Tektonik Nedir

Tektonik (thectonic): 1- (Sanat) Sıkı, özenli, sanat’lı kurgu’su olan edebî eserin özelliği. 2 - (Coğrafya) Levha hareketleri ya da levha te...

Tektonik (thectonic):
1- (Sanat) Sıkı, özenli, sanat’lı kurgu’su olan edebî eserin özelliği.

2 - (Coğrafya) Levha hareketleri ya da levha tektoniği olarak da bilinir, en geniş anlamıyla litosferin yapısını ve bu yapıyı doğuran evrimi araştıran yerbilim dalıdır.

Tektonik (Yunanca tekton 'dan), yapısal yerbilim ile yakından ilgili fakat ondan değişik bir yerbilim disiplinidir. Yapısal yerbilim kayaçların geometrisi ile uğraşır, oysa tektonik, yeryuvarının büyük ölçekli yapıları ve bu tarz şeyleri oluşturan kuvvetler ve hareketler üstünde durur.

Levhalar Karşılaşırsa



Birbirine yaklaşan levhalar bir süre sonrasında birbiriyle çarpışır. İki levhanın çarpışmasıyla oluşan yeryüzü şekli,levhaların türüne göre değişiklik gösterir.Depremlere niçin olur.Yanardağların bir çok da çoğu zaman erimiş kayaların levhadaki çatlaklardan yararlanarak fışkırdığı levha sınırında yer alır.[1]

Temel ilkeler



Alfred Wegener'in "kıtaların kayması" kuramının geliştirilmesi sonucu oluşmuştur. Başlangıçta tüm kıtaların Pangea isminde tek bir kıta olduğu, sonradan parçalanarak zaman içinde günümüzdeki yerlerine ulaşmış olduğu görüşünü Alman bilim adamı Alfred Wegener ortaya attı. Dünya'nın yüzeyi kesintisiz benzer biçimde görünüyorsa da, gerçekte dev boyuttaki bir yap-boz benzer biçimde birbirine geçen parçalardan oluşmaktadır. Levha adında olan bu parçalar, çok yavaş olarak devamlı şekilde birbirlerine bakılırsa hareket ederler. Bir levha, yalnızca okyanusal ya da kıtasal litosferden oluşabildiği benzer biçimde her iki litosfer türünü de içerebilir. Levhalar, levha sınırı ya da levha kenarı ile sonlanır. Depremlerin ve yanardağların bir çok bu bölgelerde görülür. Pangea verilen tek kıta parçasını çevreleyen denize Panthalassa denmekteydi. Vakit içinde katmanlar hareket ettikçe Pangaea ikiye ayrıldı. Kuzeyde Laurasia ve güneyde Gondwanaland oluştu. Bu iki kıta Tethys (Tetis) denizi ile ikiye ayrıldı. Katmanların hareketi ile kıtalar iyice ayrılarak bugünkü haline geldi.

Yer yüzeyinin kabuğu, manto üstünde, 'izostazi' adında olan, bir ağacın su üstünde yüzmesi ile karşılaştırılabilecek bir denge halinde dururlar. Mantonun kaldırma gücü, su ve ağaç örneğinde olduğu benzer biçimde kabuğun manto içine 'batmış' olan hacmi ile orantılıdır. Bundan dolayı yükseltilerin fazla olduğu kıta bölgelerinde, artan kütle ile koşut olarak kabuğun manto derinliklerine uzanan kısmı da daha çok olmalıdır. Yüksek dağ sıralarının derinlere dalan 'kökleri' yer kabuğunun bu şekilde alanlarda 70 km kadar kalınca olmasına neden olur. Öte taraftan, karaların yükselmesi, bağıl olarak daha hafifçe materyelden oluşmaları ile ilişkilidir. Böylece okyanusal kabuk daha ince olmasına rağmen daha ağır materyelden oluşmuştur, ve astenosfer içine doğru kıtalara oranla daha çok 'batmış' durumdadır. Bu, kıtaların manto içine doğru uzanan daha derin kökleri olmasına karşın, ağırlık merkezlerinin okyanus tabanlarına oranla daha yüksekte yer alması ile sonuçlanır.

