
Bediüzzaman Said Nursî'un Nur'un İlk Kapısı adlı kitabı, 346 sayfalık bir Din (İslam) eseridir. Bu sayfada Nur'un İlk Kapısı'dan seçilmiş alıntılar sayfa numaralarıyla yer alıyor.
Nur'un İlk Kapısı'dan En Beğenilen Alıntılar
Hem cismanî ihtiyaç gibi manevî hâcat dahi muhteliftir. Bazısına insan her nefes muhtaç olur; cisme hava, ruha hû gibi. Bazısına her saat, Bismillah gibi ve hâkeza… Demek tekrar-ı âyet, tekerrür-ü ihtiyaçtan ileri gelmiş ve o ihtiyaca işaret ederek uyandırıp teşvik etmek hem iştiyakı ve iştihayı tahrik etmek için tekrar eder.
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Ey insan! Nedendir ki şu azîm ticarete girmiyorsun? Rabb-i Kerîm, senin yanında emaneten koyduğu mülkünü senden satın almak istiyor. Tâ ki zayi' olmaktan muhafaza etsin. Hem bin derece kıymeti yükselsin. Hem bedeline büyük bir fiat veriyor. Hem istifaden için senin elinde bırakıyor. Hem külfet-i idaresini kendisi deruhde ediyor. İşte sana beş mertebe kâr içinde kâr!
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
"Allah onların günahlarını silip yerlerine iyilikler verir." Furkan Sûresi, 25:70.
📖 Sayfa 57 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Bu edeb-i illiye-i âdile-i Kur'âniye ile edeblen! Kur'ân'ın edebiyle edeblenmeyen, zamanın sillesiyle te'dip olunacağı muhakkaktır.
📖 Sayfa 47 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
İnsanın fiil ve sa'y-i maddî cihetiyle daire-i tasarruf ve mâlikiyeti, bir hayvan-ı zaîf ve âcizin daire-i tasarruf ve mâlikiyetinden daha dardır. Çünki insan, elini uzatsa ona yetişir. Fakat insan, infial ve dua ve sual cihetinde şu misafirhane-i dünyada, bir misafir-i azizdir.
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
(Nur'un İlk Kapısı 58.sh - Risale-i Nur)
Zira geçmiş zamanın hüzünleri, gelecek zamanın korkuları insanın her bir lezzetinde bir elem izi bırakıyor.
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Kendime:
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Hallak-ı Kerim'in bu kadar az birşeyle şu kadar büyük şeyleri sana verdiği halde sen yapmazsan, senin bu insafsızlığın ile Cehennem sana lâyık olmaz mı ve sen ona müstehak olmaz mısın; ey gafil ve ey târikü's-salât(namazı terk eden)?
ﻋَﺠِّﻠُﻮﺍ ﺑِﺎﻟﺼَّﻠٰﻮﺓِ ﻗَﺒْﻞَ ﺍﻟْﻔَﻮْﺕِ ﻭَ ﺑِﺎﻟﺘَّﻮْﺑَﺔِ ﻗَﺒْﻞَ ﺍﻟْﻤَﻮْﺕِ
Hayatın saadet ve kemali ise, hayatın âyinesine temessül edene karşı, şuur ile muhabbet ve şevk ile ibadet etmektir.
📖 Sayfa 82 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Halbuki insan, müstakbelin korkusuna, mazinin hüznüne giriftardır. Bu ikisi insanı pek ciddî düşündürür. İnsanın başını mütemadiyen döver. İnsanı bu havf ve hüzünden kurtaracak ancak bir tek mededkâr var, o da Kur'an-ı Azîmüşşan'dır ki, ilân eder,
📖 Sayfa 148 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
"Bilin ki, Allah'ın dostları için ne bir korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar." Yûnus Sûresi, 10:62. der, beşaret verir."
Felsefe, hakikatin yolunu şaşırmış.
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Meselâ, göz, Allah hesabına istimal edilse, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir mütalâacısı ve şu müzeyyen mevcudatın bir seyircisi ve şu masnuatın çiçeklerinin bir arısı olarak ibret ve mârifet ve muhabbet
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
şehdinden, yani balından, nur-u şehadeti kalbe akıtıyor. Eğer nefis hesabına istimal edilse; zâil, fâni bazı mehasini seyretmekle, heves ve şehvetin âdi bir hizmetkârı olur.
O üstad hem abddir; ubudiyet noktasında, Cevşen-ül Kebir ve emsali ile Rabbini tavsif ve tarif eder.
