KAYIT 180 … Görmüş olaydın rüyada gördüklerini hatırlamazdın. Rüyada gördüklerin nedir? Neylen görüyorsun? Yaa… Et parçası uykuda. Başka şey...

KAYIT 180
…
Görmüş olaydın rüyada gördüklerini hatırlamazdın.
Rüyada gördüklerin nedir?
Neylen görüyorsun?
Yaa…
Et parçası uykuda. Başka şeyle görüyorsun.
Ben kulumla görürüm diyor. Kulumla işitirim Diyor.
Rüyada sana Ahmet gel bu tarafa diyorlar. Kulağın farkında değil.
Saatin sesi, telefon çalar, kapı çalınır uyumazsın.
Ama rüyadaki Ahmet’i işitirsin. Duyan başkası…
O halde başka kulağın varrr. Başka gözün var.Onlarlan bunlar duyulur.
Onun için Mevlana Şems ülHakayıkdiye bir kitabıvardır. Orda der ki;“Nârı handanbağıra handan kunet. Sohbeti merdânet ez merdankunet.”
Ateşin içinde gülmesini bilen insan olursa diyor o daima güler. Mert insanlarla sohbet eden mert olur diyor. Onun için güllerle ahbaplık edenler daima gül kokar oğlum.
İçinizde daha goncası açmamış güller dolu. Farkında değilsiniz.
O halde namsız, nişansız, hikayesiz, destansız, kendi kabına bürünmüş büyük ALLAH Dostlarını bulmaya savaşın.
Her zaman mevcuttur bunlar.
Hızır’la konuşanlar vardır. Utangaçlıktan kimseye söyleyemezler.
Bazıları da vardır ben efendim şimdi Kâbe’ye gittim, Kâbe’den geldim.
Hızır’lan konuştum, Hızır’lan bilmem a…
Sanki ahbabı oturup her akşam, bilmem ne lokantasında filanın ötenin lokantasında yemek yiyor.
Bunlar hep yalan lakırdılardır oğlum.
Sohbetimerdânet et ez merdan kunet olanlar ağızları kapanır. Kimseye bir şey söyleyemezler.
Cüceyken yıldız öper boya gelmek gerek.
Bu gibileri tanıyabilmek için, baktığı şeylerin gerisindeki bir görünmeze…
Demin rüyadaki bakan göz varya aha öyle gözleri vardır onların.
Bunların, bu gibilerin topraktan hakir bir bedenleri vardır. Fakat canları nurdan aydındır oğlum!
İnsan şaşar kalır onların karşısında. O insan bu mu, bu mu der.
İnsan beden ise, şu cesetse ruh nedir?
Ruh ise bu ceset ne?
İşin içinden çıkamazsın ağam.
Bu iş ne senin işin ne benim işim.
Her ikisi de o. Fakat mahsulün adına insan diyoruz. Mahsulün adı dane.
Buğday tarlasını şey ederler. Ne kadar dane çıktı. Geriye kalan nedir?Saman çöpü. Öküzlere ait.
Onun için ALLAH hikmeti her zıtları birbiriyle karıştırdı.
Ruh bedensiz bir iş göremez, beden de ruhsuz…
Kalıbında ruhsuz oldu mu bu kalıp soğur. Sertleşir kalır.
Kalıbı meydandadır amma insanın canı gizli.
Bir avuç toprak al, bir kova toprak al bir insan otururken kafasından aşağa boşalt toprağı. Kafası yarılmaz herifin.
Su da döksen yine yarılmaz. Ohhh yıkanır.
Toprağı suyla karıştırıp bir kerpiç yap bakalım. Kafayı param parça eder. Lakırdıya dikkat et!
Başı yardın mı kerpiç suyu aslına gider ayrılış gününde de toprak aslına döner.
Aha işte bu kerpiç hikâyesi gibidir insan.
ALLAH’ın su ile toprağı birleştirip insanı yaratmasının hikmeti aha bu…
Gel de edepsizlik yap bakalım. Kerpiç yap kendini de. Vur başkalarının kafasına.
