
KAYIT 186
Bu sözlerde benim sözlerimde kendimin hiç hakkım yok oğlum!
Hepisi Kur'ân ve Hadis kaynağından akmıştır.
Bu sözleri ben ancak bir kab olarak bilirim, söylemek kudretini veren ALLAH'tır.
“Gizli şeyleri ALLAH bilir!” diyoruz.
Bilir amma sen de gözüne bir sürme ara bakalım!.
Çekersen sen de hafif hafif bilmeğe başlarsın..
“Dilenci” deriz malı yitmiş kişidir, kaybolmuş kişi.
Kanaat sâhibiyse bedenine kıyan biridir.
Bedenini malını yok etmiş kişiyse o bambaşka bir kişidir.
Bu kadarını ben söylüyorum, ötesini sen düşün ağam!
Böyle düşünmeğe devam edersen sana bir gün bir cezbe gelir.
O zaman “sabah oldu” demektir mumu söndür derhal!
O zaman dışa bakar, bir insanın dışına bakar, içini görürsün.
Her mü’minde bu makine var!
“Hoca Efendi acaba bunları sen yaptın mı?” diye aklınıza gelir ya!
Bana karışma oğlum! Söylediğimi dinle!
Seninle alış-verişim yalınız söz iledir o kadar!
Mukâvelemiz yok arada!. O kadar yeter!.
Rüzgâr esti mi toz kalkar, toprak kalkar.
Toprağı sürer içine Rüzgâr kendini kapar arkasında, Rüzgârı göremezsin!
Sen bu dediklerime şey et!
Köpeğe “İNSAN” huyu geçerse oğlum, ÇOBAN olur Köpek!..
Ahaa bu lakırdıları kendine HUY edin!
“Efendim ben oldum!” demeeee!
Yüz kulaç İPin olur KUYUya salarsın kuyu yüzbir kulaçtır, yetişemezsin bir kulaç daha ilâve eyle ona! Hiç belli olmaz!
Bu İŞte gurur yok, gurur yok!..
Rasûlullah'a şu dediğim tarzda şöyleydi böyleydi, ahaa buna inan hiç şekk şüphe etme!
“Bulut gezerdi” Gezerdi!
“Kuma basardı izi olmazdı” Olmazdı!.
“taşa bastı mı iz yapardı”
Sen ahaa buna inan, hiç şekk şüphe yok Rasûlullah yanındadır oğlum!.
Bu lakırdılar boş lakırdılar değil!
Bu lakırdılar insanın gönülünü açacak anahtardır.
İçindeki bütün tereddüd ve şüpheleri def’ eden şeylerdir.
İçindeki şüpheler def’ olmadıktan sonra gönlün açılmaz!
Ebû MuhaMMed Yahya bir çok Dostlarına anlatmıştır.
Bağdat’lı bir Velî. Bağdat’ta Dâru’l- Refik Mahallesinde.
Dâru’l- Refik Mahallesinde de Hazreti Abdulkadiri Geylânî’nin türbesi vardır.
İnşaAllah Bağdat’a yolun düşer de görürsünüz.
Parmaklıklar aşınmış böyle. Hırıstiyanı, dinsizi, îmansızı gelir böyle sarılır oraya.
Bir “kendimden geçip!” dedi mi, derhal iş olur oğlum!
Git ahaa Bağdat orda git! İsviçre’ye turist gideceğine oraya git!
“Efendim ben İsviçre’ye gideceğim otomobil getireceğim!”
Oraya da gidersen oğlum, oradan da görünmeyen otomobile binersin!
“Benim komşum kütürüm bir yaşlı kadın varıdı benim komşum” diyor.
Bir komşusu da bir ihtiyar kadın var o, ona bakarmış. O, ona bakarmış.
Bir gün öteki kütürüm olmayan ihtiyar kadın, -ölür ya insan, hep öleceğiz- ölmüş.
Öteki kütürüm kadın yerinden kalkamıyor üç-dört gün kendisine yardım eden bulamamış..
… Kütürüm yatıyor, felç..
Ağlamış perişan halde başını böööyle o kirli yastığının üzerine koymuş.
Ağlamış Ağlamış Ağlamış..
Kır saçlı güler yüzlü bir zat rüyâsında geliyor.
O kütürüm kadına, kütürüm kadın anlatıyor Ebû MuhaMMed Yahya’ya.
“Ey hâtun derdin nedir? “demiş rüyâda.
“Odama bir adam girdi odama gâyet güzel bir adam hemen ben yaşmağımlan, sol elim biraz tutuyor, sağ tarafım felçli örtmeye savaşıyordum başımı, “beni böyle açık-saçık görmesin” diye..
“Korkma kızım ben senin Baban sayılırım!” demiş.
“ALLAH'ın Rasûlüyüm Ben!” demiş.
Kadın demiş: “Yâ MuhaMMed bana duâ et, ayaklarım açılsın!” dedim diyor rüyâda.
Mübârek dudakları kımıldadı: “Elini Bana ver!” dedi. Mübârek Ellerini uzatmış.
Elimi tuttu: “Ayağa kalk!” diye emretti diyor.
“Bismillah!” deyip iki-üç adım, iki-üç adım attım, üçüncü adımı atarken uayndım ayakta olduğumu gördüm!” demiş.
Bu kadın kütürümlükten kurtuluyor, Rasûlullahtan 900 sene sonra..
NûR Havuzunda YIKAnmak için, Rasûlu Ekrem'de ERimeye çalışın!
