
Muhyiddin İbn Arabi'nin 2012'de yayımlanan Fütuhat-ı Mekkiyye 17 adlı eseri, Din (İslam) türünün önemli örneklerindendir. Ekrem Demirli çevirisiyle Litera Yayıncılık tarafından Türkçeye kazandırılmıştır. Fütuhat-ı Mekkiyye 17 için okurların en çok beğendiği sözler bu sayfada bir araya getirildi.
Fütuhat-ı Mekkiyye 17'den En Beğenilen Alıntılar
Nefislerin kurban edilmesi, bedenlerin kurban edilmesinden acıdır.
📖 Sayfa 304 · Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
"Söyleyenin sözü, dinleyende nikahtır.”
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Hiç kimse kendisini göremez.
📖 Sayfa 226 · Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Hasreti bilen ona göğüs gerendir
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Sıkıntıyı ancak onu gören anlayabilir
Sureder tecelli nedeniyle başkalaşıp
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
değiştiğinde, İlâhî isimler farklılaştığında, her biri başkasma ait
manayı gösterecek şekilde İlâhî isimler çoğalıp türlere ayrıldığında,
her suret öteki suretin vermediği bir sureti verdiğinde veya cevher
değiştiğinde, bu değişme nedeniyle isimlendirilen de değişir.’
Konuşurken dürüst ol ki muhatabını aciz bırakabilesin!
📖 Sayfa 349 · Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Sevenlerin muhabbette bir menzili vardır: Yakın sevenler
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
varken uzak sevenler de vardır. Seven uzak olunca, yakınlık kazanamaz.
Uzak değilse yakındır.
Eş -Şafi hastalıkları gideren, gayeleri veren kimse demektir. Zira hastalıklar ancak gayelerin kaybolmasıyla ortaya çıkarlar; gaye olmasaydı talep de olmaz, hastalıkta olmazdı. Bu itibarla 'şifa mertebesi' sahiplerini gayelerine ulaştıran mertebe demektir. Demek ki belli bir gayenin olması kaçınılmazdır. Gaye ile kendisinde bulunduğu ve iliştiği kimse arasında engel meydana gelirse, hastalık ortaya çıkar. Gayeye ulaşmak hastalıktan şifa bulmaktır, gayeye ulaştıran ise şafi yani şifa verendir...
📖 Sayfa 60 · Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Tövbe/dönüş önce Allah’tan ■
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Bu tövbe kulu tövbekâr kılar
Kul tövbe ettiğinde
Hak tekrar ‘tövbe eder’
Kul Hakkın sıfatına vekil
. Hakkın naibi, o
Herkesin hali böyle
Affı talep için tövbe edenlerin hali
Tövbelerin en büyüğü nedir?
Tövbeye tövbedir
Tövbe ettiğinde ise sen
Fiil sahibi olmaktan yüzünü çevir ,
. Hakkı bulursun işte o zaman
. Versin diye talep edersin O’ndan
Zuhuru teyit eden bir şartı var
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Ancak baskın ve galip olan izhar eder onu
Hurileri de kapsayan o genç kızlar
Gözyaşlarını siler götürür, kalpleri heyecanla doldurur
Gelirler ve orta boyda olduklarını söylerler
Orta boyların en üstünü gitmiş olandır
Onu elde edeyim diye sayfalar tükettim
Reddetti, bu nedenle sıfatı kaybolmuş
O güzel göz sahibi herkese görünse bile
İhtişamı kör eder herkesi; bu nedenle onun gözü perdedir
Allah insana kesin bir dille 'Rabbim! Bilgimi artır.' de
📖 Sayfa 291 · Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
(Taha Suresi 114. Ayet' )
diye (tamahkârlığını bilgiye yönlendirmesini) emretmiştir.
Bu emre karşı kanaatkar olan cahil ve saygısızdır!
Muhyiddîn İbn-î Arabî (k.s.)
Rüzgarın sert ve şiddetli olması, fırtınadır. Bu itibarla fırtına şeklindeki rüzgar verimsizken, zayıf ve hafif rüzgar cömerttir, vadileri ihya etmek üzere eser, neticede memnun edicidir. Ondan bir rahatlık ve gevşeklik ortaya çıkar. Ulaştığı yere musibet ve felaket isabet etmez. Bu itibarla dinde yumuşaklık, dinin bir gereğidir...
