
KAYIT 187
Rüyâda insanın, göz işine karışmaz göz uyuyor, et parçası, güneşi de görürsün ayı da görürsün!
20 yıl uyanık kalsan onları göremezsin!
O halde başka bir göz var sende.
Aha o gözü temizlemek için demin dediğim usulleri yap!
Kur'ân'da bir âyet vardır bilirsiniz Hazreti Mûsâ’ya bir tas getirdiler.
Tası Nil’den doldurdular.
İlk defâ yarısını içti Hazreti Mûsâ tastan, yarısını da Kıptî'ye uzattı.
Tastaki su kan oldu, tası geri çekti su oldu.
Kıptî kızdı bu sefer: “Ulan bu nasıl şey!.”
Suyun haddi mi var ALLAH'ın emri olmadan böyle olsun.
Bunlar masal gibi gelir ama insana, dış yüzünü duyarsın, iç yüzünü gör de bak nedir.
Koku alamayana mis de aynı öteki fenâ bildiğin koku da aynı.
“Bu ne demek?”
Hekaye öyle görünür ama, Cenâb-ı ALLAH Kur'ân'ında masal anlatmaz oğlum! Masal anlatmaz!
Firavun, Dördüncü Menfis Kralı eski Mısır İmparatorlarına “Firavun” dediler. Firavun!.
Biz, Firavunu zalim müthiş bilmem ne kelime..
Firavun’un mânâsı “Güneşin Oğlu” demek eski Mısır'da.
Dördüncü Menfis Hükümdarı zamanında, tantanalı bir hükümdar..
Bir gün kâhinleri demiş ki: “Senin tebaan içinde bir çocuk doğacak!”
Kur'ân'da.. “masal bu!” diyenlere hitab ediyorum ben!
Size “masal gibi” diyenlere bunu anlatırsınız.
“Kur'ân'da masal” gibi görünür ama masalın altında ne var oğlum?
Masalın altında yedi kat böyle apartuman gibi mânâlar var!
“Şimdi göreceksin tebaanın içinden çıkacak seni mahv edecek, perişan edecek” demiş.
“ Vayy!” demiş. Çağırmış: “Bu günden îtibâren doğacak bütün çocukları kesin!” demiş.“Keseceksiniz hepisini!”
Firavun’un çocuğu yok. innin idi kendisi..
Hanımları Hazreti Asiye demiş ki: “yahu yazıktır bir çocuk doğacak diye herkesin evlâdını nasıl kesersin, hiç olmazsa bir sene kes, yâhut bir ay kesme bir ay kes!” demiş.
“Ayın 1 inden 30 una kadar doğanları keselim, öbür ayda kesmeyelim, yahut 6 ay keselim 6 ay kesmeyelim” “Peki!” kabul etmişler.
Şimdi Kur'ân-ı Kerîm'de, Hazreti Mûsâ kesilen ayda doğuyor ağam!
Firavun’un kestiği ayda Hazreti Mûsâ doğuyor.
Niye Cenâb-ı ALLAH Mûsâ'yı kesilen ayda doğurtturuyor?
ALLAH'ın murâdı başka. Bunu kestiriyor “Ben onu sarayda büyüteceğim!” de diyor.
Çünkü kesilmeyen ayda doğsa ümmetin içinde kırbaçlanan köle olarak kalacaktı.
Attılar O’nu suya.. zâten Mûsâ “Sudan kurtulmuş” demek.
Doğru saraya aldılar beslediler.
ALLAH'ın hikmetine bak kesilmeyen ayda değil, kesilen ayda..
Ondan sonra Kur'ân diyor ki: “Mûsâ büyüdü.”
Firavun onu alırmış kucağına severmiş.
Firavun’a da “Baba” dermiş. Çocuk bu der ya!
Bir gün Firavun’un kucağında şey ederken, Firavun’un böyle sakalı uzun incili mincili..
Yakalamış Musa başlamış çekmeğe Firavun’un canı yanmış, neyse elini melini sıkmışlar.
