KAYIT 194 Birisi bişey söyler! Haa hahaa!.. Herif zınbırtıynan uğraşır. Gelmiş oruçlu adam bişey alacak… hahaha huhuhu… İşte hayâ buradan ba...

KAYIT 194
Birisi bişey söyler!
Haa hahaa!..
Herif zınbırtıynan uğraşır.
Gelmiş oruçlu adam bişey alacak… hahaha huhuhu…
İşte hayâ buradan başlar oğlum.
Bu hayâyı yapabiliyor musun gel hayânın içinde seni cennete gönderecek Rasûlullah’ın tafsilatını söyleyeyim.
Yoksa bunlar olmadan orta mektebi bitirmeden liseye almazlar. Liseyi bitirmeden de üniversiteye almazlar.
Acele yok İslam dininde.
Her şey damla damla.
Kan nakli gibi insana damla damla damla verirler.
Bak şurdaki ihtiyar mübârek adama.
Onu da hor görenler vardır haaaa.
Dağ volkanı sinesinde yetiştirir oğlum. Volkan dağı deler.
Ağaç kurdu içinde besler. Kurt ağacı yer.
İnsan hülya kurar. Hülya insanı kemirir.
Aha bunların hepsi hayâsızlıktandır…
Birisi birine demiş ki : “Allah Hafızdır her şeyi korur!” demiş.
“Evet korur!” demiş.
“He he he demiş. Atsam ben kendimi bakalım koruyacak mı?”
Öyle söylerler size.
Bir çok münevverler çıkar.
“Allah seni koruyacak aha benim tabancamdan korun bakalım.”
Ona verilecek cevap: “ben Allah’a öyle inanıyorum ki senin sapık lakırdın için Allah’ı imtihan mı edeceğim?”
Cevap bu.
O vakit yapışır dudağında kalır.
“Atsam ben kendimi de Allah korusun.”
“Ben Allah’a öyle inanmışım ki senin gibi köpeğin lakırdısından Allah’ı mı imtihan edeceğim de sana ispat edeceğim!” dersin.
Onun için bir büyük insana bağlandığın zaman Onu sınamaya kalkma!
Acaba bunda şu var mıydı bu var mıydı deme!
Senin şüphen o.
Allah’ı hakiki seveni ateşe atsalar, Allah’a karşı duyduğu sevgi o ateşi gül bahçesine çevirir.
Gönül gözü kapalı olanlar bu lakırdıdan da hiçbir şey anlamazlar.
Onun için başına bir dert geldiği zaman ona isyan etme!
Üzülme, ne yapacağım deme!
Çünkü o dert hayâ hududunun noktasıdır.
Allah sendeki hayâyı ölçüyor.
Çünkü gelen dert, insana bedava gelmez oğlum!
Sabret altında cennet nimetleri gizlidir.
Onun için Cenâb-ı Peygamber bir hadiste buyurmuş ki :
“Savaştan evvel yiğitlik olmaz” demiş.
“Ben şöyleyim, ben böyleyim!”
Al kılıcı da gel karşı karşıya geçelim.
İnsanın öyle gizli tarafları vardır…
Peri gizlidir periden daha gizlidir.
O halde fazilet, doğruluk, şefkat, merhamet son düğmesi hayâ. İnsanın yaradılışında mevcut ilâhi nakışlardır.
Cenâb-ı Allah : “Ben bir gizli hazine idim. Görünmek için kâinatı yarattım” dedi.
Serpti esmalarını böyle.
Elektrik gibi serpti ortaya.
Bu esmalar toplandı.
Hepisi ilâhi esma.
Birbirine mafsalları var bunların.
Hani çocukların kutularda oyuncaklar satarlar Japon mağazalarında.
Alır çocuk onu oraya getirir, onu oraya getirir.
Bu olmadı der oraya.
Bi de bakarsınız bir ev resmi çıkar.
Aha onun gibi bu esmalar, Kudret-i İlâhi ile toplanıverir toplandı mı bi şekil çıkacak ortaya.
İşte insan şekli o.
Onun için “Ben kulumu kendi suretim yarattım” demesi bu.
Yoksa Allah şeklinde yarattı demek değildir.
Esmalarının toplanışından husûle gelen…
Bir gül tohumunu burada da eksen,
Endülüs’te de eksen, Amerika’da da eksen yine gül aynı çıkar.
Her yaratıkta bu nakışlar mevcuttur.
İnsanın kıymeti işte bunlarla;
Fazilet, doğruluk, şefkat, merhamet hepsinin torbasının ağzını bağlarsan, hayâ zinciri ile bağlarsın bunu.
Bu nakışlar tezâhür imkanlarını bulamayan veya onları örtecek hal ve tavırlarda bulunanlarda ortaya çıkmaz.
“Hayâsız” deriz ona, “merhametsiz” deriz, “şefkatsiz” deriz, “yalancı” deriz “faziletsiz” deriz.
Bütün bu nakışlardan iki tanesi birisi fazilet diğeri hayâ.