Yüzey şekillerinin jeolojik vakit boyutu içinde evrimi levha hareketleri çerçevesinde gerçekleşir. Yer kabuğu ve derhal altındaki manto katmanının birleşmesinden oluşan taş küre (litosfer), yavaş bir hareketle yer değiştiren 12 ayrı 'levha' halinde, değişken bir yap-boz tablosu oluşturur. Yarı akışkan astenosfer tabakası üstünde yüzer durumda bulunan bu levhaların hareketi için ihtiyaç duyulan enerjiyi, astenosfer tabakasındaki konveksiyon akımları sağlar. Levhalar birbirleriyle devamlı temas halinde olduklarından, hareketlerinin yön ve sertliğini, yerin derinliklerinden gelen itici gücün özellikleri olmasıyla birlikte levhaların birbiri ile olan ilişkileri de belirler. Böylece, kısa dönemde belirli bir seviye içinde devam eden levha hareketlerinin, vakit ölçeği büyütüldüğünde kaotik ve evvelde belirlenemez bir şekilde gerçekleştiği gözlenir.

Tektonik
1- Astenosfer. 2- Litosfer. 3- Sıcak nokta. 4- Okyanus kabuğu. 5- Batan levha. 6- Kıta kabuk. 7- Kıta sırt bölgesi. 8- Yaklaşan sınır katman. 9- Uzaklaşan sınır katman. 10- Dönüşümsel sınır katman. 11- Kalkan şekilli volkan. 12- Okyanus sırtı. 13. Yaklaşan katman sınırı. 14- Strato-volkan. 15- Adalar çizgisi. 16- Katman. 17- Astenosfer. 18- Hendek

Levhaların hareketlerinde yer kabuğunun tüm bu özellikleri rol oynar. Levhalar ortalama olarak yılda birkaç santimetre ölçeğinde hareket ederler (Bu kayma en uç örnek olan Pasifik levhası için yılda 15 santimetreye ulaşmaktadır). Hareket halindeki levhaların birbirleri içinde üç tür ilişkisi olabilir.
1) Yaklaşma,
2) Uzaklaşma,
3) Yan yana kayma.

Yeryüzünün alanı durağan(durgun) olduğuna bakılırsa yaklaşma sınırlarında bir miktar levha yüzeyinin yok olması, uzaklaşma sınırlarında ise yeni levha yüzeyi yaratılması gerekmektedir. Bundan dolayı birinci tür levha sınırlarına 'yıkıcı', ikinci tür sınırlara ise 'yapıcı' sınırlar adı verilir. Üçüncü tür, 'yanal doğrultulu' ya da 'dönüşüm' (transformation) sınırlarıdır.

Yaklaşan levhaların ikisi de okyanusal levha ise biri ötekinin altına doğru kayar, bu durum 'dalma-batma' olarak adlandırılır. Bir okyanus levhası, bir kıta levhası ile karşılaştığında, daha ağır olduğundan onun altına doğru kayar, gene dalma-batma durumu gerçekleşir. Dalma-batma söz mevzusu olduğunda manto tabakasının sıcak derinliklerine inen taş küre dilimi ısınarak erir ve akışkan halde yükselir. Bu, yaklaşma sınırlarındaki yanardağ etkinliğinin ve dağ oluşumunun temelidir. İki kıtasal levhanın yaklaşması ise çarpışma ile sonuçlanır, her iki levha da manto içine batamayacak kadar hafifçe ve kalınca olduğundan büyük bir deformasyonla yüksek dağ sıraları ve platolar ortaya çıkar (Himalaya dağları ve Tibet yaylası benzer biçimde).
Uzaklaşan levhalar ise yeni okyanus kabuğunun oluşmasına yol açarlar. Bu vaka, iki levha içinde oluşturulan boşluğa üst manto kaynaklı akışkan materyelin dolması ve soğuyarak katılaşması sonucunda gerçekleşir. Bu şekilde oluşan okyanus sırtları yer kabuğunun en genç bölgeleridir. Levhalar ayrıldıkça sırt ortadan büyümeye devam eder, sırtın her iki yanına doğru uzaklaşan genç litosfer soğudukça hacmi azalır, yoğunluğu artar ve hem küçülme hem de batma sebebiyle yükseltisi azalır. Okyanus tabanının okyanus sırtından en uzak kesimleri en yaşlı kısmıdır. Bu alanların eninde sonunda bir başka levha ile karşılaşarak batmaya başlaması kaçınılmaz olduğundan okyanusal kabuğun ömrü sınırlıdır ve malum en yaşlı okyanus kabuğu örnekleri 190 milyon yıl yaşındadır. Bu şekilde okyanus kabuğu devamlı yenilenirken, kıta kabuğu dalma-batma mekanizması ile ortadan kaldırılamadığından, yanardağ ve dağ oluşum etkinlikleri ile kıta kütlesine eklenen materyel vakit içinde giderek artar, milyarlarca senelik süreç içinde kıtalar alan ve kalınlık açısından büyümeye devam ederler. Kimi zaman bir kıta, ters yönde tesir eden kuvvetlerin sonucunda ikiye ayrılabilir. Bu şekilde bir durumda uzaklaşan parçaların arasını doldurmaya süregelen manto materyeli gene okyanus kabuğu durumunda bir yapı yapmaya adım atar, bu alanın soğuyup alçalması sonucunda yeni bir okyanus doğan olur.

