KAYIT 139 Kiri gitsin diye temizlenir, sarıları silerler vimle bilmem neyle hah...

KAYIT 139 Kiri gitsin diye temizlenir, sarıları silerler vimle bilmem neyle hah onun gibi insanda olan bu güzel hasleti cenâb-ı ALLAH bazan ...


KAYIT 139

Kiri gitsin diye temizlenir, sarıları silerler vimle bilmem neyle hah onun gibi insanda olan bu güzel hasleti cenâb-ı ALLAH bazan vimler.
Vimlen siler kavurnan siler o nedir o?
O humma! ateş ateş! hani ateşi çıkar insanın derece korsun kırka çıkar. Humma.
İşte bu humma için bir hadisi kudsî var.
Diyor ki: “Humma benim ateşimdir. onu kıyamet gününde çekeceği ateşten bedel olmak üzere mü’min kuluma dünyâda musallat ederim!” Onun için aziz cemaat hummadan ölen şehid olur. Humma..
“El-mevtu’l-hummayu'l-batın, şehîdun”
Tifodan ölen: şehîdun.
Bütün maddi tedbirler hükümsüz ve tesirsiz kaldığı bir anda mânevî tedavinin başladığı ve ilahi tecellinin hastanın imdadına yetiştiği anlaşılır.

Yaaa demek ki ALLAH son nefesinde bile insana şey bırakmıyor.
Şehidlik cenâb-ı ALLAH’ın kullara verdiği İslâm'lara değil kullara verdiği bir rütbedir.
O rütbeyi alabilmek lâzım.
Bu rütbenin, husûsi, meselâ Türk ordusuna girebilmek için şart Türk olmak lâzımdır, değil mi?
“Hrıstiyan Türk ordusunda subay olabilir mi?”
“Olamaz!”
Şehidlik hudûduna girebilmek için de hakiki şehidlik insan islâm olacak. Şehidliğin tarlaları vardır, orada azab yoktur.
Meselâ ateşte yanan bir adam, ateşte yanan bir adam, mü’min değilse cesedi cehennem azâbı görmez onun.

İsterse Stalin olsun, hani şu Moskofların zâlim bir herifi vardı öldü.
O olsun, cesedi azab görmez. Ruhu görür.
Ateşte yanan, cenâb-ı ALLAH ateşte yaktı mı bir insanı dünyâda cesedi onun şey gömez rûhunun hesâbı başka o başka hesap.

Eğer İslâm olursa ateşte yanarsa onun cesedi de rûhu da doğrudan doğruya Azrâil aleyhi’s-selâm bile araya girmez geçer.
Kudreti Subhâniye ile kabzedilir doğru ALLAH’ın otağına gider.

“El-mevtu’l-hummail-batın.”
Humma tifo yâni, şehîdun.
“El-mevtu’l senatan şehîdun.”
Kanserden. “el-mevtu’l senetanıl mide.”
Mide kanserinden, şehîdun.
“El-mevtu’l istiskaıl batın, şehîdun.”
Hani karnı su dolar şişer insanın şehîdun.
Ceseden amma ceseden.
“El-mevtu’l-sehlu’l-ree. Sehlu’l- ree. el-mevtu’l sehlu’l- Ree.”
Akciğer tuberkulozundan ölen. Şehîdun, cesed şehid gider.
“El-mevtul selu'l-ree. Selu’l-ree”
Arapça'da tuberkiloz demektir tuberkiloz. Se’lul ree. Se’l se’l. Akciğer tuberkilozundan ölen şehîdun, cesed şehid gider.

“El-mevtu’l luklukul bahr.”
Denizde boğulan.
Sakam altında, toprak altında kalarak boğulup ölen.
Zelzeleden habersiz olarak bunlar ceseden şehid olurlar, ruhları başka haaa ağam.
Herifin içinde cıfıt var cesedi kurtuldu diye öyle yağma yok!.
Öyle yağma yok!.
Harpte alnından vuruldu gitti herif, cesedi şehiddir onun cesedi şehiddir. “Efendim hep birden cennete gitti!”
“Hele hele dur bakalım ağam, hele dur bakalım. Yağma yok öyle!”
Teğmen, mareşal olamaz; üsteğmen, yüzbaşı, binbaş,ı yarbay, albay, tuğgeneral, tümgeneral, korgeneral, orgeneral ondan sonra bir harb meydanında muharebe nasib olursa ondan sonra mareşal olur.

