OZON NEDİR? Ozon üç oksijen atomundan oluşan bir kimyasal bileşiktir (O3). İki atomlu düzgüsel atmosferik oksijenin (O2) oldukça yü...
OZON NEDİR?
Ozon üç oksijen atomundan oluşan bir kimyasal bileşiktir (O3). İki atomlu düzgüsel atmosferik oksijenin (O2) oldukça yüksek enerji taşıyan bir şeklidir. Bu şekilde bu iki tür molekülün yapıları birbirlerinden hemen aşağıdaki şeklinde farklıdır:
O3 oda sıcaklığında renksiz, karakteristik kokusu olan bir gazdır. (fırtınalı havalardan sonrasında, yüksek yerlerde ya da deniz kıyısında hissedilir). İsmi Yunanca "koklamak" manasına gelen ozein'den gelir. Alman kimyacı Christian Friedrich Schönbein (1799-1868) tarafınca 1840 senesinde ortaya çıkarıldı. Zemin seviyelerine yakın yerlerde 10 milyon hava partikülü başına bir partikül O3 (= 0.1 ppm = 200 µg/m³) konsantrasyonlarında duman şeklinde vardır. 2000 metre yükseklikte, daha azalarak 0.03 - 0.04 ppm seviyelerine düşer.
Çok kuvvetli okside etme ve çok etkili dezenfekte etme özelliği yardımıyla , Dünya genelinde içme suyu elde eden arıtma tesislerinde mikrop öldürücü olarak kullanılır.
. OZON TERAPİ NEDİR?
Tedavi amaçlı Ozon
Medikal ozon daima saf ozon ve saf oksijenin karışımı şeklinde kullanılır. Uygulamaya bağlı olarak ozon konsantrasyonu 1 ve 100 µg/ml (0.05 - 5 %O3) içinde değişiyor. Ozon terapist, ozon terapi mevzusunda eğitimli bir tabip, hastanın şartları ve tıbbi endikasyona gore hastanın alacağı topyekün dozu belirler.
Özellikleri ve tesiri
Medikal ozonun iyi malum bactericidal (bakteri öldürücü), fungicidal (mantar öldürücü) and virostatic (virüs çoğalmasını önleyici) özelliği sebebiyle, enfekte olmuş yaraların dezenfeksiyonunda ve bununla birlikte bakteri ve virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde kullanılır.
Kan dolaşımını arttırma kabiliyeti, dolaşımla ilgili bozuklukların tedavisinde kullanılır, ve organik fonksiyonların tekrardan canlandırılmasında ozonu çok kıymetli kılar.
Az dozlarda kullanıldığında, vücudun direncini arttırır başka bir deyişle ozon bağışıklık sistemini aktive eder.
Ozon yardımıyla oluşan bu aktivasyona çözüm olarak , vücudun bağışıklık hücreleri cytokin (interferones yada interleukins şeklinde mühim aracıları içeren) ismi verilen hususi habercileri (bildiri taşıyıcıları) üretir. Bu tür durumlar hastalıklara direnmek için uyarılan tüm bağışıklık sistemi süresince zincirleme bir biçimde pozitif değişimler yaratarak başka bağışıklık hücrelerini haberdar ederler. Bu da medikal ozonun, bilhassa bağışıklık sisteminin zayıf olduğu ya da bozuk olduğu hastalara uygulanmasında bilhassa çok başarıya ulaşmış sonuçların alınmasına neden olur.
Majör Otohemoterapi adıyla malum minik miktarlarda uygulanan ozon netice olarak vücudun kendi antioksidanlarını ve özgür radikalleri yok eden enzimleri aktive ederler. Kronik enflamatuar hastalıklarda ozonun niçin kullanıldığı böylelikle anlaşılmaktadır.
Endikasyonlar
Seçici özellikleri yardımıyla medikal ozon 4 temel alanda kullanılmaktadır :
1. Dolaşım bozukluklarının tedavisi ve geriatride
2. Virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde mesela karaciğer hastalıklarından hepatitler, uçuklar (herpes).
3. Zor iyileşen enfekte yaralarda ve enflamatuar hastalıklarda mesela
Bacaklardaki açık yaralar (ulcus cruris)
Enflamatuar barsak hastalıkları (kolit, Proktit)
Yanıklar, haşlanma ve enfekte yaralar, mantar enfeksiyonları
4. Kanser tedavisinde ilave ya da tamamlayıcı olarak ozon bağışıklık sistemini güçlendirici olarak az dozlarda "majör otohemoterapi" formunda ya da "minör otohemoterapi" olarak kullanılır.
Uygulama sistemleri,metotları
UYARI: Ozon gazının solunması akciğerlerde tahrişe sebep olduğundan sakıncalıdır.
Senelerin deneyimi sonucunda ve son meydana getirilen klinik emekler ışığında beş uygulama şeklinin geçerliliği kabul edilmiştir:
1.Majör otohemoterapi (Hastadan kan alınarak tedavinin yapılması) geriatride (yaşa bağlı hastalıklar), dolaşım bozukluklarında tekrardan canlanmayı sağlamak için, viral kökenli hastalıklarda ve genel bağışıklık sistemi aktivasyonu için kullanılır.
Bu metodla, 50 ila 100 ml hastanın kanı alınır, tam olarak tesbit edilmiş ozonla karıştırıldıktan sonrasında hastaya geri verilir. (steril ozona dayanıklı sarf malzemesi ve vakumlu şişe kullanılır!). Ozon kırmızı ve ak kan hücrelerini oluşturan spesifik maddelerle tamamen reaksiyona girer ve böylelikle vital aktivitelerini = metabolizmayı arttırır. İşte bu aktive edilmiş kan (ozon ya da oksijen değildir!) hastaya derhal düzgüsel bir damlalık kullanarak yine geri verilir.
2.Aynı prensibi kullanarak, minör otohemoterapi diye adlandırılan yöntemde ise ozonlanmış 3-5 ml kan intramusküler yolla hastaya geri verilir. Bu yöntemle spesifik olmayan bağışıklık sistem aktivasyonu yapılır: alerjik hastalıklarda ve genel olarak bağışıklık sistemini güçlendirmekte kullanılır.
3.Eksternal tedavi ozon gazını kapalı bir sistemde hususi bir plastik bot (ayaklar ve bacaklar için ) içinde dolaştırarak ya da vücudun değişik bölgelerine uygun torbalar, folyolar ile gerçekleştirilir. Bu sarf malzemeleri ozona dayanıklı materyalden yapılır. Vücudun tedavi edilecek kısmı evvelinde su ile nemlendirilir, çünkü ozon kuru mıntıkalara tesir etmez. Bu metod ülserleri, yaraları, açık yaraları, ameliyat sonrası oluşan lezyonları, shingles (herpes) ve enfekte olmuş alanları tedavi etmekte çok etkilidir. Başka yöntemler ozonlu saf su ( dental tedavilerde) ve ozonlu saf medikal zeytin yağı (ten eruptionları mesela egzema, mantar, liken şeklinde).
4.O3 gasının rektal yolla uygulanması kulağa hoş gelmese de o denli hastalık verici değildir (tıbbi olarak rektal insuflasyon denir). Aslına bakarsak hasta kesinlıkle hiçbir hastalık hissetmez, çünkü O3 gazı direkt olarak kırılgan barsak cidarı (membranı) tarafınca emilir; buna ek olarak tüp ve torbalar tek kullanımlık olduğundan tamamen hijyeniktir ve hasta kendi kendine uygulayabilir. Bu metod genel anlamda barsakların enflamatuar hastalıklarında endikedir ama son zamanlarda daha az invaziv olmasından dolayı genel sıhhat ve tekrardan canlanma için kullanılmaktadır.
5.Ozonun eklem içi enjeksiyonu;(intra artikuler yolla ozon verilmesi); adından da anlaşılacağı şeklinde ozon gazı (eğitimli kişilerce), yavaşca eklem içine enjekte edilir.Bu metod ağrılı enflamatuar hastalığı olan ekleme uygulanır (artrit,rekurren artroz, genel patolojik sertliklerde uygulanabilir) ).
3. GENEL OLARAK HANGİ HASTALIKLARDA OZON TEDAVİSİ YAPILABİLİR
Ozon tedavisi ile bir sürü patolojik vaziyet daha iyi hale gelir ya da tamamen düzelir. Bu vaziyet bir seri tıbbi araştırma ve tıbbi gösterim ile kanıtlanmıştır. Kaide olarak hastalıkların tedavisinde ozon başka tedavilere ek olarak uygulanır, tamamlayıcı tedavi grubuna girer.
Tüm hastalar için , ozon tedavi ile ilgili son olarak yeniliklerin hızla öğrenilebilmesi için Avrupada bir çok terapist bir araya gelip â€Medical Society for Ozone Application in Prevention and Therapyâ€, birliğini oluşturmuşlar , bu grubun gayesi doktorlar ve hastaların bu mevzu ile alakalı bilgilerini geliştirmek ve ilerletmektir.Bilgi alış verişi seneler içinde dahada hızlanmış ve gelişmiştir.
Medikal ozon kurallara uygun olarak uygulanmış olduğu taktirde tamamen güvenli ,ergonomik, etkili ve ucuzdur.
