KAYIT 115 Ayna var ayna. Aynanın sûreti yoktur iki aynayı birbirinin karşısına ...

KAYIT 115 Ayna var ayna. Aynanın sûreti yoktur iki aynayı birbirinin karşısına getir birbirini göstermez aynalar. Aynanın sûreti yok! Bakars...


KAYIT 115

Ayna var ayna. Aynanın sûreti yoktur iki aynayı birbirinin karşısına getir birbirini göstermez aynalar.
Aynanın sûreti yok! Bakarsın birbirini göstermez.

Ama ayna ile sûret arasında bir birlik vardır.
Bunu anlatmak uzundur aklı olana bir işaret kâfidir.
Arabı göster aynaya Arap gösterir.
Padişahı göster Padişah gösterir.
Ne gösterirsen göster.

Ayna sapına kadar doğrudur da ondan sûreti yoktur.
Sen de sapına kadar doğru ol. Sûretin olmaz.
Duvarı del geç ondan sonra hiç kimse görmez seni.
Firavun ne dedi “Ben ALLAHım” dedi, alçaldı.
Mansur: “Ben ALLAHım” dedi, yükseldi.
“Benim!” demek “Ene’l- Hakk” dedi “Ben ALLAHım” dedi.
“Benim!” demek “Hakikatta O’ dur!” demek.
Bu bir şeyin bir şeye sızması gibidir.
Biri iki varlık gördü, biri tek varlık. Arada fark.
Firavun iki varlık gördü: “ALLAH var, bende Yer ALLAHıyım!” dedi.
Ötekisi: “Bir tek ALLAH vardır, Benim!” dedi “Benim içimdeki!”
Biri kurtuldu, yükseldi, biri alçaldı.

Onun için Cenâb-ı Peygamberin bir Hadisi var diyor ki: “Ruku’ ve sucud.”
Rükü yapıyoruz ya namazda bir de secdeye varıyoruz.

“Bu varlık halkasını ALLAH kapısına vurmaktır!” diyor böyle.
Kapıda halka var, ALLAH’ın kapısında hâşâ bu da kapıdaki halka.
“Rükü ve sucud: Tak! Tak! Tak! kapıyı çalmaktır.” Diyor

“Bu halkayı çalana muhakkak Diyor rûhumu yed-i kudretinde tutan ALLAH’ıma kasem ederim ki ona devlet yetişir!” diyor.
Aha Hadis-i Peygamberi. Ben demiyorum.

Onun için Kur’ânda gene bir âyet var bu âyetin altında.
Adâlette binlerce lütuf gizlidir.
“Kısasta sizin için hayat vardır” diyor Âyet-i Kerime.
“Ne demek?”

Bir katilin Hayat-ı Hususiyesinde kısası hoş görmeyen.
Meselâ bir adam bir adamı öldürdü.
“Efendim bunu da öldüreceğiz!” diyor
“Canım öldürmeyelim bunu”
O yalnız katilin hayatına bakıyor da o merhameti duyuyor.
Yahut siyaset korkusuyla öyle bir iş yapmaktan çekinecek olan yüz binlerce masumun hayatına bakmaz.
Öyle insanlar vardır ki üç defa dört defa kaynatıp baksan, kendisinde bir hile bulamazsın.
Kaynat istediğin kadar hile bulamazsın. Aha böyle adam lâzım.
Mevlânâ diyor Mesnevisinde ki: “Bir çarık vardır insanda, bir de post!”
“Post, çarığım diyor sen meni’den husule geldin o dur diyor.
Kanında post!” diyor.
Aha bu iki pislikten yetiştin.
Ötekilerin hepsi ALLAH’ın ihsanı diyor.
Seni tertemiz giydirdi, içirtti de oturttu diyor kendine gel!
Güneş varken yıldız görünmez bilirler beyler.
Kendi benliğin varken, … dünyaya bağlılarsa lakırdıdan bir şey anlamaz.
Bak şimdi yıldız görünmez.
Bedeni insanın zayıflar rûhu zayıflamaz.
Gemi zayıflar rûh zayıflamaz.
Rızkı taksim eden Cenâb-ı ALLAH’tır.
Şikâyet edersen küfürdür.

Bana göster dünyada bir insan ki kanaatten ölmüştür.
Kanattan hiç kimse ölmemiştir.
Hırs ile de padişah olanı göster bana!
Yok!.
Ten Midesine yapışırsan Ten Midesi seni samanlığa çeker.
Gönül midesi de Reyhan Bahçesine götürür insanı.

