CANLI

Olgunlaşmak Nedir?

OLGUNLAŞMAK gçz. f.

1. Meyve, sebze, tahıl vb. sözkonusuysa, yenecek, toplanacak duruma gelmek: Bu yıl meyveler erken olgunlaştı. Ekinler olgunlaştı.

2. Bir kimseden söz ederken, zihinsel ve duygusal yönden yetkinleşmek, bilgi ve tecrübe kazanmak: Büyümesine büyüdü ama hâlâ olgunlaşamadı.




3. Bir şeyden söz ederken, gelişmek, netice verebilecek bir aşamaya gelmek: Bu düşüncenin olgunlaşmasını beklemek gerek. Bu tasarının gerçekleşmesi için şartlar hemen hemen olgunlaşmadı.

4. Bir iltihap, bir sivilce sözkonusuysa, oluşumunu tamamlamak.

olgunlaştırmak ettirg. f.

1. Bir bitkiyi, bir meyveyi vb. olgunlaştırmak, bir şeyden söz ederken, bir bitkiyi, bir meyveyi vb. olgun duruma getirmek: Güneş ışınları üzümleri olgunlaştırır.

2. Bir kimseyi olgunlaştırmak, bir şeyden söz ederken, bir kimseyi, zihinsel, duygusal yönden geliştirmek, ona bilgi ve tecrübe kazandırmak: Acılar onu olgunlaştırdı.

3. Bir şeyi olgunlaştırmak, onu geliştirmek, pozitif bir netice verebilecek duruma getirmek.


*Tüt. Tütün yapraklarını, kısmen nemli ortamda, tabii ya da suni olarak yavaş yavaş eskitmek. (Bu tesir sıcaklığın hafifçe yükselmesiyle gerçekleşir ve ürünün or- ganoleptik, kimyasal ve fizyolojik niteliklerinin iyileşmesini sağlar.)

Kaynak: Büyük Larousse








 

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4