KAYIT 169 Hepinizin İslami yüreklerinizde muhakkak küçük bir üzüntü var. Bu üzüntü Ramazan’ın çıkması dolayısıyla târif edilmez, lafla izah ...

KAYIT 169
Hepinizin İslami yüreklerinizde muhakkak küçük bir üzüntü var.
Bu üzüntü Ramazan’ın çıkması dolayısıyla târif edilmez, lafla izah edilmez bir üzüntüdür.
Bu üzüntünün nereden geldiğini tahlile savaşmak da doğru değildir.
Çünkü temiz İslami yüzlerinizi çevirdiğiniz şu karşıdaki mihrap, evinizdeki basit seccade ve postunuz bile doğrudan doğruya çevrildiği kıble bu mihrabın bir cinsidir.
Çünkü hakiki saadetin bu mihrapta anahtarı asılı olduğu şuursuz bir surette idrak ederiz hepimiz.
Cenâb-ı Peygamber bir hadisinde buyurmuştur ki:
“Zeminin her tarafı mescittir.”
Yani dünyanın her yeri mescittir.
Pis yer yoktur dünyada çünkü hepimiz topraktan yaratıldık.
İslam’da kapalı yer diğer dine mensup olanların tapınaklarında, ibadethanelerinde muayyen bir dekora lüzum vardır.
İslam’da buna lüzum yoktur.
Kıbleyi bulabilirsen çevrilirsin.
Bulamazsan aklın nereye eriyorsa o tarafa çevrilirsin.
ALLAH’a İslam, dağ başında, damda, ağaç üzerinde, su üzerinde, su altında her yerde ibadet edebilir.
Bu Allah’ın Resul’üne ve Kendine inanlara büyük bir bağışıdır bilirsiniz.
Bu üzüntüde insanın vücudunun içine ruhuna ALLAH’ın sevgisi dağılmış; o sevginin şuurlanmamış üzüntüsüdür.
Oruç; bir nevi ruhun banyosudur.
Hepimiz tuttuk.
Her şeyi Cenâb-ı ALLAH şunu yaparsan şunu Veririm.
Bunu yaparsan bunu Veririm.
Şunu yaparsan şu cezayı veririm Der fakat bu vereceği mükâfatı doğrudan doğruya kendisiyle değil kendi esmalarından tecelli eden menevişlerle, mükâfatlarla, rızıklarla mükâfatlandırır.
Hâlbuki oruç için diyor ki “doğrudan doğruya onun mükâfatını Ben vereceğim.”
Çünkü oruçta hile yoktur.
Namazda hileniz olabilir.
Kıbleye çevrildiğimiz zaman aklınız başka tarafa gidebilir.
Fakat, şeyin yıkılacağını hissetseniz.
Bulunduğunuz yerin namazı bırakıp kaçabilirsiniz.
Şunu bozabilirsiniz.
Fakat oruçta hile yoktur.
Doğrudan doğruya ALLAH’la beraberdir insan.
“Ya Rabbi! Sen bana rızık veriyorsun.
Ben rızkı da tepiyorum.
“Ben Hayy’ınnan, Hay’nan senli benli konuşacağım!” demektir onun için.
Onun için ikindi vakti sana bir zengin çıksa.
Senin ceketin bile yok.
Evinde bir çorban bile yok.
“Alsana yüz bin lira oğlum. Bozuver orucunu!”
Gülersin. Kim sana mâni.
Çünkü ALLAH’nan o kadar berabersin ki ayrılamazsın O’ndan.
Onun için Rasûlullahu Sallallahu Aleyhi Vesellem demiş ki :
“Cenâb-ı ALLAH’la öyle anım olur ki aramıza ne bir Nebiyi Mürsel, ne bir Melek-i Mukarreb girebilir.”
Bu aynen Rasûlulluh’a inanan sizin gibi nurlu Müslümanlarda da aynen böyledir.
İşte oruçta aranıza ne Nebi girebilir, ne Melek girebilir.
Hele şeytan, oruçlunun yanına yanaşamaz.
Çünkü oruçlu bir adam Hazreti İnsandır.
Meleklerin secde ettiği, Tahiyattü Secdesi yaptığı o İNSAN’dır.
Sevgi de biz ilk defa canımızı düşünürüz.
“İlk defa can sonra canan.”
Böyle bir kelime vardır değil mi?
İlk defa kendimi düşünürüm sonra sevdiğimi düşünürüm.
Şimdi bu kelime hodgamlık perdesi altına gizlenmiş asıl sevginin ifadesidir.
Çok dikkat edin kelimeye!
Bazıları anlayabilir ama içimizde kafası İslami bilgi ve fennî bilgiyle dolu münevver insanlar var.
Hodgamlık perdesi altında gizlenmiş asıl sevginin ifadesidir.
Diğer sevgiler, ana sevgisi, evlat sevgisi, sevgili sevgisi, vatan sevgisi, din sevgisi, şu sevgisi bu sevgisi hepsi asıl sevginin gaflet perdesine bir suya aksetmiş akisleridir.
Asıl sevgiye insanı alıştırmak nimetidir o.
Onun için ana babaya itaat farzdır.
“Cennet anaların ayağının altındadır” demek anaya sevgiden kusur etmeyin.
“Bir baba çocuğunun yüzüne bakması ibadettir” buyuruyor Cenâb-ı Peygamber.
“Bir baba evladının yüzüne bakması onun için bir ibadettir” diyor.
O halde o sevgiyi bir raddeye hududa kadar onun altında ALLAH sevgisi gizlidir.
Demek ki bu sevgilerin verilmesi asıl sevgiyi öğretmek için ALLAH tarafından verilen bir nimettir.
Ananın elini öpersin aynı dudakla başka zevk duyarsın.
Sevgilini öpersin başka türlü duyarsın.
Bir nurlu ihtiyarın elini öpersin başka türlü bir zevk duyarsın.
Evladını öpersin başka türlü şey edersin.
Bu şuna benzer.
Et. Koyun eti. Pirzola yaparsın. Et aynıdır.
Köfte yaparsın et aynıdır.
Bilmem biftek yaparsın et aynıdır.
Kül bastı yaparsın, şiş köfte yaparsın et aynıdır amma tatları başka başka…
(Devamı sonraki kayıttadır…)
Kaydın metninin hazırlanmasına destek olan Uğur Bey’den Allah razı Olsun, teşekkür ederiz.[fb_vid id="10153736896679751"]
YORUMLAR