Bilirsiniz bir kurban keseriz.
Ot ve arpa yiyenden kurban olur, et yiyenden olmaz oğlum.
ALLAH nuru ile gıdalanan da Kur’ân olur, kurban olmaz.
Bu rahmetler insanın her an namaz kılanın içine yağmakta.
Gökte yağmurdan başka bir şey yağmaz.
Yağmur suyu her yeri yeşertir türlü renklere boyar, değil mi?

Rahmet ALLAH’ın rahmeti.
Eee peki.
Fakat oluktan su keserse komşular birbirini öldürür be.
“Senin suyunu aldım benim suyum!” Rezâlete bakın.
Havadan rahmet iner, her tarafı ıslatır saksılarını, tarlalarını, sarnıçlarını her yerini doldurur. Rahmettir o ALLAH verir.
Senin oluktan akarken su geliyor: “Höt benim oluğumu kestin!” diye millet birbiriyle kavga eder.

O halde Cenâb-ı ALLAH rızık taksimini kullara verseydi hep birbirimizi yerdik. Aha ortada iş.

İyi yerden alıp da söz söylersen yağmur suyu gibidir, aha benim dediğim gibi.
Diğerlerinden alırsan oluk gibidir milleti birbirine sokar.
Felanca böyle dedi felanca böyle dedi.
Abdestin farzı şuydu. Yok şurası şöyle yıkanmadı birbirine…
Oluk Suyundan gelir onların suyu…
Âlemde o kadar gizli merdivenler vardır ki, bu basamaklar basamak basamak basamak ALLAH’a kadar çıkar.
Bu lakırdıdan, derisi kalın olanlar vardır hani, “utanmaz” derler…
Dünyada en kalın derili gergedandır.
Gergedanın derisinden bile kalın suratlı adamlar vardır.
Yüzüne tükürsen farkında değildir herif.

İşte bu yüzden insanlar hayale kapılmışlardır.
“Şu şöyle midir? Bu böyle midir?” diye. Bunu Cenâb-ı Peygamber bildiği için : “Din ehli tam yetmiş iki fırkaya ayrılacaktır!” buyurmuştur bir Hadisi Şerifinde. İşte aha ayırılmıştır.
Gök için bir yer yüzü lâzımdır da ondan ayrılmıştır.
Yer olmasa gök olmaz. Yere nazaran gök diyoruz.
Göğe nazaran da yer diyoruz.

Cennet, Cehennem bedene ait demin dediğimiz deriye ait, içe ait değil.
Sen de içindeki ALLAH’ı, Rasûlullah’ın Nurunu sevdikten sonra artık ücret istemek de ayıptır yavv.

Nefes alıyorsun. Rızkını veriyor, bilmem ne ediyorsun. Yiyip içiyorsun.
Birde namaz kılıyorsun.

Yemeği yedin, suyunu içiyorsun, elbisen var, ısınıyorsun felan ondan sonra: “Ben namaz kılıyorum Yâ Rabbi şu kadar da ücret istiyorum!”
Ayıp yavv!. Olmaz.

Nasıl olur?

Mi’rac’a çıkıyorsun namazda, değil mi?
“Mi’raca Rasûlullah’ı kim çıkardı”
Cebrail (a.s.) çıkardı.
Senin içinde de Cebrail’den bir parça var.
Cebrail … yapar mı oğlum hiç.
Ne ücreti istiyorsun?..
Kedere kapılma! “Keder diken gibi” derler dedemiz değil mi?
Dikene benzer keder. Ama dikenin kendisi değil.
Katı taş gönüllü dersin. Taş değil gönlü.
Bu lakırdılar aklı şaşırtan sersem eden, tersine çakılmış nallar gibidir nal nal, at nalı gibidir.
Öteki âlem, ne bu âlemin içindedir ağam. Dikkat et!
Öteki âlem, görmediğimiz âlem ne bu âlemin içindedir, ne dışında; ne altında ne üstünde!
Ne bu âleme bitişiktir ne bu âlemden de ayrıdır.
Gel çık işin içinden bakayım.

Öteki âlem ne bu âlemin içindedir, ne dışında. Ne altında ne üstünde.
Ne bu âleme bitişiktir ne bu âlemden de ayrıdır.