Tabii olarak,başka tıbbi tedavi sistemlerinde-,metotlarında de olduğu şeklinde % 100 güvence hiçbir süre vaad edilemez , tedavi başarısı uygulanan duruma , hastalığın ve hastanın genel sıhhat durumuna bağlıdır ama ozon tedavi ile hastanın genel durumunda iyileşme ve ağrılarında-sancılarında azalma ne olursa olsun olmaktadır. Başarı hastanın ve hastalığın durumuna bağlı olduğu şeklinde uygulanan yönteme, konsantrasyona ve sıklığına bağlıdır.
Arteriel dolaşım bozukluklarında başka semptomların yanı sıra bacaklarda hissedilen soğukluk , kısa yürüyüşler sonrasında ayaklarda hissedilen ağrı-sancı alarm veren semptomlardır , bu vaziyet ozon tedavi için 40 senedir çok mühim endikasyon oluşturur . Ozon tedavinin dolaşım bozukluklarındaki başarısı yapılmış bir sürü sayıda tıbbi çabalama ile kanıtlanmıştır.Ozon klasik tedaviye ek olarak ya da tamamlayıcı olarak kombine kullanılabilmektedir
İş hayatındaki stres, yoğun çabalama temposu ,zihinsel ve bedensel bitkinlik ozon (O3) tedavisine çok iyi cevap verir.Ozonun kırmızı ve ak kan hücrelerinin metabolizma akivasyonu ile genel iyilik hali ile kişiler kendilerini yenilenmiş hissetmektedirler. Ustalaşmış sporcular ve hanımlar bu tedaviden oldukça faydalanmaktadırlar. Ozon fizyolojik dayanıklılığı arttırmaktadır.
Yaşlı kişiler ozon tedavisine oldukça iyi cevap verirler.Tüm klinik avantajlarının yanı sıra oksijenin dokular tarafınca daha iyi kullanımını sağlar, bağışıklık sistemini harekete geçirir,ve vücudun kendi antioksidanlarını ve özgür radikallere karşı savaşan hücreleri harekete geçirir. Bunun ötesinde beyindeki dolaşım bozukluklarında pozitif tesirleri mevcuttur (bu durumlarda fizyolojik performansda azalma adım atma güçlüğü ve kafa dönmesi hissedilir. Bunlara ek olarak tamamlayıcı tedavinin yanısıra ozon tedavi yaşam standardını arttırmak için kullanılmaktadır.
Yaşa bağlı dolaşım bozuklukları atrofik ve dejeneratif değişimlerle gözü de etkilemektedir.Mesela senil makuler dejenerasyonretina merkezinde meydana gelmektedir- vizüel fokusun en keskin oluğu noktadır.Bundan dolayı oluşan sekeler optik sinir atrofisine kadar giden türlü derecelerde etkili olmaktadır. Meydana getirilen klinik çalışmalarda (Siena üniversitesinde )ozon otohemotransfüzyon sonrası 6-8 ay içinde vizyonda iyileşmeler kaydedilmiştir.Tedavinin devam ettirilmesi halinde vizüel performansta artış gözlenmiş ya da daha kötüye gidiş durdurulmakta olduğu saptanmış.
Kanser hastalarında ozon tedavisi tamamlayıcı tedavi olarak oldukça başarılıdır. Burada ozonu immun sistem (bağışıklık sistemi) aktivasyonunda kullanmaktayız -düşük dozlarla. İmmun hücreler - mesela lenfositler, destek ve baskılayıcı hücreler, lenfositler ve natural killer hücreler (katil hücreler) - cytokin denilen interferonu da içeren haberci proteinleri üretmek için ozonun başlatmış olduğu biyolojik reaksiyonlar kanalıyla etken hale getirilir. Aslına bakarsak, ozon vücudun kendi interferon ve interlökinlerini artan miktarlarda üretmesini sağlar. Ozonlanmış kanın hastaya verilmesiyle, pozitif olarak artan bir immün reaksiyonu başlatılır, bu bununla birlikte vücudun genel direncinin ve zindeliğinin artmasına katkıda vardır.
Ozonun mantar ve bakterileri yok edici özelliği, 100 yıl süresince içme suyunun arıtılmasında başarıya ulaşmış bir biçimde kullanıldı. Bu özellikleri, inatçı ten humusları ve mantarlarla savaşmakta tıbbi ozonu çok etkili bir tedavi ajanı yapar, bilhassa bakteriyel enfeksiyonlu ayaklar, gövdedeki mantar enfeksiyonları, mukozaların fungal / mycotic enfeksiyonları.
Enfeksiyonlu yaraların lokal tedavisi, örneğin açık yatak yaraları (decubitus ülserler), alt bacağın ülserleri (Ulcus cruris), şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları ve kangren, tıbbi ozonun klasik uygulama alanlarına ait olan proseslerdir. Burada bizler ilk olarak, mikropsuz ve temiz yaralar elde etmek için ozonun dezenfektan özelliğinden, başka deyişle bakterisid ve fungisid etkisinden yararlanırız. Yaranın temizlenmesinden itibaren, az dozda ozon uygulayarak iyileşme süreci hızlandırılır.
Enflamasyonlu bağırsak hastalıklarında bilhassa erken dönemde rektal Ozon gazı üflenmesi şeklinde meydana getirilen lokal uygulamanın çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Bir sürü durumda arka arkaya 10 seans ozon uygulanması kafi olur. 248 hasta üstünde meydana getirilen proktitis klinik çalışmasında yalnız hastaların %10'unda bir çok 10 seanslık uygulama gerekmiştir.
Herpes simplex (facial herpes), herpes zoster (shingles)
Uçuğun her iki tipi, virüsler tarafınca oluşur. dudakların uçuğu (Herpes Labialis), sık sık yine eden ve nahoş bir hastalıktır, çok başarıya ulaşmış bir biçimde başka tıbbi metotlarla ozonun kombinasyonu şeklinde tedavi edilir.
Herpes zoster ya da padavralara, ozonla tamamlayıcı uygulama faydalıdır, ozonlu su kompresleri ve ozonlu kan transfüzyonu şeklinde iki değişik yoldan tedavi edilebilir.
Karaciğerin enflamasyonu, tıbbi ozon için klasik tedaviler içinde sayılır. Hepatit A (HVA = hepatitis virus A) diğerlerine gore problemsiz ve tamamen iyileşebilirken, virüsün başka şekli, hepatit B (HVB = hepatitis virus B), çoğunlukla kronik bir biçimde seyreder. Burada klasik tıbbi tedavi metodlarına ilave olarak, ozonlu kan transfüzyonu ya da rektal yolla ozon/oksijen gazının kontrollü bir biçimde verilmesi ile başarıya ulaşmış sonuçlar alınmıştır. Aynı yöntemler bununla birlikte kuluçka süresi seneler devam eden ve kronikleşene kadar bir karaciğer hastalığı olarak teşhis edilemeyen hepatit C hastalığına da uygulanır.
Enflamasyonlu eklem hastalıklarını üç evreye ayırdığımızda, bilhassa evre 1 ve 2, bir başka deyişle ağır kemik deformasyonlarının olmadığı durumlar, medikal ozon uygulamalarına çözüm verir. Gonartroz (diz eklemi enflamasyonu) ya da diz ve omuz eklemlerindeki etken arthritic form tedaviye çözüm veren sınıfa dahildir. Standart tıbbi metodlara- spesifik egsersiz terapileri - ilave olarak bu şeklinde durumlarda intraartiküler ozon enjeksiyonu başarıyla uygulanır. Bağışıklık sistemini güçlendirme ve kıkırdak metabolizmasını aktive etme özelliklerine ek olarak burada ozonun tamamıyla antienflamatuar özelliğinden faydalanıyoruz.
Artritik/romatizmal durumlar iskelet ya da kas sistemiyle ilgili bir çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalığı kapsamaktadır. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile birlikte kombine olarak tamamlayıcı sebeple kullanılmaktadır. Romatoid artrit ( kronik poli artrit ) de meydana getirilen çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullandığımız tesiri anti enflamatuar etkidir .
Artritik/romatizmal durumlar iskelet ya da kas sistemiyle ilgili bir çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalığı kapsamaktadır. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile birlikte kombine olarak tamamlayıcı sebeple kullanılmaktadır. Romatoid artrit ( kronik poli artrit ) de meydana getirilen çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullandığımız tesiri anti enflamatuar etkidir.
4. HASTA OLARAK BİLMEM GEREKENLER NELER?
Ozon tedavisinin herhangi bir şekli uygulanmadan ilkin ozon terapi uygulayacak doktora kullanılan ilaçlardan ve uygulanan hususi diyetlerden kısa sürede bitmişse dahi bahsetmeyi unutmayınız. Eğer yalnız tabip tavsiye ederse bu tarz şeyleri bırakmalısınız. Doktorunuz bununla birlikte kalıtımsal hastalıklardan, alerjilerden ve başka şikayetlerden ve geçmişte iyi mi tedavi edildiğinden ya da edilmekte olduğundan haberdar edilmelidir.
Bir sürü ülkede ozon terapisi, bilhassa Avrupa'nın haricinde, daima, sıhhat sigorta poliçeleri ya da işyerlerinin tıbbi yardım programları ile karşılanmaz. ülkenizde ozon terapi meydana getiren merkezlerin nerelerde bulunduğunu, uygulayanların uzmanlığını ve tedavi ücretlerini de araştırmalısınız. Bir sürü ozon uygulaması, 10 seans kadar uygulanır. Ama bir takım durumlarda ikinci ya da hatta üçüncü bir 10 seanslık terapi mecburi olabilir. Buna karşın, şu anda alınacak minik bir önlemin ilerde daha fazla pahalı tam ölçekli bir tedavi harcamasından kurtarabildiğini hatırlamalısınız.