📖 Sayfa 74 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Hem resuldür; risalet noktasında, Rabbinin ahkâmını Kur'an vasıtasıyla tebliğ eder. Şu fırka, resulü dinleyip Kur'ana kulak vermekle kendilerini çok makamat-ı âliye içinde, çok vezaif-i latife ile mütelebbis gördüler.
Ey gafil! Eğer ölümü öldürebilirsen; zevali dahi dünyadan izale edebilirsen ve acz ve fakrı beşerden kaldırabilirsen ve katı-üt tarîklik yapmak için zîhayatın hususan insanın ebede giden yolunu seddedecek bir çare bulmuşsan, dinden istiğna ve dinin şeairini terketmeğe insanları davet edebilirsin.
📖 Sayfa 146 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Yoksa ey sersem! Sus... Kur'an-ı Azîmüşşan'ın dediğini dinle.
Ey insan! Nedendir ki şu azîm ticarete girmiyorsun? Rabb-i Kerim, senin yanında emaneten koyduğu mülkünü senden satın almak istiyor—tâ ki zayi olmaktan muhafaza etsin. Hem bin derece kıymeti yükselsin. Hem bedeline büyük bir fiyat veriyor. Hem istifaden için senin elinde bırakıyor. Hem külfet-i idaresini kendisi deruhte ediyor. İşte sana beş mertebe kâr içinde kâr!
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Zira gençlik gidiyor, ömür geçiyor, zamanlar geri gelmiyor...
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Evet biz, ne muallimlerimizden bir meded ve ne de peder ve vâlidelerimizden bir teşvik beklemiyoruz ve beklemeyiz.
Biz ancak Allah'ın inâyetiyle kendi kendimizi yetiştirmek zaruret ve sebâtındayız.
İnşâallah devam ve sadakâtla çalışarak mutlaka yükseleceğiz.
Tâ, imân ve İslâmiyet merâtibinin zirvesine ulaşacağız.
Kalbimizi nûr-u Kur'anla, kafamızı ilm-i imânla aydınlatacağız.
Kalb ve aklımızı çalıştıracağız.

Amma düstur-u cidal ise bir kisim hayvanât-i zâlimenin sû-i istîmallerinden neş'et eden bir düstur-u cüz'îyi gayr-i fitrîdir. Mesela âkilü'l-lahm canavarlarin vazifeleri, sihhiye neferleri gibi hayvanâtin cenazelerini toplamak, berr ve bahrin yüzünü temizlemektir. Onlarin sağ olan hayvanlari yemeleri sû-i istîmaldir, gayr-i meşrûdur. Cezasini çekeceklerdir. Bu düsturun çürüklüğünü gördün.
📖 Sayfa 112 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Ey kardeş! Zırh ve silâh, namaz ve takvadır. Kur'an'ın zincirini muhkem tut. Onun sözüne kulak ver. Başkaları seni aldatmasın.
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
...
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
!
Zırh ve silâh, namaz ve takvadır.
Kur'an'ın zincirini muhkem tut.
Onun sözüne kulak ver.
Başkaları seni aldatmasın..
...
Kur'an'ın edebiyle edeblenmeyen, zamanın sillesiyle te'dib olunacağı muhakkaktır.
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
“Ey İnsan! Aklını başına topla. Sermaye-i ömrünü ve hayat-ı istidadını hayvan gibi; belki hayvandan daha aşağı şu hayat-ı faniye-i maddiyeye sarf ve hasretme.”
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Zalûm ve cehûl vasfına liyakat kesbediyorsun ki, daire-i iktidarında olan hafif ubudiyet vazifesini terkediyorsun.
📖 Sayfa 48 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Allahim, haramina karşi helâlinle beni doyur.
📖 Sayfa 23 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Amma mezheb-i hak olan Ehl-i Sünnet Ve'l-cemaat derler ki: "Cenâb-i Hak bir şeye emreder sonra hasen olur, nehyeder sonra kabih olur." Demek emir ile güzellik, nehiy ile çirkinlik tahakkuk eder.
📖 Sayfa 199 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Evet nasılki o Zât (A.S.M.) hidayetiyle saadet-i ebediyenin sebeb-i husulü ve vesile-i vusulüdür.. öyle de duasıyla, niyazıyla, o saadetin sebeb-i vücudu ve vesile-i icadıdır.
