
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun Bozkurtların Destanı adlı kitabı 1972'de yayımlanmış, 304 sayfalık bir Edebiyat eseridir. Aşağıdaki sözler, okurların en çok beğendiğinden başlayarak sıralanmıştır.
Bozkurtların Destanı'dan En Beğenilen Alıntılar
Kitaptan en etkileyici sözleri sizin için derledik; ama yine de en etkili söz, sizin beğendiğinizdir.
"Her yiğidin içinde, acıyan bir yeri var!..."
📖 Sayfa 25 · Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
.
📖 Sayfa 147 · Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Çokça yüz verme yabana .
Tekmele, düşsün tabana.
Dik yokuşa, sür kabana...
Gün gelir baş kaldırırlar,
...
İster Hintli, ister Çinli,
İster dinsiz, ister dinli,
Hepsi yağı, hepsi kinli !..
Sen uyurken saldırırlar,
...
Bu söz, acunla yaşıttır,
Tanrı sözüne eşittir;
HER YABANCI BİR ÇAŞITTIR !
Bilmem dersen bildirirler,
...
Ötüken, Türk illeri, yer, gök, dağlar, denizler...
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Şehit nefesleriyle yunup Yıkanıyordu!
Gök Börü'm neredesin uyan!
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Kıpırdadı sarı çıyan...
Ağlar halimizi duyan...
Yaprağımı soldururlar...
Mahşere dek kalmaya gelmedik ya acuna! ...
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Çinliye gönül veren nesiller huysuzlaşır!..
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Çinliyle düşüp kalkan her budun soysuzlaşır!..
Ne kadar da güzeldi , bu gece bozkır, dağlar...
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Dağlar ne bilsindi ki, yürekler hep kan ağlar!
.
📖 Sayfa 293 · Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
yıl milâdın altı yüz kırkı…
Vey ırmağının kıyısındayız.
doğuda sıradağlar çizgisi,
havada bir ağıt ezgisi
vardı!…
ufukta güneş, çenesi ufka dayalı…
bakıyor bozkıra…
bozkır dokuz dilim nardı!…
güneş,
doğduğuna pişmandı bugün,
güneş,
güneş olduğuna yanardı!..
göğe vurmuş kanımın kırmızısı…
sanki göğün bağrı kanardı!!!
o gün orda yağan her damla yağmur,
o gece yağanı görse,
kınardı!…
kırk erin özünde
bozkurt soyunu,
sanki Tanrı bir kez daha
sınardı!..
bugün de vurulup düşen yiğidin,
kökü o günlere varan çınardı!
o gün dökülen kan,
yıl milâdın altı yüz kırkı…
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Vey ırmağının kıyısındayız.
doğuda sıradağlar çizgisi,
havada bir ağıt ezgisi
vardı!…
ufukta güneş, çenesi ufka dayalı…
bakıyor bozkıra…
bozkır dokuz dilim nardı!…
güneş,
doğduğuna pişmandı bugün,
güneş,
güneş olduğuna yanardı!..
göğe vurmuş kanımın kırmızısı…
sanki göğün bağrı kanardı!!!
o gün orda yağan her damla yağmur,
o gece yağanı görse,
kınardı!…
kırk erin özünde
bozkurt soyunu,
sanki Tanrı bir kez daha
sınardı!..
bugün de vurulup düşen yiğidin,
kökü o günlere varan çınardı!
o gün dökülen kan,
bugün bende can…
Onun düştüğü yerde,
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Ayaydın gecelerde
Kahkahalar duyulur.
Rüzgârın sesidir bu;
Bir çağrı kösüdür bu...
Dalga dalga yayılır...
Bu ses, bu kös, bu çağrı...
Geldikçe bana doğru,
Kara bağrım oyulur!
Bozkurdum!... Sanadır ün!
Oraya vardığın gün,
Kutlu düğün sayılır!
Sançar'ın yüce ruhu
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Yüce Tanrıdağı'nda,
Törenle karşılandı
Tanrı'nın otağında
Solunda: Ayzıt, Umay...
Bozkurt anam, sağında.
Dokuz gün konuklandı
Erenler uçmağında.
Sonra buldu kendini
Ergenekon bağında.
Kılıcı belindeydi,
Okları sadağında
Gözleri, Bozkurtların
Yükselecek tuğunda!...
Bütün Türkler kardeştir! Ayrılmaz tırnaktan et.
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
.
📖 Sayfa 87 · Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Yan bakmak evli kadına,
Yakışır mı Türk adına?!!
Eğer bozulursa töre,
Gökten ateş yağar yere!
...
Ey yüce Kağan! Beyler!..
Bağrımızda yılan var!
Yüzümüze gülerken,
Özümüzü çalan var!
Çinlilerin işinde,
Hem hile, hem yalan var!
Türkler kadına gitmez,
Ayağıyla gelen var!
Kimi erlerimizi,
Çadırına alan var!
Ve Çinli kocalardan,
Buna razı olan var!
Nerede Türk töresi?
Ötüken'de talan var!..
.
