KAYIT 159 Farz işlemeyenler cehennem azabına uğrarlar. Yoktur diyenler farz, on...


KAYIT 159

Farz işlemeyenler cehennem azabına uğrarlar. Yoktur diyenler farz, onlar kâfir olur. Vacibi terk edenler azap görürler. Vacip diye bir şey yoktur diyenler de imandan çıkarlar onlar artık müsaadenizle o kadar da olsun bu iş.

İnsan cünüp olduğu zaman beş şey haramdır insana.
Namaz kılmak,
Kur’an okumak,
Meshi Ayet, Kur’an’a el sürmek,
Mescide duhul (giriş),
Tavafı Kâbe
Bu(nlar) haramdır.

Hayızlı kadına da ;
namaz, oruç, Kur’an okumak, Kur-an’a elini dokunmak, Tavafı Kâbe, cima, göbek üstenden dize kadar açmak haramdır.

Abdestsiz üç şey haramdır.
Namaz,Tavaf-ı Kâbe, bir de mesh-i Kur-an. Kur-an abdestsiz tutulmaz oğlum!
Mushaf’ın kenarına bile eliniz süremezsin. Burada abdest almak farzdır.

Vaizler güzel fıkralar anlatırlar. Kıssa dediğimiz hadiseleri naklederler. Kur’an’dan ve Resulden intikal eden kıssalar bir ölçeğe benzer. Mana o kıssanın içinde daneler gibidir. Akıllı kişiler bu danelerden alır. Ölçek var mı yok mu ona yakışmaz. Bakmaz ona.

Doğru bile eğri ruhlu kimselere eğri görülür. Körlerin taşlık yerde düşmeleri pek tabiidir. O kıssayı anlatır, çıkarlar vaiziz diyenler, eeee efendim ne Nuh’ un gemisinin direğinin şeyi kaç taneydi. Ulen onu anlatmadı, sen ondan daneyi çıkar.

Bir adam senin baban olur amma, başka birisinin de oğludur bunu unutmamak lazım. Dane arayana dane tuzaktır. Fakat Süleyman’ ı arayan hem Süleyman’ ı bulur hem de daneyi elde eder.

Hiçbir ümmet yoktur ki aralarında bir korkutucu olmasın. Ayet bu!

Hiçbir ümmet bulunmaz ki içlerinde bir ALLAH halifesi, bir himmet sahibi bulunmasın. Ayet-i Kerime bunlar. Süleyman şimdi de vardır fakat uzağı görme neşesiyle onu göremezler. Sarayda uyuyan sarayı göremez. Uzağa bakış insanı kör eder. Ten itibarı ile cıvanız hepimiz, can bakımından melek. Bu suretle insan hem yerde yürür hem gökte.

Hak korkusunu gayb’ tan duyan sendeki batıl kokusunu nasıl olur da duymaz. Duyar duyar amma edebi icabı yüzüne vurmaz, örter. İyi kokuda yukarı çıkar kötü koku da. Kıtlık yılında davul sesi duyunca millet ekmek dağıtılıyor sanır. Cuma namazını bırakır hepsi kaçarlar.

Dertlinin derdini dinlemek, dertliye bir nevi zekât vermek demektir. Dertli adamın tereddütle dolu dumanlarla dolu bir gönül evi vardır. Derdini dinlersen o eve bir pencere açmış olursun.

Ayıp gören gayb âleminin kokusunu bile alamaz. Kılavuzsuz yola gidene iki günlük yol yüz yıllık yol gibi uzun gelir. Güneş dağa vurur altına da. Sarhoşun önünde hendek de birdir meydanlar da. Tuhaftır bu âlem. Deniz Musa’yla konuşur, rüzgâr Süleyman’ ı taşır, demir Davud’ un elinde mum gibi yumuşak olur

Kamer Resulün parmaklarıyla ikiye ayrılır.
İbrahim’e ateş gül bahçesine çevrilir.
Toprak Karun’u yılan gibi yutar. Hannâne Direği konuşur.
Taş Ahmet’e selam verir.
Bunları anlamayanlara bütün bu hadiseler susup dururlar. Çünkü onlara namahremdirler bunlar.

Altın defineleri viranelerde bulunur.
Gönlün köşesiz köşesi vardır. Orayı bulmak gerek.
Süt emen çocuk dadıyı bıraktı mı yemek yemeğe başlar. Sende hasedi bırak. Dinle!
Küfre razı olmak küfürdür, Hadisi vardır unutma.

