Bir bankta oturup bekliyordum, gelmeni, alıp beni bilinmeyene götürmeni. Her bilinmeyen gibi, bir zam...
Nereden geldin aklıma yine, nereden? Hepsi şu önümde uzanan dar merdiven yüzünden… Çıkmaya çalışırken beni geçmişe götüren.
Bir bankta oturup bekliyordum, gelmeni, alıp beni bilinmeyene götürmeni. Her bilinmeyen gibi, bir zaman sonra bilinecek olan o yerin, sonsuzmuş gibi kıvrılan merdivenleri çıktı karşımıza ilkin. ‘Asansörü yokmuş binanın’, öyle demiştin. Gözlerimde merak, içimde heyecan, sekizinci kata, hayır, bulutlara uzanan basamaklardı onlar. Sanki yoktular. Basmıyordu ayaklarım, havadaydılar. Neler konuşmuştuk çıkarken… Geleceğe tırmanıyorduk, geçmişi geride bırakırken.
Geçmiş, geçmemiş, sendeymiş. Bu yüzden şimdi sayıyorum… Hissediyor ayaklarım basamakları. Bir, iki, üç… on… yirmi… Hiç bitmeyecekmiş gibi…
Bitecek, bitiş anları farklı olsa da… Ucunda bir masa, iki sandalye. Boştular, bekliyordular bizi…
Arzu Eylem - “ Yek Başına Ayrılık ’‘
YORUMLAR