Tebrizli Şems anlatır, İkindi vakti öncesi abdest almak için avluya çıkan şeyh, dervişin tekinden bir ibrik su ister Derviş getirir Yere çöm...
EYVALLAH Şehri…
Tebrizli Şems anlatır,
İkindi vakti öncesi abdest almak için avluya çıkan şeyh, dervişin tekinden bir ibrik su ister Derviş getirir Yere çömelmiş abdest almaya başlayan şeyh, bir yandan da bahçedeki dervişleri gözlemek için sağa sola bakmakla meşguldür Su döken derviş bakar ki, şeyh elini yıkarken bazı yerleri kurudur, içinden,
Bir de bize mürşit olacak, doğru dürüst abdest almayı bile beceremiyor diye geçirir Bakışları alaycı ve suizancıdır Şeyh kafasını dervişe doğru kaldırır, dervişin bakışlarını yakalar, aklından geçenleri okur
Evlat, sen bize yaramazsın Akşama kalmadan dergahımızı terk et der
Derviş bin pişmandır ama nafile kovulmuştur artık Ne ailesi ne de gidecek bir yeri vardır Deli divane dağ tepe yürür Yorulmuştur artık Havada kararmıştır Yolda bir çoban görür ALLAH misafirine verecek ekmeğin var mı deyince, çoban buyur eder ve dervişten olanı biteni dinler Çoban bu duruma üzülür ve
Şu karşıdaki dağın ardında bir şehir var Oraya git İsmi EYVALLAH şehridir Ne alırsan al EYVALLAH dedikten sonra, ücretsiz bedavadır orda, der
Nasıl yani para pul istemiyorlar mı?
EYVALLAH diyene her şey bedava
Yalnız EYVALLAH şehrinin üç kuralı var Bunları ihlal edersen şehirden atılırsın
Nedir bu kurallar?
Bir, kulun işine karışmayacaksın
İki, ALLAH ´IN işine karışmayacaksın
Üç, asla yalan konuşmayacaksın
Kolaymış, der derviş, biz bunları dergahta zaten yapıyorduk
Sabah çekine çekine şehre girer Önce hamama gider, yıkanır kasaya yanaşır, EYVALLAH der,sağ elini sol göğsüne koyarak,kasa başındaki hamamcı, EYVALLAH diye karşılık verir
Borcum ne diye sorar?
EYVALLAH dedinya kardeş, borcun yok der hamamcı
Derviş sevinir, iyiki dergahtan kovulmuşum, bu şehirde padişahlar gibi yaşarım der Aradan bir ay geçer, ben bir aile kurmak istiyorum der, derlerki , EYVALLAH de, yarın köle pazarı var, orada her milletten güzel kadınlar var, istediğini seç, evlen
Derviş denileni yapar, evlenir Aradan bir hafta geçer, çarşıda dolanıyordur, karşıdan biri genç diğeri yaşlı iki bayan gelmektedir Genç olanın saçları açık, diğer kadın çarşaflıdır
Şuna bak diye bağırır, örtünmesi gereken açık, örtünse de olur örtünmese de olur yaşlı kadın çarşaflı Niye böyle açıksın sen diye sorar genç kadına
İmdaat, zaptiyezaptiyeler gelir;
Nevardı ?
Bu adam kulun işine karıştı
Derviş karakola götürülür ve on dayak atılır Acısından çok, kulun hatasını uyardığı için şikayet edilmesine içerlemiştir Karakolun dış avlusuna çıkar ellerini açar, yüksek sesle,
ALLAH ` im bu nasıl iş? Kullarını uyardım, dayak yedim,
ey RABBiM bu nasıl iş derken, sesler duyulur yine
Zaptiyee zaptiye gelen zaptiyeler;
Ne oldu ?
Şu derviş ALLAH işine karıştı, tekrar karakol, tekrar dayak, bu sefer adamakıllı canı yanmaktadır, doğru evine gider, yatağa uzanır Bu sırada kapı çalınır, arkadaşları gelmiştir, derviş karısına, ev de olmadığımı söyle der
Zaptiyee zaptiye
Ne vardı?
Eşim yalan konuşmamı istiyor, yalan söylüyor
Derviş zaptiyelerce şehirden kovulur Üstü başı toz toprak içindedir, uzaklaşırken şehre doğru bakar
EYVALLAH in ayarını bilmeyen benim gibi eyvah eyvah diye inler
“Başkalarına güvenenler, herkesin içten olmadığını göreceklerdir, ancak kendileri içten kalırlar Başkalarından kuşkulananlar, herkesin kendilerine ihanet etmediğini göreceklerdir ancak kendilerine hep ihanet içinde olacaklardır”
YORUMLAR