NEZİR, -zri a. (ar. nezir). 1. Esk. Adak adama, adama. 2. Nezir etmek - NEZRETMEK. *-*Din. Nezre girme, eski yahudi dininde musev...
NEZİR, -zri a. (ar. nezir).
1. Esk. Adak adama, adama.
2. Nezir etmek - NEZRETMEK.
*-*Din. Nezre girme, eski yahudi dininde musevilerin kendilerini geçici bir süre için ya da devamlı olarak Yehova'ya adamaları. (Nezre girenler şarap içmez, saçlarını kesmez ve haramdan kaçınırlardı; nezre girme geleneği hıristiyanlığın ilk yüzyıllarında kaybolmuştur.) [Bk. ansikl. böl.]
*-*isi. - ADAK.
*-*Kur. tar. Nezir akçesi, OsmanlI devletinde kargaşalık çıkan yerlerin fjalkından ayaklanma ya da başkaldırma vakalarına katıldıkları saptandığında alınan tazminat. (1832'de askere gitmemek için başkaldıran Tosyalılar'dan bu adla yüklü bir para toplandığı benzer biçimde, elebaşıları da şiddetle cezalandırıldı.) || Nezir kesme ya da nezre kesme, OsmanlI devletinde bir yer halkının hükümetçe hoş görülmeyen bir davranışının yinelenmesi durumunda uygulanan ceza. (Bu ceza parasal [nezir akçesi] olduğu benzer biçimde, bedensel [angarya yapmak ya da idam edilmek] biçiminde de olurdu. 1691'de Kıbrıs valisine karşı girişilen bir ayaklanmayı bastıran Frenk Mehmet Bey, ada halkına, tekrar bu şekilde bir vaka yinelenecek olursa, 50 bin altın ödemek ve elebaşılarından otuzunun boynu vurulmak suretiyle nezir kesti.)
*-*Tasav, Nezr-i mevlevi, mevlevi tarikatında Mevlana için düzenlenen hususi merasim. (Nezr-i Mevtana da denir.) [Bk. ansikl. böl.]
*-*ANSİKL. Din. islamiyetten ilkin arap toplulukları isteklerinin yerine getirilmesi için tanrılarına bir adakta bulunurlardı. Buna da “nezir†adı verilirdi. Nezirde bulunanlar kendilerini bir süre yaşamsal zevklerden (et ve yağ yiyecek, içki içmek, cinsel ilişkide bulunmak) uzak tuttukları benzer biçimde, nezri birine armağan verme, hacca gitme, kurban kesme biçiminde de yerine getirirlerdi. Ek olarak ölen birinin öcünün alınmasını yakınlarından istemiş olması da nezir sayılır, yakınları bundan sadece kefaret ödeyerek kurtulabilirdi.
*-*Tasav. Mevlevilik inancına gore, Mesnevinin ilk on sekiz beytini kendi eliyle yazmış olan Mevlana, böylece on sekiz bin âlemi anlatmak istemiştir. Bu yüzden on sekiz sayısı kutsaldır. Mevleviler, bu inançtan yola çıkarak nezri mevlevi töreninde Mevlana'nın adını on sekiz kez anar, her anışta bin âlemi aşacaklarını, on sekiz kez anmakla da tüm varlık âlemini kapsayan on sekiz bin âlemi aşarak sıfatlar tecellisinin ötesinde tecelliyi zat'a mazhar olacaklarını (Tanrı özünün bir ışık benzer biçimde kalplerine doğacağını) düşünürler.
NEZİR sıf. (ar. nezil). Esk.
1. Kendini Tanrı'ya ve ibadete adayan.
2. Bir dilekte bulunan, adak adayan.
3. Tanrı'nın cezalarından söz ederek halkı korkutup doğru yola çekmeye çalışan, göz dağı veren peygamberler için kullanılır.
1. Esk. Adak adama, adama.
2. Nezir etmek - NEZRETMEK.
*-*Din. Nezre girme, eski yahudi dininde musevilerin kendilerini geçici bir süre için ya da devamlı olarak Yehova'ya adamaları. (Nezre girenler şarap içmez, saçlarını kesmez ve haramdan kaçınırlardı; nezre girme geleneği hıristiyanlığın ilk yüzyıllarında kaybolmuştur.) [Bk. ansikl. böl.]
*-*isi. - ADAK.
*-*Kur. tar. Nezir akçesi, OsmanlI devletinde kargaşalık çıkan yerlerin fjalkından ayaklanma ya da başkaldırma vakalarına katıldıkları saptandığında alınan tazminat. (1832'de askere gitmemek için başkaldıran Tosyalılar'dan bu adla yüklü bir para toplandığı benzer biçimde, elebaşıları da şiddetle cezalandırıldı.) || Nezir kesme ya da nezre kesme, OsmanlI devletinde bir yer halkının hükümetçe hoş görülmeyen bir davranışının yinelenmesi durumunda uygulanan ceza. (Bu ceza parasal [nezir akçesi] olduğu benzer biçimde, bedensel [angarya yapmak ya da idam edilmek] biçiminde de olurdu. 1691'de Kıbrıs valisine karşı girişilen bir ayaklanmayı bastıran Frenk Mehmet Bey, ada halkına, tekrar bu şekilde bir vaka yinelenecek olursa, 50 bin altın ödemek ve elebaşılarından otuzunun boynu vurulmak suretiyle nezir kesti.)
*-*Tasav, Nezr-i mevlevi, mevlevi tarikatında Mevlana için düzenlenen hususi merasim. (Nezr-i Mevtana da denir.) [Bk. ansikl. böl.]
*-*ANSİKL. Din. islamiyetten ilkin arap toplulukları isteklerinin yerine getirilmesi için tanrılarına bir adakta bulunurlardı. Buna da “nezir†adı verilirdi. Nezirde bulunanlar kendilerini bir süre yaşamsal zevklerden (et ve yağ yiyecek, içki içmek, cinsel ilişkide bulunmak) uzak tuttukları benzer biçimde, nezri birine armağan verme, hacca gitme, kurban kesme biçiminde de yerine getirirlerdi. Ek olarak ölen birinin öcünün alınmasını yakınlarından istemiş olması da nezir sayılır, yakınları bundan sadece kefaret ödeyerek kurtulabilirdi.
*-*Tasav. Mevlevilik inancına gore, Mesnevinin ilk on sekiz beytini kendi eliyle yazmış olan Mevlana, böylece on sekiz bin âlemi anlatmak istemiştir. Bu yüzden on sekiz sayısı kutsaldır. Mevleviler, bu inançtan yola çıkarak nezri mevlevi töreninde Mevlana'nın adını on sekiz kez anar, her anışta bin âlemi aşacaklarını, on sekiz kez anmakla da tüm varlık âlemini kapsayan on sekiz bin âlemi aşarak sıfatlar tecellisinin ötesinde tecelliyi zat'a mazhar olacaklarını (Tanrı özünün bir ışık benzer biçimde kalplerine doğacağını) düşünürler.
NEZİR sıf. (ar. nezil). Esk.
1. Kendini Tanrı'ya ve ibadete adayan.
2. Bir dilekte bulunan, adak adayan.
3. Tanrı'nın cezalarından söz ederek halkı korkutup doğru yola çekmeye çalışan, göz dağı veren peygamberler için kullanılır.
Kaynak: Büyük Larousse
Cengiz Nezir
YORUMLAR