📖 Sayfa 131 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
“Bil ki: Uzun ve kısalığı nisbetinde iki hayâtın levâzımâtını (ihtiyaçlarını) tahsîl etmek için Mâlik-i Kerîm (herşeyin sâhibi ve bol ikrâm edici olan Allah) sana, bir sermâye-i ömür verdiği hâlde; sen o sermâyenin kısm-ı a‘zamını (büyük bir kısmını) -hayât-ı bâkıyeye (ebedî hayâta) nisbeti, bir bahrin (denizin) bir katre (damla) serâba nisbeti gibi olan- şu hayât-ı fâniyede (geçici hayatta) zâyi‘ ettin. Eğer aklın varsa, elde kalan kısmının yarısını veya üçte birini veya lâekall (en azından) onda birisini, hayât-ı bâkıyeye sarf et! Yoksa, eyvahlar olsun diyeceğin bir zamangelecek!”
📖 Sayfa 36 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
O Hâlıkın, Resulü vasıtasıyla der ki: “Şu emanetimi, güya senin malın imiş gibi Bana sat, ta zâyi olmasın. Hem zararlı bir sûrette fena bulmasın. Sen bâki ve meyvedar bir sûrette o malına tekrar kavuşabilesin. Hem o hayat içindeki cihazat ve letâif Benim namım ve hesabımla istimal edildiği vakit, nihayetsiz kıymettar ve hadsiz semerat-ı bâkiye verecek.”
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Hayat-ı fâniyeyi esas maksad yapan, zahiren cennet içinde olsa da, manen cehennemdedir. Hayat-ı bâkiyeye müteveccih olan zât ise, saadet-i dâreyne mazhardır.
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Hayat-ı bâkiyeye müteveccih olan zât ise, saadet-i dâreyne mazhardır.
📖 Sayfa 23 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
saadet-i dâreyn:iki dünya saadeti
Evet nihayetsiz semerat-ı rahmete aç olan ruh ve letaif-i beşer, o nihayetsiz semerat-ı rahmete fakr ve ihtiyacını hissettikçe, lezzet-i saadeti tezayüd eder.
📖 Sayfa 145 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Ey dünya için dinini ihmal eden!
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî

Zira nasılki her gün ekmek, su ve havaya ihtiyaç var. Aynen öyle de, bunlardan daha fazla olarak, her gün Kur'an ve iman hakikatlarından manevî gıdalarımızı almaya muhtacız.
📖 Sayfa 185 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
“Evet, Furkan-ı Hakim’dir ki; şu sahaif-i kainatta kalem-i kudretle yazılan ayat-ı tekviniyeyi beşere ders verir. Mevcudata mana-i harfiyle bakar. ‘Ne güzel yapılmış, ne güzel delalet ediyor’ der. Kainatın hakiki güzelliğini gösterir.”
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Mün'im-i Hakikî'nin maddî ve manevî nimetlerin lezaizi ile insanı perverde etmesine mukabil, fiil ve hal ve kal ile hattâ elinden gelse bütün havâssı ve letaifi ile o Mün'im-i Hakikî'ye şükür ve hamdetmektir.
📖 Sayfa 63 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Ey insan-ı gafil!
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Ey dünya için dinini ihmal eden...
Hem o Zât (A.S.M.), öyle bir sultanın haberlerini doğru olarak söylüyor ki: O sultanın memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervane etrafında döner. Arz olan o pervane ise, bir lâmba etrafında pervaz eder. Güneş olan o lâmba ise, o Sultan'ın binler menzillerinden bir misafirhanesinde, yüzbinler misbahları içinde bir lâmbasıdır.
📖 Sayfa 130 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Evet ebedî ve sermedî bir cemalin seyirci müştakı ve âyinedar âşıkı, elbette bâki kalıp ebede gidecektir. İşte hizb-ül Kur'an'ın akibeti öyledir inşâallahü teâlâ.
📖 Sayfa 78 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Meselâ sen, tabibi çağırıyorsun. Dersin ki: "Ey hekim!" O da cevaben: "Lebbeyk" der. Sonra dersin: "Bana şu taamı veyahut şu dermanı ver."
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Hekim bazan münasib gördüğü matlubu aynen verir; bazan istediğinden daha a'lâsını verir; bazan da, senin hastalığına zarar olduğu için, cevab verdiği halde sana bir şey vermez.
Kur'ân'ın tilmizi ise, yalnız livechillah ve rıza-yı İlahî için ve fazilet için o derece nefsinin menfaatinden tecerrüt eder ki; cennet-i ebediyeyi dahi hakikî maksad ve gaye-i ibâdet yapmaz. Nerede kaldı ki bu dünya-yı zâilenin fâni olan menafii onu, hakikî maksad ve gayesinden çevirsin.