Bütün ibadetlerden bütün bu nakışlardan dünyada kazandığınız neticeleri en sonunda yıkarlar seni, çıkacak netice faziletlen hayân varsa âhirette seninle o devam eder, ötekiler hepsi mezar kapısında kalır.
Bunlar şah damarlarınızdan daha yakin olan Allah’ın nakışlarıdır. Burnu nezleden kapalı olan kokuyu alamaz.
Fakat koku dimağındaki merkez bozuk değildir.
Gözü hasta olan göremez.
Göz merkezi şey değildir.
Efendim gözü kör adamın da görmüyor.
Yahut katarakt oldu.
Biliyorum katarakt olan gözü kör olan rüya görmez mi oğlum?
Neylen görüyor? Neylen görüyor?
Sapık konuşmamak lazım.
İnsan bilmediği yerde bütün frenlerini çekmek de bir hayâdır.
Ondan sonra “Yok efendim şöyleydi. Felan kitap böyleydi!” demek,..
Hayâ kelimesine sözü kimisi uzun ilave eden kimisi kısa ilave eder.
Bu edepsizlik olur.
Kulağa tıkalı olan, iç kulak iltihabı olan adam, yahut orada bir tümör olan adam duymaz.
Fakat kulağın içindeki merkezin bozuk olduğu demek değildir.
Dili paslı olan tad almaz.
Bu arızalar o uzuvların merkezlerinin yani ruhun hasta olması değil.
O halde fazilet ve diğer yüksek duygu tezahürlerinin ortada olmaması aynı temizliği bulamadığından ortaya çıkmıyor demektir.
Sen o temizliği bul!
İlahi nakış senin vücudundan eksik olmaz.
Çıkar ortaya.
Yalnız temizler.
Abdest almadan namaz kılınmaz bilirsin.
Muayyen bir temizliğe varmak lazım.
Kur’an-ı Kerim de bir âyet var.
Biz onların, biz onları mühürledik.
Kalplerini mühürledik.
Gözlerini kapadık.
Kulaklarını kapadık.
Eşşek kulağı çünkü, anlayamazlar.
Öyle bir Âyet var.
Şimdi birisi derki “ulan böyle âyet olduktan sonra beni Allah fena yarattı bana ne?”
Her şey Allah’ın elinde değil mi?
Eeee evet!
Yarın âhirette ben çıkarım avukat da tutarım yanıma :
“Ya Rabbi Sen şöyle söyledin.
Beni fena yarattın.
Bende ne kabahat var!”
Heh, öyle söyleyecek?
Âyet onlar göremez…
Onlar bizim nakışlarımızın ortaya çıkmasına müsait durumda olmadıklarından biz kendi kendimizi mühürledik demektir.
Ortaya çıkmamı, çıkamadık demektir.
“Ben kulum ile görür, kulum ile işitirim” diyor.
“Bizim nakışlarımızın ortaya çıkması için onlara kötüyü, fenâyı temyiz hassası verdik.
Bir de irade verdik.
Onlarla bize yanaşın dedik.
Eğer bunu yapmazlarsa Ben ortaya çıkamıyorum.
Onlar Beni mühürlediler demektir.
Bende kusur olamaz çünkü, her türlü noksandan münezzehim” diyor.
Onlar kendi kendilerini mühürlediler demektir.
“Ve Ben de Şanımın icabı, onları Kendime makarr yaptığım…
Ve her tarafını kapadım dışarı çıkmazlar.”
İşte Allah’ın büyük sabrı burada.
O kadar edepsizlik yaptığın halde dışarı çıkarmıyorsun
Onu orada sabrediyor.
Belki kulum, belki kulum diyor.
Onun için tövbe kapısı İslamiyet’te son nefese kadar açıktır.
Beyazid-i Bestamî hazretlerinin ki,
Beyazid-i Bestamî, El … isimli kitabı vardır.
Diyor ki “benim kapımın önünden geçen köpek velî olur.”
Öyle bir büyük Velî.
Cafer-i Sadık’ın yetiştirdiği.
Beyazid-i Bestamî’nin ismi geçtiği zaman koskoca Baz-i Geylanî hazreti Abdulkadir Geylanî kıyam edermiş.
Bir gün bir papaz gelmiş 70 yaşında yanına.
Demiş “Ya Beyazid ben İslam olacağım ne yapayım?”
“La ilâhe illallah Muhammedu’r- Rasûlullah” demiş.
Papaz başlamış ağlamağa.
Olmuş İslam gitmiş.
Beyazid-i Bestamî başlamış saçlarını yolmaya.
“Ya Beyazid ne oluyorsun?” demiş.
“Nasıl olmayayım ben 70 senedir secdedeyim demiş,
Bu herif 70 senedir küfürdedir demiş,
Bir La ilâhe illallah’ınan hepsini kurtardı bir anda tertemiz oldu!” demiş.
Onun için tövbe kapısı oğlum şeye kadar açık.
