KAYIT 143 Bak Veysel neler söyletti bize. Bunu anlayanlar bilir, îzaha lüzum yok oğlum! Geç işte anlarsan anlarsın. Anlamazsan de ki: “Attı ...

KAYIT 143
Bak Veysel neler söyletti bize.
Bunu anlayanlar bilir, îzaha lüzum yok oğlum!
Geç işte anlarsan anlarsın. Anlamazsan de ki: “Attı herif!” de. (Haşa)
Biz zâten lakırdılarda atmayız! Anlamayana “atma” gelir o!
Yalnız çifte atarız bazen haaaa!. Çifteyi yiyen de ya hastâneye gider yahut kıkırdar!
Hem asırı olduğu halde, Veysel, Resûlu görememiştir.
Veysel, Resûl’den ALLAH’a değiiiiiil, ALLAH’tan Resûl’e Teveccüh ettiği için görüşmeleri Murâd-ı İlâhi hudûdu dışında kalmıştır. Bütün velîler, Resûl’den ALLAH’a şey ederler. ÜVEYSler, ALLAH’tan Resûl’e şey ederler. Ay ışığına bakarsın gece, güneş yoktur. Güneşten alır ziyâyı sana verir, ahaa böyle!
Bu anlattığım ALLAH’tan Resûl’e, Resûl’den ALLAH’a değil ALLAH’tan Resûl’e Teveccüh etmek hikâyesi
“İkterebeti’s-sâatu ve'nşakka’l- kamer” Saat geldiği zaman Resûlul’un mubârek eliyle ay ikiye ayrıldı.
Niye ay ayrıldı da, güneş ayrılmadı gündüz?
Aha bu işten dolayı ayrılmadı, bununla onun alâkası vardır.
Ama kafanı yorma, anlayamazsın oğlum!
“Sen anladın mı?” de!
“Mıır vırr!” ne “Mıır Mıııır!” ediyorum ben?
Bu laf çok ince bir hâl ifâde eder haaaa!
“Ney eder?”
Velîler, ALLAH’tan ALLAH’a seyrederler, Resûlullah’ın yardımıyla.
Resûller, ALLAH’tan halka seyrederler.
Bu laf çok ince bir hâli ifâde eder, bunu çözmeye çalış!
Gözlerin açılır hem de nasıl açılır! Kendini bile göremezsin oğlum!
Ahaa Üveyslik bu!..
Hazretı Resûl, Veysel için: “Yemen tarafından Rahmânî nefes alıyorum!” buyurmuştur.
“İnni li ecudu nefese’r- Rahmân min kıbeli’l- Yemen!” dedi.
Bu ne demek, ne oluyor ne, mânâsı ne?
Veysel, Resûlu kâinâtta cereyan hâlinde bulunan, her an tecellîsi berdevâm, Esmâ-yi İlâhîde görmüştür.
RABBu’l-âlemin ve Resûlde erimiştir.
Yâniii, Nûr-u Resûlullah’ı her maddede yayıldığını görmüştür, bu demektir.
El Basîr esmâsıyla değiiil!
El Hayyu’l-Kayyum esmâsıyla görmüştür Resûlullah’ı Veysel.
Veysel, cennete girmeyecek oğlum!
Ulann nasıl olur bu? Damdan düşme gibi bir lakırdı!
Girmeyecek!.
Aslen kendisi cennettedir! Sonradan girme değil ki oğlum!
Ceseden, Rûhen ALLAH’ta eriyen için cennet kelimesini konuşmak beyhûdedir, değil mi?.
Veysel’in her teneffüs edişinde ALLAH’ın Rahmân esmâsı koku şeklinde tecellî ediyordu.
Vücûdunun her zerresi Esmâ-i İlâhîyyeyi haykırıyordu.
Onun için yakın-uzak, uzak-yakın hepsi birdir.
Deryâ içinde suyun bir kısmının yerini tâyin edebilir misiniz, o hep deryadır.