Ozon terapi az riskli ve çoğu zaman standart medikal tedavilerin eşliğinde tamamlayıcı, destekleyici ve tekrardan yapılandırıcı bir metoddur.
5. DOĞADAKİ OZON
Ozon, bizim gezegenimizi kuşatan stratosfer tabakasındaki en mühim gazlardan birisidir(10-50 km yükseklikte). 20 - 30 kilometre yukarda, maksimum konsantrasyonu 100,000 hava partikülü içinde 1 partikül O3 (10 ppm) düzeyine ulaşır ve zemin seviyesinden daha yüksektir (0.03 - 0.04 ppm).
Ozondan oluşan bu koruyucu katman, güneşten gelen ve dünyamız ve cildimiz için tehlikeli ve yıkıcı tesirleri olan morötesi (UV) ışınların enerjisini emerek yeryüzüne ulaşmasını engeleyen bir filtredir, böylelikle bizim gezegenimizde biyolojik dengeyi sürdürmeye destek sağlar.
endüstriyel gazların (FCKW ve başka halojenleri içeren) sebep olduğu karışık bir süreç yüzünden, koruyucu ozonosferimizdeki ozon(O3), parçalanır. Bu tabakadaki O3 moleküllerinin azalması, filtreleme meydana getirecek kafi ozon kalmadığından UV ışınlarının (ten kanserine sebep olabilen ve genetik süreçleri etkileyebilen), engellenmeden geçmiş olduğu gittikçe büyüyen bir aralığın (deliğin) oluşmasına sebep olur.
Gene de, yere çok yakın seviyelerde, büyük şehirlerde olduğu şeklinde, ozon, otomobiller ve fabrikalardan çıkan egzoz gazları ya da atıklar kanalıyla ve nitrojen oksit ve kükürt oksitlerinin etkileşimiyle ve morötesi radyasyonun oksijenle etkileşimi sonucu üretilebilir. Ozonun kendisi kirliliğe sebep olmamakla birlikte çok kırılgan bir biçimde havadaki ozon miktarını ölçebildiğimiz için hava kirliliğinin göstergesi olarak kullanılır.
İşyerinde müsaade edilen maksimum ozon konsantrasyonu 200 µg/m³ ya da 0.1 ppm'dir. Solunum sistemine ve mukozaya zarar verebildiği için günlük 8 saat, haftalık 40 saat süresince bu seviyeyi aşmamalıdır. Bu değerler bir ülkeden diğerine değişiklik gösterebilir ve pek çok süre uyma zorunluluğu yoktur.
endüstriyel ozon atmosferdeki haanın içinde bulunan oksijen (O2) gazından elde edilmiş ozon (O3) gazı ile havanın karışımı ile oluşur ve dünyanın her tarafında başlıca kullanım alanı kent su şebekesinin sterilizasyonu ve kimyasal beyazlatma işlemleridir.
Endüstriyel ozonun aksine medikal ozon saf medikal oksijenden elektrik deşarjı ile ozon/oksijen karışımını tam istenen konsantrasyon ve dozda karışmasını sağlayarak elde edilir. Konsantrasyonu 1 ile 100 mikrogram/mililitre (µg/ml) içinde %0,05 O3 / %99,95 O2 ile %5 O3 / % 95 içinde değişim gösteren ozon/oksijen konsantrasyonlarına karşılık gelir. Ozon molekülü stabil olmadığından medikal formu daima klinikte hususi bir üreteç tarafınca taze olarak hazırlanmış olur ve hastaya derhal uygulanır. Çünkü üretildikten 1 saat sonrasında orijinal ozon moleküllerinin yarısı oksijen moleküllerine dönüşür ve geriye orijinal karışımın yalnız yarısı kalır.
Alıntıdır-
Tedavi Nedir?
Medikal tedavi nedir?
Fizik Tedavi
YENİ ASIR : DüNYADA İLGİ GÖREN YÖNTEM İZMİR'DE 11 ARALIK 2004 CUMARTESİ
Ozon terapi ile bağışıklık güç kazanıyor
Hususi Dev gibi Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Çiloğlu, "Yöntemi uyguladığımız 40 kişide başarıya ulaşmış sonuçlar aldık. Hasta sayımız devamlı çoğalıyor" dedi
Hususi Dev gibi Hastanesi Başhekimi ve Genel Cerrahi üroloji Uzmanı Op. Dr. Asım Çiloğlu, bağışıklık sistemini güçlendiren ve hastalıklara karşı direnç veren "Ozon terapi" yönteminin İzmir'deki ilk uygulayıcısı olduklarını söylemiş oldu.
Tıpta başdöndürücü hızla gelişen teknoloji, yeni tedavi sistemlerinin-,metotlarının uygulama başarısını yükseltiyor.
Bütün ülkelerce ortalama elli senedir kullanılan ozon terapi, Türkiye'de de hızla yaygınlaşıyor.
Hususi Dev gibi Hastanesi, insan sağlığını koruma ve hastalıklarla mücadelede tabii tedavi sistemlerinden-,metotlarından birisi olan ozon terapiyi İzmir'e getirdi.
40 hastaya ulaştık
Bağışıklık sistemini güçlendiren ve hastalıklara karşı direnç veren yöntemin İzmir'deki ilk uygulayıcısı Hususi Dev gibi Hastanesi'nin Başhekimi ve Genel Cerrahi üroloji Uzmanı Op. Dr. Asım Çiloğlu, "vatanımızda ilk kez 1999 senesinde uygulanmaya başlanan ozon terapi, alınan başarıya ulaşmış sonuçlar üstüne tüm yurda hızla yayıldı. İzmir ve çevresinde ortalama 40 hastaya ulaştık. Pozitif yönde sonuçların görülmesiyle hasta sayımız da arttı" diye konuştu.
Ozon gazının düzgüsel oda ortamında 30 dakikada parçalanırken; vücutta kanla karıştığı süre 2-3 saniye içinde, iki atomlu ve tek atomlu oksijen olarak bölündüğüne dikkat çeken Çiloğlu şu detayları verdi:
Gençleştiriyor
"İki atomlu oksijeni alyuvarlar derhal emiyor. Madeni para şeklinde birbirine yapışık hareket eden alyuvarlar, ozon gazıyla yüklenince derhal ayırılıyor ve biçim değiştiriyor. Bu nedenle yüzey genişlediğinden yüksek derecede oksijen alan alyuvarlar, vücudun gereksinim duyan mıntıkaya hızla gidiyor. Mesela karaciğerde irin var ise, ozon gazıyla oksijen oranı artan alyuvarlar, hastalıklı dokuya ulaşıp tedaviyi hızlandırıyor."
Ozon terapi yönteminin sıhhatli insanların performanslarını artırma ve vücudu gençleştirmede de etkin rol oynadığını sözlerine ekleyen Op. Dr. Çiloğlu, "Ozon terapiyi, her doktor kendi branşında rahatlıkla uygulayabiliyor" dedi.
Şifa sağlamış olduğu hastalıklar
Sıhhatli ve uzun bir yaşam için tavsiye edilen ozon terapi yöntemi Avrupa başta olmak suretiyle toplam 8 bin merkezde uygulanıyor. Yöntem şu hastalıklarda pozitif netice veriyor:
Dolaşım bozuklukları,
Alerji ve romatizmal hastalıklar,
Kanser,
Kronik bitkinlik,
Karaciğer ve ten hastalıkları,
Kozmetik sebebiyle yaşlanma ve yaşa bağlı görme bozuklukları...
Kanserli hücreler yöntemle azalıyor
Hastadan alınan kanın, ozon generatörüyle elde edilmiş ozon gazıyla karıştırılıp, vücuda geri verildiğini gösteren Hususi Dev gibi Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Asım Çiloğlu, "Ortalama 12 seans devam eden tedavinin hiçbir yan tesiri yok. Kanser hastalarında tedavi süresi 18-20 seansa kadar yükselebiliyor. Çünkü kanser vakalarında, kanser hücreleri oksijenli ortamda bulunamadıklarından, parçalanamayıp, oksijen içinde boğuluyor. Bu uygulamayla bağışıklı sistemi güçlendiğinden kanser hücrelerinde azalma sağlanıyor..
OZON'LU TEDAVİ GENÇLEŞTİRİYOR
Bağışıklık sistemini güçlendiren ve hastalıklara karşı direnç veren “ozon terapi†yöntemi, hücrelerde oksijeni artırarak “yaşlanmayı geciktiriyor†ve kronik bitkinlik sendromuna iyi geliyor.
İzmir
AA
8 Ocak 2005 — “Ozon terapi†yöntemi ile hasta mıntıkaya oksijen vererek dolaşımın düzelmesi sağlanıyor. Yöntem, dolaşım bozuklukları, alerji ve romatizmal hastalıklar, kanser, kronik bitkinlik sendromu, karaciğer ve ten hastalıkları, kozmetik sebebiyle yaşlanma ve yaşa bağlı görme bozuklukları, şekere bağlı ülserler, yanıklar ve cinsel fonksiyon bozuklarında kullanılıyor. Yan tesiri olmayan ozon tedavisi her insana uygulanabiliyor. Genel Cerrahi üroloji Uzmanı Opr. Dr. Asım Çiloğlu, bağışıklık sistemini güçlendiren ve hastalıklara karşı direnç veren “ozon terapi†yönteminin, bakteri öldürücü ve virüs çoğalmasını önleyici özelliği bulunduğunu belirtti.
