CANLI

Siracü'n-Nur Kitabından Alıntı Sözler — Bediüzzaman Said Nursî

Siracü'n-Nur - Bediüzzaman Said Nursî kitap alıntıları ve sözleri

Bediüzzaman Said Nursî'un imzasını taşıyan Siracü'n-Nur, Din (İslam) alanının dikkat çeken yapıtlarındandır. Türkçede Tenvir Neşriyat etiketiyle yayımlanmıştır. Bu derlemede Siracü'n-Nur'dan en çok paylaşılan satırlar sizi bekliyor.

Yazar:Bediüzzaman Said Nursî
İlk Yayın:2007
Yayınevi:Tenvir Neşriyat
Sayfa Sayısı:240
Dil:Türkçe
Okuma Süresi:6 sa. 48 dk.
Türler:Din (İslam), Kültür

Siracü'n-Nur'dan En Beğenilen Alıntılar

Ey biçare münkir! Kime güveniyorsun ki bunları dinlemiyorsun? Veyahut gündüz içinde gözünü kapamakla, dünyayı gece mi oldu zannediyorsun?

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Eğer başımdaki saçlarımın adedince başlarım bulunsa her gün biri kesilse hakikat-i Kur'aniyeye feda olan bu başı, zındıkaya ve küfr-ü mutlaka eğmem ve bu hizmet-i imaniye ve nuriyeden vazgeçmem ve geçemem.

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

"YÂ BÂKİ ENTE-L BÂKİ" cümlesi; bütün o hadsiz, manevî yaralara hem merhem, hem tiryak oldu. Yani sen bâkisin; giden gitsin, sen yetersin. Madem sen bâkisin, zeval bulan herşeye bedel bir cilve-i rahmetin kâfidir.

📖 Sayfa 75 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Gururu bırak, aczini anla, mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya ne için geldiğini öğren!

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Ey cirmi ve cismi küçük ve cürmü ve zulmü büyük ve ayb ve zenbi azîm bîçare insan! Kâinatın hiddetinden, mahlukatın nefretinden, mevcudatın öfkesinden kurtulmak istersen, işte kurtulmanın çaresi: Kur'an-ı Hakîm'in daire-i kudsiyesine girmektir ve Kur'anın mübelliği olan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Sünnet-i Seniyesine ittibadır. Gir ve tâbi' ol!
Siracün-Nur (Envar)

📖 Sayfa 129 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Evet bu şehri yüz defa mezaristana boşaltan ölüm hakikatının elbette hayattan ziyade bir istediği var.

📖 Sayfa 195 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Şimdi, ey bedbaht gafil! Şu halde Onu görmek ve tanımak istemezsen, aklını çıkar at, hayvan ol, kurtul...

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Eğer hastalık olmazsa, sıhhat ve âfiyet gaflet verir, dünyayı hoş gösterir, âhireti unutturur. Kabri ve ölümü hatırına getirmek istemiyor, sermaye-i ömrünü bâd-i heva boş yere sarfettiriyor. Hastalık ise, birden gözünü açtırır. Vücuduna ve cesedine der ki: "Lâyemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan."

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Ey âlem-i beka için yaratılan ve fâni âleme mübtela olan bîçare insan!

📖 Sayfa 131 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Hakikat ise müsbet şeyler, haseneler, iyilikler cemaate, orduya tevzi edilir ve menfî tahribat ve kusurlar başa verilir.
Çünkü bir şeyin vücudu, bütün şeraitin ve erkânının vücudu ile olur ki kumandan yalnız bir şarttır. Ve o şeyin ademi ve bozulması ise bir şartın ademi ile ve bir rüknün bozulması ile mahvolur, bozulur. O fenalık başa, reise verilebilir. İyilikler ve haseneler, ekseriyetle müsbet ve vücudîdir. Başlar sahip çıkamazlar. Fenalıklar ve kusurlar, ademîdir ve tahribîdir. Reisler mes'ul olurlar.

