CANLI

Fütuhat-ı Mekkiyye 14 Kitabından Alıntı Sözler — Muhyiddin İbn Arabi

Fütuhat-ı Mekkiyye 14 - Muhyiddin İbn Arabi kitap alıntıları ve sözleri

Muhyiddin İbn Arabi'nin imzasını taşıyan Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Din (İslam) alanının dikkat çeken yapıtlarındandır. Türkçede Litera Yayıncılık etiketiyle yayımlanmıştır. Fütuhat-ı Mekkiyye 14 için okurların en çok beğendiği sözler bu sayfada bir araya getirildi.

Yazar:Muhyiddin İbn Arabi
Çevirmen:Ekrem Demirli
İlk Yayın:2011
Yayınevi:Litera Yayıncılık
Sayfa Sayısı:400
Dil:Türkçe
ISBN:9789756329733
Okuma Süresi:11 sa. 20 dk.
Türler:Din (İslam), Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar

Fütuhat-ı Mekkiyye 14'den En Beğenilen Alıntılar

Özleme ancak ona göğüs geren aşinadır
Aşk ateşini yaşayan bilir

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

insanın yaratılışı karışımlardan meydana gelmiştir ve bu yönüyle insan mevsimleriyle birlikte seneye benzer. Zaman senedeki mevsimlerle birlikte kemaline ulaşır ve dönüş tamamlanır. Binaenaleyh insan karışımları bakımından bir sene olduğu kadar zaman demek olan Dehr’in ta kendisidir.
İnsan bu üç yapısından birisiyle veya hepsiyle veya bir kısmıyla
birlikte melekûtta dolaşır. Duyusuyla dolaşması keşif demektir veya
aklıyla dolaşır ki bu da onun fikir ve tefekkür halidir. Veya insan hayaliyle dolaşır.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Her şey rabbinin tespihini söyleyen
bir canlıdır. Mümin iman ederek, keşif sahibi ise görerek bu gerçeği
idrak eder. Allah hayvanı kendini bilme özelliğinde yaratmış, onu
tespih etsin diye konuşturmuş, daha önce zikredilmiş yaratıklarda bulunmayan
bir şehveti hayvanda yaratmıştır. Melekleri ise -şehvete sahip
olarak değil- irade ve marifet özelliğinde yaratmıştır.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Yol olmasaydı ne başlangıç ne son kalabilirdi!
O ikisinin arasında inen emrin bir yolculuğu vardır. Yolculuk
yorgunluk ve bedbahtlık zannı verir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Ka lp senin evin benim değil! Mamur kıl onu
Senin zikrettiğin b ir şeyi zikretmiyorum ben .
Kendimi zikretmem bir p erd e iken Senin beni zikretmen başka!
Senin beni zikretmen en büyük mutluluk
Ben Seni zikredersem, zikir Senden bize ait
Sen bizim zikrettiğimiz bir şeyi zikretmezsin
H a lil’in meskeni Beyt’in zahiri
Kalbinden dolayı, sürekli tabi olursun
Ona y erle şm e z ve onu imar etmez •
Hamd o A llah ’a ki O ’nu ifade etmez
O, benim kalbimde onu tasvir eder

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Kalp gözü
üzerindeki beşeri perde kalktığında, kalp gözü birbirleriyle konuşmada
ve birbirlerini duymada tüm varlıkların aynı durumda olduğunu görür.
Yirmi Sekizinci Sifir 2i ç
Böylece konuşan, duyan, tutan, koşan, hisseden, hayal eden, tasavvur
eden, ezberleyen ve insana nispet edilen bütün güçler birleşir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Ey perdeli insan! Hayvanların mertebesi nerede, senin merteben
nere! Hayvanlar seni bilir ve işinin nereye döneceğini bilirler. Onlar
niçin yaratıldıklarını da bilirler. Sen ise bütün bunlardan habersizsin.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Beyt-i mamur, Hakkı sığdıran kalp demektir. O kalbi dolduran
Hak’tır.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Söylediğime hiç bir şey eklemeden Allah’ın ahlakıyla
ahlaklanmalısm! Allah Teâlâ Peygamberine yönelik ihsanı hakkında
şöyle der: ‘Allah’ın rahmetiyle onlara yumuşak davrandın:91 Yumuşaklık
kanatları indirmek, idare etmek ve yönetmek demektir. Hakk’a bakınız! Kâfirliğine rağmen kâfiri rızıklandırır, cezalandırmadan ona mühlet tanır. Allah Teâlâ Hz. Musa ve Hz. Harun’a Firavun hakkında şöyle der: ‘Ona yumuşak söz söyleyin:92 Bu söz, idare etmenin ta kendisidir, çünkü bu durumda senin onunla beraber olduğunu zanneder.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Alim olan insan, yumuşaklığı, yumuşak davrananı ve yumuşak
davranılanı bilen kimsedir. Her insan yumuşak davranan ve yumuşak davranılandır.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Bilmelisin ki, Allah birbirlerine merhamet etsinler diye kullarında var ettiği ilahi rahmeti zatî rahmetten yaratmıştır; zatî rahmet vasıtasıyla ise Allah bilinmek istediğinde âlemi onunla yaratmış, onunla krndine ‘rahmeti yazmıştır.’ Hakk’ın üzerine yazılmış rahmet zatî rahmetin edilgeniyken (münfail) ihsan rahmeti her şeyi kuşatan rahmettir. O halde bir şeyin kendisine merhametine zatî rahmet imdat eder ve ona bakar; kendine merhamet eden herkesin müşahadesi bu rahmette gerçekleşir.