İçinizde olabilir yaa.
“Efendim ben şimdiye kadar hiç namaz kılmadım, ara sıra kıldım.
Edepsizlik yaptım.
Vaiz efendinin sözlerini dinledim.
Ben ben bu gün secde edeceğim artık ama sonu ne olacak eskiler?
Eskileri geç.
Sende bu günden itibaren İslam oldum!” de.
Hulusi kalb ile ondan sonra başla kazaya.
Size namazlar nasıl kaza edilir.
Onun usulünü öğrettim.
Çukur eşeceksin.
Hepsinin kolayı var.
Öyle rap tut haydi sok cehenneme sok adamı.
Allah yakar mı Müslümanı be!
Ne diyor
Abdulkadir Geylanî : “Ceddim Rasûlullah’ın şefaatı olmasa diyor ben hakiki müminim, şöyle tükürüknen söndürürüm cehennemi!” diyor.
“Lev şefaatü ceddü Muhammedün fe tefeyte bi nari cehennemi tefleti”.
Kolay iş değil bunlar.
Müslümana her şeyi kolay
Yani kulum kapanır her tarafını kapar, temizlik derecesine varmaz.
“Beni bırakmaz çıkayım dışarı.
En müşkil zamanlarda kulum içindeyim.
Acımam huzursuzdu. Onun en müşkil.
Onun için kulun aklına her zaman gelirim.
Bir de kendisini daime Beni hatırlasın diye müşkil zamanlarında şöyle bir fiske vururum!” diyor. Hadis-i kudsi bu.
“Münasebetsiz zamanlarında hatırından geçiveririm.”
Hâşâ sümme hâşâ helâda bile Cenâb-ı Allah insanın aklına gelir.
Eeee bunlar hikmet oğlum.
“Aman efendim ben. Helâda Allah aklıma geldi günah mı?”
Padişah binmiş atına resmi geçide gidiyor. Yaldızlı felan giderken at dursa abdest etse.
Padişahta mı kabahat, atta mı oğlum!.
Ne korkuyorsun?
“Gizli hazine olan Hâlık görünmek istedim. Kâinatı yarattım” Diyor.
Esmalarıyla tecellî etti. Kâinat var oldu.
Bilinmek istedim. İnsanı halk ettim.
Konuşmak istedim. İnsana bir makine verdim.
Vahyilen işte konuştu bizle.
Sessiz, sözsüz harfsız kelâmıyla konuştu.
Bu sessiz, sözsüz kelamın tecellîsi için de bir cihaz var insanda.
Bir müstesna bir insan yarattı.
Onun nurunu beşeriyete yavaş yavaş asırlarca, binlerce sene alıştırmak için peygamberlerden peygamberlere, peygamberlerden peygambere bu nuru nakletti.
Nihâyet nur Rasûlullah Efendimizin dünyaya teşrif ettiği zaman tecellî etti.
Resûlun içinden ve dilinden harfsiz, sessiz, kelimesiz kelâmını bizim duyabileceğimiz, anlayabileceğimiz şekilde konuştu.
O halde Rasûlullah, Hâlık’ın konuşma cihazı oldu ağam konuşma cihazı.
Anca Cenâb-ı Peygamberlerle Allah biznen konuşur, biz de Allah’a yöneldiğimiz zaman Rasûlullah kanalıyla yöneliriz.
Bu kanalın telefonunu temiz tut oğlum.
Telefonun daima alarmda durması için her zaman salavat-ı şerife.
Telefon santralinden biriyle ahbab olun.
Ankaraynan İstanbulla tüccarlar konuşacağı zaman :
“Kızım bana İstanbul da 47 31 bilmem kaçı ver! Daha çok bekliyecek miyim?”
“Beyefendi 18 kişi var. Senin de işin acele.”
“Acele yaz!”
“Acelede de 15 kişi var!” dedi.
Ama ordaki hanımlan tanışıyorsan sen; : “Buyur amca sen merak etme ben aradan sokuveririm” der.
Sen de bu kadar gaflet içinde olanlarlan boyuna salavat-ı şerife getir!
Abdestli geziyorsun.
Sokakta içinden söyle yürü! Söyle yürü!
Kimse duymasın. Kendin bile duyma!
İçinden söyle!
Rasûl ümmetini senelerce bu kelâma alıştırdı.
Herkeste olan asıl nurun fenerini yaktı ve sen de konuş dedi bize.
Bunu ümmete emânet ederek çekildi gitti.
Onun için “Benim hadisimden kırk tane ezberleyen, başkasına bunu söyleyene, ben yarın âhirette şefaat bana vâcib olar farz olur” diyor Cenâb-ı Rasûlullah.
“Nerden ben hadislerini ezberleyeyim”
Yahu ahaaa sana Türkçesini söylüyorum.
“Büyüklere hürmet edin. Küçüklere şefkat gösterin!”
Hadisi yalnız lakırdıyla söylemek olmaz ki.
…[fb_vid id="10154180956739751"]
YORUMLAR