📖 Sayfa 208 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

SEKİZİNCİ DEVA:   
Eğer günahları düşünmüyorsan, yahut âhireti bilmiyorsan veya Allah'ı tanımıyorsan, sende öyle dehşetli bir hastalık var ki; milyon defa sendeki bu küçük hastalıktan daha büyüktür. Ondan feryad et. 
Siracün-Nur (Envar)

📖 Sayfa 30 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

"Benim kalbim en derinden sızladı. O kadar rikkatime dokundu ki, binler gözüm olsaydı beraber ağlayacaktı."

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

"Dinsiz bir millet yaşayamaz"

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Sinek kanadından tut, tâ semavat kandillerine kadar öyle bir nizam var ki; akıl onun karşısında hayretinden ve istihsanından "Sübhanallah, mâşâallah, bârekâllah" der, secde eder!

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Ey kendini bilen insan, kendini oku..!

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Kısa görüp denizleri damlalara çevirme
Hakikatte, her damlada gizli birer derya var.

📖 Sayfa 276 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

• Hem her baharda gözümüz önünde icad edilen nebatat ve hayvanattan hiçbir tanesi yoktur ki, san'at-ı acibesiyle ve latif zînetiyle ve tam temeyyüzüyle ve intizamıyla ve mevzuniyetiyle seni bildirmesin.. "

📖 Sayfa 10 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Evet nasılki şükür nimeti ziyadeleştirir. öyle de şekva; hastalığı, musibeti tezyid eder.
Siracün-Nur (Envar) - 32

📖 Sayfa 32 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Ey kendini insan bilen insan! Kendini oku...

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

"Herşey zıddıyla bilinir."
Meselâ, karanlık olmazsa ışık bilinmez, lezzetsiz kalır. Soğuk olmazsa hararet anlaşılmaz, zevksiz kalır. Açlık olmazsa, yemek lezzet vermez. Mide harareti olmazsa, su içmesi zevk vermez. İllet olmazsa, âfiyet zevksizdir. Maraz olmazsa, sıhhat lezzetsizdir!!!

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Ey cirmi ve cismi küçük ve cürmü ve zulmü büyük ve ayb ve zenbi azîm bîçare insan!
Kâinatın hiddetinden, mahlukatın nefretinden, mevcudatın öfkesinden kurtulmak istersen, işte kurtulmanın çaresi: Kur'an-ı Hakîm'in daire-i kudsiyesine girmektir ve Kur'anın mübelliği olan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Sünnet-i Seniyesine ittibadır.
Gir ve tâbi' ol!

📖 Sayfa 114 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

meşakkat ve mücahede
ve sıkıntıların altında inayet
ve rahmetin iltifatlarını gören
Risale-i Nur şakirdlerine

inkisar-ı hayal,
gayretlerini ve ileri atılmasını
ve ciddiyetlerini takviye etmek
lâzım geliyor.

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

"Elhamdülillahi alâ nimet-il iman"

Siracün-Nur (Envar)

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Ey şiddet-i zuhurundan gizlenmiş ve ey azamet-i kibriyasından ihtifa etmiş olan Kadîr-i Zülcelal!

   Ey Kadir-i Mutlak!

📖 Sayfa 8 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

"Musibet zamanı çok uzundur, safa zamanı pek kısa oluyor."

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

“Madem cismen fâniyim; bu fânilerden bana ne hayır gelebilir? Madem ben âcizim; bu âcizlerden ne bekleyebilirim? Benim derdime çare bulacak bir Bâkî-i Sermedî, bir Kadîr-i Ezelî lâzım"

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Ve Senin bu misafirhane-i dünyada yolcular için böyle rahmet havuzların bulunması ve insanın seyr ü seyahatine ve gemisine ve istifadesine musahhar olması işaret eder ki, yolda yapılmış bir handa, bir gece misafirlerine bu kadar deniz hediyeleriyle ikram eden Zât, elbette makarr-ı saltanat-ı ebediyesinde öyle ebedî rahmet denizleri bulundurmuş ki, bunlar onların fâni ve küçük nümuneleridirler.