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Dünya insana hamiledir ve herem yani yaşlılık hali onun doğum ayıdır. Bu doğumla birlikte yeryüzü insanı karnından çıkartarak ahiret menzillerinin ilki olan berzaha doğurur. (...) Kendisine duyuda gerçekleştirmek üzere güç ve kudret yetirilemeyen bir şeyi ise insan kendi hayalinde meydana getirebilir. Hayalde meydana getirilen söz konusu şey, ahiret yurdunda duyulur olarak histe meydana gelir.
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Demek ki her kim sakin ise o kişi aşık değildir.
📖 Sayfa 345 · Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Kendisine muhtaç olunan her şey, Allah'ın bir ismidir.
📖 Sayfa 191 · Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi

Seni zayıf kılanı sen güçlendirdin demektir.
📖 Sayfa 378 · Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Hz Âdem ve diğer tüm peygamberler Allah'ın kulları üzerindeki halifeleridir.
📖 Sayfa 193 · Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Kavuşmak nedeniyle ıstırabı dinen biri, hakikatleri bilenlere göre, gerçek aşık değildir.Elbisesine ateş düşen biri nasıl sakin kalabilir ki ?Böyle biri temkin ehli olabilir mi?Ateşin alevi ve bir gücü vardır.Bu nedenle o kişinin hareket etmesi kaçınılmazdır.Hareket ise darlık ve sıkıntı demektir.Demek ki her kim sakin ise o kişi aşık değildir.Nasıl sakin olunabilir ki? Yoksa aşkta gizlilik mi vardır?Hayır ! Aşk bütünüyle aşikar iken onun makamı ortaya çıkmak ve yayılmak demektir...
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Tarttığında adil ol, görevli olduğunda asil davran!
📖 Sayfa 315 · Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Bilmelisin ki, hazineler Allah’m katmdadır. Sen de bir hâzinesin
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
ve sen de O’nun katındasın. Bununla birlikte kalbin O’nu sığdırır.
Allah senin katında, sen Onun katındasın. Aynı zamanda sen kendi
katındasın.
Mümin zafer kazanana veya öldürülene kadar sırtını dönmeyen, öne atılan, sabit duran kişidir.
📖 Sayfa 89 · Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Güzellik özü gereği heybet verir. Hakk ise hiçbir şey karşısında heybete kapılmaz.
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Pek çok insan Hz. peygamber'i görmüş, fakat iman etmediği için bedbaht olmuştur. Ona ittiba etmeyen kimse (sadece görmek nedeniyle saadete) ulaşamaz. Başka bir ifadeyle Peygamber'i görmek herkesi gayeye ulaştırmamış, arzularına ulaşmaktan mahrum kalmıştır. İşin esası Peygamber'e uymak ve tabi olmak iken insanı saadete ulaştıracak şey hidayettir.
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Ey uzaklığın yakınlaştırdığı,
📖 Sayfa 160 · Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Ey yakınlığın uzaklaştırdığı...
Kaybolan ve yiten bir şeye itimat etmemelisin, çünkü ondan eline bir şey geçmez. Sen sadece kendine itimat et! Çünkü kendine döneceksin ve bütün işler Allah'a döneceği gibi siz de Allah'a döneceksiniz.
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Malı fazla olduğu halde fakirlik insan üzerinde hüküm sahibidir.
📖 Sayfa 158 · Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Allah'a en yakın olan
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Bil ki O'nun kuludur
O benim sırrımı bilir
Açıkladığımı bildiği gibi
Deme ki 'sen bensin'
Allah'ta mazeretim ortaya çıksın
İnsanı yanıltan şey benzerliklerdir.
📖 Sayfa 279 · Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Akıllı insan Allah hakkında kendi nezdinde olan inancı O'nun katından gelen peygamberin bildirdikleri vahiy nedeniyle terk eden kimsedir.
