KAYIT 110 … Bir Velî o kadar riyazat yapmış ki anlattım size. Nefsi çıkmış a...

KAYIT 110
…
Bir Velî o kadar riyazat yapmış ki anlattım size.
Nefsi çıkmış ağzından karşısında, leş yalamağa başlamış köpek gibi.
“Ahh seni attım demiş içimden kurtuldum.”
Ses gelmiş ona: “Onu içine koy içine biz onunla severiz seni.”
Bu sözün sonu gelmez.
“O söyledi, bu söyledi, felanca inkar etti!”
Sen Secde-yi Rahmânına bak!
Kendine gel de öteki inanmayan eşşekleri bırak, otlasınlar kendi çayırlarında.
Apaçık sevmedikleri, her yerde hazır ve nazır oldukları, Allah’ı tanımadıkları, Allah, Allah yine onlarla beraberdir.
Hepimize şah damarımızdan yakındır.
“Nasıl görünmez?”
Hani aklını görsene.
Amma aklın dâima seninle beraberdir.
Aklı yaratanın seninle beraber olduğunu bir türlü anlayamaz.
Hâlâ tepinip duruyorsun!.
Bu lakırdıların hepsi insanı hayrete götürür.
Zâten bu hikayeler hayret içinde hayretten başka bir şey değildir.
Şaşırır insan karşısında.
Haaa şimdiii,
1-Kaza namazlarını kılın oğlum!
Yormadan kendini.
“Yâ Rabbi ben bu günden sonra geçmişte, büluğ zamanına kadar kaza namazlarım var ise onları tamamlayacağım.” De.
Hatırına geldikçe öğle namazı, ikindi namazı, akşam namazı kılın!
Bir defa niyet et, ondan sonra her gün yetmiş defa: “Estağfirullah! Estağfirullah!” de.
Sonra sokakta zâten hepiniz abdestli geziyorsunuz.
“Kul euzular” var ya.
“Kul euzu bi rabbül felak, Kul euzu bi rabbinnas”
“Ne çıkar?” deme oğlum!
Hani başı ağrır da Aspirin Bayer geçirir başı ya.
Ateşin çıkar da penisilin düşürür ateşi ya.
Miden ağrır da karbonat geçirir ya.
Vallahi onlardan daha çok tesirlidir bu, her şeyden.
Rasûlullah (sav)’a büyü yapmıştırlar.
Cebrail geldi. “Allahümme erkaik.”
Erkaike, Arapça da “Seni afsunlarım!” demek.
Okudu sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz.
Kul euzuları sokakta giderken oku, üfüle kendi üstüne.
Ne kadar yaparsan yap!
Oku yut, içini temizler.
“Nasıl temizler?”
İşte temizler oğlum, öyle temizler, öyle temizler, öyle temizler ki hanı titiz insanlar olur tertemiz, ondan daha temiz olur.
“Kuleuzuları” oku,
günde yetmiş defa “Estağfirullah”
Bir de boş günleriniz çok sokakta giderken abdestliyiz:
(İçinizden)
“Lâ ilâhe İllallah! Lâ ilâhe İllallah! Lâ ilâhe İllallah! Lâ ilâhe İllallah! Lâ ilâhe İllallah! günde 1000 defa getir 70 gün.
Yetmiş günde 70.000 eder. Bunu koy şöyle cebe.
Ben söylemiyorum, Rasûlullah (sav) Efendimiz!
Cebine koy!
“Efendim ben günde 2000 defa yaparım!”
Yap oğlum bana sat! Satılır bu, bana sat!
Parayla alırım ama kudretim derecesinde!
“Ben de efendim 1 haftada 70000 yaparım!”
Getir 70.000 i, 50 kağıt.
Ama milyoner olsam, bir milyon lira veririm.
“Satılır mı?”
Satılır!
Sat bana ben alırım.
Anan öldü, baban öldü bilmem ne oldu şu öldü.
Aha ben sana söylüyorum, rüyaya inanıyor musunuz?
“İnanıyoruz.!”
İçinizde benim anamı tanıyanlar var 86 yaşında.
Ölümünden yarım saat evvel dedi ki: “Oğlum dedi ben sana söz verdim ama dedi sözümü tutmayacağım!”
“Ne sözü ana?”
Anama dedim: “Etme gitme bu günlerde ölme!” dedim.
“Benim zâten sıkıntım var, senden başka kimsem yok!”
“Yok oğlum ölmem!” dedi.
İyi, geziyor, iyi rahat hasta masta ömrü geçti!..
