
KAYIT 192
Gül tohumu vardır aziz cemaat.
Gül tohumu.
Bunu bir tahlil edelim.
Gül tohumunun içinde renk vardır.
Çok dikkat edin!
Koku vardır.
Görünmez bu.
Gül tohumunu yar!
Kimya laboratuarına gönder!
Ne koku vardır içinde ne renk vardır.
Ancak içinde amidon vardır.
Birazda fosfat vardır.
Yani nişasta ile fosfat vardır.
Başka bir şey yoktur…
Gül toprağa girip Er REZZAK esmasıyla beslenmeye başladığı zaman, gülün bu zâhiri kısmı kaybolur.
Bâtını çıkar içeriden.
Bâtınında o halde zâhirini kaybetti.
Bâtınını ortaya çıkarmak için Allah ona bir mükâfat verir.
Nedir o mükâfat?
El ile tutan tohumda bir bâtın var bir gizli bir şey var.
Zâhir olmak için yani içinde tahlille bulunmayan kokuyu, rengi, yeşilliği çıkarmak için ne yapması lazım.
Toprak altına konur bu.
Çünkü, yaratma unsuru topraktan başlar.
HAYY, EL REZZAK, EL BEDİ’ topraktan çıkar.
EL BEDİ’ renkler güzellikler.
HAY canlılık.
EL REZZAK yemek.
Hep topraktan. Toprak altından…
Su verilir buna.
Mâdem ki bâtınını dışarı çıkarmaya savaşıyor.
Su gelir.
Ve minel mai külli şeyin hay.
Es seyhanu vec ceyhan. El fıratü vel Nil. Küllin min emharı cenne.
Seyhan ve Ceyhan. Fırat ve Dicle, Nil nehri cennet nehirleridir buyurmuştur Cenâb-ı Peygamber
Cennetin altında ırmaklar akar.
O halde su dünyada elle tutulan, gözle görülen yegâne cennet taamı sudur.
Onun için su pislik tutmaz!
Onun için İslamlar huzur-u ilâhiye ye giderken cennet taamı su ile yıkanırlar.
Su pislik tutmaz.
Dünyanın milyarlarca suyu akar çeşmeler bitmez.
Akar dereler bitmez.
Cennet taamıdır.
Cennetten bu bâtınını zâhire çıkardığı için cennet taamı su verilir gülün tohumuna.
Güneşten hararet gelir.
Böyle kendini Allah yoluna verdin.
Sakın affedileceğini yahut da tamamiyle azap göreceğini…, ikisi de şüphelidir.
Allah’a bırak onun için cehennemden hararet verilir buna.
Onu da unutma demektir.
O halde güneş, merhamet, rahimden başlıyor olgunluk geliyor güle.
Aha bunların hepsi nefistir oğlum.
Bu nefisi ortadan kaldırdığın zaman geride SABÛR esması kalır. Sabır. Allah’ın Es SABÛR esması kalır.
Gül açar, toprağa çıkar.
Klorafili gelir de güneş var yemyeşil olur.
Tomurcuk gelir.
Olgunluk haline gelmiştir.
O zaman güle bir mükâfat verilir.
Nedir o?
Koku…
Koku içinde değil.
O kırmızılık haline geldiği zaman, nasıl ki bir aynaya ziya aynaya akseder de ondan aksederse, koku sonradan verilir güle.
Eğer gülün kendisinden olaydı,…
Cenâb-ı Allah herkesi kıskanç ve hâsis yaratmıştır.
Gül etrafa kokusunu vermezdi.
Yani gülün bâtını zâhir, zahiri bâtın olduğu için bütün esmalar çıkarır. Sen de zâhirini yok et, içinden güzel kokular çıkar ağzından. Bütün dünyadaki çiçekler iki çiçeğin sırrını kapamak içindir.
Onları örtmek için yaratmıştır Cenâb-ı Allah bütün çiçekleri...
Biri manolya biri de güldür.
Dikkat edin dikkat edin daha lakırdı bitmedi.