📖 Sayfa 92 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Hem öyle bir acaib âlemden hakikî olarak bahseder, öyle bir inkılabdan haber verir ki; binler Küre-i Arz bomba olsa patlasalar, o kadar acib olmaz. Bak onun lisanından
📖 Sayfa 130 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
“Güneş dürülüp toplandığında..." Tekvir Sûresi, 81:1 •
"Gök yarıldığı zaman..." İnfitar Sûresi, 82:1 •
“Çarpacak olan felâket..." Kària Sûresi, 101:1. gibi sureleri işit...
Bütün bunlarla beraber asl-ı vesvese, teyakkuza sebebdir, taharriye daîdir, ciddiyete vesiledir. Lâkaydlığı atar, tehavünü def'eder. O şart ile ki; ifrata varmasın, galebe çalmasın.
📖 Sayfa 159 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Bunlarla beraber, öyle bir yolcuyum ki, önümde ebed-ül âbâda giden uzun bir yol var. Bu uzun yolda birinci menzilim dünya, ikinci menzilim kabirdir. Bu yolda zâd ister, ziya ister. İşte mukaddes Kur'an, bana bu dehşetleri izale ediyor.
📖 Sayfa 144 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
...
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Ey insan!
Nedendir ki şu azîm ticarete girmiyorsun?
Rabb-i Kerîm, senin yanında emaneten koyduğu mülkünü senden satın almak istiyor. Tâ ki zayi olmaktan muhafaza etsin.
Hem bin derece kıymeti yükselsin. Hem bedeline büyük bir fiyat veriyor.
Hem istifaden için senin elinde bırakıyor.
Hem külfet-i idaresini kendisi deruhte ediyor. İşte sana beş mertebe kâr içinde kâr!
...
Şu zamanın gafleti o derecede kalınlaşmış ve öyle uyutucu bir tarzda ibtal-i his etmiş ki, medenîler evvelki yolun elîm elemini hissetmiyorlar. Lâkin, hassasiyet-i ilmiyenin tezayüdü ile ve mevt-âlûd inkılabatın ikazatıyla şu perde-i gaflet parçalanacaktır.
📖 Sayfa 97 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Eğer aklın varsa
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
elde kalan kısmının yarısını veya üçte birini veya lâekall onda birisini,
deniz gibi hayat-ı bâkiyeye sarfet.
Yoksa eyvahlar olsun diyeceğin bir zaman gelecek.
İnsandaki şu tarz-ı zenginlik gösteriyor ki; insanın vazife-i asliyesi: Aczini ve fakrını ve kusurunu derkederek ubudiyetle ilân etmek ve hacatının celbi için dua etmek ve mevcudatın tesbihatını görüp müşahede ederek şehadet etmek ve nimetleri görüp tefekkür içinde şükretmek ve ibret içinde bakmaktır.
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
*celb:çekmek
(Nur'un İlk Kapısı 60.sh - Risale-i Nur)

Binlerle veyl o müslüman evlâdlarına ki, ecnebilerin tagutlarına ve felsefelerine aldanıp, Kur'an-ı Kerim'in dersini unutur.
📖 Sayfa 97 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Belki de o beliyyeler, o duaları söylettirmek içindir. Yoksa o dualar, sırf o beliyyelerin def'i için değildir. Belki bir nevi ubudiyet olan o dualar, o beliyyelerin devamı müddetince devam ederler.
📖 Sayfa 54 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Hallak-ı Kerim'in bu kadar az birşeyle şu kadar büyük şeyleri sana verdiği halde sen yapmazsan, senin bu insafsızlığın ile Cehennem sana lâyık olmaz mı ve sen ona müstehak olmaz mısın; ey gafil ve ey târikü's-salât(namazı terk eden)?
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
ﻋَﺠِّﻠُﻮﺍ ﺑِﺎﻟﺼَّﻠٰﻮﺓِ ﻗَﺒْﻞَ ﺍﻟْﻔَﻮْﺕِ ﻭَ ﺑِﺎﻟﺘَّﻮْﺑَﺔِ ﻗَﺒْﻞَ ﺍﻟْﻤَﻮْﺕِ
...zaîf beline, tahammülsüz başına, tâkatsiz kalbine, Hâlık ve Rezzakına mahsus vazife-i rububiyeti yükletiyorsun. Saadet ve istirahat istersen; vazifene sahib ol; Hâlıkın vazifesini ona tefviz et.
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
“Şu zamanın gafleti o derecede kalınlaşmış ve öyle uyutucu bir tarzda iptal-i his etmiş ki, medeniler, evvelki yolun elîm elemini hissetmiyorlar. Lakin, hassasiyet-i ilmiyenin tezayüdü ile ve mevtalud inkılabatın ikazatıyla şu perde-i gaflet parçalanacaktır.”
