KAYIT 168 Gariptir dünya yüzme şampiyonu bardakla su içerken boğulmuştur. Fahrettin-i Razi; kalemine konan bir sineğe su içirdiği için kendi...

KAYIT 168
Gariptir dünya yüzme şampiyonu bardakla su içerken boğulmuştur.
Fahrettin-i Razi; kalemine konan bir sineğe su içirdiği için kendisini rüyada cennette görmüştür.
Resulullah Efendimiz; “Hayren nâsi menyenfeunnâse bil ma” insanın hayırlısı insana su veren insandır.
İmru'lKays küçükken, babası şiir söylemiyor diye onu direğe bağlatmış.
Öldürecekmiş.
Eziyet etmişler. 3-4 gün su vermemişler.
Dili, dudağı patlamış 5 yaşındaki çocuğun.
Önünde su dökmüşler yere.
Suya bakmış; “fe ya leyteni kuntu turaba” demiş.
“Keşke toprak olaydım” demiş. Suyun kıymetinin ifadesi…
Su; yağmur halinde yağar, kayaya çarpar. Bin bir pare olur. Kaya suyu kabul etmez, emmez. Toplanır sel olur. Su o zaman felaket şeklinde görülür.
Kayanın istidatsızlığından bu felâket husule gelir.
Yağmur yağar. Toprağa zamanında düşer. Toprak suyu emer. İstidadına göre yağmur feyz olur, bereket olur.
Bir damla su bir şey ifade etmez gibi görülür. Fakat kaya kovuğuna girer donarsa kayayı çatlatır. Buhar olursa bir gemiyi yürütür.
Su; bin şekilde tecelli eder. Meyvelerde tat olur. Nebatlarda renk olur. Vücutta kan olur. Buhar olur, yağmur olur, bereket olur, feyz olur...
Kalıptan kalıba girer, girdiği yerin şeklini alır. Ona yaraşacak şekilde tecelli eder. Bu tecelliler yekdiğerine o kadar bitişiktir ki tekerrür gibi görünürler. Hâlbuki daima yenidir. Tekerrür olsa ALLAH’ ın işinde acz olur.
Tecellide tekerrür yoktur. Nehirden akan su, gözeden çıkan su, daima aynıdır amma başka ve yenisidir.
Buhar, Bulut, Yağmur, Kar, Nehir, Deniz, tekrar Buhar. Bu iki hatt-ı fasıl arasında yani; “buhar, bulut, yağmur, kar ondan sonra nehir, deniz tekrar buhar; bu iki hatt-ı fasıl arasında bulut, yağmur, nehir insandır. Aradan çıkarsan hepsi bir derya olur. Zaten insanlar namütenahi İlahî deryadan bir damladır. Deryaya karıştı mı hepsi bir olur.
“Ve cealnâ minel mâi kulle şey'in hayy.” Bunu hisseden Hallaç: “Enel Hak!” demiş, boynunu vurmuşlar.
Suya karıştığı için Dicle yükselmeğe başlamış. Bir damlanın kıymetini gördün mü?
Derisi yüzülen Nesimi : “Ben postu kurtardım onlar düşünsünler!” diye haykırmış!
Suya o halde seyre bak! Manaları anla.
Hayvan gibi emerek su içme!
Aklın ermediği yerde tâzim ile sükût et!
Dünya bir varmış bir yokmuş. Kısa bir duraklama, yağmur, kar, nehir, tekrar deryaya gidilecek.
Temiz geldiğin gibi temiz gitmeğe gayret et! İşte insanlık bu.
Onun için dedelerimiz : “Su kadar aziz ol!” demişler. Azizliği kaybetme demektir bu lakırdı.
Sonradan Aziz olacak değilsin…
Zaten insan azizdir. Melekler ondan insana secde ettiler.
Aza kanaat et, kötü huylu olma, her şeye merhamet gözüyle bak. İyilik et!
Onun için huzura girerken bile aziz olan suyla yıkanılır.
Azizliği hiçbir kötülük bozamaz.
Suya pislik bulaşmaz!
Güler yüzlü ol. Dünya kimseye kalmamıştır ve kalmayacaktır.
İnkârda hüsran vardır, inanmadaysa huzur.