O halde senin içindeki kalbine gelen Nur-u Rasûlullah’ı aksettirip onun kokularını onun güzelliklerini onun menevişlerini ortaya çıkarmak için kalbini hazırlamak lazım.
Bunların hepsi nedendir?
Gülün bize kokusunu göstermek içindir oğlum.
Hanı eski şairlerden birinin bir sözü vardır “ne güzel lakırdıdır” diye edebiyat muallimleri tahlil ederler.
Bir de evinizde manevî gözle tahlil edin bunu.
Gel gül dedi. Gel gül dedi. Bülbül güle.
Bülbül orda. Gel bana dedi gel.
Gel gül dedi bülbül güle.
Gül gelmedi gitti.
Bülbül güle gül bülbüle, yar olmadı gitti.
Bu insanın kendi şeklini anlatır.
Birbirimize kendi kendimize tekme atıyoruz farkında değiliz.
Yoksa koku çıkarmak için mi?
Tohum iken gülün kokusu nerede idi?
Nefsinin altında, nefsinin altında!
Çay! Çay! çay!..
Al çayı kokla!
Koku yok.
Çayı suya koyacaksın.
Sıcak edebine girecek.
Sıcaklıklan haşr edecek.
Koku ve renk o zaman kendisine verilir.
Kendisi çıkarmıyor.
Zâhirin bâtın ve bâtının zâhir oluşun.
Bunların yarısı irade-i cüzi ye tabidir diğeri de küllî iradeye.
Sen kendini…
Huve’l- Bâtını ve’z- Zâhir.
O halde gül toprağa giriyor çıkıyor koku haline intikal ediyor.
Huve’l- Bâtını ve’z- Zâhiri tesbih ediyor.
Her tesbihinde de EL BEDİ’ esması tecellî ediyor gülün güzel rengi. Koku, bu tesbihin titreşiminden ibarettir.
O halde sen Allah Allah içinden dersen o gülün kokusu gibi çıkmaya başlar koku.
Bu güzel tecellîden dolayı gülün kokusu hoşumuza gider oğlum!
Gülün bu sırrı, insanlar bile sırrını çıkarmasın ortaya diye isim değiştirmiştir.
“Nasıl isim değiştirdi Hoca Efendi?”
Biraz sonra söyleyeceğim nasıl değiştirdi.
Gül yağı deriz. Gül yağı.
Gülü alır, asidi sıfır zeytinyağında kaynatırlar muamele ederler. Gül kokusunu yağa verir.
O bile bizi yine şaşırtmak için insanlar dili dolanmıştır ismi başka vermiştir.
O gül yağı değildir oğlum.
Gül yağı, gülden yağ çıksaydı...
Şimdi o linkolin bilmem efendim pamuk yağı, fındık yağı, bilmem efendim kabak çekirdeği yağı diye milletler ondan yağ çıkarırdı yerdi.
O gül yağı değildir.
Güllü yağdır. Güllü yağ.
Bu bile yanlış.
Bu sırrı gizlemek için (Cenâb-ı Allah bütün çiçekleri yaratmıştır. Güllerin de seksen türlü rengi vardır.
Bi de manolya çiçeği vardır dokundunuz mu solar şöyle büyük açar o, bembeyazdır.
Büyük ağaçları vardır.
Yaprakları kışın dökülmez onun.
Bu kauçuk ağaçları gibidir yaprakları.
Yaprağın ismindendir.
Niye solar?
Manolya da oğlum tanen vardır tanen denilen mazıdan çıkan birşey.
Elmada da vardır.
Ayvada da vardır.
Ayvayı elmayı ısırırsın biraz sonra havanın oksijeni ile birleşti mi) tanen açığa çıkar kararır o.
Aha onun gibi.
Sen elini vurduğun zaman manolya solar.
Dokunmak bir nevi manolyanın temizliğine mekruh sürmektir.
Şaibelerden kurtulmuş temizlenmiş bir insana da küçük bir mekruh aynı böyle manolya gibi yapar.
Cenâb-ı Allah vücuttaki esmalarının menevişlerini toplar büzer o zaman.