Kayma Teorisi



kıtaların, birbirlerine ve okyanus havzalarına bakılırsa girmiş olduğu büyük ölçekli yatay hareketlere denir. Günümüzdeki kıtaların, büyük taşküre (litosfer) levhalarının sürüklenerek yer değiştirmesi sonucunda ortaya çıktığına ilişkin ilk düşünceler daha 18.yüzyılın sonlarında ortaya atıldı. Cenup ABD'nın doğusundaki çıkıntının Afrika'nın batı kıyılarındaki girintiye tam oturduğuna dikkati çeken Alman tabiat bilimci Alexander von Humboldt, 1800 dolayında Atlas Okyanusunun iki yakasının çok önceleri bitişik olduğu savını geliştirdi. Bundan 50 yıl kadar sonrasında Fransız bilimadamı Antonio Snider, Şimal ABD ve Avrupa'daki kömür yataklarında belirlenen benzer nebat fosillerinin Humboldt'un bu varsayımını doğrula-dığını, aksi halde bu benzerliği açıklamanın başka yolu olmadığını ileri sürdü.1908'de ABD'li Frank B. Taylor, dünyadaki bazı sıradağların oluşumunu, kıtaların çarpışması düşüncesine dayalı olarak açıklamaya çalıştı. Kıtaların kaymasına ilişkin ilk detaylı ve geniş kapsamlı kuramı, 1912'de Alman meteorolog Alfred Wegener geliştirdi.Wegener, çok sayıda jeolojik ve paleontolojik veriden yararlanarak, jeolojik dönemin büyük kısmı süresince tek bir kıtanın bulunduğunu ileri sürdü ve bu varsayımsal kıtayı Pangaea olarak adlandırdı.Jura Sürecinin (y. 190-136 milyon yıl ilkin) belirli bir evresinde Pangaea çeşitli parçalara ayrılmış ve parçalar bir-birlerinden uzaklaşmaya başlamıştı.Bugün ABD Kıtası'nı oluşturan bölümlerin batıya doğru sürüklen-mesiyle Atlas Okyanusu ortaya çıkmış, Hindistan bloğu ise Ekvator'u geçerek Asya ile birleşmişti.1937'de Cenup Afrikalı yerbilimci Alexander L. Du Toit, Wegener'in varsayımı üstünde çeşitli düzeltmeler yapmış oldu ve başlanğıçta kuzeyde Lavrasya