Dünyanın türlü devletlerinde 50-60 senedir “ozon terapi†yönteminin başarıyla uygulandığını, bu tedavinin hem organ, hem de yaşam kurtarıcı tesiri bulunduğunu korumak için çaba sarfeden Dr. Çiloğlu, bu yöntemle tedavi süresinin kişiye gore değiştiğini söylemiş oldu.
Hasta mıntıkaya oksijen vererek dolaşımın düzelmesini sağladıklarını gösteren Dr. Çiloğlu, şunları söylemiş oldu: “Ozon tedavisi her insana uygulanabiliyor. Yan tesiri yok. İnsan sağlığını koruma ve hastalıklarla mücadelede tabii tedavi sistemlerinden-,metotlarından olan ozon terapiyi hastanemizde uyguluyoruz. Geçen yıl başladığımız ozon terapi yöntemini, şu ana kadar 75 hastamıza uyguladık.â€
Ozon gazının düzgüsel oda ortamında 30 dakikada parçalanırken, vücutta kanla karıştığı süre 2-3 saniyede, iki atomlu ve tek atomlu oksijen olarak bölündüğüne dikkat çeken Çiloğlu, şu detayları verdi: “İki atomlu oksijeni alyuvarlar derhal emiyor. Madeni para şeklinde birbirine yapışık hareket eden alyuvarlar, ozon gazıyla yüklenince derhal ayrılıyor ve biçim değiştiriyor. Bu nedenle yüzey genişlediğinden yüksek derecede oksijen alan alyuvarlar, vücudun gereksinim duyan mıntıkaya hızla gidiyor. Mesela karaciğerde irin var ise, ozon gazıyla oksijen oranı artan alyuvarlar, hastalıklı dokuya ulaşıp tedaviyi hızlandırıyor. Sıhhatli insanların performanslarını artırma ve vücudu gençleştirmede de etkin rol üstüne alıyor.â€
Dr. Asım Çiloğlu, ozon terapi yönteminin, dolaşım bozuklukları, alerji ve romatizmal hastalıklar, kanser, kronik bitkinlik sendromu, karaciğer ve ten hastalıkları, kozmetik sebebiyle yaşlanma ve yaşa bağlı görme bozuklukları, şekere bağlı ülserler, yanıklar ve cinsel fonksiyon bozuklarında kullanıldığını dile getirdi.
Ozon terapi yönteminin 12 seans bulunduğunu, her yıl tekrarlanması icap ettiğini kaydeden Dr. Çiloğlu, kanser hastalıklarında tedavi süresinin 18-20 seansa kadar yükseldiğini açıkladı.
SABAH GAZETESİ : MUCİZE YARATAN OZON TEDAVİSİ 14/08/2004
Mucize yaratan ozon terapisi
Son günlerde üst üste gelen yoğun iş programınız sebebiyle kendinizi bitkin ve kuvvetsiz mü hissediyorsunuz? Yoksa önünüzde sizin için yaşamsal ehemmiyet taşıyan, ne olursa olsun kazanmanız ihtiyaç duyulan bir imtihan mı var? Çok mühim bir spor müsabakasına mı katılacaksınız? Yaşlandığınız için her gün yeni bir ağrıyla mı tanışıyorsunuz? Vücut direncinizi arttırmak için avuç avuç vitamin ve enerji hapları almaya gerek yok. Bir kaç "ozon terapisi" seansına girerek kendinizi son aşama dinç ve dinamik hissedebilirsiniz. Günümüzde kanserden hepatite, kolitten zonaya kadar bir çok hastalığın tedavisinde destek yöntem olarak kullanılan ozon terapisi, bununla birlikte sıhhatli insanların performanslarını artırmaya ve vücudu gençleştirmeye de yarıyor. Bütün ülkelerce ortalama 50 senedir uygulanan bu terapi Türkiye'de ise çok yeni. İlk olarak 1999 senesinde Kızılay Altıntepe Tıp Merkezi'nde uygulamaya başlamış olan Op. Dr. Muammer Velidedeoğlu, ozon terapisini şu şekilde açıklıyor: "Dolaşım bozukluklarında, kronik hastalıklarda, kolitlerde kullanıyoruz bu tedaviyi. Bununla birlikte vücudun yaşlanmasını önleyici tesiri de var. Ama bu yöntem vücudu gençleştirmez, yalnız vücudun fonksiyonlarını düzene sokar. Vücutta 70-100 milyar hücre vardır. Üç aşağı beş yukarı günlük ya da haftalık 10 milyar hücre tahrip olur. Vücut bunun yerine yenisini koyar. Ozon bu durumu takviye ediyor. Bağışıklık sistemindeki hücreleri aktive ederek hücrelerin 21 gün değildir de 12 günde bir değiştiğini sağlıyor. O yüzden bir gençlik ortaya geliyor. Aslına bakarsak buna gençlik değildir de dinçlik, dinamizm demek daha doğru."
Bu dinamizm öyleki bir şey ki, Op. Dr. Velidedeoğlu ozon terapisine girenlerin büyük bir çoğunluğunun, "Tekrardan doğmuş gibiyim. Ağacı kökünden sökebilirim" ifadesini kullandığını söylüyor: "İlk uyguladığımız dönemlerde bir üst düzey yönetici gelmişti ve manager hastalığı denilen bir hastalığı vardı. Yüksek pozisyondakilerin günlük stresleri neticesi oluşan bir sürmenaj şartları bu. Bu hastaya 8 kez uyguladık çok memnun kaldı. Sonrasında yavaş yavaş yayıldı. Sonrasında birisi telefon etti, 'Sporcularda doping olarak yapılır mı?' diye. Almanya'da Bayern Münih ekibi futbolcularına büyük maçlardan ilkin 2 ya da 3 uygulama yapar. Ama bu doping değildir. Vücudun oksijen ihtiyacını karşılayıp performansını yükseltir. Aynı şekilde büyük bir sınava gireceksiniz, seyahate çıkacaksınız ya da çok yoğun bir programınız vardır iki üç tedaviden sonrasında kendinizi çok dinç hissedersiniz. Ben 30 senedir kendime uyguluyorum. İşadamları, bankacılar, doktorlar var bizlere gelen. Futbolcuları almadık buraya. Çünkü onlar için ayrı bir birim oluşturmak lazım. Ama onlara tatbik eden dostlar var sanıyorum."
KIRIŞIKLIĞA KULLANILMAZ
Avrupa'dan sonrasında Türkiye'de de ozon terapisinin rant amaçlı kullanılmaya başladığı ve bu yüzden anti- aging'in ön planda geldiğini söyleyen Op. Dr. Velidedeoğlu, bilhassa son zamanlarda botoks yerine kullanılmasının çok yanlış olduğu görüşünde: "Bir insanoğlunun ozon tedavisiyle 10 yaş 20 yaş gençleşmesi mümkün değildir. Kırışıklıklara verilen ozon gazı orada bir şişme meydana getiriyor. Bu nedenle oraya çok fazla derecede doku yüklemesi oluyor ve ten geriliyor. Ama 5-10 gün sonrasında yine eski haline dönüyor. Güzellik merkezleri yapıyor. Hekimlerin haricinde uygulanması doğru değildir. Bizler daha ziyade tıbbi alanda uyguluyoruz. Örneğin eklem kireçlenmelerinde ozon gazı veriyoruz eklemin içine. Ve yürüyemeyen hastalar iki üç hafta sonrasında bastonları koyup yürümeye başlıyorlar." Ozon terapisinin bir başka kullanım alanı ise kanser hastalarının tedavisine yardım olmak. Dr. Velidedeoğlu, 100'e yakın hastada uyguladıklarını ve pozitif neticeleri gördüklerini konu alıyor: "Örneğin meme kanserlerinde kemoterapi yapılırken saç dökülmesi olur. Ozon uygulandığında saç dökülmesi yüzde 60- 70 azalıyor. Saçları dökülen sıhhatli insanlarda da uyguluyoruz ozonu ve yararını görüyoruz."
Ozon gazının vücuda iyi mi tesir etmiş olduğu mevzusunda şu şekilde bilgi veriyor Dr. Velidedeoğlu: "Ozon, düzgüsel oda ortamında 30 dakikada parçalanır. Vücutta kanla karıştığı süre 2-3 saniye içinde parçalanıyor ve ikiye ayrılıyor. İki atomlu ve tek atomlu oksijen. İki atomlu oksijeni alyuvarlar derhal emiyor. Normalde alyuvarlar kanda madeni paralar şeklinde birbirine yapışık hareket ederler. Ama ozon gazıyla karıştığı süre derhal ayrılıyorlar ve formlarını değiştiriyorlar. Bu nedenle satıh genişlediğinden yüksek derecede oksijeni emerek vücudun gereksinim duyan mıntıkaya gidiyor. Örneğin karaciğerinizde irin var ise tüm ozonla yükselmiş alyuvarlar oraya yöneliyor. Bu şekilde parçalanma sonucunda emilen oksijen dokuya gidiyor."