O zaman araya perde misüllü şeyler girer.
Havva ile Âdem .
Havva ile Âdem arasına nasıl şeytan girdi onları kandırdı.
Âdem ile Havva hikayesi aynen devam etmektedir.
Son nefesimize kadar devam edecektir.
Âdem bütün insanların, Havva bütün kadınların…
Bu hikaye hâlâ devam etmektedir.
Manolya ya şöyle bir emir çıkar.
“Bu kul senin temizliğinin kıymetini bilmedi sana el sürdü.
Ben de bütün mevcudatımı kulumun emrine musahhar kıldım.
En efdal kulumu yarattım.
O senin kıymetini bilmedi.
Ben onu senden yüksek yarattığım için verdiğim rütbeyi geri almak şanıma yaraşmaz.
Sen benim basit bir çiçeğimsin, onlar senin kıymetini bilmedi.
“Dön Bana! Bana dön!” emridir o.
Onun için manolya solar oğlum.
“Senin kıymetini bilmiyorlar Bana dön Manolya!” emridir bu.
Onun için manolyaya dokundun mu soluverir…
Onun için İslamlar içinde manolya gibi insanlar vardır.
Zaten Secde-i Rahmana kapanan da bir gün muhakkak gül kokusu ortaya çıkacaktır.
Rasûlullah efendimiz gül gibi kokar.
İnsanlar kendi kokusunu aziz cemaat alamazlar.
Nasıl ki şu kağıda bakarsan yüzünü göremezsin, aynada görürsün.
İnsanlar kendi kokularını alsaydı Cenâb-ı Peygamber buyuruyor hepsi çıldırırdı.
Çünkü tefahur gelir adama ben ne kokuyorum diye.
Onun için herkesin kendine mahsus bir kokusu vardır.
Gidersiniz bir memlekete bakarsınız bir yere yanaşırsınız bir koku gelmeye başlar.
O koku oranın kokusu değil azizim.
O adam ve yahut o muhit senin aynan oldu.
O koku kendi kokundur.
Ancak o temiz insanda sana intikal ediyor o koku.
O adamın kokusu değildir.
Bağırsaklarımız ne dolu biliyorsunuz değil mi kokusunu almıyorsunuz.
Siz bir insanın karnının yarıldığını görseniz…
Ameliyat esnasında, ben operatörüm.
Midesini açtım felan.
Bir koku gelir karından imkanı yok duramaz insan.
Ama ben senelerce alışmışım koku almam.
Koyunu kestiğiniz zaman karnından bir sıcak koku gelir.
Ondan daha fenadır o koku.
Onun için Allah bunu gizlemiştir.
“Efendim felan bir Şeyh Efendiye gittim sarıldım ona aman ne güzel kokuyor!”
Ulan Şeyh Efendide, Şeyh Efendinin kokusu değil o.
Senin kokun.
Senin kokunu ayna gibi sana aksettiriyor.
Herkes o kokuyu başka türlü şey eder kimi menekşe duyar, kimi gül duyar.
Kimi bilmem ne kokusu duyar.
Kendi kokundur o.
O adam kokusunu almaz.
Onun için o hale gelenler.
Hepimiz inşAllah geleceğiz o hale.
Sen ne zannettin 40 sene 50 sene namaz kıl da sonunda hüsrana mı uğrayacağını zannediyorsun?
Bu dünyanın sapık ve âhir zamanında namazını kılıp orucunu tutabilen her babayiğide kâr değildir.
Her babayiğidin kârı değildir.
Bu şükür makamıdır.
Şükür makamı Allah’ın izni olmadan olmaz.
Şükür makamını Allah az çok sevdiklerine ikram eder.
Şuraya sizi birisi mi zorladı geldiniz.
Muhakkak Allah’ın sizin haberiniz olmadan aldığınız bir telgrafla geldiniz.
Onun için aziz cemaat bahane arayın bahane.
Baha değil.
(Devamı sonraki kayıttadır…)[fb_vid id="10154138378379751"]
Yorumlar
Yorumlar
Yorum Gönder