Riyazet İslam Ansiklopedisi TDK isim, eskimiş (riya:zet) Arapça riy¥øet Perhiz, çile, nefsi terbiye edici uzÂlet (halktan uza...
Riyazet
İslam Ansiklopedisi TDK
isim, eskimiş (riya:zet) Arapça riy¥øet
Perhiz, çile, nefsi terbiye edici uzÂlet (halktan uzaklaşma) anlama gelir. Nefsin talep ve arzularını yerine getirmemek, nefsin isteklerini kırmak sureÂtiyle ona hükmetmek, onu komut altıÂna almaktır. Gövde mülkünde ruhun egemenliğini duyuru etmektir.
İslam Ansiklopedisi TDK
Perhiz, çile, nefsi terbiye edici uzÂlet (halktan uzaklaşma) anlama gelir. Nefsin talep ve arzularını yerine getirmemek, nefsin isteklerini kırmak sureÂtiyle ona hükmetmek, onu komut altıÂna almaktır. Gövde mülkünde ruhun egemenliğini duyuru etmektir.
"Karargâhta âdeta bir manastır yaşamının riyazeti içinde yaşıyorduk."- H. E. Adıvar.
Sözlükte "terbiye etmek, eğitmek, ıslah etmek, boyun eğdirmek, idman" anlamlarına gelen riyazet, tasavvufta, nefsin çekici sadece zararı dokunan olan isteklerinden uzak kalmaya, yararlı fakat zorluk derecesi yüksek şeyleri halletmeye kişinin kendisini alıştırması anlama gelir. Sûfiler, azca yemeye, azca konuşmaya, azca uyumaya, yalnız kalmaya, devamlı zikir ve tefekkür etmeye alışan nefsin kurtuluşa ereceğine inanırlar. Nefsi terbiye için kimi zaman onu ağır ve zor işlere koşarlar. Nefis, sadece mücâdele ve riyazetten sonrasında arınır.
"Nefsini eğiten kurtulur, kirleten hüsrana uğrar" (Şems, 91/9) âyeti bu hususa işaret etmektedir. Çile çekmek, erbain çıkarmak, inzivaya çekilmek, sefere çıkmak riyazet şekilleridir. Riyâzet yapanlara ehl-i riyâzet denilir. Şahıs riyazet kanalıyla içindeki kibir ve kendini beğenme duygusunu kaldırıp atar, halkı hakir görmeyi onulmaz bir illet olarak görür, nefse uymanın Tanrı'a giden yolda en büyük engel olduğu bilincine ulaşır. Riyazet yardımıyla kul nefsine egemen olur, bayağı arzularını dizginler, aşırılıkları bertaraf ederek kendisini disiplin altına sokar. Riyazetten maksat güzel ahlâka haiz olmaktır.
Kaynak :Turkcesozluk.org
RİYAZET a. (ar. riyazet). Esk.
1. Dünya işlerinden el etek çekme, nefsi kırma.
2. Riyazet-i bedeniye, cimnastik, gövde eğitimi.
*Tasav. Salikin dünyasal ve bedensel ilgilerini azaltarak, tüm iradesiyle kalbini ve ahlakını güzelleştirme eylemlerine yönelmesi.
*ANSİKL. Tasavvufta “bir kalpte iki sevgiliye yer olmaz" ilkesinden yola çıkılarak salikin (Tanrı yolcusu), Tanrı dışındaki tüm varlıklardan (masiva) ilgisini kesmesi ve iradesini, kendisinde Tanrı bilgisini (marifetullah) geliştirecek eylemlere vermesi öngörülmüş, bu yolda gösterilecek yoğun çabaya riyazet ya da mücahede denilmiştir. Riyazetin başlangıcı zühd'dür. Şu sebeple salikin güzel işler yaparak nefsini eğitebilmesi, ilk olarak geçici olan duygusal ve bedensel isteklerden uzak durmaya bağlıdır. Nitekim son dönem tasavvuf zamanı uzman ve yazarlarından Mahir iz, Tasavvuf adlı yapıtında riyazeti "şehvetlerle (bedensel tutkular) ve nefsi emmare ile savaşım planıdır. Azca yiyecek, mideyi doldurmamak ve bu suretle ruhu inceltmek ve rahat çalışabilmek için meydana getirilen gövde ve ruh terbiyesidir" sözleriyle açıklamıştır Riyazet zühdden daha ileri bir makam olmakla beraber, zühd riyazetin hazırlayıcısı ve dayanağıdır. Zahit olmayan riyazete koyulamaz, riyazet yapmayan da sufi olması imkansız.
1. Dünya işlerinden el etek çekme, nefsi kırma.
2. Riyazet-i bedeniye, cimnastik, gövde eğitimi.
*Tasav. Salikin dünyasal ve bedensel ilgilerini azaltarak, tüm iradesiyle kalbini ve ahlakını güzelleştirme eylemlerine yönelmesi.
*ANSİKL. Tasavvufta “bir kalpte iki sevgiliye yer olmaz" ilkesinden yola çıkılarak salikin (Tanrı yolcusu), Tanrı dışındaki tüm varlıklardan (masiva) ilgisini kesmesi ve iradesini, kendisinde Tanrı bilgisini (marifetullah) geliştirecek eylemlere vermesi öngörülmüş, bu yolda gösterilecek yoğun çabaya riyazet ya da mücahede denilmiştir. Riyazetin başlangıcı zühd'dür. Şu sebeple salikin güzel işler yaparak nefsini eğitebilmesi, ilk olarak geçici olan duygusal ve bedensel isteklerden uzak durmaya bağlıdır. Nitekim son dönem tasavvuf zamanı uzman ve yazarlarından Mahir iz, Tasavvuf adlı yapıtında riyazeti "şehvetlerle (bedensel tutkular) ve nefsi emmare ile savaşım planıdır. Azca yiyecek, mideyi doldurmamak ve bu suretle ruhu inceltmek ve rahat çalışabilmek için meydana getirilen gövde ve ruh terbiyesidir" sözleriyle açıklamıştır Riyazet zühdden daha ileri bir makam olmakla beraber, zühd riyazetin hazırlayıcısı ve dayanağıdır. Zahit olmayan riyazete koyulamaz, riyazet yapmayan da sufi olması imkansız.
Kaynak: Büyük Larousse
YORUMLAR