Ben sensiz zamanlardan birinde, itinayla kelimelerimi kaybettim...."> ...
Keşke her anın fotoğrafını çekebilseydik, böylece bir hayatı sonsuza dek yaşatabilirdik belki. Biliyorum gelişim çok yersiz. Bu adımı son yalnızlığı da seninle paylaşmak için atıyorum.
Ben sensiz zamanlardan birinde, itinayla kelimelerimi kaybettim. Zaten hep yalnızdım. Şimdi yalnızlığın huyuna gidiyorum. Hatta yalnızlık oluyorum. Özgürlüğümü yalnızlıkta tadıyorum. Bu halimi hesaba katmış mıydın? Yoksa daha şimdiden ‘Yapamaz’ mı demektesin? Peki ben senin gördüğün benle değil de göremediğin benle mutluysam ne olacak sevgilim?
Sen de anlıyorsun. Anlıyorsun ki; insan bir diğerine muhtaçlığıyla mükemmel.
Kan revan içindeki savaş meydanında ateşkes hali iç dünyam. Bu bir tür iç huzuru; ruhla zihnin içtenlikle selamlaştığı bir ritüel… Bahsi sık geçen şu olgunluğu ben de tattım. Bir sabah gün ışığında katlanınca sevgim… Ve yıldızların yeryüzüne yağdığı o gecede kalbime milyonlarca umudun yağdığı an. Duygusu tahmin edebileceğimiz türden bir şey değilmiş.
Ben burdayım ya… Bazen değilim.
Bazen, “bazen” ile başlayan cümlelerin belirsizliğinde öyle boğuluyorum ki… Boğulmak en yavaş ve en acıtıcı ölüm şekliymiş. Bu yüzden ısrarla yaşama derdindeyim. Bu yüzden baştan mağlup değil, ezeli savaşçıyım. Bu yüzden durabiliyorum ve bu yüzden uçurtmaları hayallere benzetiyorum, gerçeği de rüzgara… Israrla, bu kasırgada sürüklenişimizi talihsiz bir rüya varsayıyorum. Yağmuru yine tenzih ediyorum. Benim sağanağım kasırgada süpürülmüş olsa dahi, en çok ondaki tevazuya hayran oluyorum.
Ve biz kalanın hüznüyle iyi anlaşıyoruz. Tarafını seviyorum, tarafından seviliyorum. Apayrı şeylerle mutlu oluyor benzer şeylere üzülüyorduk ya… İşte bunu fark ettiğimde insanları yakınlaştıran şeyin hüzün olduğunu anladım. Hüzünle ılık ılık bakışıyoruz, aşka gidiyoruz.
Görüyorsun ya, bir karahindiba ömrü kadar kısa ve uçarı hayat. O zaman niye tüylerimi düşüncesiz nefesinle ürkütmene izin vereyim ki? Keşke naif bir nefes olsaydın. Karahindiba da zamanında ölürdü. Şimdi ölüm hüzünle yaşadığımız bir yaratılış orgazmı. Taze ben’ler ve hüzünler doğurduğumuz bu yeni dünyama hoşgeldin.
Oturabilirsin.
Sözlerimin bana ait olduğuna ikna olduğum zaman, yeniden yazacağım.
Fatma Erdoğrul - “ Merhaba Sevgilim ”
YORUMLAR