Ozonun vücuda uygulanışını ise Dr. Muammer Velidedeoğlu şu şekilde konu alıyor: "Ozon'un vakum şişeleri vardır. Ilkin vücuttan 50 ya da 75 ml. kan alınır. Ozon gazı ozon generatörüyle elde edilir. Kan alındıktan sonrasında ozonla karıştırılır, sonrasında yine vücuda verilir. Bu uygulamanın tekrarı hastanın şikayetine gore 6 ila 12 kez içinde değişiyor. Kanserlerde 18- defaya kadar haftada iki kez yapılır. Kanser hastalarında oldukça yüksek doz uygulanır. Sebebi kanser hücreleri oksijenli ortamda bulunamazlar, parçalanamazlar ve oksijen içinde boğulurlar. Bununla birlikte vücudun bağışıklık sisteminin arttığı derecede kanser hücresinde azalma olur." Hiçbir yan tesiri olmadığı söylenen ozon terapisinin bir seansı için Kızılay'da 100 milyon lira ödemek gerekiyor. Bununla birlikte Türkiye'de bir de ozon cemiyeti kuruldu. Burada ozon eğitimi alan hekimler, bu uygulamayı yapabiliyor ama toplum tarafında devamlı denetimden geçiriliyorlar.
MİLLİYET: OZON OKSİJEN TEDAVİSİ
Oksijen yaşamımızı sürdürmemiz için lüzumlu olan en mühim ögelerden biri. Vücudumuzun her bir hücresi oksijene gereksinim duyuyor. Ama hepimizin yaşamında zaman içinde oksijen alımında bir düşüş ve beynimizde kullandığımız oksijen miktarında azalma oluyor. Bu şekilde yaşamımız negatif etkilenerek bedenimiz canlılığını yitirir. Kan dolaşımı bozukluklarında, metabolizma düzensizliklerinde, akciğer ve karaciğer hastalıklarında, kolesterol problemi olanlar, mantar, bağırsak hastalıkları olanlarda saf oksijenden elde edilmiş ozon oldukça yararlı oluyor.
(Milliyet Gazetesi)
Özgürlük Gazetesi - Dinlence Pazar Eki : GENÇLİK AŞILAYAN GAZ: OZON

Ameliyat sonrası halsizlik durumlarında, kireçlenmelerde, eklem ağrılarında-sancılarında, sporcularda performans artırmada başvurulan ozon tedavisinden çok iyi sonuçlar elde ediliyor. Amica Dergisi, gençlik ve sıhhat aşılayan
büyülü gaz ozonla meydana getirilen tedaviye yer verdi.
Genç kalmayı, kırışıklıkların oluşumunu bir nebze de olsa engellemeyi ve hep zinde olmayı kim istemez? Ozon tabakasının incelmesi yüzünden dünyamızın ne kadar negatif etkilendiğini bilmeyen yok. İşte bu gazın
bununla birlikte pozitif tesirleri de olduğu ve gençlik aşıladığı söyleniyor.
Ozon, bağışıklık sisteminin zayıfladığı tüm hastalıklarda etkili. Ozon gazı, ciltten emilim kanalıyla alındığı süre hücrenin oksijenlenmesini artırarak yaşlanmaya yol açan özgür radikalleri engelliyor. Ameliyat sonrası halsizlik durumlarında, kireçlenmelerde, eklem ağrılarında-sancılarında, sporcularda performans artırmada ozan tedavisinden çok iyi sonuçlar elde ediliyor. Bunun haricinde şeker hastalarında meydana gelen açık yaraların kapatılmasında kullanılan ozon, açık yarası olmayanlar hastalarda doku tahribatını engellemek için uygulanabiliyor. Astımlı hastaların
da ozon tedavisinden sonrasında rahat nefes alıp etken yaşamlarına kısa zamanda geri dönmeleri mümkün.
Grip aşısı yerine kış aylarında her insana ozon öneriliyor. Ozon tedavisi erkeklerde sıkça görülen cinsel fonksiyon bozukluklarında dolaşımı düzenlemiş olduğu için tercih edilebilir.
Ozon tedavisinde uygulanan torbalama yöntemi şu şekilde işliyor: Kişinin şikayetine gore vücudun bir takım bölgeleri hususi bir solüsyonla nemlendirilerek torbalanıyor. Ufak torbalar yalnız el bölgesine ve ayaklara, büyük
torbalar ise ayaklardan bele kadar olan mıntıkaya kaplanıyor. Bir süre sonra içeri etken oksijen (ozon) veriliyor ve hususi bir solüsyon yardımıyla ozunun ten tarafınca amilmesi sağlanıyor. Haftada iki ya da üç seans uygulanan bu tedavinin süresi ortalama 30 dakika sürüyor.
Ozon tedavisi her yaşta uygulabilen bir yöntem. Ozonun en fazla 35-70 yaş arasındaki hanımlarda, yaşlanmanın etkilerini en üye indirmek için kullanılıyor, ikinci sırada ise astım şikayeti olanlar geliyor. (Özgürlük Gazetesi - Dinlence Pazar Eki)
Yıldız Gazetesi : STRESE KARŞI OKSİJEN

Klinikte gençlik aşısının yanı sıra oksijen yüklemesi ve kan temizlemesi de yapılıyor. Bu yöntemlerle sağlığını kalıcı kılan starlar, ünlü Kleopatra Banyosu'yla gençliklerine gençlik katıyor...
OKSİJEN TEDAVİSİ: Klinikte uygulanan
mühim bir tedavi yöntemi de 'Oksijen Tedavisi'. Sıhhatli yaşamak, genç kalmak ve uzun ömürlü olmak isteyenlerin, Hücre Terapisi ya da Chelat Terapisi'ne paralel olarak yaptırdığı Oksijen Tedavisi, insanoğlunun en tabii ve temel 3 ihtiyacından birisini karşılıyor: Ekmek, su, oksijen.
Bilinmiş olduğu şeklinde besin kanalıyla alınan enerji haricinde insanoğlunun yaşaması için lüzumlu olan en mühim madde oksijen.
Oksijensiz yaşam düşünülemez. Bilimsel araştırmalara gore bir insan yiyecek yemeden 6 aya kadar yaşayabilir. Su içmeden 5-7 gün hayatta kalabilir. Ama oksijen olmadan yalnız bir çok dakika içinde ölüm gelir. Nefes aldığımız havadaki oksijen oranı ise yüzde 21 civarında.
STRES FAKTÖRLERİ: Günlük yaşam mücadelesi, iş yoğunluğu, mesleki ve aileyle ilgili sıkıntılar, endüstriyel olarak hazırlanan
besin ürünleri, çevre kirliliği, nikotin, alkol, kahve, fena alışkanlıklar, yanlış yaşam şekli ve hatalı beslenme, hareketsizlik, hastalık ve enfeksiyonların her birisi başlı başına ayrı bir stres faktörü. Düzgüsel yaşlanma süreci de eklenince insan vücudunun oksijen ihtiyacı fazlalaşıyor. Nefes alıp vermenin haricinde, enerjinin vücuttaki dağılımı, insanı zehirleyen atıkların arındırılması gene oksijenle gerçekleşiyor. Oksijen yetersiz olduğunda organ ve hücrelerin emek vermesi aksıyor. Oksijen yetersizliğini gösteren semptomların başlangıcında, kafa ağrısı-sancısı, bitkinlik, bitkinlik, çabalama gücünün zayıflaması, yaşam sevincinin azalması, erken yaşlanma, yaşamsal ehemmiyet taşıyan organların yıpranması geliyor. Oksijen yetersizliğinde damarlar, beynimiz, kalp, eklemler, omurilik ve akciğerlerde kireçlenmelerle fonksiyon bozuklukları meydana geliyor. Ve hastalıklar ortaya geliyor.

TEDAVİ YÖNTEMİ: Klinikte türlü oksijen tedavileri uygulanıyor. Hastaya bir maske ile talebi ve sıhhat durumuna gore oksijen veriliyor. Vücudun daha çok oranda oksijen almasını
sağlamak için bisiklet çevirtiliyor. Bu süre içinde kişinin vitamin ve mineral almasına itina gösteriliyor. Devamlı ölçülen gerilim ve nabızla, vücuttaki gelişmeler izleniyor. Oksijen ve vitamin takviyesiyle vücutta tertipli bir dinçleşme kaydediliyor. Kür süresince tabip ve hastanın belirlediği sayıda oksijen tedavisi uygulanıyor.
OZON TERAPİSİ: Klinikte gene oksijen tedavisi kapsamında meydana gelen 'Kan yıkama' uygulaması hemen gözle görülür bir farklılık sağlıyor. Bu tedavide hastadan her seansta 50 mililitre kan alınıyor. Şırınga ile alınan kan, hususi bir sistemde, yalnız bir kez kullanılan şişeler içine yavaş yavaş enjekte ediliyor. Serum şişesine çok benzeyen şişeye kan enjekte edilirken bolca oranda oksijen de veriliyor. Oksijen ve kan, bununla birlikte şişe içine yansıyan, ozonlaşmaya yol açan hususi bir ışıkla kaynaştırılarak kanın daha çok oksijen alması sağlanıyor. Hususi şişede işlemi tamamlanan, oksijenle yıkanan kan, serum şeklinde damla damla hastaya geri veriliyor.