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

İlahî!
Senin rahmetin melceimdir ve Rahmeten li'l-âlemîn olan Habib'in senin rahmetine yetişmek için vesilemdir. Senden şekva değil belki nefsimi ve halimi sana şekva ediyorum.

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Dünya madem fânidir, değmiyor alâka-i kalbe.

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

İnsanın mahiyet-i câmiasında nakışları zahir olan yetmişten ziyade esma vardır.

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Zira hastalık, duanın vaktidir; şifa, duanın neticesi değil. Belki Cenab-ı Hakîm-i Rahîm şifa verse, fazlından verir!!!

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Ben o gurbetler ve hastalıklar ve mazlumiyetlerin tazyikiyle dünyadan alâkamı kesilmiş bularak, ebedî bir dünyada ve bâki bir memlekette daimî bir saadete namzed olduğumu iman telkin ettiği hengâmda "of! of!"tan vazgeçtim, "oh! oh!" dedim.

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Hadîs-i şerifte vardır ki: "Altmış yetmiş yaşlarında ihtiyar bir mü'min, dergâh-ı İlahiyeye elini kaldırıp dua ederken, rahmet-i İlahiye onun elini boş döndürmeye hicab ediyor." Madem rahmet size karşı böyle hürmet ediyor.. siz de rahmetin bu hürmetini ubudiyetinizle ihtiram ediniz.

📖 Sayfa 73 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Niyazii Mısrî gibi feryad eyleyerek dedim:

Bir ticaret yapmadım, nakdi ömür oldu hebâ,

Yola geldim, lakin göçmüş cümle kervan bîhaber.

Ağlayıp, nâlân edip, düştüm yola tenha garip,

Dîde giryan, sîne biryan, akıl hayran, bîhaber.

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

"En cüz'î ve en küçük şey; en büyük şey gibi, doğrudan doğruya bütün bu kâinat Hâlık'ının kudretinden gelir ve hazinesinden çıkar. Başka surette olamaz. Esbab ise bir perdedir. Çünki en ehemmiyetsiz ve en küçük zannettiğimiz mahluklar, bazan san'at ve hilkat cihetinde en büyüğünden daha büyük olur. Sinek tavuktan san'atça ileri geçmezse de, geri de kalmaz."

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Ey Rabb-ül Berri Ve-l Bahr!   

   Kur'anın dersiyle ve Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ının talimiyle anladım ki: Nasıl gökler ve feza ve zemin senin birliğine ve varlığına şehadet ederler.. öyle de: Bahrler, nehirler ve çeşmeler ve ırmaklar, senin vücub-u vücuduna ve vahdetine bedahet derecesinde şehadet ederler.  

Siracün-Nur (Envar)

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Evet nasıl o insafsız, o çok kusurlu adamı sevmemekle beni ittiham etti, âdeta vatan haini yaptı.
Ben de onu, orduyu sevmemekle ittiham ediyorum.

Çünki bütün şerefi ve manevî ganîmeti o dostuna verip, orduyu şerefsiz bırakıyor.
Hakikat ise, müsbet şeyler, haseneler, iyilikler cemaate, orduya tevzi edilir ve menfîler ve tahribat ve kusurlar başa verilir.

📖 Sayfa 186 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

ben Beşinci Şuâ aslının verdiği haberin bir kısmını, orada o adamda gördüm.
Mecburiyetle o çok ehemmiyetli vazifeleri bıraktım.
Ve bu adamla başa çıkılmaz, mukabele edilmez diye, dünyayı ve siyaseti ve hayat-ı içtimaiyeyi terk edip yalnız imanı kurtarmak yolunda vaktimi sarfettim.