Küfür Tanrının takdiriyledir. Hükmüyle değil. Dikkat et rüsvay olur insan burada. Çok mühim bir lakırdı bak bu lakırdı. Küfür Tanrının takdiriyledir. Hükmüyle değil. Yani Tanrının emir ve rızasıyla değildir küfür. Kaza ve kaderin eserlerindendir.

Çirkin resim ressamın çirkin olmasından mıdır?
Nice kuş vardır dane arar. Boğazı, boynunun kesilmesini sebep olur.
Nice kuş vardır açlık ve midesi yüzünden kafes içinde mahpus kalır.
Nice balık vardır ki; su içinde emin iken boğazının hırsı yüzünden oltaya vurulur. Tavada pişer. Onu da bu hale sokan başkasının hırsıdır.

Bu âlem bir rüya oğlum. Zanna kapılma. Rüyada bir el kesilse bile zararı yoktur.
Hiçbir ekmek yoktur ki tekrar harmandaki buğday haline dönsün.
Hiçbir üzün dönüp tekrar konuk olamaz. Olmuş meyvaden de tekrar turfanda hale dönmez.
Dikkat edilecek olursa dünyada her an yeni bir devir açılır. Yeniler eskir fakat ölmez, kaybolmaz. Öyle görünür. Yeniden filiz verir. Dallanır kâinata yayılır. Ama bu yayılma kolay olmaz. Bizim gücümüzle bunu anlayamayız.

Ufacık yeşil bir dal, yerden yukarı uzanırken toprağı deler. Toprak ne kadar haşin olursa olsun çıkana engel olmaz. Bu yüzden o … hamulesiyle toprağı yarar yeryüzüne çıkar. Toprak yol vermez, boyun eğmez, kapıyı açmaz. Ancak bir zor karşısında gelene yol açar. Ancak bu itme karşısında gelene dünyadan ışık gösterir. Zavallı hiçbir nezaket kaidesine girmez. İşte bu yüzden ayaklar altında kalır.

Sağdan soldan edindiği dilencilikle kuvvet bulsa bile semadan inen iki damla yağmur onu kurtarır. Ağlayan göz gönlü yumuşatır. Semadan düşen rahmet de toprağı yumuşatır. Toprağa düşen rahmetin bir ucu yeşil filizin başına değer. Gönlüne işler. Yeter ki bu rahmet başa değsin. Gönüle işlesin. Yerde kabiliyet görürse semadan rahmet yağar. Herkesin gönlüne damla damla düşer. Anladın mı?

Rahmetellil âlemin olan Resulün Ekrem’in kıymetini bilin.
Yağmuru deniz kuşu da alır, sedefte alır. Sedef bir damla alır inci olur. Öbürlerine damlalar yük olur. İnsan ruhu müspet ilim çerçevesi içinde sıkışıp kalmıştır. İnsan bu dünyada iken pervaneden yanmanın inceliğini, derin manasını, ateş içinde saray yapmasını öğrenmelidir. Renk olmaya çalışmalıdır. Kokuyu rüzgâr alır. Rüyada renk vardır dikkat edersen, koku yoktur. Koku dünyaya aittir. Onun için ResulüEkrem’e her an ruhani âlemle ile temas halinde olduğundan soğan sarımsak Haram edilmiştir.Bu Kastalânî’nin kitabında yazar.

İp düğüm düğüm olmalıdır ki çözmenin zevkini duyasın.
Efendim soğan sarımsak yemeyelim mi diye sormayın. Ben size bunları yemeyin diye bir şey söylemedim. Soğan sarımsak kokan ağızla Kur-an okumak doğru değildir! Demin o parayla okuyanların hepsi soğan, sarımsak yiyiyor. Vahyi taklit ediyorsun Kur-an okumakla değil mi? O halde bana bir şey sorma. Aklını zorla da güzel gönlünü yokla. Bu gibi insanlar eskiden çoktu şimdi de yok.