Abdestli namaz abdesti üstünde hucum ederken alnından vuruldu.
O tertemiz olur kalaylanır gider o.
Hiçbirşey sorulmaz ona.
“Sormayacağım!” diyor.

Oku orayı oku!
“Ama böyle efendim, abdest etmiş, orda amel oluyormuş ha geliyorken “kom!” diye vurdu!"
Yağma yok öyle yok yağma yok. yok oğlum!. Kolay değil.

Meşhur Zunnûnu Mısrî bâzan imâmete geçermiş.
İmam Efendi gelmediği zaman.
Namaz kılarken “ALLAHuekber!” diyecekken “ALLAH!” dediği zaman biraz dururmuş, o bir sallanır ondan sonra “Ekber!” dermiş.
Biz “ALLAHuekber” diyoruz hepsini birbirine karıştırıyoruz.
Daha “ALLAH” deyip de onu içimizde duymadan “ekber” ini söylüyoruz.
Hani Mustafa Efendi yerine Mustaefendi, Memetefendi gibi.
Mustabey. Mustafa bey!

Hoca demiş ki: “Oğlunuzun ismini Eyup koymayın, halk çeke çeke ip eder onu demiş ip yapar.”
Onun için “ALLAHuekber!” bir defâ duy bunu.
Sokakta herif kızıyor eşeğine; “Lâ ilâhe illALLAH deli edecek bu eşek beni!” Yâhu “lâ ilâhe illALLAH” o kadar kıymetsiz bir şey mi?
İstanbul’da tut şeyi.. …
Ulan “lâ ilâhe illALLAH” de.
“Lâ ilâhe illALLAH” dese herif postu kurtarır yâhu.
Cehennemlik’ken cennetlik olur.
Bu güzel kelimeyi sen bu kadar eşeğin yanında “lâ ilâhe illALLAH” diyorsun.
Yâhu “lâ ilâhe illALLAH”ı bırak yâhu.
Onu levha yapıp asma levha yapıp asma oğlum!
“Er-rızku 'alellah” (Rızık Allah’tan gelir) bütün hep dükkanlarda dolu.
Gidersin "er-rızkı ‘alellah" Hacı Efendi, gittin oraya oturdun kahve içiyorsun Efendim “er-rızku ‘alellah” “el-kâsibu habîbullah” kağıdı duruyor orda.

“Bugünler işler iyi gitmiyor ağam.”
"Ne oluyor?”
“İşte satış yok durgunluk var piyasada!”
"Peki er-rızku ‘alellah ne? er-rızku ‘alellah ne?
Kaldır onu ordan bari yahu."
Hem onu koymuş hem ona îtiraz ediyor.
Ondan sonra: “Efendim perdeler açılsın namazda şey göreyim, uçayım, duvarın arkasındakini göreyim!”
Yok oğlum öyle. ALLAH’ın kapalı perdelerindekilerine öyle böyle serserilerin yaptığı röntgencilik yaptırmazlar öyle!.

Dört rekatlı namazlar vardır, dört rekat.
İlk iki rekat kesrete işârettir.
Dört rekatlı mı iki rekatı kesrete çokluğa işârettir.
Zamm-ı sûre okunur orda.
Dört rekat namaz kıldık değil mi? İmamla kıldık. Farzı, farzdan bahsediyorum.
“ALLAHuekber”
Elham’ı okuduk, peşine bir zamm-ı sûre okunur.
İkinci rekata kalktık, Elham’ı okuduk bir zamm-ı sûre okuduk.
Üçüncü rekata kalktık yalnız Elham.
Dördüncü rekata kalktık yalnız Elham.
Gece namazı ise bu dört rekat âşikâre okursun, Elham’ı da şeyi de sûreyi de. (Zammı Sureyi de)
Ama ilk iki rekatında.