Bu birleşmeden başka insan vücudunda başka birleşmeler olmuştur.
Daha başka şeyler birleştirmiştir Cenabı ALLAH.
Onları ne bir kulak duymuştur… Ne bir göz görmüştür…
Duysaydı kulak olarak kalırdır. Başka sözleri de duymazdı.
Kar ve buz güneşi görseydi, buzluktan ümidini keser giderdi.
Ten gözüyle insanın şeklini görür insan. Can gözüyle Mazağe’l-basar sırrını görür. Asıl insan o sırdır.
Bir vaiz vaaz ederken sözleri güzel ve tesirli ise, o vaizin hünerinden değildir bu…
Dinleyicinin hünerindendir.
Dinleyici demek gönülden dinliyor da onun tellerine vuruyor demektir.
Şeytan olmasaydı sabırlı, doğrulan ve yoksulları doyuranlar nasıl belli olurdur.
Sakalımız ağırır. Kendimiz de ağırırız. Hala işin farkında değiliz.
Sakalımız yokken biz yine vardık oğlum.
Saçın sakalın ağırması insana bir şey fısıldar… Bir şey haykırır…
Bir Hadisi Kutside ALLAH diyor ki; Ben saçı sakalı ağırana sual sormaktan utanırım diyor.
O halde saçın sakalın ağırmasında bir hüner vardır…
Bir hikmet vardır…
O hikmeti bulmağa savaşın.
Onun için şeriat denilen şey azaptan kurtulmayı gösterir insana.
Halbuki varlığından arınmak, temizlenmek başka bir şeydir.
Köpek bile yarasını yalaya yalaya iyi eder oğlum!
Onun için şeyin başında bir ALLAH dostunun; “sureti nakşın yumak ile, gönül milki temiz olmaz. Rahmet suyun akıp çağlar, gönül çirkin … gelsin” demiştir. Aha bu dur o.
Güneş üflemeyle sönmez…
Köpeğin deniz kenarında veyahut nehir kenarında su içmesinden de o su pislenmez.
ALLAH’ın yaktığı mumum üfleyerek söndürmek mümkün değildir.
Üfleyecek ağaz yanar.
Bir mümine senin dinin gitsin diye onu zor…
O yanar ooo.
Kulun varlığını ALLAH varlığında yok olunca ne kalır.
Göğe doğru tükürün bakalım.
Tükürüğün döner, kendi suratına gelir oğlum.
Bir mümine de hakaret edenin hakareti kendine döner oğlum. Kendi yüzüne tüküremediği için böyle yapar o adam. Mümine karşı gelir. Şöyledir böyledir.
Sen bu lafımızı her sapık hareket ve insan için tefsir edebilirsin. Aha bu lakırdıyı.
Birisi sapık mı? Senin asabını mı bozuyor?
Dinden bir şey sordu da asabın bozuldu. Cevap veremiyor musun?
Aha bu lakırdıyı unutma.
O göğe tükürüyor. Kendi suratına…
Göğe de boyunun da yara var kaldıramıyor. Sana doğru tükürüyor. O kendi yüzüne tükürüyor.
Böyle yapanın suratına başkası tüküremez zaten.
Hatta tükürüğüne bile yazık olur.
Bu işler öğle karışıktır ki düğümler tersine düğümlenmiştir.
Nasıl tersine düğüm?
Aha bir misal getireyim.
Sen oğlum sana sadaka verene sadaka verebiliyor musun?
Sana sadaka verene sadaka verebiliyor musun?
Şaşırma amıca doğrudur lakırdılar!
Resulullah’ın filtresinden geçmiş bu lakırdılar. Üzerinde yalan yoktur.
Bu işte bu hazinenin anahtarıdır aha bu lakırdı. Bu tükürme lakırdısı. Sadaka lakırdısı.
Bazı ilimler vardır ki avama gizlidir. Onu ancak ALLAH’ın bildirdiği Veli kulları bilir.