Onu anladığın zaman işte Mansur olursun.
Meselâ elinde bir sanat var insanın değil mi? Şunu yapıyor.
Gözün bakışında karşıyı görüyorsun.
Dil fasih, konuşuyorsun bir şey.
Dilin sûretinin konuşma, ne içindedir ne dışındadır, ne o sûretle bitişiktir ne de ayrıdır, değil mi?

“Konuşuyorsun ağzınla. Dilinin dışında mı?”
Hayır.
“İçinde mi?”
Hayır.
“Onan bitişik mi?”
Hayır
“O halde ne?”
Bu işaretten anla bir şey yavv.
ALLAH “Senen konuşuyorum” diyor.
“Ben kulumla konuşur, kulumla görür kulumla işitirim.”
ALLAH’tan bir parça girmiş senin içine.
“Vele Zikrullahı Ekber” en büyük zikir ALLAHı zikir.
Öyle tefsir edilmez o.
ALLAHtan başka zikredilecek var mı?
Yoktur.
Vele Zikrullahı Ekber içindeki sana senden yakın olan ALLAH’ın zikrini harekete getirdi mi en büyük zikir odur işte.
Onun için abdest alıyorsun.
Senin içinde ALLAH senden sana daha yakinken nasıl vücuduna edebsizlik sokabilirsin, nasıl pislik sokabilirsin, nasıl hile dolanbazlık sokarsın, faziletsizlik, ahlaksızlık, şehvet, şunu, bunu sokabilirsin içine.

Şehvetini şey etmek için evlenme müessesini koymuş. Helâl etmiş sana.
Ondan kurtulmak için de secde yapacaksın, gusledeceksin diyor cesedinin edebsizliğini affediyorum diyor ALLAH.
Daha nedir. Mahalleye öteye beriye saldırırsın.
Rızkın geliyor ekmeğin.
Kanaatten kim ölmüştür, bir çorbayla ekmek ye.
İlla her gece baklava tavuk mu yiyeceksin?.
Hangi tavuk yiyen afedersiniz helâya altın yapmıştır.
Hepsi aynı şeyi yapmıştır!
Kanaat, kanaat!..
Onun için, suyun pislikten arınması için Beden Irmağını temizlemek lâzımdır.
Onda bir bulanıklık kalmamalı.
Kalmadı mı, böyle berrak havuza baktığın zaman yüzünün aksini görürsün. Yemek, içmekle onu bulandırıyorsun.
“Efendim yemek helâl değil mi. Değil mi?”
Yemekle diyorum o “İç Su” yu bulandırıyorsunuz.
Efendim yemek, Yemek helâl değil mi?
Onu ben de biliyorum ağam helâl olduğunu, yiğidim biliyorum sapıtma söylediğimi anlamağa savaş.

İnsanın içi yüzündedir.
Onu herkes görür anlar ama, söylemezler yüzüne.
Hastanın öleceğini yüzüne söylemezler.
ALLAH her türlü ayıbı şey eder.
“Efendim herif benim içimi bildi. Keramet gösterdi.”
Yok efendim keramet değildir. Temiz insanların normal bir halidir senin keramet dediğin.
Sen adamın öleceğini anlamazsın doktor baktı mı “Bu hırlıyor” der nabzından.
Keramet mi o?
Doktorun normal hali.
Temiz insanların da temiz hali insanın yüzüne bakmayla içini anlar o, ne düşündüğünü anlar.
Ne düşündüğünü anladığı için edebinden söylemez onu.
Şimdi öyle insanlar olmadığı için herif bir şey yaptı: “Vay anasını Velî” oldu.
Öyle Velî olmak kolay mı yavv!

Demirle mermeri bile eritir kaza ve kader.
Biz değirmen taşının dönüşünü görüyoruz.
Değirmen taşını dönderen SU-dan haberimiz yok.
Gözünün önünden perde kalktı mı o zaman hayra şerre sevk edenlerin yüzlerini kendiliğinden görebilirsin.
Kur’ânda bir kelime vardır: “Kâne kâne kâne.”
Kâne, “oldu” demek, mazidir Arapçada.
Her şeyi Cenâb-ı ALLAH anlatırken “oldu” der.
“Ne zaman oldu Yâ Rabbi?”
Bu bizim anlamamız içindir, mekanı yoktur.
ALLAH için de geçmiş gelecek, ne sabah vardır ne akşam yoktur bir şey.
Kâne kelimesine bazıları kapılır hocalık taslarlar.
“Efendim kâne, böyle diyor!”
O Kur’ânın mânâsı, herkesten sorulmaz.
Kitaplarımız var işte ordan bakar söyleriz.
Asıl Kur’ânın Mânâsını, hevâ hevesini ateşe atmış, Kur’ân huzurunda alçalmış, Kurban olmuş, Rûhu Kur’ân kesilmiş adamdan sormak lâzım.

