RENKLENMEK gçz. f. 1. Daha canlı, daha parlak bir renk almak; renkli bir duruma gelmek. 2. Bunaltıcı olmaktan çıkmak, garip, canlı,...
RENKLENMEK gçz. f.
1. Daha canlı, daha parlak bir renk almak; renkli bir duruma gelmek.
2. Bunaltıcı olmaktan çıkmak, garip, canlı, hareketli bir duruma gelmek: Onun gelmesiyle toplantı aniden renklendi. Münakaşa giderek renkleniyor.
* renklendirmek ettirg. f.
1. Bir şeyi (bir şeyle) renklendirmek, o şeye renk ya da daha canlı bir renk vermek, renklenmesini sağlamak: Filmleri hususi bir teknikle renklendirdik. Coşku yanaklarını renklendirdi.
2. Bir şeyi bir şeyle renklendirmek, o şeyi daha hareketli, daha canlı, daha neşeli duruma getirmek: Kişiliğinizle gecemizi renklendirdiniz, teşekkür ederiz. Anlattığı fıkralarla toplantıyı renklendirdi. Yaşamını birazcık renklendir.
1. Daha canlı, daha parlak bir renk almak; renkli bir duruma gelmek.
2. Bunaltıcı olmaktan çıkmak, garip, canlı, hareketli bir duruma gelmek: Onun gelmesiyle toplantı aniden renklendi. Münakaşa giderek renkleniyor.
* renklendirmek ettirg. f.
1. Bir şeyi (bir şeyle) renklendirmek, o şeye renk ya da daha canlı bir renk vermek, renklenmesini sağlamak: Filmleri hususi bir teknikle renklendirdik. Coşku yanaklarını renklendirdi.
2. Bir şeyi bir şeyle renklendirmek, o şeyi daha hareketli, daha canlı, daha neşeli duruma getirmek: Kişiliğinizle gecemizi renklendirdiniz, teşekkür ederiz. Anlattığı fıkralarla toplantıyı renklendirdi. Yaşamını birazcık renklendir.
Kaynak: Büyük Larousse
YORUMLAR