ve güneyde Gondvana

olmak suretiyle iki ana kıtanın bulunduğunu ileri sürdü. Atlas okyanusunun iki yakasındaki kıta sahanlıklarının son aşama uyumlu olmasının yanı sıra, kıta-ların kayması kuramının savunucuları, karşılıklı kenarların birbirlerine uygunluğundan başka, bu görüşlerini destekleyen son aşama etkili jeolojik kanıtlar toplamışlardır.Geç Paleozoyik (Birinci) Vakit (y. 395-225 milyon yıl ilkin) esnasında Antarktika, Cenup ABD'nın güneyi, Cenup Afrika, Hidistan ve Avust-ralya'da benzer geniş ölçekli buzullaşmaların olduğu belirlenmiştir.Bu olgu, bu kıtaların o dönemde Gü-ney Kutup Bölgesi'nin çevresinde birleşik halde bulunuyor olmalarıyla açıklanabilir.Öte taraftan Atlas Okyanusu'nun her iki yakası içinde, kayaç yapısı ve jeolojik yapı açısından büyük benzerlikler vardır.Örne-ğin Brezilya kıyıları süresince uzanan yaşlı kayaç kuşağı, Afrika'nın batı kıyılarındaki kuşakla uyum içindedir.Ek olarak, Cenup ABD ile Afrika'nın Atlas Okyanusu kıyıları süresince uzanan en eski deniz çökelleri Jura yaşlıdır; bu durum da, bu zamanda iki kıtayı ayıran okyanusun bulunmadığına işaret eder.1950'lerde İngiliz jeofizikçiler Stanley Keith Runcorn ve P.M.S. Blackett ile başka bilim adamlarının emekleri sonu-cunda, Yer'in magnetik alanının jeolojik geçmişteki yapısına ilişkin olarak elde edilmiş bulgular kıtaların kayması kuramına yönelik ilgiyi artırdı.Magnetit benzer biçimde ferromagnetik mineraller, korkayaçların bileşeni olarak kristalleşirken kalıcı bir mıknatıslanmaya uğrar.Bu mıknatıslanmanın yönü, Yer'in magnetik alanının o dönemdeki ve yerdeki yönüyle aynıdır.Daha sonraları ufalanma kanalıyla ana kayaçtan dökülen mıknatıslan-mış mineral parçaları, tortul çökeller halinde birikirken bu kez o dönemdeki magnetik alanın doğrultusun-da tekrardan yönlenirler.Yeryüzünün değişik bölgelerinden seçilen değişik yaşlardaki kayaçlar üstünde meydana getirilen artık magnetizma incelemeleri, magnetik kutupların değişik dönemlerde değişik yerlerde bulunduğunu göstermiştir.Magnetik kutupların yer değişiklik yapma eğrileri, çeşitli kıtalar için farklıdır; bu farklılıklar bugün ayrı olan kıtaların bir zamanlar bitişik olduğu varsayımıyla açıklanır.Mesela, Avrupa ve Şimal ABD i-çin bu eğriler, Şimal ABD'nın Triyas Döneminden (y. 225-190 milyon yıl ilkin) günümüze değin, Av-rupa'ya bakılırsa 30° kadar batıya kaymış bulunduğunu ortaya koyar. Okyanus tabanının şekline ilişkin bilgilerin artması ve daha sonraları deniz dibi yayılması kuramı

ile levha tektoniğinin

geliştirilmesi, kıtaların kayması düşüncesini güçlendirdi.1960'ların başlangıcında ABD' li jeofizikçi Harry H. Hess, okyanus ortası sıradağların sırtlarında,magma etkinlikleriyle yeni okyanus ka-buğu oluşumunun sürmekte bulunduğunu ileri sürdü.Yermantosundan yukarı doğru yükselen erimiş kayaç malzemesisoğuduktan sonrasında yeni bir magma sokulmasıyla iki yana doğru itiliyor ve böylece okyanus taba-nı yatay doğrultuda, sırtlardan öteye doğru hareket ediyordu. 1960'ların sonlarında, başta Jack E. Oliver ve Bryan L. Isacks olmak suretiyle çeşitli ABD'li araştırma-cılar, deniz dibi yayılması kuramını, kıtaların kayması varsayımıyla bütünleştirerek levha tektoniği kuramı-nı geliştirdiler.Bu kurama bakılırsa, Yer'in taşküre kısmı çok sayıda büyük levhadan oluşmakta ve bu levha-lar yermantosunun yumuşak (kısmen erimiş halde) üstmanto (astenosfer) katmanının üstünde yüzmektedir. Okyanus ortası sırtlar da, bazı levhaların kenarlarında oluşmaktadır. Bu durumun görüldüğü yerlerde taşküre levhaları ayrılmakta ve yükselen manto malzemesi uzaklaşan kenara eklendikten sonra yeni okyanus tabanını oluşturmaktadır. Levhalar sırtlardan uzaklaştıkça kıtaları da beraberlerinde sürüklemektedir. Tüm bu etmenler dikkate alındığında, ABD kıtalarının ortalama 200 milyon yıl öncesine değin Avrupa ve Afrika ile bitişik olduğu ve bu kıtaların bugünkü Orta Atlas Sırtlarındaki yarılmayla birbirlerinden uzaklaştığı söylenebilir.Ayrılmanın başlamasıyla kıtalar yılda ortalama 2 santimetre kaymış ve bugünkü ko-numlarını almıştır.Hemen hemen tam kanıtlanamamış olmakla beraber, tek bir kara hacminin parçalanması ve bu parçaların kayması vakasının tüm jeolojik çağlar süresince oluşan benzer bir takım olayın yalnızca sonuncusu olduğu söylenebilir. Kıtaların Kayması, AnaBritannica