OZON TEDAVİSİ üCRETİ: Klinikte oksijen ve ozon tedavisi tutarı, sayı ve uygulama şekline gore değişiyor. 12 seanslık oksijen tedavisi, tüm check-up ve tabip ücretleri dahil olmak suretiyle 980 Euro. Oksijen Süper Regenerasyon ismi verilen gene 12 seanslık oksijen ve 4 seanslık ozon tedavisinden oluşan uygulama tutarı 1380 Euro. Bu ücretlere, klinikte konaklama fiyatı dahil değildir. 2 saat devam eden tek seanslık oksijen tedavisi 50, tek seferlik ozon terapisi ise 100 Euro.
KISRAK SüTLü BANYO: Alp Dağları'ndan
gelen şifalı suyun kullanıldığı görkemli havuz, gene şifalı sulardan oluşan ayak banyoları, dinlendiren saman banyosu, Türk hamam ve Fin saunasından oluşan görkemli banyo ve ter atma odaları gençlik aşılayıp, dinlendiriyor. Klinik hamamında göbek taşı yerine her şahıs için ayrı, ama aynı etkiyi gösteren mozaiklerden hazırlanmış ısınma, terleme ve yumuşamaya yarıyan taştan yapılmış şezlonglar bulunmakta. Klinikte rağbet gören 'Kleopatra Banyosu'nda yıkanmak ise ayrı bir zevk. Çok görkemli, tek kişilik bir odada bulunan Kleopatra Banyosu'nda hususi bal ve 'Kısrak sütü' ile banyo yapılıyor. Ballı kısrak sütü tüm vücutları dinlendiriyor, gözeneklerin temizlenmesini, cildin beslenip gerilmesini sağlıyor. Bir kerelik Kleopatra Banyosu, havuz kullanma, ayak banyosu, çiçek yapraklı yüz buğu banyosu ile beraber toplam 4 saatlik kürün fiyatı 26 Euro.
EN İYİSİ ROMA KüRü: Alman Eczacılar Birliği larına gore, ülkede malum 497 ayrı tür zayıflama ilacı ve zayıflama kürlerinin yapamadığını, Dr. Martin'in 'Cura Romana' (Roma Kürü) adlı rejim programı başarıyor. Protein ağırlıklı beslenme, vücudun kendi yağ eritme mekanızmasını harekete geçirme ve Dr. Martin'in hususi olarak uyguladığı 'HCG' adlı aşı, en problemli bölgelerdeki yağları mum şeklinde eritiyor. Bu rejimde verilen kilolar tekrar alınmıyor, bundan dolayı 'Jojo Tesiri' görülmüyor.
BİYOLOJİK ZAYIFLAMA: Dr. Martin, günümüzün en büyük hastalıklarından birisi olan şişmanlıktan kurtulmanın aslına bakarsak kararlı bir mesele olmadığını söylüyor. Roma Kürü, tamamen biyolojik yöntemle zayıflatıyor. Roma'da yaşayan ünlü İngiliz tabip A. T. W. Siemons'un başlatmış olduğu ama Dr. Claus Martin tarafınca geliştirilip günümüz şartlarına uyarlanan kür, kişinin sağlığına zarar vermeden, organlarında hiçbir yıpranmaya yol açmadan, sıhhat ve bağışıklık sistemini güçlendirerek kalıcı zayıflamayı öngörüyor.
AÇLIK ÇÖZüM DEĞİL: Şişman insanların
çoğunun bir çok hafta ya da bir çok ay dayanıklık gösterip, perhiz yaparak kilo kaybetmeyi hedeflediklerini belirten Dr. Martin, 'Bu rejimlerin büyük çoğunluğu insanoğlunun kendi kendine eziyet etmesinden, damak zevki ve keyfinden yoksun kalmasından başka bir işe yaramaz. Kısa süreli zayıflama yöntemleriyle bilhassa yüz ve göğüslerde zayıflama meydana gelir, Sarkmalar başlar. Aslolan yağların bulunmuş olduğu kalça, bacak, bel ve göbeklerde, kısaca problemli bölgelerde yağların erimediğinin görülmesi üstüne rejime küsülür. Eskisinden daha çok yenilmeye başlanır. Atılan bir çok kilo, daha fazlası ile alınır. Az yiyecek, yalnız sınırı olan bir dönem içinde rejim yapmak soruna cevap değildir. Disiplinli, dikkatli ve bilimsel uygulamalar dahilinde yapılacak rejimler ama kalıcı olur. Doğrusu budur' diyor.
SAĞLIK İKSİRİ GİBİ: Klinikte uygulanan kür yöntemi insanı zayıflatırken, sağlığına katkıda bulunup gençleştiriyor. Kalp ve gerilim hastalıkları, karaciğer, safra kesesi, mide ve bağırsak fonksiyonları düzelerek, beslenmeden lanan bir gençleşme süreci harekete geçiyor. Zayıflama kürü, ten ve romatizma hastalıklarına iyi geliyor. Kliniğin haiz olduğu spor imkanları ya da ek 'Welness' programları ile beraber beslenme ve hareketlerle istek edilen kiloya ulaşılıp, beslenme ve günlük yaşam alışkanlığı değişiyor.
ACIKMADAN ZAYIFLA: Roma Kürü'nde, her zayıflama yönteminde malum bitkinlik, bitkinlik ve halsizlik şeklinde unsurlar ortaya çıkmıyor. Vücudun protein yapısı zedelenmediği için, vücut kür süresince mum şeklinde eriyip dikkatli zayıflarken, dinç, zinde ve sıhhatli kalıyor. Kür esnasında dinamizm kaybolmuyor. Açlık hissedilmiyor. Başka kürlerin yüzde 90'ında atılan tüm kilolar, en geç 1 yıl içinde fazlasıyla geri alınırken, Roma Kürü yapanların yüzde 80'i, 1 yıl sonrasında da kilosunu koruyor. Dr. Martin, 'Yaptığımız araştırmalara gore, uyguladığımız kür, malum tüm rejimler içinde en etkin, en sıhhatli ve şahıs için en tehlikesiz olan rejim programını oluşturuyor' diyor. (Yıldız Gazetesi)
Ozon terapi ile bağışıklık güç kazanıyor
Hususi Dev gibi Hastanesi Başhekimi ve Genel Cerrahi üroloji Uzmanı Op. Dr. Asım Çiloğlu, bağışıklık sistemini güçlendiren ve hastalıklara karşı direnç veren "Ozon terapi" yönteminin İzmir'deki ilk uygulayıcısı olduklarını söylemiş oldu.
Tıpta başdöndürücü hızla gelişen teknoloji, yeni tedavi sistemlerinin-,metotlarının uygulama başarısını yükseltiyor.
Bütün ülkelerce ortalama elli senedir kullanılan ozon terapi, Türkiye'de de hızla yaygınlaşıyor.
Hususi Dev gibi Hastanesi, insan sağlığını koruma ve hastalıklarla mücadelede tabii tedavi sistemlerinden-,metotlarından birisi olan ozon terapiyi İzmir'e getirdi.
40 hastaya ulaştık
Bağışıklık sistemini güçlendiren ve hastalıklara karşı direnç veren yöntemin İzmir'deki ilk uygulayıcısı Hususi Dev gibi Hastanesi'nin Başhekimi ve Genel Cerrahi üroloji Uzmanı Op. Dr. Asım Çiloğlu, "vatanımızda ilk kez 1999 senesinde uygulanmaya başlanan ozon terapi, alınan başarıya ulaşmış sonuçlar üstüne tüm yurda hızla yayıldı. İzmir ve çevresinde ortalama 40 hastaya ulaştık. Pozitif yönde sonuçların görülmesiyle hasta sayımız da arttı" diye konuştu.
Ozon gazının düzgüsel oda ortamında 30 dakikada parçalanırken; vücutta kanla karıştığı süre 2-3 saniye içinde, iki atomlu ve tek atomlu oksijen olarak bölündüğüne dikkat çeken Çiloğlu şu detayları verdi:
Gençleştiriyor
"İki atomlu oksijeni alyuvarlar derhal emiyor. Madeni para şeklinde birbirine yapışık hareket eden alyuvarlar, ozon gazıyla yüklenince derhal ayırılıyor ve biçim değiştiriyor. Bu nedenle yüzey genişlediğinden yüksek derecede oksijen alan alyuvarlar, vücudun gereksinim duyan mıntıkaya hızla gidiyor. Mesela karaciğerde irin var ise, ozon gazıyla oksijen oranı artan alyuvarlar, hastalıklı dokuya ulaşıp tedaviyi hızlandırıyor."
Ozon terapi yönteminin sıhhatli insanların performanslarını artırma ve vücudu gençleştirmede de etkin rol oynadığını sözlerine ekleyen Op. Dr. Çiloğlu, "Ozon terapiyi, her doktor kendi branşında rahatlıkla uygulayabiliyor" dedi.
Şifa sağlamış olduğu hastalıklar
Sıhhatli ve uzun bir yaşam için tavsiye edilen ozon terapi yöntemi Avrupa başta olmak suretiyle toplam 8 bin merkezde uygulanıyor. Yöntem şu hastalıklarda pozitif netice veriyor:
Dolaşım bozuklukları,
Alerji ve romatizmal hastalıklar,
Kanser,
Kronik bitkinlik,
Karaciğer ve ten hastalıkları,
Kozmetik sebebiyle yaşlanma ve yaşa bağlı görme bozuklukları...