📖 Sayfa 73 · Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
"Her canlının perçeminden tutan O'dur." (Hud 11/56)
📖 Sayfa 56 · Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Her şeyin hakikati ve kabiliyeti Allah'a kendi perçeminden ve alnından tutma imkânı 'vermiştir'. Bunun nedeni her şeyin Allah'ın karşısında zelil olmasıdır. Çünkü her şey kuldur. Her kimin perçeminden tutulursa, o kişi zelildir ve her şey Allah'ın kuludur. Başka bir ifadeyle her şey, zatı gereği, zelil ve hor iken Allah Aziz ve Hâkim'dir.

Bunlardan birisi de iki yüz otuz dokuzuncu bölümden ‘Derin
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
sevgi kökleri kopartır ve insanı sarsar’ bahsidir: Muhabbet ateşi sön-
mez, gözyaşı tükenmez, sarsmasının önüne geçilemez, yakması uzak
görülemez. Âşık kendinden geçse bile toprakta uyur. Derin aşk (insa-
nı) toza batırır. Zillet, garam denilen sevgiyle âşık olana eşlik ederken
miskinlik ve yoksulluk onun özelliğidir. Nefsi her zaman kabz halin-
dedir, bast halini bilmez. Kuruntuların verdiği rahadığa bağlanması
onun neşesidir.
Eşya O’nun katında
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
olduğu gibi her şeyin hâzineleri de O’nun katindadır ve hazineler
ancak sakladıklarıyla birlikte hazine olabilirler.
Sevgiliye dönük rüzgârlar sıkıntıları kaldırır, açar. Bu ne-
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
denle de nefes vermek, (Hakkı eksiklikten tenzih etmek anlamındaki)
takdis demekken aym zamanda -o da yakın işlerden olduğu için- sıkın-
tıyı da içerir. Gayelerin farklılığı ve kalplerdeki hastalık nedeniyle
hakikat bunu gerektirir. Bir kavmin musibeti başka bir kavim hakkm-
da fayda olabilir. Buna eklenen her iş fazlalık iken fazlayı ancak bir
bilebilir. Bu itibarla çokluğun birliği fazla ve ilave vasıtasıyla bilinebi-
lir, çünkü onun kendisi birdir.
İrade bir şeyin varlığına
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
iliştiğinde, ‘ol’ denilen hiçbir şey bu söze direnemez.
İHYA -DİRİLTME- MERTEBESİ
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
el-Muhyî İlahi İsmi
el-Muhyî hayat veren demek
Dürülmüş elbisenin yeniden yayılması gibi
Bana hayat verir denildiğinde
'Hayat veren Rabbim’ dedim
O benim efendim ve dayanağım
Rüşdü taşkınlıkla izale eden
Ona gelip bir şey dilediğimde
Bana karşı yumuşaklığını artırdı
Bir hayır ve dilekte değilim
Bir şey için dua ettiğimde
Kararlı ol, kaçanı arama ve peşinden gitme! Onu
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
darlığa zorlama, yoksa nahoş bulduğun hal üzerinden sana gelir. Her
birisi kendi yakınlığında belli bir süreye kadar akar. Sakın kınama!
Kader gelince göz körelir, elçinin gelişi ayakları bağlar. Kaçınılmaz bir
emrin tesirindeki kişinin bir günahı yok!
İlhamla konuşan
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
kişi yanılmaz, ona göre verilen hüküm de gecikmez. ‘
Aziz dostum! Sana tavsiyede bulundum, dinde aşırıya gitme ve
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Allah hakkında doğrudan başka söz söyleme, yaratıkları hakkında da
sadece doğruyu söyle! Çünkü bir insan olmak bakımından sen yara-
tılmışlar üzerinde valisin.
zenginlik genel nezdinde saygın bir durumdur; her nerede ve her kimde gözükürse zenginlik saygı
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
görür. Seçkinler (arifler) ise fakirliği dikkate alırlar. Onların bütün
değeri ve şerefleri fakirliktir. Bu nedenle Allah’ın karşısında sürekli
müşahede halindedirler.
Biz âlemin cevheriyiz
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Sedef bizim içimizde
Kim bir taş
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
hakkında hüsnü zan sahibi olursa, kendi yolunda ve görüşünde, ondan
faydalanır.
