
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî adlı eser, Bediüzzaman Said Nursî tarafından yazılmıştır. Şuâât-u Mârifeti'n Nebî için okurların en çok beğendiği sözler bu sayfada bir araya getirildi.
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî'den En Beğenilen Alıntılar
Nübüvvetten evvel ondaki ahlâk-ı hamîdenin kemâline tercüman olan "Muhammed-ül Emin" ünvanıyla iştihar etmiştir. Hazret-i Âişe (R.A.) her vakit derdi:
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
خُلُقُهُ الْقُرْاٰنْ
demek Kur'ân tazammun ettiği bütün ahlâk-ı haseneye câmi' idi.
Medeniyet, nev'i beşerden yüzde onu müzahref bir saadete çıkarmış, sekseni meşakkate sefalete atmıştır. Saadet odur ki; umuma veya eksere saadet ola!.. Nev-i beşere rahmet olan Kur'ân-ı Kerîm ancak umumun, lâakal ekseriyetin saadetini tazammun eden bir medeniyeti kabul eder.
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
Ümmet, şeriata temessükü nisbetinde terakki ve tesahülü nispetinde tedennisi hakâik-i tarihiyedendir.
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
Kurûn-u ûlânın mecmu-u vahşetini bu medeniyet bir def'ada kustu.
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍالَّذٖى دَلَّ عَلٰى وُجُوبِ وُجُودِكَ
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
Hazret-i Âişe demiş:
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
خُلُقُهُ الْقُرْاٰنُ
Kur'ân demiş:
وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖيمٍ
Düşmana da şamil bir tevatür ve icma' ile sabittir ki, bütün ahlâk-ı hamidenin en ekmeline maliktir.
Medeniyet-i hazırada havâic-i gayr-ı zaruriye; havâic-i zaruriye hükmüne geçmişlerdir.
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
Âsuman, kendi mi'rac ve melek ve kamerin elsine-i semaviyesiyle risaletini tebrik ediyor.
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
İnsanların sîreten ve sûreten en cemîli ve en halîmi ve en sâbiri ve en şâkiri ve en zâhidi ve en mütevâzii ve en afîfi ve en cevâdı ve en kerîmi ve en rahîmi ve en âdili, herkesten ziyade mürüvvet, vakar, afv, sıhhat-ı fehim, şefkat gibi ne kadar secaya-yı âliye varsa en mükemmel bir fihriste-i nûranisidir.
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
Fünûn, mürûr-u zaman ile telahuk-u efkârın neticesidir.
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
Resûl-ü Ekrem'in herbir fi'ilinde ve herbir hâlinde, herbir kâlinde sıdk lemeân eder.
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
اَشْهَدُ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اَللّٰهُ ٭ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
Bu kelime-i âliye üss-ül esas-ı İslâmiyet olduğu gibi; kâinat üstünde temevvüc eden İslâmiyetin en nuranî ve en ulvî bayrağıdır.
Âleme teşrif ettiğinde, herbir nev' kendi lisan-ı mahsusuyla alkışladığı gibi; Sultan-ı Ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip, herbir tel başka lisan ile mu'cizatının nağamatını inşâd etmekle o sada-yı şirin, bu kubbe-i mînada ilel-ebed tanînendaz etmiştir.
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
Vahşî bir bedevî sahradan gelir, kelime-i şehâdetten sonra sohbet-i nebeviyyenin iksiriyle birdenbire başkalaşır. Kendi kendine benzemez. Başka kavme gider, muallim-i hikmet olurdu.
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
Bir bedevî yalnız dört şeye muhtaç iken; medeniyet yüz şeye muhtaç ve fakir etmiştir. Say' masrafa kâfî gelmediğinden; hîleye, harama sevketmekle ahlâkın esasını şu noktadan ifsad etmiştir. Cemaate, nev'e verdiği servet, haşmete bedel; ferdi, şahsı fakir, ahlâksız etmiştir. Kurûn-u ûlânın mecmu-u vahşetini bu medeniyet bir def'ada kustu. Alem-i İslâmın şu medeniyete karşı istinkâfı cây-i dikkattir.
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî

Ve zemin, kendi hacer ve şecer ve hayvanın dilleriyle mu'cizelerine senâhan oluyor.
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
Ve cevv-i fezâ, kendi cinn ve bulutun işaratıyla nübüvvetine beşaret verir ve sâyebanlık ediyor.
Mu'cize-i Muhammedî, ayn-ı Muhammeddir (A.S.M.). Zât-ı Zülcelâl (Celle Celâlühü) O'na demiş:
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
اِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖيمٍ
Bütün ümmet hatta düşmanları da dâhil olduğu halde icma' etmişler ki, bütün ahlâk-ı haseneye câmi'dir.
Ve zaman-ı mazî, enbiya ve kütüb ve kâhinlerin rumûz ve telvihatıyla, O Şems-i Hakikatın fecr-i sadıkını göstererek müjdeci oluyor.
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
Ve zaman-ı hal, yâni Asr-ı Saadet lisan-ı haliyle; tabiat-ı Araptaki inkılâb-ı azîmin ve bedevîyet-i sırfdan medeniyet-i mahzanın def'aten tevellüdünü şahid göstererek nübüvvetini isbat ediyor.
Evet şu a'sâr-ı tavîlede, şu musademat-ı azîme içinde hakâikını muhafaza, belki daha ziyade inkişafa getirdiğinden gösterir ki; Resul-u Ekrem Aleyhisselâmın mesleği hiçbir vakit mahvolmayan hak üzerine müessestir.
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
S:
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî
{(*) Sual eden Japondur. -Müellif-}
Sâni'in vücûd ve vahdetine en vâzıh delil nedir?
C: En parlak bürhanı Muhammed'dir (A.S.M.).
Sıkça Sorulan Sorular
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî kimin eseridir?
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, Bediüzzaman Said Nursî tarafından yazılmıştır.
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî kaç sayfadır?
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî, 175 sayfadır (Sözler Neşriyat baskısı).
Şuâât-u Mârifeti'n Nebî'in en ünlü sözü nedir?
“Nübüvvetten evvel ondaki ahlâk-ı hamîdenin kemâline tercüman olan "Muhammed-ül Emin" ünvanıyla iştihar etmiştir. Hazret-i Âişe (R.A.) her vakit derdi: خُلُقُهُ الْقُرْاٰنْ demek Kur'ân tazammun ettiği bütün ahlâk-ı haseneye câmi' idi.”