Akşam namazı oldu abdestini aldırdım ona. Yatağında kıldı namazını.
Dedi: “Bana su ver!” verdim suyu.
“Oğlum!” dedi
“Ne var?” dedim.
“Kurban olayım sana” dedi.
“Ben dedi söz verdim sana dedi sözümü tutmayacağım.”
“Ana etme gitme!”
“Valla tutmayacağım.” dedi.
“Etme gitme ana!”
Sarıldı bana kokluyor: “Etme oğlum, ellerini öpeyim!”
“Ana nasıl elimi öpersin ben senin ayaklarını öpeyim!”
Biz bir boğuştuk anamla.
“Yok gideceğim yok kalacağım!”
“Oğlum dedi ben 50 senedir dul ananım.
Dedi “oğlum Allah sana ana Hakk’ı sormasın.”
Zâten kırk senedir hizmetindeyim.
Aha burada birisi vardı onun çocukluğunda sabahları kalkar ayaklarını yıkarım. Başını tararım. Tırnaklarını keserim 15 günde bir.
Hiç bana bir toz ne o bana kondurdu ne ben ona. Öldü gitti.
Müteessir değilim Allah’a gidecek.
Bu işten emekliye ayrıldım, asıl hikaye o.
Sabah namazına kalkıyorum. Su dökecek yer bulamıyorum.
Ayağına dökeceğim, tırnağını keseceğim, saçını tarayacağım yemeğini yedireceğim.
Yok, bu işte dokunuyor insana.
Neyse sarıldık: “Ana etme gitme!”
“Ahaaaa!” dedi.
“Oğlum dedi benim dedi bu kadar sene dedi 11 tane 70.000 im var!” dedi.
“Eee ana!”
“Bunun bir tanesini babana hediye ettim” dedi.
“Birini de ölen ağabeyine hediye ettim” dedi.
“Bir tanesini de kendime hediye ettim!” dedi.
“Peki ana!”
“Geriye kaldı 8 tane, bunu da sana veriyorum oğlum!” dedi.
“Peki dedim ana!”
“Şimdi 8, 7 de bende var, etti 16!”
“Ana!” dedim “Bende sana 5 tane hediye ediyorum!” dedim.
Bir alış veriş geçti, yine bana 11 tane kaldı.
Bir de, yatsı okunuyordu falan anam dedi ki: “Oğlum!” dedi.
“Anam!” dedim sarıldı bana kokladı. Ben de onu kokladım.
“Allahuekber!” dedi kaldı kucağımda.
“Lâ havle velâ kuvvete.”
Yatırdım çenesini bağladım, bilmem ne ettim.
Ama insana bir şeyler oluyor tâbi.
Yaptık bitti felan, gittik mezarlığa gömdük mömdük.
Orda dedim ki: “Yâ Rabbi dedim anamdan gelme, benden kalma şu 11 taneyi var ya dedim hepisini anama hediye ediyorum! Ben yine sağsam söylerim bunları!” dedim.
Her gün sabah namazından sonra yağmurlu olmazsa gidiyorum mezara, okuyup hastahâneye yetişiyorum.
Böyle gittik geldik, gittik geldik.
Bir gece rüyamda gördüm anamı.
Gece namazına kalkmıştım şöyle biraz.
“Oğlum dedi nedir vız vız vız yukarı gelip gidersin!”
Aynen anam işte, anamı tanımam mı yav, bir ay evvel gömdüm.
“Oğlum vız vız ordan kalk evden teee tepeye gel ondan sonra hastahâneye git, nedir bu?” dedi.
“Tecessüs etme, gelme dedi daha ben çok rahatım!” dedi.
Yeşil bir şey giymiş ayaklarında terlikleri başında da yaşmağı yine aha bu.
Bunu ben nerden uyduracağım.
Birisi sinema mı soktu kafama.
Oğlum 70.000 yap, yap, yap!
Ben parayla satın alırım.
Bunlar çok iyi şeylerdir.
Şimdi ağam, bak buraya bir şey koymuş bir arkadaşımız.
“Hamd ve Şükür.”
Hamd etmek. Hani “Elhamdulillaaah çok şükür!” deriz.
İslamda hamd ve şükür çok büyük bir şeydir.
“Ama ne kadar büyük?”
Elhamdulillah çok şükür yok öyle, öyle Elhamdulillah!
Hamd ve şükür! Hamd başkadır, şükür başkadır.
(Devamı sonraki kayıttadır…)[fb_vid id="10152711787139751"]
Yorumlar
Yorum Gönder