📖 Sayfa 185 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Çünki ben şimdiki insanların çoklarını divane görüyorum. Benim aklım, onların akıllarının cinsinden değildir. Ya ben divaneyim, ya onlar divanedirler. Elbette onlar çokluk olmasından cinnet-i muvakkata ve ara sıra meczubiyet, benim hakkım oluyor. :)

📖 Sayfa 209 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Hem milletin her tabakası; muvafıkı ve muhalifi, memuru ve âmisinin o hakikatlarda hisseleri var ve onlara muhtaçtırlar.
Risale-i Nur şakirdleri, tam bîtarafane kalmak için siyaseti ve maddî mübarezeyi tam bırakmak ve hiç karışmamak lâzım gelmiş.

📖 Sayfa 188 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Nasılki süt ve yoğurt bozulsalar, yine yenilebilir.
Yağ bozulsa, yenilmez, bazan zehir gibi olur.
Öyle de: Mahlukatın en mükerremi, belki en a'lâsı olan insan, eğer bozulsa, bozuk hayvandan daha ziyade bozuk olur.

📖 Sayfa 112 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Gecede zulümat, nasıl nuru gösterir. Öyle de: İnsan, za'f u acziyle, fakr u hacatıyla, naks u kusuruyla, bir Kadîr-i Zülcelal'in kudretini, kuvvetini, gınasını, rahmetini bildiriyor ve hâkeza pek çok evsaf-ı İlahiyeye bu suretle âyinedarlık ediyor.

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

"Kur’ân-ı Hakîmin eczahane-i kudsiyesinde, umum dertlerinize şifa verecek ilaçları vardır... İbadetle o ilaçları istimal etseniz, belinizde ve başınızdaki o ihtiyarlığın ve gamların ağır yükleri gayet hafifleşecektir."

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Meselâ, yağmur geliyor.

Yağmuru zahiren intac eden esbab; hayvanatı düşünüp, onlara acıyıp merhamet etmekten ne kadar uzak olduğu malûmdur.

Demek hayvanatı halkeden ve rızıklarını taahhüd eden bir Hâlık-ı Rahîm'in hikmetiyle imdada gönderiliyor.

📖 Sayfa 145 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Ey kendini insan bilen insan! Kendini oku... Yoksa hayvan ve camid(cansız varlıklar) hükmünde insan olmak ihtimali var!

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Hem ehlullahın bir kısmının ölümden korkmaları, ölümün dehşetinden değildir. Belki daha fazla hayır kazanacağım diye, vazife-i hayatın idamesinden kazanacakları hayrat içindir.

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Evet ALLAH'ı tanımayanın dünya dolusu bela başında vardır.
ALLAH'ı tanıyanın dünyası nurla ve manevî sürurla doludur.

📖 Sayfa 25 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

İşte böyle gayet nurlu ve toprak altında iken göklerin üstündeki Cennet'i görecek ve seyredecek bir gözü, bu gözündeki perde altında şükür ile sabır ile bulabilirsin. İşte o perdeyi senin gözünden kaldıracak, o gözle seni baktıracak göz hekimi, Kur'an-ı Hakîm'dir.

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Ey hastalık sebebiyle ibadet ve evradından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta! Bil ki: Hadîsçe sabittir ki; müttaki bir mü'min, hastalık sebebiyle yapamadığı daimî virdinin sevabını, hastalık zamanında yine kazanır. Farzı, mümkün olduğu kadar yerine getiren bir hasta, sabır ve tevekkül ile ve farzlarını yerine getirmekle o ağır hastalık zamanında sair sünnetlerin yerini, hem hâlis bir surette, hastalık tutar.

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

ﻟَﻮْﻟﺎَ ﻣُﻔَﺎﺭَﻗَﺔُ ﺍﻟْﺎَﺣْﺒَﺎﺏِ ﻣَﺎ ﻭَﺟَﺪَﺕْ ﻟَﻬَﺎ ﺍﻟْﻤَﻨَﺎﻳَﺎ ﺍِﻟَٓﻰ ﺍَﺭْﻭَﺍﺣِﻨَﺎ ﺳُﺒُﻠﺎً

yani: "Eğer dostlardan müfarakat olmasaydı, ölüm ruhlarımıza yol bulamazdı ki gelsin alsın." Demek en ziyade insanı öldüren, ahbabdan müfarakattır.