📖 Sayfa 127 · Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

İsimlerim senin üzerinde perdedir onları kaldırırsan bana ulaşırsın

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Seven herkes
sevginin gerektirdiği şeyi bilir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

"Derin akıl sahipleri öğüt alır." Nasibin sadece dinlemek olmasın!

📖 Sayfa 330 · Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Hasret, insanı cezalandıran şeyin
kendi devşirdiği ürünü olmasıdır. Öyleyse insan, kendi kendini cezalandıran
kimsedir ve dolayısıyla ancak kendini kınamalıdır. Böyle bir
şeyden sakınan kimse, hiç kuşkusuz ‘büyük kurtuluş elde etmiştir.’66 Bu
sayede Allah için yaratıklarına karşı delil ortaya çıkar. Onları cezalandırmak
yerine kendilerine ilcram eder, bağışlar ve mağfiret ederse,
bundan dolayı iyilik ve ihsan özelliğiyle Allah’m övülmesi gerekir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Adalet rahmetin bir yönüdür

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Allah bu ilimleri mücahede ve nefisle cihat etmenin karşılığında bize verir.

Nitekim müminin bizzat imanında da bir ticareti vardır. Söz konusu ticaret, acı azaptan kurtaran ticarettir.
Öyleyse (nefisle) cihat'tan meydana gelen her bilgi ganimettir ve ganimetlerin taksim edildiği üzere paylaştırılır. O ganimette Allah'a ait pay ihlasın ilgili olduğu hususlarken peygambere ait pay ona imandır; yakınlarına ait pay onları sevmektir. Ganimetten yetimlere ait kısım ise amel sahibi gayeye ulaşmazdan önce gerçekleşen ilimlerdir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Akıl hayali yönettiği gibi, hayal de aklı yönetir.

📖 Sayfa 54 · Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Cahil insan muhali talep ederek söyle der: ''İstememeyi istiyorum.'' Halbuki insan hakikatinin ( gereği olan) gerçek talepkarlık onun şöyle demesini gerektirir: ''Senin istediğini istiyorum !''

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Bakınız! Meyve kendi kökü olarak ağacın dalını
bilir, çünkü o daldan yardım alır. Dal ise meyvenin bilmediği kökü
tanır. Yetim babasının ölmüş olduğunu öğrenir ve kalbi kırılır. Ona
rehberlik edecek bir kökü ve aslı yoktur. Allah’ı bilenler ise yetime babasının
kimi varsa kendisinin aynı kimsesi olduğunu öğretir. Babasmın
sahibi Allah’tır. Böylece yetim tüm işlerinde Allah’a yönelir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Güzel kelime ve salih amel O'na yükselir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Öfke bâtının ve için amelidir.
insan içinde öfke bulunmadan öfkelenmiş olsaydı, bu durumda
imandan çok nifaka yakın olurdu.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Benim zamanım yok, senin zamanın yok;
sen benim ben de senin zamanınım'

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Benden başkasına bakarsan şimşekten daha hızla benden uzaklaşırsın bu benim değil kendi zayıflığından kaynaklanır

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Hz. Peygamber ‘İnsanları idare etmek sadakadır’ buyurur.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Kendi lehine bir şeyi gördüğü yerde duran helak olur

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Arif olanlar ise akıl ve gözü bir araya getirir. Onlarm kendisiyle
anladıkları kalpleri, kendileriyle gördükleri gözleri, kendileriyle duydukları
kulakları vardır.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Sen barışa yönel, savaşı bırak
Savaşsan bile, Allah’ın hileleri talepte bulunur
Ben sana nasihat ettim, kulak ver sözlerime
Helak olanlar harbe kalkışanlar.
Sen uzak dur, senin diyetin dönen felekler
Döner dururlar, razı olmadıkları işle, nöbet hücumlarından kork
Ulvi âlem denemek üzere savaşmak amacıyla gelse
Sen barışa yönel ve ondan kaç
Ona yönel ve ‘ey emelimin sonu’ de
Bilmiyor musun: Bütün izzet gizlenmededir