Yağ, kendini güle fedâ edip de gülü içinde eritirse, gül kesilirse, onu yağ diye kokla! Gül yağı olur.

İster yağ diye kokla, ister gül diye kokla, ikisi de aynıdır.
Gül yağı, yağdır değil mi?
İçinde gül gül birbirine karışmış birbirine fedâ etmiş.
İster onu yağ diye kokla ister gül diye kokla, koku aynıdır.

İnsana çarpan dertler ne kadar varsa insanın yaptıklarının cezasıdır.

Tencerenin ağzını kapatırsan tencere kaynamağa başlar oğlum.

Arapça da bir lakırdı vardır bir taşın içinden bir kaynak su çıksa dışarı, şöyle fışkırdı bir kaynak oldu.
Taş nerde kalır suyun içinde gizli kalır oğlum.
Artık kimse ona taş demez haaa.
Çünkü o taştan inci gibi su çıkıp akmakta.
Onun için insanın kalbi bu vücud ALLAH’ın kâseleri. Ne dökerse onu doldurur.
Öyle kulluk yapmalıdır ki oğlum hürler bile senin kulluğuna hased etsin. İnanmış adam şöyle adama derler ki, kâfir bile onun imanına gıbta etsin.
(Devamı sonraki kayıttadır…)[fb_vid id="10152749407064751"]

YORUMLAR

Hakkımızda

Ad

Anlamı Nedir?,22,Biyoloji Konu Anlatımı,25,Cilt Bakımı,82,Coğrafya Ders Anlatımı,978,Genel,46,Güzel Sözler,16075,Music,1,Ne Nedir?,32164,Resimli Sözler,4111,Saç Sağlığı,119,Sağlık Bilgileri,1596,Soru-Cevap,10236,Sports,1,Tarih Konu Anlatımı,5,Teknoloji,36,Türk Dili ve Edebiyatı Konu Anlatımı,2,
ltr
item
Ders Kitapları Konu Anlatımı: KAYIT 115 Ayna var ayna. Aynanın sûreti yoktur iki aynayı birbirinin karşısına ...
KAYIT 115 Ayna var ayna. Aynanın sûreti yoktur iki aynayı birbirinin karşısına ...
https://scontent.xx.fbcdn.net/v/t15.0-10/p180x540/10875842_10152749413479751_10152749407064751_34806_463_b.jpg?oh=6abde2e015d3635f7c735c1186453959&oe=5A4898BC
Ders Kitapları Konu Anlatımı
https://www.ayaydin.tr/2017/09/kayit-115-ayna-var-ayna-aynann-sureti.html
https://www.ayaydin.tr/
http://www.ayaydin.tr/
http://www.ayaydin.tr/2017/09/kayit-115-ayna-var-ayna-aynann-sureti.html
true
5083728687963487478
UTF-8
Tüm Yazılar Yüklendi hiçbir mesaj bulunamadı HEPSİNİ GÖR Devamı Cevap Cevabı iptal Silmek Cevabı iptal Home SAYFALARI POST Hepsini gör SİZİN İÇİN ÖNERİLEN ETİKET ARŞİV SEARCH Tüm Mesajlar İsteğinizle eşleşme bulunamadı Ana Sayfaya Dön Pazar Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Cumartesi Pazar Mon Tue Wed Thu Fri Sat January February March April May June July August September October November December Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec Şu anda... 1 dakika önce $$1$$ minutes ago 1 saat önce $$1$$ hours ago Dün $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago more than 5 weeks ago İzleyiciler Takip et THIS PREMIUM CONTENT IS LOCKED STEP 1: Share to a social network STEP 2: Click the link on your social network Tüm Kodunu Kopyala Tüm Kodunu Seç Tüm kodlar panonuza kopyalanmıştır. Kodları / metinleri kopyalayamıyor, kopyalamak için lütfen [CTRL] + [C] tuşlarına (veya Mac ile CMD + C'ye) basınız Table of Content