Himmet almaya çalış…
Su: Zerre zerre ışık, zerre zerre hayat kımıldar içinde.
Suyun içinde görünmez bir kaynama vardır. Her göz görmez.
Altında görünmez bir sessizlik gizlidir.
Suda; ak sıcaklık, ıssız yalnızlık, sessiz güvenlik, beden ve ten bunları duyar ve kendini unutur. Buyurun suyun en derin yerine inin bakalım ne göreceksiniz: “Ve cealnâ mine’l- mâi külle sey’in hayy” Her şey sudan halk oldu.
Evet, şu “ve” kelimesi yok mu işte her şey burada gizlidir. Her şey sudan hâlk oldu fakat suyu da biz yarattık diyor “O” beyler…
Kudretin tahammül hududuna girmesi içindir bu “ve”.
Suda, İlahî kudret HAYY gizlidir.
Su ateş söndürür.
Su temizdir.
Su temizleyicidir.
Susuz canlılık yoktur.
Susuz hava da yoktur.
Susuz huzura bile duramazsın.
Su olmadığı yerde, topraktan istifade edilir.
Toprak olmasaydı suda olmazdı. Nerede toplanıp görünecek...
Bâtın, zâhir olmayacaktı.
“Ben gizli bir hazineydim, görünmek istedim.”
Su olmasaydı Cennet bile hâlk olmazdı. Cennetin altından onun için ırmaklar akar.
“Şu Cennet’in ırmakları akar ALLAH ALLAH deyu diye söylenemezdi.”
Ateş, sıcaklık, suyun kıymetini bildirmek için Hâlk olundu.
Soğuk olmasaydı sıcaklık ve ateşin niçin yaratıldığını, hikmeti anlaşılamazdı.
Resûller, Peygamberler sıcak iklimlerde gelmeleri; suyun kıymetini anlatmak, sıcağın sebebi hikmetini bildirmek içindir. Başka sebep arama! Yoktur… Zaten bulamazsın, bocalarsın.
Bâtın ile zâhir birbirine dokunmuştur bu hikmette...
Su ile Toprak ondan sarmaş dolaş oldu. Görünmeyen İlahi lemânın, ruhun menevişlerini, gizli hazineyi zâhir etmek için.
Su gizlenir, buhar olur. Buhar gizlenir, su olur.
Bu arada hava olur ciğerlere dolar, canlılara girer.
Su ile toprağın kucaklaşmasını devam ettirir. Hayat bu işte. Canlılık bu işte...
Balık da topraktır. Suda yaşar. Sudan hava alır. İnsan, hayvan topraktır. Havada yaşar. Havadan su alır. Yer değiştiremezler...
Balık sudan çıkar zâhir bâtın olur. İnsan suya girer zâhir bâtın olur.
“Huve’l zâhiru huve’l bâtin huve’l evvelu vel âhir” budur.
Hızır - İlyas muamması işte bu.
Biri denizde, biri karada. Biri suyla meşgul biri toprakla meşgul. İkisinin birleşmesi İnsanı hulule getirir.
Onun için Hızır’ın duası: “YA HAKK - YA MÜBİN - YA HABİR - YA HADİ - YA HAYY – YA KAYYUM - YÂ EVVEL - YÂ ÂHİR - YÂ ZÂHİR - YÂ BÂTIN” dır.
Suya ALLAH’ ın emri vardır Nuh zamanında.
Nuh Peygamber dua etti biliyorsunuz. Her tarafı, dünyanın her tarafını su kapladı. Tek kara parçası yok…
O halde, o beddua da kavmin helakı için Sunnetullah vazifesini aştı demektir.
O zaman Sunnetullah üzere vazifene devam et emri çıktı.
“Ve kîle yâ ard ebleî mâek ve yâ semâi aklii ve gîdal mâu.
“Ey Arz; suyunu yut. Ey Sema; suyunu durdur” emri çıktı.
O halde suda ALLAH’ ın emrinde bir edep içinde devam eder.
Su bahsi çok büyüktür. Onun için kitap çıktığı zaman okursunuz.
Dünyanız mamur, yolunuz açık olsun.
Su kadar Aziz olun…
Kaydın metnini hazırlayan Uğur Bey’den Allah razı Olsun, teşekkür ederiz.[fb_vid id="10153705449164751"]
YORUMLAR