Kişinin yalnızlığının yanı sıra fizik sık...
Kişinin yalnızlığının yanı sıra fizik sıkışıklığın maddi baskısını da hesaba katmamız gerekir. Her hayvanın, belirli bir yaşama alanına ihtiyacı vardır. Hayvanat bahçesinde olduğu gibi İnsanat Bahçesinde de çok daraltılmıştır bu alan. Bunun da birtakım kötü sonuçları olabilir. Bir yere kapanık kalma korkusunu anormal bir tepki sayarız. Aşırı biçimiyle böyle olduğuna kuşku yok. Ama daha hafif ve farkına varılması daha güç olan biçimiyle, her kentliyi etkileyen bir duygudur bu. Kapalı kalma korkusuna çare bulmak için birtakım denemelere girişilmiştir. Kentin bazı kesimleri, sembolik olarak, açık alanlara ayrılır:
Park dediğimiz “doğal ortam” parçalarıdır bunlar. Başlangıçta parklar, geyik ve benzeri av hayvanlarının yaşadığı avlanma alanlarıydı; süper-kabilenin zenginleri burada atadan kalma avlanma içgüdülerini avcılık oynayarak tatmin etsinler diye. Ama şimdi modern kentlerin parklarında hayvan değil, bitkiler yetişmektedir yalnızca.
Sırf yüzölçümüne bakacak olursak, kentteki parklar gülünç gelir bize. Kentte barınan koca insan yığınına doğal boyutlarda bir gezinme alanı sağlamak için bu parkların milyonlarca kilometrekarelik olması gerekirdi. Şimdikiler için “hiç yoktan iyidir” diyebiliriz ancak.
Açıklık arayan kentlilerin yapabilecekleri tek şey, kırlarda kısa gezintilere çıkmaktır ki, onlar da bunu büyük bir istekle yapmaktadırlar. Otomobili olanlar, her hafta sonu yollara dökülür, arabalar tampon tampona sıraya dizilir ve aynı şekilde geri dönülür. Kentin onları mahkûm ettiği doğa dışı sıkışıklığa karşı savaşlarını sürdürmüşlerdir böylece. Süper-kabilelerin tıklım tıklım yolları bu gezintileri bir ayin haline getirebilmişse yine ne mutlu.
Her şeyden vazgeçmiş olmaktan daha iyidir böylesi. Kafesin içinde bir aşağı bir yukarı dolaşan hayvan da, tampon tampona arabalarla gezmeye çıkanlara benzer.
Desmond Morris - “ İnsanat Bahçesi ”
YORUMLAR