Yanındakilere demiş ki: “Bunun eli çocuk eline benzemiyor! Belki bu çocuktur.. biz bunu sudan bulduk.. kesin bunu!” demiş.
Saray birden karışmış.
Hazreti Asiye geliyor: “Yâhu bu çocuk bu sakalına da salar, eteğini de çeker!” demiş.
"Yâ Asiye bunun eli çocuk eline benzemiyor!”
“Tecrübe edelim!” demiş birisi..
Getirmişler bir mangalın içinde ateş. Bir tas içindede paralar altınlar.
“Bak demiş getir de bak hangisine şey edecek?”
Mûsâ'nın eli paralara gitmiş tabii.. Ateşe neye soksun elini..
Derken görünmeyen bir el gelmiş onu almış götürmüş ateş tarafına şey etmiş. ateş tarafına!
Kur'ân-ı Kerîm diyor ki: “Mûsâ ateşi eline aldı” diyor. “Ateş elini yakmadı” diyor. Ağnızına götürdü, dilini yaktı.. ne demek bu?
Allahlık iddia edene eziyet verdiiii, ALLAH o eli yakmaz..
Dili, Allahlık iddia edene “Baba” dedi.. Mücâzat olarak Mûsâ'nın dilini yaktı.
Ondan sonra da bu dili yaktı amma Mûsaynan da konuştu. “Mûsâ Kelîmullah” oldu.
ALLAH bir cezâyı verir senin iyiliğin için sana mertebe verir.
Onun için: “Bana bir adım yanaşana Ben on adım yanaşırım!” diyor.
ALLAH Yolunda tozlanan ayakların altını melekler öper oğlum!
Sen inanmana bak! Bürhan isteme!
“Efendim ben inanmak için bana âyet ver, bilmem efendim hadis göster!”
Ulan Mü’minin kalbi Rasûlullaha müteveccihtir. Aklı yerindedir.
***
(Rasûlullah diyor ki: “Bir söz söylendiği zaman aklınız kabul etti mi bendendir”
Aklınız kabul etmedi mi kitab aramağa lüzum yok! Kitab aramağa lüzum yok!
Tamâmiyle temizlenip şey edebiliyor musun, inanabiliyor musun?
Rasûlullah'dan daha haber yok, Mekke devri, cehâliyet devri.
Mekke’den bir kervan kalkıyor ağam!
Biraz da kervanlan yolculuk edelim..
Peygambere yanaşacağız ya be birâder ne dedik başta!
Bak nasıl yanaşacağız bak sonunda görürsün.
Film işte değil mi? O onu öldürüyor, O onu öldürüyor bakalım ne olacak sonunda!.
Peygamber Efendimiz yok. Dünyâda yok.
Şam'a bir kervan gidiyor, Şam'dan bir kervan geliyor.. böööyle devam ediyor.
Rasûlullah Efendimiz doğuyor, kimse farkında değil her çocuk gibi doğuyor işte.
Bir gün “Ebû Kuhafe” isminde bir tüccar, 60 deve 18 at Mekke’den Şam'a gidiyor.
Mekke havâlisinde öte-beriyi satıp ordan da Şam'a öte-beri götürüyorlar.
Zâten kervanlan şey ediyorlar bu işi..)
***
….Bir de oğlu var bu EbûKuhafe'nin, Adduluzza, o da yanında. Günlerce Şam'a gidiyorlar.
Şam'da işlerini bitiriyorlar. 10-15 gün kalıyorlar, ertesi günü dönecekler.
Şam'a gideniniz varsa Kadem-i Şerîf vardır orda, Fuad Köprüsü'nü geçtikten sonra istasyona giderken arkada Kadem-i Şerîf!
Resûlullah oraya kadar gelmiş, atlarından inmişler, Şam'a girmemişler.
Oraya Resûlullah'ın ayağı mübâreki bastığı için Kadem-i Şerîf derler.
Onun arka tarafına doğru tayyare meydanı vardır şimdi.