Kanserli hücreler yöntemle azalıyor
Hastadan alınan kanın, ozon generatörüyle elde edilmiş ozon gazıyla karıştırılıp, vücuda geri verildiğini gösteren Hususi Dev gibi Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Asım Çiloğlu, "Ortalama 12 seans devam eden tedavinin hiçbir yan tesiri yok. Kanser hastalarında tedavi süresi 18-20 seansa kadar yükselebiliyor. Çünkü kanser vakalarında, kanser hücreleri oksijenli ortamda bulunamadıklarından, parçalanamayıp, oksijen içinde boğuluyor. Bu uygulamayla bağışıklı sistemi güçlendiğinden kanser hücrelerinde azalma sağlanıyor..
OZON'LU TEDAVİ GENÇLEŞTİRİYOR
Bağışıklık sistemini güçlendiren ve hastalıklara karşı direnç veren “ozon terapi†yöntemi, hücrelerde oksijeni artırarak “yaşlanmayı geciktiriyor†ve kronik bitkinlik sendromuna iyi geliyor.
İzmir
AA
8 Ocak 2005 — “Ozon terapi†yöntemi ile hasta mıntıkaya oksijen vererek dolaşımın düzelmesi sağlanıyor. Yöntem, dolaşım bozuklukları, alerji ve romatizmal hastalıklar, kanser, kronik bitkinlik sendromu, karaciğer ve ten hastalıkları, kozmetik sebebiyle yaşlanma ve yaşa bağlı görme bozuklukları, şekere bağlı ülserler, yanıklar ve cinsel fonksiyon bozuklarında kullanılıyor. Yan tesiri olmayan ozon tedavisi her insana uygulanabiliyor. Genel Cerrahi üroloji Uzmanı Opr. Dr. Asım Çiloğlu, bağışıklık sistemini güçlendiren ve hastalıklara karşı direnç veren “ozon terapi†yönteminin, bakteri öldürücü ve virüs çoğalmasını önleyici özelliği bulunduğunu belirtti.
Dünyanın türlü devletlerinde 50-60 senedir “ozon terapi†yönteminin başarıyla uygulandığını, bu tedavinin hem organ, hem de yaşam kurtarıcı tesiri bulunduğunu korumak için çaba sarfeden Dr. Çiloğlu, bu yöntemle tedavi süresinin kişiye gore değiştiğini söylemiş oldu.
Hasta mıntıkaya oksijen vererek dolaşımın düzelmesini sağladıklarını gösteren Dr. Çiloğlu, şunları söylemiş oldu: “Ozon tedavisi her insana uygulanabiliyor. Yan tesiri yok. İnsan sağlığını koruma ve hastalıklarla mücadelede tabii tedavi sistemlerinden-,metotlarından olan ozon terapiyi hastanemizde uyguluyoruz. Geçen yıl başladığımız ozon terapi yöntemini, şu ana kadar 75 hastamıza uyguladık.â€
Ozon gazının düzgüsel oda ortamında 30 dakikada parçalanırken, vücutta kanla karıştığı süre 2-3 saniyede, iki atomlu ve tek atomlu oksijen olarak bölündüğüne dikkat çeken Çiloğlu, şu detayları verdi: “İki atomlu oksijeni alyuvarlar derhal emiyor. Madeni para şeklinde birbirine yapışık hareket eden alyuvarlar, ozon gazıyla yüklenince derhal ayrılıyor ve biçim değiştiriyor. Bu nedenle yüzey genişlediğinden yüksek derecede oksijen alan alyuvarlar, vücudun gereksinim duyan mıntıkaya hızla gidiyor. Mesela karaciğerde irin var ise, ozon gazıyla oksijen oranı artan alyuvarlar, hastalıklı dokuya ulaşıp tedaviyi hızlandırıyor. Sıhhatli insanların performanslarını artırma ve vücudu gençleştirmede de etkin rol üstüne alıyor.â€
Dr. Asım Çiloğlu, ozon terapi yönteminin, dolaşım bozuklukları, alerji ve romatizmal hastalıklar, kanser, kronik bitkinlik sendromu, karaciğer ve ten hastalıkları, kozmetik sebebiyle yaşlanma ve yaşa bağlı görme bozuklukları, şekere bağlı ülserler, yanıklar ve cinsel fonksiyon bozuklarında kullanıldığını dile getirdi.
Ozon terapi yönteminin 12 seans bulunduğunu, her yıl tekrarlanması icap ettiğini kaydeden Dr. Çiloğlu, kanser hastalıklarında tedavi süresinin 18-20 seansa kadar yükseldiğini açıkladı.
Mucize yaratan ozon terapisi
Son günlerde üst üste gelen yoğun iş programınız sebebiyle kendinizi bitkin ve kuvvetsiz mü hissediyorsunuz? Yoksa önünüzde sizin için yaşamsal ehemmiyet taşıyan, ne olursa olsun kazanmanız ihtiyaç duyulan bir imtihan mı var? Çok mühim bir spor müsabakasına mı katılacaksınız? Yaşlandığınız için her gün yeni bir ağrıyla mı tanışıyorsunuz? Vücut direncinizi arttırmak için avuç avuç vitamin ve enerji hapları almaya gerek yok. Bir kaç "ozon terapisi" seansına girerek kendinizi son aşama dinç ve dinamik hissedebilirsiniz. Günümüzde kanserden hepatite, kolitten zonaya kadar bir çok hastalığın tedavisinde destek yöntem olarak kullanılan ozon terapisi, bununla birlikte sıhhatli insanların performanslarını artırmaya ve vücudu gençleştirmeye de yarıyor. Bütün ülkelerce ortalama 50 senedir uygulanan bu terapi Türkiye'de ise çok yeni. İlk olarak 1999 senesinde Kızılay Altıntepe Tıp Merkezi'nde uygulamaya başlamış olan Op. Dr. Muammer Velidedeoğlu, ozon terapisini şu şekilde açıklıyor: "Dolaşım bozukluklarında, kronik hastalıklarda, kolitlerde kullanıyoruz bu tedaviyi. Bununla birlikte vücudun yaşlanmasını önleyici tesiri de var. Ama bu yöntem vücudu gençleştirmez, yalnız vücudun fonksiyonlarını düzene sokar. Vücutta 70-100 milyar hücre vardır. Üç aşağı beş yukarı günlük ya da haftalık 10 milyar hücre tahrip olur. Vücut bunun yerine yenisini koyar. Ozon bu durumu takviye ediyor. Bağışıklık sistemindeki hücreleri aktive ederek hücrelerin 21 gün değildir de 12 günde bir değiştiğini sağlıyor. O yüzden bir gençlik ortaya geliyor. Aslına bakarsak buna gençlik değildir de dinçlik, dinamizm demek daha doğru."
Bu dinamizm öyleki bir şey ki, Op. Dr. Velidedeoğlu ozon terapisine girenlerin büyük bir çoğunluğunun, "Tekrardan doğmuş gibiyim. Ağacı kökünden sökebilirim" ifadesini kullandığını söylüyor: "İlk uyguladığımız dönemlerde bir üst düzey yönetici gelmişti ve manager hastalığı denilen bir hastalığı vardı. Yüksek pozisyondakilerin günlük stresleri neticesi oluşan bir sürmenaj şartları bu. Bu hastaya 8 kez uyguladık çok memnun kaldı. Sonrasında yavaş yavaş yayıldı. Sonrasında birisi telefon etti, 'Sporcularda doping olarak yapılır mı?' diye. Almanya'da Bayern Münih ekibi futbolcularına büyük maçlardan ilkin 2 ya da 3 uygulama yapar. Ama bu doping değildir. Vücudun oksijen ihtiyacını karşılayıp performansını yükseltir. Aynı şekilde büyük bir sınava gireceksiniz, seyahate çıkacaksınız ya da çok yoğun bir programınız vardır iki üç tedaviden sonrasında kendinizi çok dinç hissedersiniz. Ben 30 senedir kendime uyguluyorum. İşadamları, bankacılar, doktorlar var bizlere gelen. Futbolcuları almadık buraya. Çünkü onlar için ayrı bir birim oluşturmak lazım. Ama onlara tatbik eden dostlar var sanıyorum."
KIRIŞIKLIĞA KULLANILMAZ
Avrupa'dan sonrasında Türkiye'de de ozon terapisinin rant amaçlı kullanılmaya başladığı ve bu yüzden anti- aging'in ön planda geldiğini söyleyen Op. Dr. Velidedeoğlu, bilhassa son zamanlarda botoks yerine kullanılmasının çok yanlış olduğu görüşünde: "Bir insanoğlunun ozon tedavisiyle 10 yaş 20 yaş gençleşmesi mümkün değildir. Kırışıklıklara verilen ozon gazı orada bir şişme meydana getiriyor. Bu nedenle oraya çok fazla derecede doku yüklemesi oluyor ve ten geriliyor. Ama 5-10 gün sonrasında yine eski haline dönüyor. Güzellik merkezleri yapıyor. Hekimlerin haricinde uygulanması doğru değildir. Bizler daha ziyade tıbbi alanda uyguluyoruz. Örneğin eklem kireçlenmelerinde ozon gazı veriyoruz eklemin içine. Ve yürüyemeyen hastalar iki üç hafta sonrasında bastonları koyup yürümeye başlıyorlar." Ozon terapisinin bir başka kullanım alanı ise kanser hastalarının tedavisine yardım olmak. Dr. Velidedeoğlu, 100'e yakın hastada uyguladıklarını ve pozitif neticeleri gördüklerini konu alıyor: "Örneğin meme kanserlerinde kemoterapi yapılırken saç dökülmesi olur. Ozon uygulandığında saç dökülmesi yüzde 60- 70 azalıyor. Saçları dökülen sıhhatli insanlarda da uyguluyoruz ozonu ve yararını görüyoruz."