Bozkurt ocağının sönmeyen odu;
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Çuluk Kağan oğlu Kür Şad...
Ölmüştü!...
Ölmüş fakat yenilmemişti!
Kim derdi ki Kür şad,
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Kemikle etti?
O bir kişi değil, o bir devletti! ..
Bayraktı, vatandı...
Bir özge candı...
Tepeden, tırnağa
Kıpkızıl kandı! ..
Tanrı Kut soyunun
Altın halkası...
Yedi iklim üzre
Düşer gölgesi! ...
Çinliye ölümdü, Türk’e kalkandı!..

yürüdü kırk yiğit Çin sarayına,
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
beyler öndeydiler!..
adımlar atılmıştı bir kez,
dönmezdi.
öç odu tutuşmuştu yüreklerde
sönmezdi.
yalındı kılıçlar.. kana girmeden
kına konmazdı.
Çin’di bu,
kindi bu,
kandı bu
suyla yunmazdı!!!
tutsaklık yarası kansız onmazdı!
.
Kişi dediğin, bir kez olmaya görsün Çinli
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Her Türk, ister istemez olurdu ona kinli!...
Gözü kamaşırdı sanki güneşin,
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Türk kılıçlarının parıltısından!
Böyle giderse, Tanrı'nın,
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Alnımıza yazdığı var!..
Kür Şad, boşuna konuşmaz!
Elbette bir sezdiği var!..
Çinli meydan okursa,
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Bunda şaşacak ne var?
Keçi esrik olunca,
Döğüşmeye kurt arar!
Yürüdü kırk şehit..
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
En önde Kür Şad..
Elinde kurt başlı tuğ vardı...
Bir Bozkurt ünledi Ergenekon'dan...
Bir Tanrısal türkü,
Evreni sardı...
"Delinse yer; çökse gök;
Yansa, kül olsa dört yan...
Yüce dileğe doğru
Yürürüz yine yayan...
Dirilecek Bozkurtlar;
Bir ordu bütün Türkler...
Birleşip eski yurtlar,
Doğacak büyük Turan..."
•••
Bu türküyle hâlâ
Doludur gökler...
Bir gün yine,
Söylesin diye Türkler...
Ayrı budun değildir Doğu, Batı Türkleri,
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Ayrı görünseler de yine birdir kökleri!
Kırk yiğit görüyorum
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Bir ulu şehir içre...
Gönülleriniz bunlu
Bir çetin kahır içre !...
Kan gövdeyi götürür
Saray ve ahır içre...
En son vuruşursunuz
Bir coşkun nehir içre !...
Adınız unutulmaz
Dillerde kalır
Sesiniz unutulmaz
Sellerde kalır
Renginiz unutulmaz
Güllerde kalır
Kokunuz unutulmaz
Yellerde kalır.
Ölüm sessizliği vardı acunda ...
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Sessiz akıyordu Selenge suyu.
Yorgun görmedeyiz atı üstünde ,
Selenge boyunca giden yolcuyu.
Ötüken’den gelen bu yorgun atlı,
Hızlı at sürmüştü iki gün boyu ...
Bir özge yüreğe boşaltmak için,
Kendi yüreğini oyan korkuyu!. ..
Yücelmeli Türk adı!
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Töresiz iş tutulmaz,
Töreye su katılmaz! ..
Bir çaşıt, koca bir devlet yıkar!
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Mete'nin, Teoman'ın, Bumun'un... Torunları...
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Ölmez ruhları şimdi yüce Tanrıdağı'nda!..
Bilmez misin?
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Türk töresi nicedir?
-Türk töresi önünde
Boynum kıldan incedir! ...
Irkım almadıkça Çin'den öcünü,
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Ölsem de yine bitmez savaşım!!!
Bir Bozkurt oğluna dirlik yaraşmaz...
Tutsak yaşıyorken bunca soydaşım!! !
Bir umuttur... Gecemiz belki döner gündüze!
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu

-Selâm Tanrıdağı'na!. Ve selâm Ötüken'e!...
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Ruhlarımız uçmakta buluşur bir gün yine!....
-Yalnız ateş mi yağar ...
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Ne güneş, ne ay doğar!.
Söner ışığı göğün ...
o zaman durma döğün.
Siz, biz, hepimiz ... Bozkurt soyunun öz oğluyuz!
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Bir gövde, baş gibiyiz, benzeriz bir tek cana!
Kan kılıcın, güzel söz, gönül pasını siler!
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Fakat, gece inmekle duygular silinmiyor,
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Türk’ün ne düşündüğü yüzünden bilinmiyor!
Yüz gülmez, dil konuşmaz, gönüller gam denizi...
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Bir yas dumanı çökmüş, Bozkurtlar uyruğuna!
Gök girsin, kızıl çıksın
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Kendi kanımız aksın...
Toplayıp gücümüzü.
Almazsak öcümüzü.
Gök girsin, kızıl çıksın,
Kendi kanımız aksın...
Toprak doymadan kana,
Kılıç koyarsak kına!...