Bilgisayar Destekli Haritalama Laboratuarı'nın bir köşesinde alelâde bir kutu. İçerisinde 14 jeolojik harita var ve 1 kilogram ağırlığında.Fakat bu mütevazı kutu, dünya coğrafyasının son 250 milyon senelik serüvenini konu alıyor. Serüvenin kahramanı ise bir okyanus. Şžaka değil, halen çıkarıp kullanmakta olduğumuz petrole yataklık etmiş olan tropikal bir okyanus bu. Adı TETİS. Fakat kapanmasıyla beraber, bir tek birer iç deniz olarak günümüze ulaşan Akdeniz, Karadeniz ve Hazar Denizi haricinde, ondan kalan başka hiçbir canlı hatıra yok... Dr. Ö. Faruk Noyan

Proje 80'li yılların ortasında başladı. Pierre-Merie Curie Üniversitesi (Paris 6)'nden Profesör Jean Decourt, Luc Emmanuel Ricou ve Bruno Vrielynck'in öncülüğünde bir grup yerbilimci, yerküre tarihinin son 250 milyon yılı üstüne yapılmış dünyadaki bir çok noktalardaki ayrı araştırma (nokta-araştırma) sonuçları-nı biraraya getirerek büyük bir sentezi gerçekleştirmeye girişti.124 araştırmacıyı, bugüne dek denenme-miş bir çalışmanın çevresinde biraraya getiren projenin hedefi, Tetis'in fiziki coğrafyasını ortaya çıkarmaktı.

“TETİS” DİYE BİR OKYANUS Ortalama 250 milyon yıl ilkin, karaların bütünü tek bir kıta şeklindedir: Panje. Bu kıta, güneyde Gondwana (bugünkü Cenup ABD, Afrika, Madagaskar, Hindistan ve Avustralya), Kuzeyde Avrasya (bugünkü Şimal ABD, Avrupa ve Asya)'dan oluşmaktadır.Yer yüzünün geri kalan kısmı ise uçsuz bucaksız devasa bir okyanusla kaplıdır: Pantalasa. Panje kıtasının doğusunda üçgen şeklinde devasa bir körfez yer almıştır. İşte bu Tetis Okyanusu değildir.

YORUMLAR

Hakkımızda

Ad

Anlamı Nedir?,22,Biyoloji Konu Anlatımı,25,Cilt Bakımı,82,Coğrafya Ders Anlatımı,978,Genel,46,Güzel Sözler,16075,Music,1,Ne Nedir?,32164,Resimli Sözler,4111,Saç Sağlığı,119,Sağlık Bilgileri,1596,Soru-Cevap,10236,Sports,1,Tarih Konu Anlatımı,5,Teknoloji,36,Türk Dili ve Edebiyatı Konu Anlatımı,2,
ltr
item
Ders Kitapları Konu Anlatımı: Tektonik Nedir
Tektonik Nedir
http://www.muhteva.com/wp-content/uploads/2017/04/tectonic_plate.png
Ders Kitapları Konu Anlatımı
https://www.ayaydin.tr/2017/06/tektonik-nedir.html
https://www.ayaydin.tr/
http://www.ayaydin.tr/
http://www.ayaydin.tr/2017/06/tektonik-nedir.html
true
5083728687963487478
UTF-8
Tüm Yazılar Yüklendi hiçbir mesaj bulunamadı HEPSİNİ GÖR Devamı Cevap Cevabı iptal Silmek Cevabı iptal Home SAYFALARI POST Hepsini gör SİZİN İÇİN ÖNERİLEN ETİKET ARŞİV SEARCH Tüm Mesajlar İsteğinizle eşleşme bulunamadı Ana Sayfaya Dön Pazar Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Cumartesi Pazar Mon Tue Wed Thu Fri Sat January February March April May June July August September October November December Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec Şu anda... 1 dakika önce $$1$$ minutes ago 1 saat önce $$1$$ hours ago Dün $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago more than 5 weeks ago İzleyiciler Takip et THIS PREMIUM CONTENT IS LOCKED STEP 1: Share to a social network STEP 2: Click the link on your social network Tüm Kodunu Kopyala Tüm Kodunu Seç Tüm kodlar panonuza kopyalanmıştır. Kodları / metinleri kopyalayamıyor, kopyalamak için lütfen [CTRL] + [C] tuşlarına (veya Mac ile CMD + C'ye) basınız Table of Content