📖 Sayfa 68 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

İşte kâinat kadar büyük bir pencere ki; onunla bakılsa,

("Allah herşeyin yaratıcısıdır. O herşey üzerinde hakkıyla görüp gözeticidir. Göklerin ve yerin tedbir ve tasarrufu Ona aittir." Zümer Sûresi, 39:62-63.)

âyetleri, büyük harflerle kâinat sahifelerinde yazılı olduğu, akıl gözüyle de görülecek. Öyle ise:
Görmeyenin ya aklı yok, ya kalbi yok veya insan suretinde bir hayvandır!

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

imandan gelen manevî sürur ve şifa ve lezzet altında, cüz'î maddî hastalıkların elemi erir, ezilir.

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Ve az bir hazır sıkıntıdan, ileride büyük bir azab-ı müecceleden ziyade çekinir.
Çünki tevehhüm ve heves ve hiss, ileriyi görmüyor belki inkâr ediyorlar.
Nefs dahi yardım etse, mahall-i iman olan kalb ve akıl susarlar, mağlub oluyorlar.

Şu halde kebairi işlemek, imansızlıktan gelmiyor, belki hiss ve hevesin ve vehmin galebesiyle akıl ve kalbin mağlubiyetinden ileri gelir.

📖 Sayfa 107 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Nefsini ittiham eden, kusurunu görür.
Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder.
İstiğfar eden, istiaze eder.
İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur.
Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur.
Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır.
Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, afva müstehak olur.

📖 Sayfa 118 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Hem dua, istediğimiz tarzda kabul olmazsa makbul olmadı denilmez. Hâlık-ı Hakîm daha iyi biliyor, menfaatimize hayırlı ne ise onu verir. Bazan dünyaya ait dualarımızı, menfaatimiz için âhiretimize çevirir, öyle kabul eder. Her ne ise...

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Eğer ikisi, bir kısım gençler gibi sıhhat ve gençliğine güvenip, gaflet ve sefahete atılsaydılar; ölüm de onları tarassud edip tam günahlarının pislikleri içinde yakalasaydı; o nurlar definesi yerine, kabirlerini akrepler ve yılanlar yuvası yapacaklardı.
Madem hastalıkların böyle menfaati var, ondan şekva değil tevekkül, sabır ile, belki şükredip, rahmet-i İlahiyeye itimad etmektir.

📖 Sayfa 28 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Nasıl bir nefer yüz muhtelif adamın idaresine verilse, yüz müşkilât olur.
Ve yüz nefer, bir zabitin idaresine verilse, bir nefer hükmünde kolay olur.

📖 Sayfa 130 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Hadîste vardır ki: "Hastaların duasını alınız, onların duası makbuldür." Bahusus hasta, akrabadan olsa, hususan peder ve vâlide olsa, onlara hizmet mühim bir ibadettir, mühim bir sevabdır!!!

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

"Bir şerr-i cüz'î gelmemek için bin hayrı terk etmek, hikmet ve adalete münafîdir."

📖 Sayfa 115 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

"O zındıkların dünyaları başlarını yesin ve yiyecek!"

📖 Sayfa 227 · Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî

Sıkça Sorulan Sorular

Siracü'n-Nur kimin eseridir?

Siracü'n-Nur, Bediüzzaman Said Nursî tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2007'de yayımlanmıştır.

Siracü'n-Nur kaç sayfadır?

Siracü'n-Nur, 240 sayfadır (Tenvir Neşriyat baskısı).

Siracü'n-Nur'un en ünlü sözü nedir?

“Ey biçare münkir! Kime güveniyorsun ki bunları dinlemiyorsun? Veyahut gündüz içinde gözünü kapamakla, dünyayı gece mi oldu zannediyorsun?”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Siracü'n-Nur — Bediüzzaman Said Nursî. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4