Sultan II. Mehmed (Fatih), devlet işlerinden gına getirdiği günlerden birinde, mürşidi Ak Şemseddin'i ziyarete gider… Eski tarihlerimizi...
AK ŞEYH ve MÜRİDİ FATİH SULTAN MEHMED HÂN
Sultan II. Mehmed (Fatih), devlet işlerinden gına getirdiği günlerden birinde, mürşidi Ak Şemseddin'i ziyarete gider…
Eski tarihlerimizin kaydına göre, o esnada Hoca, sedirlere uzanmış kitap okumaktadır…
Hiç istifini bozmadan Padişah-ı Cihan'ı kabul edip, girer girmez “Hacetün (ihtiyacın) nedür Mehmed?” diye sorar…
Fatih'in talebi, şudur:
“Sana bir hacet içün geldüm ki, birkaç gün beni halvete koyup (dersine alıp) irşâd eyleyesün. Bir dem senun dersunde bulunma lezzeti cihan padişahlığından aglebdur” (üstündür)…
Ak Şemseddin Hoca, müridinden duyduğu sözlerden hiç memnun olmamış, müridini tersleyip kovmaktan beter etmiştir. Verdiği karşılık şudur:
“Meşâyih-i izâmın halvetinde (şeyhlerin sohbetinde) bir lezzet vardır ki, ana dahil olan emr-i saltanat gözünde olmayub, dünya gözünden silinub saltanattan geçub gitmek mukarrerdir (bir şeyhe talebelik padişahlıktan daha lezzetlidir. Bunu tadan padişahlıktan kopar). Bu sebeple ahval (durumlar) bozulub, her birimiz bu hale sebeb olmakla Allah'ın gazabına uğrayarak günahkâr olmak lâzım gelür… Sen makamının icabı üzre adl ü insaf içinde ol.”
Yirmibir yaşında dünyevi kudretlerin zirvesine ulaşmış bir Padişah'ın gurura kapılmadan mürşidinin dergâhında mutluluk araması, kolay rastlanabilir bir şey olmasa gerektir…
O sırada Ak Hoca, devletini istese bile tereddütsüz verirdi. Ama istemedi…
Zaten bir süre sonra diğer hocası Molla Gürânî'ye sadrazamlık teklif edecek, ama o da istemeyecektir.
Çünkü o insanların dünyada gözü yoktur…
YORUMLAR