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Arif her surette Hakk’ı tanır

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Akıl gözün görmediğini bilirken
Göz fikrin reddettiğini görür

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Allah bizi bütün hallerinde rahmetin ulaştığı
kişilerden etsin. Bu haldeyken O’na kavuşalım. Ayrıca özel yönü tanıdıktan
sonra şeriatın diliyle kınanmayanlardan etsin!

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Âdem
hadistir, çünkü onun kıdem mertebesine sahip olması mümkün değildir;
kadimlik, başlangıcının olmaması demektir. Âlem ise Allah katından
meydana getirilmiştir. Allah onu yokluktan var etmiş ve varlığını
tercih etmiştir, çünkü ‘imkân’ hali âlem için zati niteliktir ve bu nedenle
sürekli ‘tercih’ gerekir. Hükümlerin ortaya çıkma mahalli olan hakikatlere
ilave olan her şeyin sureti nispet ve izafetlerdir. Onların renk,
sıfat, özellik gibi dışta varlıkları yoktur. Her nispetin izafenin, olgunun,
rengin, niteliğin kendine özgü bir ismi ve isimleri vardır.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Meryem kendini bütünüyle Allah’a adamış bir betûl idi

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Unutmanın sebebi ise bilgiyle amel etmemektir. Çünkü bilgiyle
amel etmek, onun suretini inşa etmek demektir ve böyle bir durumda
unutmak imkânsızdır. Talimin iyi ve güzel olması bu menzilden
öğrenilir; çünkü her öğretmen güzel öğretemez. Allah’a uymanın keyfiyeti
bu menzilden öğrenilir. Hâlbuki Allah fiillerinde mutlak serbest,
sen sınırlısın.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

bizi O’ndan perdeleyen şey,
bizzat nefislerimizdir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Hakk'a dönmeyen inatçı ancak insafa davet edilebilir.

📖 Sayfa 50 · Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Güzelliğe nail olan herkesi Yusuf sanma
Güzel insaflı imamdır kuşkusuz
istediğin ve arzuladığına ulaşırsan şayet
Sen sevilen iffetli Yusuf olursun

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

gözdeki perde ancak ölümle kalkar. Kulda
göz Hakkın hüviyetidir ve senin gözün Hakkın gözü üzerindeki perdedir.
O halde Hakkı gören ve idrak eden, sen değil, Haklan gözüdür.
Çünkü Allah ‘Gözler O’nu idrak edemez, O gözleri idrak eder, O Latif ve
Habir’dir’ 549 buyurur. Kulun gözü olan bir hüviyetten daha latifi yoktur.
Kulun gözü ise Allah’ı idrak edemeyeceği iki gözün ayrıştırılması
mümkün değildir. El-Habir ‘zevk’ yoluyla bilgi elde eden demektir.
Allah, kulun gözünde kulun gözü olduğunu ‘zevk’ ederek bilendir ki
gerçekte de -canlı da olsa- durum böyledir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

"Gökler, yer ve dağların emaneti taşımaktan kaçınıp bu konuda korkuya kapılmaları, emanetin değeri hakkındaki bir bilgiden değil miydi? Bu kaçınma onu taşıma emrinin sonuçta varacağı yeri bilmekle ilgili değil midir? Onlar emanette Allah’ın hakkını koruyamamaktan korkmuşlardır..."

📖 Sayfa 113 · Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Dünya hayatı, barış ve sulh zamanı, kaçanları telafi vakti olduğu
kadar Allah katında razı olunan işleri yerine getirmek üzere gayret yeridir;
razı olunan işler, indirilmiş şeriadara uygun hayırlar ve iyilikler
diye isimlendirilir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Gece sohbetine beni çağırdığında
Sohbeti arzuladığım için yataktan uzaklaştım
Bize ‘Hoş geldin, sohbet arkadaşı’ dedi
Her şeyi toplayıcı ve denklerden uzaklaşmış kişi
Dedim ki ‘Sen olmasaydın toplayamazdım ben’
Hakkı ve halkı! Sonra gözlerim yaşla doldu
‘Ağlıyorsun’ sen dedi, dedim ‘haz yaşlarıdır onlar’
‘Senin sözlerin kulaklarımı doldurunca akarlar’

