALLAH imam efendileri, müezzin efendileri, gassalları kıyamete kadar bu memleketten eksik etmesin.

En son bir İkramı İlahi bir insana ölünün yıkanması. Topraktan temiz geldin kulum, topraktan bana temiz geliyorsun. Yıkan da gel. Ve geldi mi toprak yiyor ve kayboluyor biliyorsun vücut.

Niçin Cenabı ALLAH o vücudu toprakta kaybediyor?
Çok büyük hikmet var bunda…
Kulum hasbel beşer olarak dünyadayken belki bir edepsizlik yapmıştır. Huzura geldiği zaman utanmasın diye Cenabı ALLAH cesedi yok ediyor toprakta. Kul utanamasın diye…

İyi kişilerlen dost olmayan elbette kötülerin yanında yer alır.
Cenabı Peygamber oruç bozmadan ikinci oruca niyet eylermiş.
Sahabe taklide kalkmışlar. Cenabı Peygamber böyle yapıyor.

Resulullah men etmiş.
Yemeğini ye. Siz orucunuzu bir günden öbür güne uzatmayın. Hadis.
Ben sizin birinize benzemem. Rabbım beni geceleri doyurur buyuruyor.

Hepiniz Resulullah’ın ümmetisiniz. Ona layık mertebeye gel. Rabbın seni Vallahi de doyurur Billahi de doyurur. Ekmek bahanedir.

Hiçbir Peygamberin diğer bir Peygambere zıt olduğunu okudunuz, gördünüz mü?
‘Lâ nuferriku beyne ehadinminrusulih’
Hiçbir Peygamberi, hiçbir Kitabı birbirinden tefrik etmedik.
Hiç biri diğerinin mucizesini elden aldı mı? Almamıştır.

Firavun ALLAH’lık iddia etti. Yuvarlandı gitti.
Mansur da ben ALLAH’tanım dedi. Uçtu gitti o. Arada fark var.
Hazreti Mansur’u şey ettikleri zaman kollarından asmışlar. Ayaklarını kesmişler. Kollarını kesmişler. Sonra da başını vurmuşlar. Kolları bacakları kesildiği zaman (duymuyor o);

Era kademi = Ayaklarımı görüyorum diyor.
Erakedemmi= Kanım aktı.
Vehanedemmi= Yazık oldu kanıma demiş.
Eh a nedemi= Yazık oldu kendimi anlatamadığıma demiş.
Firavunda ne oldu. O da oldu…

Doktorlar baktı mı insanın yüzüne hastalığını anlarlar.
Meşhur Viyanalı Vonedward isminde uzun boylu, dünyanın en mükemmel böbrek hastalığı profesörü vardır. Hala sağ. 93 yaşında.
22 türlü sarı renk tarif eder adam. Bir kitabı vardır.
"diagnosis mit freiem auge” Almanca.
Açık gözle teşhis diye. Renkten.
Şu bu hastalıktır. Bu bu hastalıktır. Bu bu hastalıktır diye

ALLAH’ında doktorları vardır oğlum. Yüzünden bakar.
Bu ne nurlu adam. Bu ne…
Bunun içinde şu var. Bunun içinde şu var. Onun içinde bu var…
Ne zannettin ya. Dünya boş değil.

Onun için Dicle ve Fırat’ı şeyden kaldırın Mezopotamya’dan. Seyhan, Ceyhan’ı şeyden kaldırın Adana’dan. Kurak bir yer kalır.
İnsandan da ALLAH muhabbetini, Resulullah’a bağlılığı kaldırdığınız zaman et kemikten ibaret kalır. Yağdan ibaret. Yağından ne mum olur. Etinden ne kebap ne sucuk olur oğlum.
İnsana insanlığını veren hakiki ALLAH’ın verdiği ödül ve ruhun temizliğidir.

Çöllerde gezerken çok susarsan böyle serap görülür. Bakarsın bir deniz. Asfalt yollarda da otomobille giderken sıcakta görürüsünüz su varmış gibi. Gidersin yoktur gidersin yoktur.
Bu fiziki bir hadisedir.

Çöllerde giderken seraba bakmayannn, ALLAH derken semaya bakmayanlar anlar bu dediğimiz lakırdıyı.
Bunu anlarsan senin aleyhinde söylenecek sözler kimse bulamaz.

Cevizin kabuğunu kırmadıkça içindeki senin olmaz oğlum. O ceviz sensin.
Kırmak için Resulullah’a bağlan. ALLAH’ı an. Onun en büyük şeyi secdeyi rahmana baş koymaktır. Sana senden yakin olan gıpte, haset, gıybet perdelerinin altında gizlidir. Bu perdeleri yırt at. Kimseye haset etme. Kimseye peşinden gıybet etme. Kimseye de gıpta etme.
Sabır denilen şeyi insanlar icad etti oğlum sabırı. Elde edememekliğin verdiği sıkıntıya verilen isme sabır denir.

Ben alamadım bunu ne yapayım. Aha ağam.
O sabır değil işte bu sabır.
Boynunu bükecek; Ya Rabbi bana şu ihtiyaç vardı. Şunu istiyorum de. Unutacaksın onu.
Beklemeyeceksin ne gün gelecek. O, ALLAH’ın kaderine hakiki boyun eğmek demektir. Sabır budur.

Öteki sabrı biz icat ettik. Şuna benzer bu.
Şöyle kalk ayakta bir dön. Döndükçe odanın içi dönmeye başlar.
Ulen oda dönmüyor dönen sensin.
Yoksul ihsana muhtaçtır. Bir fakir, yoksulun…
İhsan sahibi de yoksula…
Fakat yoksulun sabrı çoksa ihsan sahibi onun kapısına gelir yardım eder.
Fakat ihsan sahibinin sabrı varsa, sabrederse burda elinden kemali gider. Noksanlığından ileri gelir oo…

Onun için cüceyken yıldız öper boya gelmek gerekkk!
Baktığımız bütün şeylerin gerisinde bir görünmeze bakan gözler vardır içimizde aziz cemaat.
Belki sen kendi kendinin farkında değilsin.

Birisi gelir sana, çok bunalırsın. Çok bunalanlara Hızır yetişir bilirsiniz.
Hızır kalıptan kalıba, renkten renge girer.
Bunalırsın bunalırsın, hiç kimseye bir şey söylemezsin. Yalnız ALLAH’a bağlanırsın.
Birisi gelir oğlum ne oldu?
Hiç amıca bir derdim var.
Söyle be ALLAH aşkına dedi mi.
Şöyle şöyle şöyle…
Oğlum şöyle yap der. Yaparsın olur.
Aha o adam Hızır’ın vekili olmuştur. Sen temizsen.

Sen temizlenmene bak. Temizlenmene bak…
Zaten bütün ibadatlar, bütün taatlar Resulullahu Sallallahu Aleyhi Ve Sellem Efendimizi memnun etmek içindir.
Huzuru İlahide iftihar etsin Resulullah diye.

Kaydın metninin hazırlanmasına destek olan Uğur Bey’den Allah razı Olsun, teşekkür ederiz.[fb_vid id="10153905930829751"]

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4