Onun için söylerler: “Huve’l- Habîbullezi bi türca şefaatuhu bi küllî hevlin mine’l-ahvâli muktehimin!”
O öyle Habîb'dir ki; ne kadar yük belâlarınan O’na sığın, büyük belâlar ortadan kalkar oğlum!
Onun için sen bağlanmasını bil şekerim, bağlanmasını bil!
Siz hiç.. Fabrikatör tanırsınız ….
Bir Fabrikatör fabrikasındaki çarkın bedâva dönmesine rızâ gösterir mi?
Makinayı işlete dur.. bilmem ne efendim nasıl deyim, un fabrikasıysa, yâhut kumaş fabrikasıysa bedâva dönsün rızâ gösterir mi?
Zararını düşünür kârını düşünür.
Zâten fabrikasını kâr için açmıştır o!
Sen de azîzim kalbini beyhûde tıkır tıkır tıkır sâniyede 60, 70, 80, 90 a kadar atar normalde, beyhûde işletme!
“Efendim ben söylemeyeceğim!”
İki komşusunuz Hasan ile Ömer ikiniz de 50 kilo geliyorsunuz söylemezsen 52 kilo mu oluyorsun?.
Söyle oğlum söyle! Her şey besmele ile başlar.
Mûsâ, besmeleyle taşlardan su çıkardı.
Bütün herkes besmeleyle işin başı onda.
Besmeleyi bırakma, sonra yarı yolda kalırsın!
Bu lakırdılar, demin söylediğim lakırdıların içindendir haa hâriç değil ondan.
O Mübârek işçi tabakasının, hepsi değil haa, orta tabakanın köylüden gelirler, don giymiş kimisi kimisi yaşmaklı, kimisi işte hırka giymiş genç kadın, genç kızlar gelirler muayeneye girerler.
“Yat, neren ağrıyor kızım?”
“Karnım ağrıyor!”
“Yat!” Çıkarır hemen ayakkabısını, bir adım atar hemen “Bismillah!” sağa döner “Bismillah!” sola döner “Bismillah!”
Onu gayri ihtiyâri söylüyor.
Her şeyi besmeleyle yap oğlum!
Besmelenin fâidesi vardır, ama abdestli iken.
“Bismillah!”diyeceksen yap!
ALLAH'ın ismini, abdestli iken besmele hani her şeyi, mevlüd okunurken “Her şey besmeleyle açılır!” diyor ya orda.. Abdestlinin söylediği besmele o..
“Ben söyledim bir şey olmadı!” Abdestin yoktur!
Beyhûde mırıldanmamak lâzım.
Kelin ayıbını külah örter. Keller vardır dâima külah kelliğini örter.
Bir GÜL ile bir GÜL BAHÇESİ satın alıyorsun besmeleyle oğlum!
Dikkat et, her işini ALLAH için yap!
İnsanın yüreği ALLAH için erirse, şehidler gibi iki âlemde de lütf u ihsana mazhar olur insan.
Katreler denize ulaştı mı güneşin harâretinden de kurtulur rüzgâr ve topraktan da..
Ne buhar olur, ne emilir ne savrulur.
Zâhiri kaybolur amma ZÂTı yok olmaz!..
Sen ALLAHı anarken, Rasûlullahın muhaBBetinden gözünden yaş gelir ya, bir insanın gözünden yaş gelir ya, v-ALLAHi o yaşların kıymeti o kadar kuvvetlidir ki katresini bile Cebrâil kapar alır senden, o kadar kıymetlidir kendinden geçtiğin zaman..
Bunlar söylenir şeyler değil haa!
Bak her câmide bir minâre var Secde-i Rahmân'a kapananları övüyor o, methediyor orda.
Göster bana dünyâda bir millet ki minârelerinde yâhut tepelerinde o ÜMMeti methetsinler!
Çan çalar, o kadar!
Ne diyor: “ALLaaaHuuEKBERR!” diyor yukarda!
“ALLAH O büyük! ALLAH O büyük!”
“Ben Rasûlullahın, ALLAH'ın elçisi olduğuna şehâdet ederim!” diyor.
Müezzin Efendi hepimizin namına söylüyor, kendimizi övüyoruz.
Göster bana bir minâre var mı böyle?
Burada daha çok söylenecek İŞler var ama, doğru değil.
Onun için insan konuşurken çok dikkatli olmalı: “Ben doğru söyleyim!“ derken yalan söyler.
Ayran içinde yağ nasıl gizliyse, ayranın içinde yağ gizlidir iyice şey edeceksin ki yağı çıksın.
DOĞRUluk cevherinin içinde de yalan gizlidir haaa!
“Ben doğru söylüyorum!“ diye yalan söyler insanlar.
Onun için bir iş yaparken fetvâ alırdılar, fetvâ oydu.
“Yalan ne?”
Ahaa vücud oğlum ten, ten!..
“Doğrusu?”
Doğru CANı insanın canı..
Yağ, ayran içinde âdetâ yok gibidir, ayran ortadadır âdetâ bayrak dikmiştir ortaya: “Ben buradayım!” diye.
Rüyâda insanın, göz işine karışmaz göz uyuyor, et parçası, güneşi de görürsün ayı da görürsün!
20 yıl uyanık kalsan onları göremezsin!
O halde başka bir göz var sende.
Aha o gözü temizlemek için demin dediğim usulleri yap!
(Devamı sonraki kayıttadır…)
Kaydın metninin hazırlanmasına destek olan Uğur Bey’den Allah razı Olsun, teşekkür ederiz.[fb_vid id="10153972796779751"]
Yorumlar
Yorumlar
Yorum Gönder