Bu gibiler ‘Lem yelid ve lem yûled’ sırrına vakıf olanlardır. İşte ALLAH sevgisi de böyledir. Düşeceği gönül sedef olmalıdır ki orada inci teşekkül etsin. İnci yapan gönüldür, sedeftir. O yağmur damlası, o rahmet sendeki inci yapmak hassasını harekete getirir. Dikkat et. Bütün emirler ve farzlar bu hassayı ortaya çıkaran yollardır. İnanmayan yine inanmaz. Sarımsak yiyen yine devam etsin. Parayla Kur-an okuyan yine devam etsin. Duygusuz yine mahrum kalsın. … toprak onlar gibi çoğunu yuttu. Diğer toprak. Rüzgâr onlar gibi nicelerin külünü savurdu. Şimdi arasan onlardan iz bile bulamazsın. Büyük İskender’in kemikleri bugün bir harabede yatıyor. Fakat toprağın cesedine bile hürmeten dokunamadığı, dokunmadığı binlerce ALLAH dostu vardır. Toprağa bir de böyle gidiş vardır. Bugün için Resulü Ekrem’in bir Hadisi vardır. ‘Üzüntüm Ahir zamanda gelecek ümmetim içindir’ buyurmuştur. ALLAH’ın kendisiyle meşgul ettiği insanları, kendi hallerinden döndürmeye kimsenin gücü yetmez.

Onların ağızlarını mühürledik. Yani ruh kalbe emanet edildi. Ben de ona ondan yakinim. Beni ortaya çıkarmadıkları için kendi kendilerini mühürledi demektir. Yoksa ALLAH mühürlerse kul açamaz! Ve mesulde olmaz kul.

O halde Lâ İlâhe İllallah mübarek lafzı ile o mührü açıp ortaya çıkarsın demektir. Son Peygamberin hürmetine bu mühür ağızdan kaldırılır. Açılmamış mühürler de vardır. Diğer Peygamberlerden kalan mühürler gibi. Ahmet‘in hürmetine bunlar da kaldırıldı. ‘İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ’.

Uhud harbinden Resulü Ekrem; ‘Yarabbi onlara doğru yolu göster, onlar bilmiyorlar’ duasıyla mühürlere açılmak imkânını ALLAH bağışlamıştır onlara. İnnâ fetahnâ leke onun için indi.

ALLAH Cevat’tır. İstemeden ihsanda bulunur. ALLAH Vahhab’ tır. Verdiğinin karşılığını da beklemez. Bu ikisi ilahi ahlakın ilk basamağıdır. İnsanlar da bu vasıflar hilesiz hurdasız vücudun adeta bir parçasıymış gibi tecelli etmeden insan hakiki mümin olamaz.

Hülasa ALLAH korkusu bir kimsenin önünde olmasa o zatın önüne ciltlerle dolu kitaplar koysan, binlerce haber ve hadiseler koysan faydasızdır. ALLAH korkusu zoraki bir korku, azap korkusu değildir. Sevgisine toz konacak diye utanmanın en sonu hudut üzüntüsüdür. Onun için hikmetlerin başıdır.

‘RE' SÜL HİKMETİ MEHAFETULLAH’. Onunla gönlüne oradan Resule onunla Allah’a ulaşır. Bunu olmayanın önüne yığılan kitaplarla sözlerin, binek hayvanına yüklenen kitapların, duvara söylenmiş gibi sözlerin hiçbir farkı yoktur. Cahil ilimsiz değildir. Doğru histen mahrumdur. Böyle olan Alim de cahildir.

Yıldırım gök gürültüsünden evvel düşer. Kudret âlemine cahiliyet ayağıyla basılmaz.
Bazen siyah olur insan bazen beyaz. Belki imtihan için bu gelir.
Bela imtihan için gelir öldürtmek için değil. Bela kalbi kuvvetlendirir. Kanaat’ı arttırır. Hayrı çoğaltır. Sabırsızlık Sabur esmasına hakaret olur. Ebu Bekir’in dişi ağırdı biliyorsunda ‘Ya Resulullah ALLAH’ ı sana mı şikâyet edeyim‘ demiş.

ALLAH’ın işlerine karışma, rezil olursun. Ondan gafil olma, uyandırırsa utanırsın. Sırlarını yabancılara açma mahvolursun. ALLAH’ın gösterdiği yolu, emirleri keyfine göre tefsir etme. Yerin dibine girersin.

İnsana yetecek kadar rızık verilmiştir. Mide ve hırs denilen hamule ile ALLAH’a isyana gitme. Sen ahiret için rızık tedarikine bak. Gönül ALLAH’ın ucunu tuttuğu bir merdivendir. Unutma! Ve her basamağında da bir Resul oturur.

Siyah ALLAH’ın imza mürekkebidir. Hakikatte mabet insan şekline girdi. Onun için Âdem’e secde edildi.

Kılıca kesmekten utanç gelmez.

