MEZUNLARA NUTUK Salâhiyetim olsaydı, her sene üniversitenin ve yüksek mekteplerin son sınıf mezunlarını bir araya toplar, on...
MEZUNLARA NUTUK
Salâhiyetim olsaydı, her sene üniversitenin ve yüksek mekteplerin
son sınıf mezunlarını bir araya toplar, onlara şu fikirleri kabul ettirmeğe
çalışırdım:
Bugünden öteye ilk işiniz, kendinizi bu zoraki bilgi illetinin
toksinlerinden kurtarmağa çalışmak olsun. Size ihtisas olarak öğrettiğimiz
şeylerin de bir kısmı lüzumsuz bir kısmı yanlıştır. Bunların içinde pek azı
ileride sizin için düşünmek ve kültürünüzü derinleştirmek için malzeme olmağa
yarar.
Gençler! Hayatta muvaffak olanlarla olmayanlara bakınız. Eğer
ticaret gibi amelî mesleklerin zaferlerine bir göz atarsanız, bu şubede
kazananlardan yüzde doksanının ticaret mektebinden mezun olmadıklarını
görürsünüz. Bunlar ticaretin hiç bir ders ve etüt kitabında izi olmayan bütün
inceliklerini tecrübe mektebinde, hayat mektebinde öğrenmişlerdir. Doktorluk ve
avukatlık gibi yarı amelî ve yarı nazarî mesleklerin kahramanlarına da bakınız.
Bunlar da bilhassa diplomalarını aldıktan sonra kendi aşklarıyla ve
tecessüsleriyle kitapların ve tecrübelerin üstüne kapanmış insanlardır.
Amelî ve nazarî, serbest ve resmî bütün mesleklerde geri
kalmışların hayatına bakınız. Bunlar diplomalarını alır almaz tahsilin
bittiğini ve öğrenilecek hiçbir şey kalmadığını sanmışlardır. Hayat, onların
gözünde iki mevsimliktir: Biri ekme çağı, ki tahsil çağıdır; öteki de biçme
devresi, ki bütün ömür süren meslek devresidir. Bu devrede ekme yok ve yalnız
biçme var sanmışlardır. Hâlbuki asıl ekme devresi tahsil çağından sonra başlar
ve biçme ameliyesini de içine alır.
Şu mahalle doktoru niçin mi kazanmıyor? Muayenehanesine girip
bakınız; cevap, yaldızlı bir çerçeve içinde duvarda asılıdır: Diploma! Zavallı
hekim, bu diplomayı oraya astıktan sonra hastalara bakmaktan başka yapılacak
işi kalmadığına inanmıştır. Kütüphanesi tam takırdır. Orada unutulmuş mektep
bilgilerini hatırlatan birkaç tıp lügatinden ve arkadaş tavsiyesiyle alınarak
tamamıyla okunmayan birkaç eserden başka bir şey göremezsiniz. Bu kitapların
cildini kaplayan bir parmak toz, hekimin bütün muvaffakiyetsizliklerini izah
eden ve kendisinden başka herkesin görebileceği işarettir.
Bütün bu zavallılar, beşikten mezara kadar süren hayat
okulundan başka okul olmadığı ve diplomasını aldıkları mektebin, asıl hayat
okulunun küçük ve kötü, bir taklidinden başka bir şey olmadığını
bilmeyenlerdir.
Aranızda bu hakikâti anlamayanlar, o zavallılar ordusuna
katılacaklardır.
İşte bugün hepiniz, size hiç bir sun’i okulumuzun veremeyeceği, hiç
bir müfredat programının kazandıramayacağı bilgileri ve görgüleri temin edecek
olan büyük hayat okulunun eşiğindesiniz. Bu okuldan çıkmak için ölmek lâzımdır.
Yaşadığınız müddetçe, artık hocanıza yaranmak için değil, babanızın gönlünü hoş
etmek için değil, iyi not almak için değil, sınıfta kalmamak için değil,
yedikçe acıkan tecessüsünüzü doyurmak için, öğrendikçe artan cehlinizi azaltmak
için değil memleketinizin ve mesleğinizin şerefi için ve nihayet kendi
muvaffakiyetiniz için, program ve disiplin zoruyla değil, anlamak ve çalışmak
aşkıyla, durup dinlenmeden öğrenecek ve deneyeceksiniz.
Asıl bugün mektebe başlıyorsunuz. Notları ve imtihanları olmayan
bu büyük mektepten mezun olmak ve diploma almak yoktur. Çünkü ilim bitmez ve
öğrenmek ihtiyacımız, varlığın sırları ve cehlimizin karanlıkları kadar
sonsuzdur.
Peyami Safa
YORUMLAR