zahir 1 ödat (za:hir) Arapça ©¥hir 1 . Açık, belli. 2 . isim Dış yüz, görünüş. 3 . zarf, halk ağzında Kuşkusuz, elbet, şüphesi...
zahir 1
ödat (za:hir) Arapça ©¥hir
1 . Açık, belli.
2 . isim Dış yüz, görünüş.
"Zahir, o anda başıma kan çıkmış, yüzüm kızarmış olacak ki..."- S. M. Alus.
4 . zarf Görünüşe nazaran, anlaşıldığına nazaran:
"Ben yanlış biliyormuşum zahir."- .
zahir 2
ödat, eskimiş (zahi:r) Arapça ©ah³r
Zâhir Biemrillah
Zahir - Batın Nedir?
Zahir(Abdullah EZ-)
Zahir Nedir?
Dini Kavramlar Sözlüğü
Sözlükte "açık, âşikâr, dış, gâlip, bir şeye vâkıf olan" benzer biçimde anlamlara gelen zâhir, bir fıkıh terimi olarak, delâlet bakımından açık olan lafızlardan biri olup, kendisinden çıkarılan yargı sözün aslolan sevk sebebi olmamakla beraber, haricî bir karineye gereksinim duymayacak şekilde bu manaya delâlet eden lafızdır. Meselâ, "Faiz yiyenler kıyamet günü sadece şeytan çarpmış benzer biçimde kabirlerinden kalkarlar. Bu onların, faizi alışveriş gibidir demelerindendir. Oysa Tanrı, alışverişi helâl, faizi ise haram kılmıştır." âyeti (Bakara, 2/275), faizin haram oluşunu ve faiz ile alışveriş içinde fark bulunduğunu bildirmek için gönderilmekle beraber, lafzın zâhiri, alışverişin helâl olduğuna delâlet etmektedir. Aksine kanıt bulunmadıkça, lafızdan çıkan zâhir manaya nazaran amel etmek gerekir. Zâhir, lafzın ifade etmiş olduğu manaya ve içine almış olduğu teklifî hükme açık bir halde delâlet etmekle beraber, tahsis, tevil ve neshi kabul eder. Bu yüzden zâhirde olasılık bulunduğundan delâlet bakımından kesinliği, nass, müfesser ve muhkemden daha azdır. (İ.P.)
Dini Kavramlar Sözlüğü
Sözlükte "açık, âşikâr, dış, gâlip, bir şeye vâkıf olan" benzer biçimde anlamlara gelen zâhir, bir fıkıh terimi olarak, delâlet bakımından açık olan lafızlardan biri olup, kendisinden çıkarılan yargı sözün aslolan sevk sebebi olmamakla beraber, haricî bir karineye gereksinim duymayacak şekilde bu manaya delâlet eden lafızdır. Meselâ, "Faiz yiyenler kıyamet günü sadece şeytan çarpmış benzer biçimde kabirlerinden kalkarlar. Bu onların, faizi alışveriş gibidir demelerindendir. Oysa Tanrı, alışverişi helâl, faizi ise haram kılmıştır." âyeti (Bakara, 2/275), faizin haram oluşunu ve faiz ile alışveriş içinde fark bulunduğunu bildirmek için gönderilmekle beraber, lafzın zâhiri, alışverişin helâl olduğuna delâlet etmektedir. Aksine kanıt bulunmadıkça, lafızdan çıkan zâhir manaya nazaran amel etmek gerekir. Zâhir, lafzın ifade etmiş olduğu manaya ve içine almış olduğu teklifî hükme açık bir halde delâlet etmekle beraber, tahsis, tevil ve neshi kabul eder. Bu yüzden zâhirde olasılık bulunduğundan delâlet bakımından kesinliği, nass, müfesser ve muhkemden daha azdır. (İ.P.)
ZAHİR sıf. (ar. zehab'dan zâhib). Esk.
1. Giden, gidici.
2. Bir düşünceye ya da sanıya tapılan.
3. Bir şeye zahip olmak, tapılmak, uymak: "Bu şehrin halkına yeni bir şeyi haber verdiğimize zahip değiliz" (Y. K. Beyatlı).
ZAHİR be. (ar. zuhur'dan zahir). 1. Görünüşe nazaran, anlaşılan: Seri bu şekilde bir şeyi ilk kez görüyorsun zahir.
2. Kesinliğe yakın bir olasılıkla, herhalde: Bizlere de bir yardım eden bulunur zahir.
♦ sıf. Esk. 1. Açık, belli, ortada: "Cerahat olmasa azada zahir olmaz kan" (Fuzuli. XVI. yy.).
2. Zahir ü pinhan, açık ve gizli saklı: "Özlem yaşı taşumda firak adı içümde / Halüm bu durur sana didüm zahir ü pinhan" (Vasfi, XVI. yy.).
♦ a. 1. Görünüş, görünüm.
2. Bekta- şiler için kendi inançlarının dışındaki kimse.
3. Zahirde, görünüşte.
1. Giden, gidici.
2. Bir düşünceye ya da sanıya tapılan.
3. Bir şeye zahip olmak, tapılmak, uymak: "Bu şehrin halkına yeni bir şeyi haber verdiğimize zahip değiliz" (Y. K. Beyatlı).
ZAHİR be. (ar. zuhur'dan zahir). 1. Görünüşe nazaran, anlaşılan: Seri bu şekilde bir şeyi ilk kez görüyorsun zahir.
2. Kesinliğe yakın bir olasılıkla, herhalde: Bizlere de bir yardım eden bulunur zahir.
♦ sıf. Esk. 1. Açık, belli, ortada: "Cerahat olmasa azada zahir olmaz kan" (Fuzuli. XVI. yy.).
2. Zahir ü pinhan, açık ve gizli saklı: "Özlem yaşı taşumda firak adı içümde / Halüm bu durur sana didüm zahir ü pinhan" (Vasfi, XVI. yy.).
♦ a. 1. Görünüş, görünüm.
2. Bekta- şiler için kendi inançlarının dışındaki kimse.
3. Zahirde, görünüşte.
Kaynak: Büyük Larousse
zahir ingilizcesi
1. clear, evident.
2. outer appearance.
3. apparently, it seems that ...: Yanýlmýþým zahir. Apparently I´m mistaken.
4. certainly, of course. --de outwardly; to all appearances.
1. clear, evident.
2. outer appearance.
3. apparently, it seems that ...: Yanýlmýþým zahir. Apparently I´m mistaken.
4. certainly, of course. --de outwardly; to all appearances.
Zâhir Biemrillah
Zahir - Batın Nedir?
Zahir(Abdullah EZ-)
YORUMLAR