
KAYIT 148
Es-selâtu ve’s-selâmu aleyke Yâ Rasûlullah!
Yâ Seyyidî! Yâ Rasûlallah!
Huz biyedihi kallet hilleti edrikni!
Subhâneke Yâ Allâm, tealeyte Yâ Selâm!
Ecirnâ mine’n-nâr ve bi affike Yâ Mu’cir!.
ALLAHumme ente’l- Mennân!
Bedîu’s-semâvâti ve’l-ardı ze’l-Celâli ve’l-İkrâm!.
Yâ Hayy Yâ Kayyum, Yâ ALLAHu celle celâluhu!
Azîz Müslümanlar!
İnsanlara hitab ediyorum!
Hepiniz bu mübârek günde oruçlusunuz.
Bir hadis-i kudsîde ALLAH c.c. insanı şöyle târif eder:
"El insane Sırrî ve ene Sırra - İnsan, “Ben insanın sırrıyım, insan benim sırrım”
Bu hadisi karıştırma! Ta’zim ile önünde eğil!
Bunun ikisi de zâten sırdır.
İnsan zâten bir mekândır. ASLı lâ mekâna âittir.
Karıştırırsan, su ile yağ karışırsa kandil ışık vermez.
Bunları birbirine karıştırma, yalınız beni iyi dinle!
Lâ mekâna bakan senin içinden gizli incileri çıkarmağa savaşıyorum.
İpin ucunu dedikoduyla kaçırma, sonra mânevî düzen bozulur!
Zâten,… kendi gölgene düşman olma!
Dünyânın hiçbir yerinde emin olamazsın.
Kuş havada uçar, gölgesi de kuş gibi yerde uçar görünür!
Sözlerimiz ölçeğe benzer mânâ içindeki dânelerdir onu oruçlu Müslüman anlar.
İnsan vücûdu hakîkî bir mâbed, içinde sana senden yakın olan O var, Nûr-u Rasûlullah vaar!
Bunların arasında da sen varsın!
Gönül, ALLAH’ın ucunu tuttuğu bir merdivendir.
Her basamağında bir Rasul vardır.
Hakîkî mâbed, insan içindekidir.
Bu mâbedin görünmeyen içini görmek için cömertlik lâzımdır; namsız, nişansız, hikâyesiz ve destansız büyük ALLAH Dostları vardır, onlara yanaşmak gerek.
Ben, Hızır’la konuşanları işittim, utangaçlıklarından kimseye bunu söylemezler.
Bedenini temiz tutarsan içe yanaşmaya kendi kendine izin vermiş olursun.
Beden, gönlün; gölgesinin, gölgesinin, gölgesinin, gölgesidir.
İnsan gönül olduğu için ALLAH’ın sevgili mahlûku olmuştur.
Bilirsiniz bir odunu oyarlar, kurumuş bir et sinirini tel yaparlar, saz olur.
Ondan tatlı nağmeler çıkar.
Bir kamışa üflerler âdeta kamış konuşur.
Onun için insana da,… hattâ şimdi birçok odunlar var ya onlara bile ALLAH üflemiştir.
Kâinât bunun için insan için yaratıldı.
ALLAH’da insan gönlünde insan sevgisi şeklinde tecellî ediyor.
O halde bu beden, mukaddeslerin mukaddesi, İlahî bir lem’a bir radyodur.
Vücud-beden bu nûrun mahfazasıdır.
O halde vücûdunu temiz tut!
“Hoca Efendi gizli-kapaklı bir çok laflar ediyorsun aceba bunları sen biliyor musun?”
İçinizde diyen olur ya oruç başına girer de!
Her türlü hîleden, le… ve şâibeden muarra, Rasûlu Ekremin buyurduğu: “El hamdulillah!” gibi milyonlarca “El hamdulillah!”, ALLAH Bildirdi!
Ne çilelerden, ne ateşlerden, ne kaynamalardan, fırçalanmalardan sonra… inanmış adam ona derler ki; her hususta kâfir ve münkir bile onun îmânına gıbta etsin!
Anter ile Ali(r.a.)’nin Hayber’deki hikâyesini bilirsiniz.
“Çok sıcak! Çok soğuk!”
Bunlardan şikâyet etmemek lâzım!
Yaz gelir: “Aman ne sıcak!”
Kış gelir: “Aman ne soğuk, aman, aman, amannn!”
Şikâyet etmeyeceksin!
Şikâyet etmemekteki … bu işte!
Serinlemek veya ısınmak için telaşla tevessül etmek, etmemek demektir. Sabır da doğru değildir.
Ne demek bu?, sabrın da ötesinde ağalar, sabrın da ötesinde!.
Atı güneşin altına koy; bir tarafa gitmez, yağmur yağar, kar yağar o orda kımıldamaz durur.
Bu sabır veya bilmemezlik, duygusuzluk demek değildir.
At'ta teslîmiyyet vardır. Hiç kuvvet enerji sarfetmeden düşünmeden ööööyle duruyor!
Birisi, üzerine konan sinekleri kovmuyormuş.
Yanına gelenler, sinekler konmasın diye belki nezâket gösteriyor diye tâkip etmişler.
Fakat bir müdded yalnız kaldığı zaman kendinin üzerine konan sinekleri yine kovmamış.
Bir müdded sonra da sinekler o herife konmamışlar!
Ahaa sen bunu anlarsın, söylediklerim bu sinek hikayesinde gizli.
“Her türlü basit olayın bile gidişini Kader Çizgisine sokuyor” demektir bu hâdise.
ALLAH Dostu deriz Velîyyullah deriz Hacı Bayramı Velî gibi..
Velîyyullah her şeyi kader çizgisine sokabilen müstesnâ insandır.
Ruyâda insan uçar, uyanıkken yapamadığı şeyleri yapar.
Zîra kedini kader çizgisine terketmiş olduğundan, asıl insandaki şüphe ve tereddüdden âri olduğu için bütün kudreti ortaya çıkar ve ruyâda uçar.
Meselâ At aç kalsa hırsızlık yapmaz, Kedi kalsa yapar, Kurt kalsa sürüye saldırır.
Balıklar her gün birbirini yerler.
“Efendim te…, sabır! O halde sen Hoca Efendi insanı öküz yaptın!”
Yok efendim öyle bir şey söylemedim! Kur'ân-ı Kerîm'de: “Tedâvi olnuz, bir işe tevessül ediniz, tedbirleri alınız sonra da tevekkül ediniz!” diyor.
Bunları hep biliyoruz.
Bunların hepisi insanlarda Cenâb-ı ALLAH bir mâsiyyet istediğindendir.
İbâdet de bu mâsiyyet arzulandığı için emrolunmuştur.
Bunlardaki tembellik vesîlelerle hafif terkler mâsiyyetin arzulandığının delilleri.
Ve Bu arzunun gizlenmesini Cenâb-ı ALLAH istediğinden böyle bildirmiştir.
Günah küfür azab hududlarıyla aşırı gidip de sırr ortaya çıkıp inkara gidilmemesi.
Merhâmetinin ve mağfiretinin hakîki nihâyetsiz vus’atı belli olmasın diyedir.
Hakîkatte ne inkâr vardır ne küfür.
Bunlar işte böyle fazla söylenemez azîzim.
(Devamı sonraki kayıttadır…)[fb_vid id="10153539899734751"]
Yorumlar
Yorumlar
Yorum Gönder