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Bu edeb-i aliyye-i âdile-i Kur'aniye ile edeblen! Kur'an'ın edebiyle edeblenmeyen, zamanın sillesiyle te'dib olunacağı muhakkaktır.
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
(Nur'un İlk Kapısı 47.sh - Risale-i Nur)
Cenâb-i Hak, "Ben göklere ve yere siğmam. Ne acâibdir ki müminlerin kalbine siğarim." buyurdu
📖 Sayfa 104 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
sağ tarafımda, ciğerlerime kadar işleyen bir acz yarası var. Nihayetsiz za'f ve aczimle, nihayetsiz düşman ve mehalikin hücumuna maruzum.
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Sol tarafımda, kalbimin içine kadar girmiş bir fakr yarası var. Nihayetsiz fakr ve iflasa ve nihayetsiz hacat ve âmâle mübtelayım.
En zelil hayvandan daha âciz, daha zaîf iken, dünya kadar metalibe ve makasıda muhtacım.
- Zâilim, zâil olani istemem!
📖 Sayfa 193 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
- Fâniyim, fâni olani istemem!
- Âfilim, âfil olani istemem!
- Âcizim, âciz olani istemem!
- Ruhumu Rahman'a teslim eyledim, gayr istemem!
- İsterim, fakat bir yâr-i bâki isterim.
- Zerreyim, fakat bir şems-i sermed isterim.
- Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudâti birden isterim.
Evet, ebedî ve sermedî bir cemâlin seyirci müştakı ve âyinedar âşıkı, elbette bâki kalıp ebede gidecektir. İşte hizbü'l-Kur'ân'ın âkıbeti öyledir, inşâallahü teâlâ.
📖 Sayfa 77 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Bir-iki hoca dediğin, milyarlar beşerin güneşleri hükmünde olan Şeyh-i Geylanî, İmam-ı Gazalî, Muhyiddin-i Arabî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Rabbanî gibi ehl-i ihtisasın icmalarıdır ki; o hakikatı görmüşler, gösteriyorlar. Koca Avrupa hükeması dediğin; madde-perest, akılları gözlerine sukut etmiş, maneviyattan uzaklaşmış, şems-i hakikattan ve hilâl-i haktan âmileşmiş; hakkı görmedikleri için hakkı nefyeden, haddinden tecavüz etmiş san'atkârlardır.
📖 Sayfa 101 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
“Güya o zihayat, gayet hassas mizanlarla, mecmu kainattan süzülmüş bir katredir. Demek, şu kainatı halk etmek için, bütün kainatı kabza-i tasarrufunda tutmak lazım gelir.”
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
“Hikmet-i sanat-ı Rabbaniyeye, kör tabiat namını taktın.”
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Hâlbuki insan, müstakbelin korkusuna, mazinin hüznüne giriftardir. Bu ikisi insani pek ciddî düşündürür. İnsanin başini mütemâdiyen döver. İnsani bu havf ve hüzünden kurtaracak ancak bir tek mededkâr var, o da Kur'ân-i Azîmüşşân'dir.
📖 Sayfa 188 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Ey birader! Düşman hariçte olsa insan silâhsiz o düşmanla geçinebilir. Fakat düşman kale içine girse ve gizlense o vakit o düşmana karşi silâhlanmak, zirh giymek ve gayet dikkat etmek, hem pek ciddî sebat etmek lâzimdir. Tâ ki hayat-i ebediyesini hafî darbelerden kurtarabilsin.
📖 Sayfa 182 · Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî
Sıkça Sorulan Sorular
Nur'un İlk Kapısı kimin eseridir?
Nur'un İlk Kapısı, Bediüzzaman Said Nursî tarafından yazılmıştır.
Nur'un İlk Kapısı kaç sayfadır?
Nur'un İlk Kapısı, 346 sayfadır (Söz Basım Yayın baskısı).
Nur'un İlk Kapısı'nın en ünlü sözü nedir?
“Hem cismanî ihtiyaç gibi manevî hâcat dahi muhteliftir. Bazısına insan her nefes muhtaç olur; cisme hava, ruha hû gibi. Bazısına her saat, Bismillah gibi ve hâkeza… Demek tekrar-ı âyet, tekerrür-ü ihtiyaçtan ileri gelmiş ve o ihtiyaca işaret ederek uyandırıp teşvik etmek hem iştiyakı ve iştihayı tahrik etmek için tekrar eder.”