PARILDAMAK gçz. f. 1. Bir şeyden söz ederken, gözalıcı ışınlar saçmak, ışık saçan parıltılar yansıtmak, ışıldamak: Ötelerde bir yıl...
PARILDAMAK gçz. f.
1. Bir şeyden söz ederken, gözalıcı ışınlar saçmak, ışık saçan parıltılar yansıtmak, ışıldamak: Ötelerde bir yıldız parıldıyor. Güneşte parıldayan deniz kabukları.
2. Gözlerden, bakışlardan, yüzden vb. söz ederken, bir duyguyu gösterecek şekilde parlamak, ışıldamak: Gözleri neşeyle parıldıyor.
* parıldatmak ettirg. f. Parıldamasına niçin olmak.
1. Bir şeyden söz ederken, gözalıcı ışınlar saçmak, ışık saçan parıltılar yansıtmak, ışıldamak: Ötelerde bir yıldız parıldıyor. Güneşte parıldayan deniz kabukları.
2. Gözlerden, bakışlardan, yüzden vb. söz ederken, bir duyguyu gösterecek şekilde parlamak, ışıldamak: Gözleri neşeyle parıldıyor.
* parıldatmak ettirg. f. Parıldamasına niçin olmak.
Kaynak: Büyük Larousse
YORUMLAR