Ozon gazının vücuda iyi mi tesir etmiş olduğu mevzusunda şu şekilde bilgi veriyor Dr. Velidedeoğlu: "Ozon, düzgüsel oda ortamında 30 dakikada parçalanır. Vücutta kanla karıştığı süre 2-3 saniye içinde parçalanıyor ve ikiye ayrılıyor. İki atomlu ve tek atomlu oksijen. İki atomlu oksijeni alyuvarlar derhal emiyor. Normalde alyuvarlar kanda madeni paralar şeklinde birbirine yapışık hareket ederler. Ama ozon gazıyla karıştığı süre derhal ayrılıyorlar ve formlarını değiştiriyorlar. Bu nedenle satıh genişlediğinden yüksek derecede oksijeni emerek vücudun gereksinim duyan mıntıkaya gidiyor. Örneğin karaciğerinizde irin var ise tüm ozonla yükselmiş alyuvarlar oraya yöneliyor. Bu şekilde parçalanma sonucunda emilen oksijen dokuya gidiyor."
Ozonun vücuda uygulanışını ise Dr. Muammer Velidedeoğlu şu şekilde konu alıyor: "Ozon'un vakum şişeleri vardır. Ilkin vücuttan 50 ya da 75 ml. kan alınır. Ozon gazı ozon generatörüyle elde edilir. Kan alındıktan sonrasında ozonla karıştırılır, sonrasında yine vücuda verilir. Bu uygulamanın tekrarı hastanın şikayetine gore 6 ila 12 kez içinde değişiyor. Kanserlerde 18- defaya kadar haftada iki kez yapılır. Kanser hastalarında oldukça yüksek doz uygulanır. Sebebi kanser hücreleri oksijenli ortamda bulunamazlar, parçalanamazlar ve oksijen içinde boğulurlar. Bununla birlikte vücudun bağışıklık sisteminin arttığı derecede kanser hücresinde azalma olur." Hiçbir yan tesiri olmadığı söylenen ozon terapisinin bir seansı için Kızılay'da 100 milyon lira ödemek gerekiyor. Bununla birlikte Türkiye'de bir de ozon cemiyeti kuruldu. Burada ozon eğitimi alan hekimler, bu uygulamayı yapabiliyor ama toplum tarafında devamlı denetimden geçiriliyorlar.
Oksijen yaşamımızı sürdürmemiz için lüzumlu olan en mühim ögelerden biri. Vücudumuzun her bir hücresi oksijene gereksinim duyuyor. Ama hepimizin yaşamında zaman içinde oksijen alımında bir düşüş ve beynimizde kullandığımız oksijen miktarında azalma oluyor. Bu şekilde yaşamımız negatif etkilenerek bedenimiz canlılığını yitirir. Kan dolaşımı bozukluklarında, metabolizma düzensizliklerinde, akciğer ve karaciğer hastalıklarında, kolesterol problemi olanlar, mantar, bağırsak hastalıkları olanlarda saf oksijenden elde edilmiş ozon oldukça yararlı oluyor.
(Milliyet Gazetesi)
büyülü gaz ozonla meydana getirilen tedaviye yer verdi.
bununla birlikte pozitif tesirleri de olduğu ve gençlik aşıladığı söyleniyor.
da ozon tedavisinden sonrasında rahat nefes alıp etken yaşamlarına kısa zamanda geri dönmeleri mümkün.
torbalar ise ayaklardan bele kadar olan mıntıkaya kaplanıyor. Bir süre sonra içeri etken oksijen (ozon) veriliyor ve hususi bir solüsyon yardımıyla ozunun ten tarafınca amilmesi sağlanıyor. Haftada iki ya da üç seans uygulanan bu tedavinin süresi ortalama 30 dakika sürüyor.
Klinikte gençlik aşısının yanı sıra oksijen yüklemesi ve kan temizlemesi de yapılıyor. Bu yöntemlerle sağlığını kalıcı kılan starlar, ünlü Kleopatra Banyosu'yla gençliklerine gençlik katıyor...
mühim bir tedavi yöntemi de 'Oksijen Tedavisi'. Sıhhatli yaşamak, genç kalmak ve uzun ömürlü olmak isteyenlerin, Hücre Terapisi ya da Chelat Terapisi'ne paralel olarak yaptırdığı Oksijen Tedavisi, insanoğlunun en tabii ve temel 3 ihtiyacından birisini karşılıyor: Ekmek, su, oksijen.
Bilinmiş olduğu şeklinde besin kanalıyla alınan enerji haricinde insanoğlunun yaşaması için lüzumlu olan en mühim madde oksijen.
Oksijensiz yaşam düşünülemez. Bilimsel araştırmalara gore bir insan yiyecek yemeden 6 aya kadar yaşayabilir. Su içmeden 5-7 gün hayatta kalabilir. Ama oksijen olmadan yalnız bir çok dakika içinde ölüm gelir. Nefes aldığımız havadaki oksijen oranı ise yüzde 21 civarında.
besin ürünleri, çevre kirliliği, nikotin, alkol, kahve, fena alışkanlıklar, yanlış yaşam şekli ve hatalı beslenme, hareketsizlik, hastalık ve enfeksiyonların her birisi başlı başına ayrı bir stres faktörü. Düzgüsel yaşlanma süreci de eklenince insan vücudunun oksijen ihtiyacı fazlalaşıyor. Nefes alıp vermenin haricinde, enerjinin vücuttaki dağılımı, insanı zehirleyen atıkların arındırılması gene oksijenle gerçekleşiyor. Oksijen yetersiz olduğunda organ ve hücrelerin emek vermesi aksıyor. Oksijen yetersizliğini gösteren semptomların başlangıcında, kafa ağrısı-sancısı, bitkinlik, bitkinlik, çabalama gücünün zayıflaması, yaşam sevincinin azalması, erken yaşlanma, yaşamsal ehemmiyet taşıyan organların yıpranması geliyor. Oksijen yetersizliğinde damarlar, beynimiz, kalp, eklemler, omurilik ve akciğerlerde kireçlenmelerle fonksiyon bozuklukları meydana geliyor. Ve hastalıklar ortaya geliyor.
sağlamak için bisiklet çevirtiliyor. Bu süre içinde kişinin vitamin ve mineral almasına itina gösteriliyor. Devamlı ölçülen gerilim ve nabızla, vücuttaki gelişmeler izleniyor. Oksijen ve vitamin takviyesiyle vücutta tertipli bir dinçleşme kaydediliyor. Kür süresince tabip ve hastanın belirlediği sayıda oksijen tedavisi uygulanıyor.
gelen şifalı suyun kullanıldığı görkemli havuz, gene şifalı sulardan oluşan ayak banyoları, dinlendiren saman banyosu, Türk hamam ve Fin saunasından oluşan görkemli banyo ve ter atma odaları gençlik aşılayıp, dinlendiriyor. Klinik hamamında göbek taşı yerine her şahıs için ayrı, ama aynı etkiyi gösteren mozaiklerden hazırlanmış ısınma, terleme ve yumuşamaya yarıyan taştan yapılmış şezlonglar bulunmakta. Klinikte rağbet gören 'Kleopatra Banyosu'nda yıkanmak ise ayrı bir zevk. Çok görkemli, tek kişilik bir odada bulunan Kleopatra Banyosu'nda hususi bal ve 'Kısrak sütü' ile banyo yapılıyor. Ballı kısrak sütü tüm vücutları dinlendiriyor, gözeneklerin temizlenmesini, cildin beslenip gerilmesini sağlıyor. Bir kerelik Kleopatra Banyosu, havuz kullanma, ayak banyosu, çiçek yapraklı yüz buğu banyosu ile beraber toplam 4 saatlik kürün fiyatı 26 Euro.
çoğunun bir çok hafta ya da bir çok ay dayanıklık gösterip, perhiz yaparak kilo kaybetmeyi hedeflediklerini belirten Dr. Martin, 'Bu rejimlerin büyük çoğunluğu insanoğlunun kendi kendine eziyet etmesinden, damak zevki ve keyfinden yoksun kalmasından başka bir işe yaramaz. Kısa süreli zayıflama yöntemleriyle bilhassa yüz ve göğüslerde zayıflama meydana gelir, Sarkmalar başlar. Aslolan yağların bulunmuş olduğu kalça, bacak, bel ve göbeklerde, kısaca problemli bölgelerde yağların erimediğinin görülmesi üstüne rejime küsülür. Eskisinden daha çok yenilmeye başlanır. Atılan bir çok kilo, daha fazlası ile alınır. Az yiyecek, yalnız sınırı olan bir dönem içinde rejim yapmak soruna cevap değildir. Disiplinli, dikkatli ve bilimsel uygulamalar dahilinde yapılacak rejimler ama kalıcı olur. Doğrusu budur' diyor.
YORUMLAR