Veysel’in her türlü harekâtı ve ahvâli ashâb-ı kirâmı bile hayret ve düşüncelere sevkederdi.
Hazreti Veysel, Aşk-ı İlâhinin tam kendisiydi oğlum aha kelimesi!
Rızâ-yı İlâhide rızalaşmış insandır.
Görmeden inananların en büyüğüdür, en şereflisi.
Resûl’un medhettiği HIRKAsını hediye ettiği İNSANdır.
Sünnet-i Resûlun, Sîret-i Resûlun tam kopyasıdır Veysel.
“Analara itaat, ALLAH’a ve Resûle itaattır!” Hadis-i Resûlullah bu.
Zincirinden ayrılamadığı için anasından aldığı izin hitâme eriyor diye Resûlu evinde bulamadan, yarım saat daha beklemeden geri dönen Veysel, Emr-i Resûlu, Cemâl-i Resûl’e tercih eden bir İNSANdır.
Zîra gözle Resûlu görmeden HaYY Gözüyle Resûlu gördüğünden beşerî mülâhazalara kapılmak istememiş Veysel..
Deryâ içinde bulunan balıkların hiç dışarı çıkıp da Deryâyı seyrettiklerini hiç gördünüz mü siz?
Veyâ işittiniz mi felan balık çıktı, seyretti yine girdi denize… Fok Balığıdır o! O da sersemliğinden girer-çıkar!
Deryâ-yı MuhaMMediyyenin içinde durmadan cevelân eden Veysel, Deryâdan dışarı çıkmamıştır, çıkamamıştır! Çıkamaaaaz! Zîra ALLAH öyle murad etmiştir.
Ve beşere, insanlığa bir numûne vermiştir o da Veyseldir.
Rahmân esmâsının Pınarından abdestli olduğu için kokusunu Medîne’den Resûl-i Ekrem almıştır.
Rüyâda nasib kesiliyordu, Misal Âleminden ayrılıyorduk biz.
Gülerek Hazreti Veysel bana bağırdı:
“Hadi Evlad! Abdestli gez!
Bir an bile abdestsiz durma! Uykudan Sakın!
Çok yiyen de olma, karnını bırak!
Dudakların Resûle müteveccih olsun!
Senin haberin olsa da olmasa da kalbin dâima ALLAH haykırıyor, onu kendi hâline bırak, Örseleme!
Son nefeste “ALLAH!” demek, Kalbin bu haykırışının son nefesini, Rahmân SUYU ile abdest aldırmak olduğunu da unutma dedi”
Rûhun huzûra abdestli giderse, melekler sana istikbâle çıkarlar.
Bu söylediklerim dünyâ sözü değil!
Rûhânî Âlemden öğrenilen sözlerdendir.
Duâmı oku tasınla içir hastalarına, sevdiklerine ben sana hîbe ediyorum! Dedi.
Seni bilirim tasını da orada görmüştüm!” dedi.
Bu hikâye başka, Tas!
Benim bir tasım var, orda bir Prens mi Kral hediye etti, küçük bir tas, hoşuma gitti.
Onu bir gün doldurdum suyla da, giremedim Ravza’ya, bir gece bıraktık Ravza’da.
Sabahtan getirdiler bana içitim aha o tas!
Veysel’in nereden haberi var, aradan 1300 küsur sene geçmiş.
Geçerse geçsin, deryâ içindeki balığın nasıl haberi olmaz, işte bitti.
İşte rüyâda Veysel’i böyle gördük.
Veysel hakkında daha çok söylenir ama, onun da başka işleri var oğlum, hep onu rahatsız edemeyiz! Veysel hakkında aha bu kadar yeter!..
Biraz da bu gün Kâbe’den bahsedilim! Kâbe diyoruz, Kâbe ne dir?
(Devamı sonraki kayıttadır…)[fb_vid id="10153299216314751"]
YORUMLAR