HÛD Suresi Âyet-112 “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” Allah’ın haklarını Allah ile eda etme hususunda dosdoğru ol. Çünkü Resulullah (s.a.v), ...
HÛD Suresi Âyet-112
“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” Allah’ın haklarını Allah ile eda etme hususunda dosdoğru ol. Çünkü Resulullah (s.a.v), zati vahdet şuhudu ile beraber halka döndükten sonra sıfat tecellileri hükümlerini zaptetmek suretiyle Allah’ın haklarını korumak, emrine saygı göstermek, kullarını doğrultmakla görevlendirilmişti. Öyle ki sadece O’nunla hareket ediyor, O’nunla duruyor, O’nunla konuşuyor ve O’nunla düşünüyordu. Sıfatlarının veya zatının kalıntılarından kaynaklanan bir telvin söz konusu değildi. O’nun dışında başka bir düşünce zihninden geçmiyordu. O’na yönelik tazimin şartlarından herhangi birini ihlal etmesi söz konusu değildi. Nitekim, Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Şükreden bir kul olmayayım mı?” Çünkü gece namazını kılarken uzun süre kıyamda kaldığı için ayakları şişmişti. Ona: Rabbin “Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar.” (Fetih, 2) buyurmak suretiyle “senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışladığını müjdelememiş midir?” denildiğinde yukarıdaki cevabı vermişti. Dolayısıyla Resulullah (s.a.v)’ın, münkeri nehyetmediği, marufu emretmediği, uyarı ve davet görevini ifa etmediği bir tek dakika geçirmemiştir. Bu da son derece zor bir görevdir. Nitekim “Hud suresi saçlarımı ağarttı.” buyurmuştur. Ariflerden biri Resulullah’ı (s.a.v) rüyasında görür ve “Ya Resulallah! Nebilerin kıssalarından, onların ümmetlerinden yalanlayanların üzerine inen azaptan ve ümmetlerinden gördükleri eziyetlerden dolayı mı ‘Hud suresi saçlarımı ağarttı.’ buyurdunuz?” diye sorar. Buyurur ki: “Hayır, ‘Seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol’
ayetinden dolayı bunu söyledim.” Yani benliğinden, varlığının günahından “seninle beraber” tevbe eden muvahhidler, vahdet aynında kesret müşahedesine, fena sonrası beka makamına ulaşanlarla birlikte dosdoğru ol. “Aşırı gitmeyin…” benlik perdesiyle örtünmek, mutlak İlahi kemalatı kendinize ait görmek kaydıyla somut benliğinize nispet etmek dolayısıyla mutlaktan kayıtlanmaya doğru perdelenmeyi gerektiren bir tavır içine girmek suretiyle aşırı gitmeyin. Çünkü İlahi hüviyet “şu” işaretiyle ve benlikle kayıtlanamaz. “Çünkü O, sizin yaptıklarınızı çok iyi görmektedir.” O’nunla mı amel ediyorsunuz, yoksa nefsinizle mi amel ediyorsunuz, bilmektedir.
(Muhyiddin İbn Arabi Tefsir-i Kebir Te’vilat 1.cilt)
YORUMLAR