Beş bin yıldan beri yetmiş ulusa
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Tek başına çıkmak Türk'ün kaderi!
Değişecek miydi sanki bu gece
Kırkın kaderi?
Sonsuzluğa kadar sürüp gidecek,
Tanrı'nın övdüğü ırkın kaderi!
Sen mazlum insanın umut kapısı,
Çinli, insanlığın çirkin kaderi!..
Kırk yiğit, birer birer devrilecekler...
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Fakat, bir gün yine dirilecekler!
Çokça yüz verme yabana .
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Tekmele, düşsün tabana.
Dik yokuşa, sür kabana...
Gün gelir baş kaldırırlar,
Kür Şad'ı doğuran ana,
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Ne emzirmiş acep ona!
Erlik ululuktan yana,
Dünya, Kür Şad'dan geridir!
Yaşa Kür Şad! Yiğit Kür Şad, er Kür Şad!..
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Gök Türklere benliğini ver Kür Şad!
Tanrı övsün, budun sevsin gücünü!..
.
📖 Sayfa 301 · Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
''Delinse yer; çökse gök;
Yansa, kül olsa dört yan...
Yüce dileğe doğru
Yürürüz yine yayan...
Dirilecek Bozkurtlar;
Bir ordu bütün Türkler...
Birleşip eski yurtlar,
Doğacak büyük Turan...''
***
Bu türküyle hâlâ
Doludur gökler...
Bir gün yine,
Söylesin diye Türkler...
Kür Şad ve kırk yiğit
Tanrıdağı'nda;
Atam Alp Er Tunga'nın otağında
Bin üç yüz senedir bizleri bekler...
.
Kür Şad ve kırk yiğit
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Tanrıdağı’nda;
Atam Alp Er Tunga’nın otağında
Bin üç yüz senedir bizleri bekler...
Türk Tanrısı!
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Acunun tek Tanrısı!
Özge nesne istemem...
İstersem hiç ver bana!

İster Hintli, ister Çinli,
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
İster dinsiz, ister dinli,
Hepsi yağı, hepsi kinli !..
Sen uyurken saldırırlar,
...
Bu söz, acunla yaşıttır,
Tanrı sözüne eşittir;
HER YABANCI BİR ÇAŞITTIR !
Bilmem dersen bildirirler,
Bak! Yüzü aya benzer, gözleri de yıldıza!. ..
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
En güzelleri odur, fakat yüzü hiç gülmez.
-Zaten Türk kızlarının, biri gülmeyi bilmez!
-Hatta erkekleri de!
.
📖 Sayfa 84 · Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
- Ne mi çıkar!.. Bir çaşıt koca bir devlet yıkar!..
.
“Delinse yer, çökse gök...”
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Dayanılırdı belki...
Bozkırdan bir uğursuz kasırga geldi, geçti.
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Yalnız gelip geçmedi, bağrımı deldi geçti!
Nice bin yıldan beri doğup batan güneş de,
Böylesini görmüşse, sorun söylesin, işte...
Türkler Rum'a gelirse, haliniz duman olur!
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Türkler, at üstünde doğarlar.
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Eğer çokluk olsalar, acuna mı sığarlar?
Neyse ki, azlık budun ... Hem de kurak yurtları ...
Böyle olmasaydı kim tutardı Bozkurtları!..
Yüzbaşıyı bunlu eden Katundur
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Ne ölse, gam yerdi,
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Ne yaşarsa, sevinirdi
Türk olduğunu bilirdi ancak!
Onunla övünürdü!!!
Gök girsin, kızıl çıksın
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Gök Tanrı sen tanıksın!
Yoksul olmasın kişilerin özleri!
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Yürekler bay oldukça bilmeyiz yoksulluğu.
Er kişiyi yüceltir gönüllerin bolluğu!
Bu varlıklar uğruna ölürken her Türk eri,
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Kendini senin çerin olarak bilir Tanrım!
Varlığını unutup töreni bozanlardan,
Bu çeriler, senin ne öcünü alır Tanrım!
Soyumuzu en üstün kıldın, yağız yer üzre,
Senin şu gök bayrağın yerde mi kalır Tanrım!
Senin kılıç dediğin,
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Türk’ün oyuncağıdır.
Töre, alın demez mi, ölenlerin öcünü
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Düşmanlarına gösterin demez mi Türk gücünü?
Bizi üzen, ağlatan yahut güldüren nedir?
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
Düşmana tutsak edip sonra öldüren nedir?
Hangi sırla parlayıp büyüyüp açılmışız?
Hangi duyguyla sönüp dağılıp küçülmüşüz?
Sıkça Sorulan Sorular
Bozkurtların Destanı kimin eseridir?
Bozkurtların Destanı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1972'de yayımlanmıştır.
Bozkurtların Destanı kaç sayfadır?
Bozkurtların Destanı, 304 sayfadır (Türk Edebiyat Vakfı Yayınları baskısı).
Bozkurtların Destanı'nın en ünlü sözü nedir?
“"Her yiğidin içinde, acıyan bir yeri var!..."”