Tayyâre meydanından iyice gözün kuvvetliyse bakarsan düzlükte böyle siyah bir dağ silsilesi vardır. Ona “Cebel-i Esved” derler Şam'lılar. Siyah Dağlar..
O Cebel-i Esved'lere doğru gidiver. Şimdi oradan da bir asfalt vardır, git Cebel-i Esved'lere yanaştıkça bir boğaz gelir orda. O boğazdan çıktınız mı Kum Çölü'ne gelirisiniz. Kum Çölü.. Çöl…
Çölde 1-2 km. gittikten sonra sağ tarafta bir eski mâbedharâbeleri vardır. Şimdi de mevcuttur orda mâbedharâbeleri..
İşte o zaman da bu kervan şeye çıkıyor bu Cebel-i Esved'den çıkar çıkmaz, bir fırtına başlıyor kum fırtınası, kum fırtınası başladı mı böyle kumları yuvarlar yuvarlar, getirir dağ gibi yığar.
Oraya yığar oraya sanki deniz...
Hani dalgalı iken denize bir emir versen “dur!” desen, sinema oynarken dalgalı denize dursa nasıl kimisi yüksek kimisi alçak fırtına durduğu zaman da böyle dalgalı görürsünüz Kum Çölünü..
Bunlara “eksibe” derler Araplar. Eksibe. Elif, Kâf, 3 noktalı se, be “eksibe”.
Bir fırtına başlamış bu kervan ordaki manastır işte bu günkü harâbeleri görünen büyük bir manastır.
Yâni Ehl-i kitap, daha İslamlık mislamlık yok ortada.
Oraya zorlan kervanı sokuyorlar.
Zâte büyük etrâfı duvarlı.
Şey diniyor 1-2 saat sonra.(Fırtına)
Bu EbûKuhafe'nin oğlu Abduluzza 16 yaşlarında. 16 yaşlarında, 17 yaşlarında.
Babasına diyor ki: “Baba diyor. Ben dün gece Şam'da bir rüyâ gördüm. Ben sana bir anlatıvereyim onu”.
“Oğlum diyo ben ruyâdan anlamam diyor. Rüyâ ben de görürüm sen de, ben anlamam demiş. Git burada bir râhip var demiş sen ona sor”.
Ebu… Abduluzza gidiyor râhibin yanına giriyor. Elini öpüyor, râhip sakallı bir adam..
“Efendim diyor. Ben bir rüya gördüm size anlatacağım”
“Buyur oğlum anlat!” diyor. Anlattıkça râhibin gözleri böyle..
Şimdi bu rüyâyı dünyâda hiç kimse bilen yok..
O râhiblen Abduluzza’nın arasında geçmiş bir şey..
Hiç kimseye intikal etmemiştir bu rüyâ. “Ne rüyâsı gördü?” Bilmiyoruz!..
Efendim bu rüyayı sen nerden gördün. Bunlar böyle görüp de ona sorduğunu biliyorsun?
Ne ne karışma nerden öğrendiğime! Sonunda öğrenirsin nerden öğrendiğimi.. Acele etme! Her şeyin ipini kaçırtma!
Hani ekmek alırsın eve gideceksin, mahallede oturursun ekmeğin ucundan, ekmeğin ucundan eve gitti mi fâre yemiş gibi olur ekmek.
Git oğlum otur besmeleynen kes ye!
Hani çocukların simitini çekerler bilmem, öyle gıcık-mıcık yapma!
“Oğlum demiş bu rüyâyı sadrında sakla!” demiş. “İçinde sakla!” demiş. “Kimseye söyleme!” demiş.
Kulağına da bir şey söylemiş. Abduluzza “tuhaf iş!” demiş o kadar..
Bunlar kalkmışlar pıngırpıngırpıngır şeye gelmişler, Mekke'ye.. Aradan 20 sene geçmiş.
Bu EbûKuhafe, Peygamber Efendimiz de genç arkadaş olmuşlar, hani olur ya..