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Söz konusu rahimlerde hayali şeyler manevi
bir yüklemeyle tasvir edilir ve Allah ö rahimlerde manaları dilediği surederde
terkip eder. Bu bağlamda Allah hayalde İslam’ı ve Kuran’ı yağ,
bal şeklinde; bağı ise dinde sebatkarlık şeklinde; dini, renkli gömlek
veya güçlü bir kale veya kir veya bilinmeyen bir şey şeklinde gösterir.
Rüyadaki bu sureder rüyayı görenin veya rüyanın adına görüldüğü
kimsenin dinle ilişkisine göre gerçekleşir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

âlemdeki her
varlık Allah’m şiarıdır, çünkü bizzat Allah onu kendisine delil yapmıştır.
Allah Teâlâ şiarlarını yüceltenleri nitelerken şöyle buyurur: ‘Allah’m
şiarlarını yüceltenlere gelirsek, bu davranış, kalplerin takvasındandır.’297
Yani şiarları yüceltmek, kalplerin takva duygusundan veya şiarların
kendisi kalplerin takvasındandır.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Perdeli insanlar sebepleri görürken arifler
sürekli Hakkı müşahede ederler. Bununla birlikte perde oldukları kimseler
adına perdeleri de bilirler. Böylelikle onlara göre latif olan kesif
olmuşken ariflere göre kesif olan latifleşmiştir

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Allah’ın rahmeti her şeyi kuşatır ve onun içinde rahmet
vardır. Bu nedenle baştaki şiirde ‘Kim benim için zuhur ederse,
ondan dolayı bâtın olurum’ demiştir. Çünkü bir kimse Allah için zuhur
ederse, O’ndan ayrılır. Ayrılmazsa, kendini ayırmamış olur. Hak
ise onun zuhurunda gizlenmiştir. O halde fark halinde olan, ‘bâtınında
rahmet zahirinde azap bulunan surdur.’ İnsanlar bunun farkında değildir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Hangi kapıya ulaşırsan ulaş
Reddedilme ve kabul muhtemel
İlah kapısı ise öyle değil, kabul kapısıdır zira o kapı!
Kabul eder, dinleyerek ve itaat ederek geleni
Kapıyı buldum diye zannederken reddedilen
Yüzüstü düşer ve yuvarlanır
Hemen rabbi nida eder ona ‘benim kapım değil’
Benim kapım huşu sahibi içindir
Ona geldiğinde dikkatli olursan
Kendinde benzersiz bir şey görürsün
Sen, sen değilsin! Sen bizden başkası değilsin
Dilersen ayrılık nedeniyle gözyaşı dök

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Allah dünyada sürekli kalplere tecelli eder. Bu tecelli neticesinde hatıralar ve düşünceler insan farkında değilken ilahi tecelli
nedeniyle çeşidenir; bu değişim ve çeşidenmeyi sadece Allah ehli fark
edebilir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Yani rahmet de rahmet edilen de
Rabbimizdendir. ‘Ancak derin akıl sahipleri öğüt a lır :2'0 Onlar, zahir
kabuğun kendisini perdelediği -ki aynı zamanda koruduğu- işlerin hakikatlerini
şehadet âlemine çıkartan dalgıçlardır.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Alimler sürekli rahatlık ve
ferahtadır. Başkaları ise dünya ve ahirette hayretin karanlığında başıboş
bir şekilde dolanırlar

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Allah’m övgüsüne mazhar olanın sevincinden daha büyük
sevinç olabilir mi? ‘De ki Allah’ın fazlı ve rahmetiyle sevinin, bu sizin topladıklarınızdan
daha hayırlıdır’64

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Allah mudak iktidar sahibidir, fakat bir özelliği de, mühlet vermek,
gücü yettiği halde bağışlamak -ihmal etmeden- cezalandırmayı
ertelemektir. Cezalandırdığında ise aşırıya gitmemek Haklan özelliğidir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

"Kim merhamet ederse biz de ona merhamet ederiz.Kim merhamet etmezse ona merhamet eder sonra gazap ederiz ve unuturuz"

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi

Sıkça Sorulan Sorular

Fütuhat-ı Mekkiyye 14 kimin eseridir?

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, Muhyiddin İbn Arabi tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2011'de yayımlanmıştır. Türkçeye Ekrem Demirli çevirmiştir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 14 kaç sayfadır?

Fütuhat-ı Mekkiyye 14, 400 sayfadır (Litera Yayıncılık baskısı).

Fütuhat-ı Mekkiyye 14'in en ünlü sözü nedir?

“Özleme ancak ona göğüs geren aşinadır Aşk ateşini yaşayan bilir”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Fütuhat-ı Mekkiyye 14 — Muhyiddin İbn Arabi. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4