Koptuk birbirimizden, Milena, bana öyle geliyor… Tek yerde birleşiyoruz daha: burada olsan ve yüzün alabildiğine benimkine yakın olsa.
Birleştiğimiz bir yer daha var: “rahat ölme” isteği! Ama bu istek çocuklarda bile vardır; okuldayken matematik dersinde hep duymuşumdur bunu: Öğretmen defterinde adımı ararken korku içinde gerçeği, bilgisizliğimin gerçeğini anlar, korkudan yarı düşlü bir durumda neler istemezdim: Kimseye görünmeden kalksam, sıraların arasından geçebilsem, derdim; matematikteki tüy gibi hafifliğimle öğretmenin önünden uçuversem, bir kolayını bulup süzülü versem kapıdan…
Dışarı çıkınca toparlansam, dışarının güzel havasıyla özgürlüğüme kavuşsam, sınıftaki o gergin, o kötü havadan -dünyanın hiçbir yerinde olmadığını sandığım o havadan - böylece kurtarsam kendimi!
Elbette, bu “rahat" olurdu, işime gelirdi. Ama böyle olmazdı ki; çağrılırdım, bir ödev verilirdi, bu ödevi çözmek için logaritma defterine başvurmalıydım, almamıştım yanıma, bir yalan atardım, sıramda derdim (öğretmen bana kendisininkini verecek diye umutlanırdım), ama git defterini getir, denirdi, yerime döner, yapmacıktan bir korkuyla (okulda yapmacığa hiç başvurmadım) defterin olmadığını görürdüm, öğretmen (geçenlerde yolana rastladım ona) notumu kırar, üstelik, bilmiyorum neden, "Timsah” derdi bana.
Notumu kırmakta haklıydı, bir not atmak gerekiyordu elbet, gene de haksızlık edilmişti. (Evet, yalan söylememiştim ama kimse kanıtlayamazdı tersini, o halde haklıydım.) Ben yalnız bilgisizliğimi örtmek istemiştim.
Bütün bunlar “rahatlık” işte, öyle zaman olur ki, odada yalnızken bile “yok oluverir” insan, bunun nedenleri çoktur, kişi yaşarken bile ölebilir.
Franz Kafka - “ Letters to Milena ”
Yorumlar
Yorumlar
Yorum Gönder