Ah! Dedi ağzından duman çıktı. Vah! Dedi ciğerinden kan kokusu geldi bir Sahabenin. Namazı kaçırmıştı. Hem de Resulün imamlık yaptığı bir sabah namazını. Herkes namazdan çıkıyordu. Biri çıktı “bu ah ile vah’ ı bana ver kıldığım namazı sana vereyim” dedi. Verdim demiş. Adam ah derken ruhunu teslim etti. Resulü Ekrem de o ah ve vah yok mu, namazdan daha kıymetliydi buyurdu. Namazı ah ve vah a verenden daha karlı çıtı demiş. Şeytan adamı sabah namazına kaldırmış. Kalk ezan okunuyor demiş. Şeytana yahu sen bana bu iyiliği niçin yaptın dedi. Ah demeyesin diye. O ahı kaçırdın yok mu, onun kıymetini sen bilmezsin. Seni ondan….Onun için kaldırdım demiş.

Yemin etmeyin bu zamanda. Yemin etmek siperdir. Yalancı kişilerin âdetidir. Doğruların yemin etmeye ihtiyaçları yoktur. Her yerde yemin yapılmaz. Ben bir gün yapmadım diye 30 lira ceza verdim mahkemeye. Fakat yine yapmadım. Canınızın düşmanını size dilim açılsa da size olduğu gibi anlatsam yiğitlerin ödü patlar. Yol yürümeğe takatiniz varmaz. Namaz bile kılamazsınız. Eve giderken Kaymaz’ a gidersiniz. Görünmez bir âlemi görmek için çok cömertlik lazımdır. Hakikatte yok olan şu cihan var gibi görünmede, var olan cihan da adam akıllı gizlenmede, yok gibi görünmede. Hüner “yü'minune bil gayb” zincirinin bir köşesine elmas gibi bir halka olmaktadır.

Bu kolyenin imamesi, hani teşbihlerde imame vardır, Resulü Ekrem’in Mübarek sırtlarında bulunan Mührü Nübüvvettir. Ruhu muallalarını teslim ettikleri zaman, bu mühür kaybolmuştur.

Tefrika yapmayınız!
Tefrika: Bir millet içinde ruhani ihtilaf varken tedbirsizlikle bir de cismani ihtilaf husule getirmek tefrika ismini alır.

Nifak: Arapçada canavar ini manasına gelir. Şeriata bir kapıdan girip öbüründen çıkmaktır. Münafık bu işi yapandır.

Salavatı Şerife Peygamberimizin üzerimize olan hakkını kaza etmektir. Bunu Zemahşeri söylüyor.

“Tuba lemenrani ve amenebih sümme tuba sümme tuba sümme tuba lemenamenebivelemyerani.”Ne mutlu beni görene. Ne mutlu beni göreni görene. Dindar o mesuttur ki ibadetinde riya, işinde hile ve yalan, midesinde haram yoktur.

Kulların bir gayreti olmadan ALLAH kulları yarattı. Onların arzusu olmadan boyunlarına bir emanet yükü verdi. Kendini göstermek arzu ve murat etti. Ben bir gizli hazineydim. Görünmek istedim. Bu halleriyle onlara yardım etmese kim yardım edecek.

Şebeli’ ye birisi gelmiş. ‘Bakmaya mecbur olduğum çok kişi var. Daraldım, sıkıntı içindeyim bana bir yol göster’ demiş. Meşhur Veli Şebeli; ‘hemen eve git’ demiş. Kimin rızkı sana bağlı görürsen hepsini kapı dışarı at. Kimin rızkını ALLAH’a bağlı görürsen evde onlar kalsın demiş. Rızkın artar demiş. Herif boynunu bükmüş çekmiş gitmiş. Bak ne diyor herif.

Onun için oğlum Kur-an paraylan okunmaz. Ben yapamam bunu. Aç kalsak, 35 gün çırçıplak olsam birisi gelse dese ki bana; ‘tebarekeyi oku seni giydireceğim’ yapamam ben.

Ama yapıyorlar. Onlara da bir şey söyleyemem. Çünkü zemmolur. Ben zemmi sevmem. Ama utanırlar da yapmazlarsa memnun olur insan. Ama onların utanacakları da yok oğlum.

(Devamı sonraki kayıttadır…)

Kaydın metnini hazırlayan Uğur Bey’den Allah razı Olsun, teşekkür ederiz.[fb_vid id="10153542000364751"]

Yorumlar

Yorumlar