Son iki rekat vahdet bilâ kesrete işârettir.
Bunlar dîni tabirlerdir, Türkçesi yok.
Türkçe’ye çevirdin mi bunu Türkçe lûgat karmakarışık olur. Yok.
Onun için üçüncü dördüncü rekatlarında zamm-ı sûre okunmaz. Musalli, yâni namaza duran her türlü dünyâ işlerinden soyunduğu için hâfî okur. (sessiz okur)
Tek adamsan, her türlü dünyâ işlerinden soyunduğun için hangi namazı kılarsan kıl hâfî gizli okursun, değil mi?
İmamlan kıldığın zaman zâten sen yine hâfîdesin sen okumuyorsun, imam okuyor yükü imama yükledin.
Ve ikinci rekatında yâni ikinci rekat bitti asıl Hatt-ı Humâyuna girdin cenâb-ı ALLAH’ın sarayına girdin.
O zaman cenâb-ı ALLAH’lan altüst oluyorsun böyle karışıyorsun birbirine. Fâtiha yetiyor başka birşey okumaya lüzum yok, vakıt yok çünkü. Sarılmışsınız birbirinize zammı sureye luzum yok zamm-ı sûreye hiç luzum kalmadı.
Çünkü “Dedim ki fâtihanın yarısı senin yarısı Benim” dedim.
Yarılar birleşti, artık ne luzum var yarılar birleşti zamm-ı sûreye luzum yok.
Öyle bir an gelir ki hiçbir şeye luzum kalmaz.
O ne zaman o ne zaman?
Ve zanne ennehul firak, vel teffetissaki bissak, ila Rabbike yevmeizinil mesak…
Ayaklar birbirine dolaştığı zaman iğneler, doktorlar, profesörler çâre bulamadığı zaman adam“haaaaa ben cartayı çekiyorum” yâhut “haaaa ALLAH’ıma kavuşuyorum haaaa gidiyorum”
işte o an hiç kimse karışamaz hiç!

Öğle ikindi namazları gündüz namazlarıdır.
Diğer üç vakit salât-u leyldir, akşam, sabah, yatsı gece namazıdır.
Hani anlattık ya yetmiş bin perde var yetmiş bin perde.
Yarısı bunların nur perdesi, yarısı zulmet perdesi.
Onun için eskiler söyler: “İkindi namazını vaktında kıl!”
“Bankaya gideceğim diye banka kapanacak!” diye vaktını şeye harca, bilmem neyim var hâl kapanır, postanede param var alacaktım! İkindi namazından sonra yetişemem!”
Yok, ötekilere yetişirsin ama ikindi namazına bir daha yetişemezsin.
Gündüz namazlarını vaktında edâ etmezsen beşerî pislikleri yok etmezsen sonra içini temizleyemezsin.
“Vecumia’ş-şemsu ve’l-kamer”
Koskoca güneş kamer’in içine giriyor küçücük.
İçini (veya dişini) temizleyeceksin.
Gündüz namazlarını öğlenle ikindi’yi aziz cemaat ALLAH rızâsı için vaktinde kılın!
“Hükûmet memuruyum ben efendim kılamıyorum!”
“kılamıyor musun?”
Müdürün şöyle oturuyor, sende böyle..
Kıble arkanda öğlen namazının dört rekat sünneti şerifini kılmaya niyet ettim: “Döndüm Kâbe’ye durdum Huzûr-u İlâhiye!”
Ha böyle oturuyorsun “ALLAHuekber!”
Bak etrâfına korkma ve “....lâ ilâhe gayruk... bi'smi'llâhi'r-rahmani’r-rahim el-hamdu lillâhi RABBi’l-‘âlemîn.....”
Zamm-ı sûreyi oku!
“SubhâneRABBiye'l azim!”
“Semi’ALLAHu limen hamideh!”
“RABBenâ leke’l-hamd!”
“ALLAHuekber!”
Kıl! kıl! kıl! islâmiyet'te gözlen akıllan bile namaz kılınır.
İmam'ın peşinde kolaydır ya vakit geçiyor diye elinde işken asıl namaz o vakit kılınır.
İslâmiyet bu kadar kolaydır.
Kaçırma vaktında namazı!.
Trende gidiyorsun otur, efendim treni kıbleye çeviremiyorsun, otur, kıble her taraf, sen vaktında kıl seni düzeltirler oğlum!.
Sen onu düzeltmeye savaşıyorsun.
Sen vaktinda kıl onu sonra gel evde bunu beğenmedin kıl, istersen tekrar kıl. Sen vaktında kıl! Vakıt başka, namaz başka!
Namazı kılarsın akşam üzeri İkindi'yi geçirince o vaktin hesâbını ne yapacaksın?
Vakıtla farzdır namaz.
“kitâben mevkûtâ”
Kitab'ta yazılıdır vakti.
İkindi vakti bu zamandır.
“Onun cezâsı nedir?”
Cezâ yok, yaaaa.. cezâ yok!