O’nun zatı perdeli
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
İdrak edilmiş değil
Hiçbir şeyi irade etmez
Evet! İrade de edilmez
İş sürekli ve daimi
Uygun bir şekilde akar gider
Onun yolu dosdoğru
Doğruluğa ulaştırır
Dil insanın derununun tercümanıdır. Parmaklar da öyledir ve
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
hepsi birlikte insandır. İnsanın içi Rahman’ı sığdırmıştır ve bu itibarla
O’nun mekânı gibidir. Rabbi sığdıran kalptir. Sen bütün yaratılmışlara
Hakkın tercümanısın. Konuşan olarak sadece Hak-Halık var iken
yalan nerede kalmıştır? Allah kitabı söylemiştir ki o da O’nun konuşmasıdır.
Kur’an-ı Kerim (belirli bir zamanda zuhur etmesi anlamında)
meydana gelmiş olduğu için hâdis bir sözdür.
Melekler zahitlerin ve abidlerin kalplerine indiklerinde
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
ise onlara ilhamlar verirler. İlhamlar sahih olunca, yağmurlarını yağdırırlar. Bir kısmı akşam bir kısmı kuşluk (vaktinin nuru) gibiyken en
yüce şerefe ulaşanlar berzah ehlidir.
Bekçi sayesinde uyku güzelleşirken
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
nefes sayesinde de elemler ve üzüntüler gider. Nefesi Rahman’dan
başkasına izafe etmek Rahman’a iftiradır. Onun hükmü ortaya çıkar
ve sıkıntıdaki kişiden gam ve tasa kalkar. Nefes Yemen cihetinden
gelmiş, hükmünü icra ettikten sonra ise ayrılmıştır. Bütün işler O’na
döner, çünkü her şey O’nun gölgesidir. Gölge kendisinden çıktığı
kimse tarafından çekilir ve dürülür. Bunun nedeni gölgenin ancak
ondan ortaya çıkmış olmasıdır. Fer (dal) bağımsızlaşmaz, çünkü aslına
dayanır. Tafsil ferlerde ortaya çıkarken aklın hükümlerinde asıllar
kendisine şahidik eder.

Kur’an’da kelimeler de vardır.
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Kelimeler ise surettir. Onun harfleri vardır; harfler Kur’an’ın cevherleri
ve incileridir.
Gülistandaki bir güle şaşılmaz! Şaşılacak
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
olan Hz. İbrahim’de olduğu gibi ateş içindeki bir güldür. O ise ateşin
ortasında nimet ve haz alır. Hz. İbrahim ateşin ona ulaşmasından
korunmuş ve himaye edilmişti. Bu nedenle düşmanları gözleriyle onu
ateş olarak görürken kendisi ateşi -Allah’ın emriyle- serin ve esenlikli
olarak bulmuştur. Hz. İbrahim’in düşmanları kendisine bakarken ona
hücum edememişlerdir. Bakınız! Cennet nahoş işlerle çevrilmiştir.
Allah bunu ehli hakkında nimetin artması için böyle yapmıştır.
Kuddûs, Subbûh, Rabbü’lmelaiketi
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
ve’r-ruh’ (olan Hak) kirleri temizler, vesvese veren hannas
(şeytanların) şerrinden muhafaza eder. En kötü ölüm, cehalet ölümüdür
ve Allah ehl-i beyt’i o kötülükten korumuştur.
Allah keremi nedeniyle kendi üzerine rahmeti yazmıştır.
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Mudak kerem sahibi kötülüğe iyilikle karşılık verendir, çünkü ihsan
eden ihsanı ihsanla alandır. Bu durumda ihsan edenin fazileti ve er-
demi ortaya çık m a z :‘İhsan edenler üzerinde bir yol yoktu r’178 Bunu anla
ve hakikatine ulaş ki, gerçeğe eresin! ‘Allah hakkı söyİer ve doğru yola
ulaştırır.’
Allah’ın kulları O’nun tükenmeyen kelimelerinin
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
tecellilerinden ibarettir.