Ve onu anlattıkları vakit ALLAH’tan haberi olmayanlar inanmazlar diyor Resulullah bir Hadisi Şerifinde.
Verdiği şifa için ihsan talep etmeyen…
Birinin yarasını iyi ettin. Ondan bir ihsan…
Sen bunun bacağını iyi ettin, midesini iyi ettin.
Zengin adam bana 10lira verirse şöyle bi 500lira versin diye zorlaştırma onuu…
Verdiği şifa için ihsan talep etmeyen, yaptığı iyiliğin hiçbir vakit karşılığını beklemeyen insan ara. Onu bul!
Bana da haber ver buldunsa beraber gidelim. Sen elini öp, ben o adamın ayağını öpeyim.
Buzlu su ile dolu bir desti düşün. Buzlu su, desti dolu içi…
Çok dikkat edin!
Bi testi, saplı desti. Pazarlarda satıyorlar.
Çamurdan yapılmıştır. İçini buzlu suyla doldur. Pencerenin dışına koy.
Üstünde terler olur biliyor musun destinin o zaman. Terler desti.
Havanın soğukluğundan meydana gelir o ter. Destinin içindeki dışarı su sızmasından değil oo…
Uyuyan adam rüyada azap görse. Kılıçlarlan, mılıçlarlan herifi ateşe sokuyorlar. Uyandığı zaman ter daneleri toplanır burasında.
Uyanmış, ter içinde kalmış. İşte bu da bunun gibidir.
Yusuf Mısırda kuyunun içinde. Gömleği de orda. Kokusu Kenan ülkesine kadar yayılmış.
Babası kokusunu alıyor.
Resulullah Efendimiz de teyyy 500 kilometre uzaktan Süheyli Yemeni’nin kokusunu alıyor.
İnniliecedünefese'r- Rahmani minkıbeli'l- Yemen!
Yemen tarafından bana bir Rahmani nefes geliyor demiş.
Veysel Karanî Hazretlerinin kokusunu almış.
Bu işe girdi mi korkma. Boynunda at boncuğu bile olsa o inci olur.
Böyle oldu mu insan, Cebrail’in dayanıp durduğu, öteye gidemeyeceğim dediği deniz kıyısına varırsın. Ya *******.
Bir yerde fare çıktı mı ortaya, baktın fare gidiyor. Bir şeye el uzatırsa fare bir yere girip, ya orada kedi yoktur yahut varsa bile kedinin sureti vardır oğlum.
Doğru yol var dümdüz ama pusu gizlidir oğlum pususu gizli…
Yolda çok hendekler var.
Durmadan, dinlenmeden delicesine aramak lazımdır işi.
Her şeyin bir aksi vardır.
O adam sersemdir dersin. Sersem kelimesi nerden çıkmış.
O halde sersemliği giderecek bir şey olmasa sersemlik olmazdı.
Bu sözü daha eşeleme, bozulur kıymeti.
İnsanın içende güzel sözler, güzel sesli yüzlerce sükût vardır. Sükût denizdir. Irmağa benzer.
Onun için her zaman söylememek gerekir.
Deniz seni arıyor, sen ırmağı arıyorsun…
Arıyorsun ötede. Aha mihrap burda oğlum. Altında da bak halılar, kilimler var. Yeter o.
Hakiki can gözü olanın karşısında susmak gerek. Onun için Kur’an okunurken susun, dinleyin. Farzdır emri ondan çıkmıştır.
Çünkü Kur’anı okuyan insan dilidir oğlum, insan dili.
Geçende bir yere gittim. Bir hafızın biri mukabele okuyor. Herifin biri de ben camii yaptırdım diye eller cebinde; sen bu tarafta otur, sen orda oturma…
…
Kaydın metninin hazırlanmasına destek olan Uğur Bey’den Allah razı Olsun, teşekkür ederiz.[fb_vid id="10153869312474751"]
YORUMLAR