Utanma vardır, utanma!.
ALLAH huzûrunda utanma.
“Yâ leytenî kuntu turâbâ”
Keşke toprak olaydık.
Bu şu demektir “Biz toprak olaydık!” demektir değil.
İnsanlar topraktan yaratılmıştır bilirsiniz.
Bir vucûd-u âbidiyyetlerimiz vardır. İşte elle tutulur.
Bu âbidiyyet içindeki güzelliği elde edebilmek için; yatıp kalkıp namaz, şunu, bunu yapıyoruz.
Keşke, “yâ leytenî kuntu turâbâ!” keşke toprak olaydık da vucûd-u âbidiyyetimiz olmasaydı.
Toprak var, toprak, toprak!
Sen başka!
Ama senin vucûd-u âbidiyyetin, ALLAH tarafından toprak başka şekle çevrilmiştir.
Sen bu toprağın nasıl olduğunu dünyâ kimyâgerleri anlayamaz fakat öldükten sonra üç ay sonra mezarın açılırsa “Haaa bu toprakmış!”
O zaman aklın başa gelir.
Toprakta ne kadar madde var insan vucûdunun hepisinde var.
“Yâ leytenî kuntu turâbâ!”
“Keşke toprak olaydık da şu insan vucûdu şeklinde yaratılmayaydık!” diyecekler.
“Nerden korkuyor?”
Utanıyor, utanıyor oğlum. Hayyy demek ki böyle imiş.
O utanma ona cehennem azâbından daha berbattır.
Bir şeye canınız sıkılır, uykunuz kaçar, uykunuz kaçar.
Bir şeyden iflas edersiniz, bir işiniz olur uyuyamazsınız.
Fakat parmağınızdan ameliyat yapılır “bir aralık daldım” dersiniz.
Fakat öteye dön beriye dön.
İşte o vicdan azâbını siz uzatın, ALLAHın huzûrunda utanmak…, ALLAH yüz açıklığı versin.

(Devamı sonraki kayıttadır…)[fb_vid id="10153234722879751"]

YORUMLAR

Hakkımızda

Ad

Anlamı Nedir?,22,Biyoloji Konu Anlatımı,25,Cilt Bakımı,82,Coğrafya Ders Anlatımı,978,Genel,46,Güzel Sözler,16075,Music,1,Ne Nedir?,32164,Resimli Sözler,4111,Saç Sağlığı,119,Sağlık Bilgileri,1596,Soru-Cevap,10236,Sports,1,Tarih Konu Anlatımı,5,Teknoloji,36,Türk Dili ve Edebiyatı Konu Anlatımı,2,
ltr
item
Ders Kitapları Konu Anlatımı: KAYIT 139 Kiri gitsin diye temizlenir, sarıları silerler vimle bilmem neyle hah...
KAYIT 139 Kiri gitsin diye temizlenir, sarıları silerler vimle bilmem neyle hah...
https://scontent.xx.fbcdn.net/v/t15.0-10/p180x540/11403309_10153234748074751_717849644_n.jpg?oh=30e1ce0734cbf270638779282bb7c971&oe=5A13681A
Ders Kitapları Konu Anlatımı
https://www.ayaydin.tr/2017/09/kayit-139-kiri-gitsin-diye-temizlenir.html
https://www.ayaydin.tr/
http://www.ayaydin.tr/
http://www.ayaydin.tr/2017/09/kayit-139-kiri-gitsin-diye-temizlenir.html
true
5083728687963487478
UTF-8
Tüm Yazılar Yüklendi hiçbir mesaj bulunamadı HEPSİNİ GÖR Devamı Cevap Cevabı iptal Silmek Cevabı iptal Home SAYFALARI POST Hepsini gör SİZİN İÇİN ÖNERİLEN ETİKET ARŞİV SEARCH Tüm Mesajlar İsteğinizle eşleşme bulunamadı Ana Sayfaya Dön Pazar Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Cumartesi Pazar Mon Tue Wed Thu Fri Sat January February March April May June July August September October November December Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec Şu anda... 1 dakika önce $$1$$ minutes ago 1 saat önce $$1$$ hours ago Dün $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago more than 5 weeks ago İzleyiciler Takip et THIS PREMIUM CONTENT IS LOCKED STEP 1: Share to a social network STEP 2: Click the link on your social network Tüm Kodunu Kopyala Tüm Kodunu Seç Tüm kodlar panonuza kopyalanmıştır. Kodları / metinleri kopyalayamıyor, kopyalamak için lütfen [CTRL] + [C] tuşlarına (veya Mac ile CMD + C'ye) basınız Table of Content