Güneş bulutların ardından yavaşça belirirken göz kırpar gibi ışıklarını vurur gökten yere doğru… Derin bir nefes çekercesine yavaşça gülümse...
Tan ağarır gün, doğmaya başlar…
Güneş bulutların ardından yavaşça belirirken göz kırpar gibi ışıklarını vurur gökten yere doğru…
Derin bir nefes çekercesine yavaşça gülümser tüm dünyaya…
Gögsünü kabartır yükseldikçe göğe
Kızıl sarı elbisesini giyer
Gözleriniz kamaşır
Huzurun ilk adıdır bu
Gün batımı gibi dertli, ağlamaklı değil
Veda değildir
Merhabadır
Hoşgeldindir
Kocaman bir kucaktır…
Kalkın der…
Uyanın…
“Gün doğdu Herşey gitti, bitti haydi ben yeni bir güne getirdim size” der…
Çoğu vakit hazır değilizdir aslında
Bazen hiç gün doğmasa keşke zaman geçmese diye kaç kere dua etmişimdik kimbilir…
Bir zamamanlar da tam tersini
Kelimelerim tıkandı mesela artık
Mesela yazamaz oldum olup olamayanları
Mesela bakamaz oldum artık
Göremez oldum baktığım yerdekilerin derinliğini…
Mesela ağlamaz oldum Sevmez oldum Sevilmez oldum
Meselalarım çoğaldı mesela…
Yalnızlığa alışmışlık gibi alştım gün doğumuna, vedalaşmasına…
Aslında öyle oturup keyifle bile izleyemedim ya doğuşunu ondandır belki tutukluğum, içimdeki koca boşluğum…
Tutamadım ki hiç elinden Kucaklayamadım ki…
Herşeye rağman bir gün bitiyor bir gün doğuyor
Takvim yapraklarını koparmaktan başka çare kalmıyor insana
Olsada bulamıyor işte…
Diyemiyor…
Göremiyor…
Kör, sağır ve dilsizim son sıralar…
Bundandır işte içimdeki kışın hiç bitmeyişi…
Tüm umutlu dileklerimle, gününüz aydınlık olsun…
YORUMLAR