YÛSUF Suresi Âyet-108
“De ki: işte bu…” izlediğim yol, zat tevhidi yoludur. Bana has yolumdur, sadece ben bu yolu izliyorum. “Ben…çağırıyorum…” bütün sıfatlarla mevsuf tek zata cem aynında davet ediyorum. “Ben ve bana uyanlar…” bu yolda benim peşimden gelenler, ki bu yola davet eden herkes bana tabi olanlar arasında yer alır. çünkü benden önceki bütün Resuller, mebde (başlangıç) ve meada, (sona) bazı sıfatlara sahip bir zata çağırıyorlardı. İbrahim (a.s) hariç. O tevhid kutbudur. Bu yüzden Hz. Resulullah (s.a.v), İbrahim’in (a.s) tabilerindendir. Kuşkusuz bu tabilik cem itibariyledir, tafsil itibariyle değil. Çünkü sıfatların tafsilatının tamamlayıcısı olarak Resulullah’tan (s.a.v) başka biri söz konusu değildir. Aksi takdirde Hz. Resulullah (s.a.v) gibi başkası da Hak yolunun hatemi olurdu. Ki bu da imkansızdır çünkü, O bu yolun hatemi, sonuncusudur. Çünkü herkes ancak ulaşabildiği kemale davet edebilir. Mühür (hatem) O’dur.
“Allah’ı tenzih ederim…” O’ndan başkasının O’nun yolu üzerinde olmasından O’nu tenzih ederim. Bilakis, kendi yolunun saliki, kendi zatının davetçisi Odur. “Ben ortak koşanlardan değilim.” zati tevhid makamında, benlikle perdelenmiş olarak başkasını ispat edenlerden değilim. Bilakis, ben O’nunlayım. Ben O’nda fena bulmuşum. Dolayısıyla, kendi yoluna çağıran O’dur.
(Muhyiddin İbn Arabi Tefsir-i Kebir Te’vilat 1.cilt)
Yorumlar
Yorumlar
Yorum Gönder