Verenin Allah olduğunu bilen insan, O’nun izni olmaksızın, Allah’tan
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
başkasına şükretmez. Allah şöyle der: ‘Bana ve anne babana
şükret:209
Kelam sayesinde âlem var oldu ve en
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
yetkin tarzda ve surette ortaya çıktı. Her söz söyleyenin hakikatine
göre değerlendirilir. Bazı sözler sürekliyken bazı sözler yok olucu,
bazı sözler harfle söylenir; sözün anlamı karşısında harf zarf gibidir.
Bazı sözler ise harfsizdir ve yiter gider.
Kul sadakayı alan ve veren iken sadaka verilirken Rahman’ın eline
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
düşer. Demek ki sadakayı alan Allah olduğu gibi veren de Allah’tır.
‘Her canlının perçeminden tutan O’du r:(ayet) Her şeyin hakikati ve kabiliyeti
Allah’a kendi perçeminden ve alnından tutma imkânını ‘vermiştir’.
Bunun nedeni her şeyin Allah’ın karşısında zelil olmasıdır, çünkü her
şey kuldur. Her kimin perçeminden tutulursa, o kişi zelildir ve her şey
Allah’ın kuludur. Başka bir ifadeyle her şey, zatı gereği, zelil ve hor
iken Allah Aziz ve Hâkim’dir.
Sonra, Allah bazı kullarım severken aynı zamanda onlara kendisini
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
sevme imkânı bahşeder. Böyle bir kuluna eşyanın surederinde
Hakkı müşahede etmek ve görmek nimetini ihsan eder. Bu itibarla
Allah’ı sevenler ile âlemin ilişkisi, göz ile göz bebeğinin ilişkisi gibidir.
İnsanın pek çok organı olsa bile gören ve müşahede eden organları iki
gözüdür. İnsanda göz âlem içinde sevenler mesabesindedir.
Feleklerde bulunan her yer Rabbine secde eden ve O’na hamd
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
eden melekle doludur. Melekler feleklerin içerisinde bulunurken unsurların
içlerinde cinler bulunur ve zaten bu nedenle ‘cin’ diye isimlendirilmişlerdir.
Onlar Allah ölüleri diriltene kadar unsurların içerisinde
teşbih edici olarak bulunanlardır. Bu esnada onların doğumu
gerçekleşir, şehadet âlemine çıkarlar.
Hz.
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Peygamber bir araya gelmenin ve cem’in kaçınılmaz olduğunu bildiği
için, darlıktan genişliğe çıkmayı arzulamıştır. Bakınız! Yunus peygamber
karanlıklar içinde O’na nida etmiş, henüz ölmemiş olduğu
halde yitmekten ve kaybolmaktan ürkerek şöyle dua etmişti: ‘Allah’ım! Senden başka ilah yoktur.’ Benim bulunduğum her yerde sen
varsın. Allah onun bu duasma karşılık vermiş, kendisini gamdan kurtarmış,
balık karnından sahile atmış, kendisini sineklerden korumak
üzere üzerine iki yaprak bitirmişti. İşte bu da Allah’m rikkat ve şefkatinin
neticesiydi.
“Güzellik özü gereği heybet verir. Hakk ise hiçbir şey karşısında heybete kapılmaz.”
📖 Sayfa 46 · Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
(FM, 17:46)
Onu severken basiretliysen
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
Onu kendinden görürsün; sen sensin!
Seven başkasını sevmedi
Hepsi sensin, sen!
cennet nimeti de
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi
dünya nimetleri gibi her nefes yenilenir.
Sıkça Sorulan Sorular
Fütuhat-ı Mekkiyye 17 kimin eseridir?
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, Muhyiddin İbn Arabi tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2012'de yayımlanmıştır. Türkçeye Ekrem Demirli çevirmiştir.
Fütuhat-ı Mekkiyye 17 kaç sayfadır?
Fütuhat-ı Mekkiyye 17, 400 sayfadır (Litera Yayıncılık baskısı).
Fütuhat-ı Mekkiyye 17'in en ünlü sözü nedir?
“Nefislerin kurban edilmesi, bedenlerin kurban edilmesinden acıdır.”