Bizim küçüklükten öyle arkadaşlarımız var ki orgeneral olmuş. Olur değil mi?
Daha biraz seneler geçmiş, geç babam geç geç geç geç geç geç, RasûlullahSallallâhu Aleyhi ve Sellem Efendimize Berat Gecesi Nebî'lik gelmiş.
Bu arkadaşı Abduluzza babasıylan EbûKuhafe’ylen yine Şam'a gitmişler.
EbûKuhafe, ResûlullahSallallâhu Aleyhi ve Sellem Efendimiz irtihal-i dâr-i İlliyin ettikten sonra da yaşamıştır 6 sene daha.
Aradan 4 gün geçiyor Mekke'de yayılıyor: “AHMED ben peygamberim diye ortaya çıktı” Mekke küçük zâten bir mahalle hâlinde.
Kâbe'ye gidenler bilir Cebel-i Kubeyslen Kâbenin olduğu yer …
Etrâfında öyle mescidler falanlar bilmem neler yok. 30-35 hânelik bir şey.
EbûKuhafe'nin oğlu babası gelmiş. Kendisi de attan inmiş. Abduluzza..
Demişler: “Senin arkadaşın Ahmed var ya, haa demiş. O demiş ben Peygamberim!” dedi demiş.
Demiş ki Abduluzza: “O yalan söylemez!” demiş. “Ben bir gideyim bakıyım!”
Ki bu Abduluzza sonradan İslâm olduktan sonra Resûlullah ismini değiştirmiştir “Ebu Bekir” demiştir. Ebu Bekir dir bu. Hazreti Ebu Bekir.
“O yalan söylemez!” demiş. Gitmiş huzûra.
“Merhaba Ahmed!” demiş. “Merhaba Ya Ebu Bekir YâAbduluzza” demiş. Sıkmış elini. “Ee nasıl geçti seyahatin iyi geçti mi?”
“Yâhu demiş şimdi duydum demiş Sen Peygamber olduğunu söylüyordun demiş, öyle söylediler bana!” demiş.
“Evet demiş Abduluzza ben Peygamber oldum bana biat edecek misin?”
Demiş ki: “YâAhmed demiş sen yalan söylemezsin!” demiş.
“Ne edeceğim demiş, söyle demiş sana iman etmek için. ”
“Eşhedu en lâ ilâhe illâ ALLAH ve eşheduenneMuhammedenAbduhuRasûluhu, Abduhu ve Rasûluhu”
“Dedim Yâ Muhammed!” demiş.
“YâAbduluzza, ismin Ebâ Bekir'dir şimdiden sonra” demiş.
Ebû Bekir başlamış ağlamağa, Peygamber Efendimizden biraz yaşlıydı.
“Yalnız demiş Ya Resulallah bir şey soracağım sana!” demiş. “Buyrun!” demiş.
“Sen Peygamber olduğunu söylüyorsun demiş, ben sana inandım senin çünkü kaç senelik arkadaşımsın yalan söylemediğini bilirim!” demiş.
“Bana bir burhan göster demiş hüccetin nedir vesikan nedir?”
“Yanaş YâEba Bekir” demiş.
“Sen 16 yaşındayken Şam'da gördüğün rüya kâfi değil midir?” demiş.
Oğlum bunlar öyle telsizler ki birbirine merbut insanın aklı durur. Yaaa!
Ne rüyâsı gördü?.. O Papaz demiştir ona: “ Sen şöyle şöyle şöyle olacak, birisi gelecek Peygamber olacaktır, sen ilk iman eden erkek olacaksın, onun refiki olacaksın” demiştir..
Resûlullah nerden bilsin onu haber verdiler de.. “Sen demiş Şam’da gördüğün rüya kâfi değil mi YâEba Bekir?” demiş.
(Devamı sonraki kayıttadır…)
Kaydın metninin hazırlanmasına destek olan Uğur Bey’den Allah razı Olsun, teşekkür ederiz.[fb_vid id="10154032193379751"]
Yorumlar
Yorumlar
Yorum Gönder