CANLI

Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus Kitabından Alıntı Sözler — Muhyiddin İbn Arabi

Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus - Muhyiddin İbn Arabi kitap alıntıları ve sözleri

2017 tarihli Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi'nin en bilinen eserlerinden biridir. Ataç Yayınları baskısıyla 191 sayfadır. Kitabın en çok işaretlenen cümleleri, sayfa bilgileriyle birlikte aşağıda.

Yazar:Muhyiddin İbn Arabi
Çevirmen:İsmail Rusuhi Ankaravi
Editör:İsmail Rusuhi Ankaravi
İlk Yayın:2017
Yayınevi:Ataç Yayınları
Sayfa Sayısı:191
Dil:Türkçe
ISBN:9789756205037
Okuma Süresi:5 sa. 25 dk.
Türler:Din (İslam), Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar

Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus'tan En Beğenilen Alıntılar

Gönüle yerleşen her hayal, mahşer günü bir sûrete bürünecektir.

Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

"Süleyman'ın yüzüğünün mührüdür ilim."

Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Bütün ruhlar asıl yaradılışları itibariyle tevhidin aslına uygunluk gösterirler. Nitekim hepsi kendilerine "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" Dendiğinde "evet" dediler. Bu evet sözünü herkes söyledi. Bir kısmı dedi de diğer kısmı bunun dışında kaldı değil. Aksine bütün ruhlar aleminde Hakkın birliğini doğruladılar. Dolayısıyle sapıklık sonradan ilişti.

Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Hakk her ne vakit türlü suretlerde insan kalbine tecelli etse, o kalbin istidat ve kabiliyetine göre genişler ve daralır. Dolayısıyla kamil insanın kalbi mükemmel bir ayna ve kaplayıcı bir mazhar olup, ilahi Zatın ve sıfatların tecelli ettiği yerdir.

📖 Sayfa 137 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Kulun varlık gerçeğinin 'fenafillah' makamında sabit ve baki olması gerekir. Çünkü Fena'dan murad, kulun gerçek varlığının yok olması demek değil, aksine zayıf nurun, kuvvetli nur içinde kaybolmasıdır. Yıldızların güneş ışığında kaybolması gibi. Dolayısıyla Fena' kulun bir vehim olan zahiri varlığında Hakk varlığının yayılması ve onu kaplamasından ibarettir.

📖 Sayfa 102 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Allah'ı bilen kimsenin kalbinin Allah'ı içine sığdırması daha doğrusu Onu içine alacak kadar genişlemesi acaib bir mesele ve garip bir nüktedir.

📖 Sayfa 136 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Her resul nebidir, her nebi resul değildir. Her nebi de velidir. Velilik, nebinin Hak'a yakınlığı yüzündendir. İnsani bir durumdur. Dolayısıyla her nebinin veliliği nübüvvetinden daha faziletlidir.

📖 Sayfa 145 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Arîfin kalbi Allah'ın rahmetinden varolmuş olmasına rağmen rahmetten daha geniştir. Çünkü Allah bir kudsi hadiste şöyle bildirmiştir: " kulun kalbi Onu sığdırır, fakat kendi rahmeti Onu çevreleyemez." Arîfin kalbi Allah'ın rahmetinden geniştir. Nitekim "Yeryüzüm ve gökyüzüm beni sığdıramadı; korunan, çekinen, verâ sahibi kulun kalbi sığdırdı" buyrulmuştur. Çünkü rahmeti gerektiren hususlar ancak hâdislere yani sonradan meydana gelen olaylara ilişkindir.

📖 Sayfa 136 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Din, kulun Hakk'a zahiren ve batınen teslimiyetidir.

Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Hakk'ın kullarından bilmelerini istediği şeyi bil. Yani "Bilinmeyi istedim ve varlıkları yarattım" kutsal sözünün hükmünü, "Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" ayetinin de hükmünü bil.

📖 Sayfa 91 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

"Cenabı Hak bütün eşyaya eşit şekilde tecelli eder, fakat ondan herkes yeteneğine göre yararlanır."

📖 Sayfa 84 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Allah katında din İslam'dır. Bu dinin anlamı teslimiyettir. Sözgelimi bir kimseden bir iş istense, o kimseye istenen şeyin yapılması konusunda teslim olunur. Böylece teslim olan kimse müslim olmuş olur

📖 Sayfa 27 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Hak'tan Musa'ya bir hitap geldi "Ey ay doğuşunu koynunda gören Seni ilahi nurumla aydınlattım. Ben Hakk'ım. Hasta oldum da beni görmeğe gelmedin"
"Ya Rab dedi Musa "Sen her türlü eksiklikten münezzehsin. Akıl karıştı; bu sözü açıkla, lutfet"
"Eğer seçkin, has bir kulum hasta olursa, o benim, dikkat et.
Özrü benim özrüm, hastalığı benim hastalığım olur"

📖 Sayfa 99 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Temizlikten murad, batını temizliktir. Arzuların pisliğinden, dünya sevgisinin bulaniklığından temizlik. Nefs bayağılıklardan temizlendiğinde, kalp aynası cilalanır ve levhi mahfuz ile karşı karşıya gelir, kalbinde gaybın acayiplikleri bezenir.

📖 Sayfa 110 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Susuşum huzurunuzda hitaptır, halimi açıklar.

📖 Sayfa 86 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

İnsanın rüyasının bazen doğru, bazen yanliş çıkmasının nedeni şudur: Eğer bir kimse tam bir yönelişle ibadet eder, iyi huylarla ahlaklanır, kötülüklerden nefsini temizler, beden sıhhati ve mizaç ılımlılığı ile zikre devam eder, sürekli abdest alarak vücudunu tertemiz eylerse onun rüyası gerçekleşir. Yok eğer bunların aksine olursa karmakarışık ve doğru çıkmayan rüyalar görür sadece.

📖 Sayfa 109 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Şuayb sözü "şube" kelimesinden türemiştir. Hz. Şuayb bir çok oğula sahipti ve maiyetinde bir çok kabile ve şubesi vardı. İşte aynı bunun gibi kalb de bir çok şubeye sahiptir. Bu, içinde barındırdığı alemler, inançlar, ruhani ve cismani kuvvetler nedeniyle daima Rahman'ın parmakları arasında halden hale dönüştüğü , geçtiği için böyledir. Hz. Şuayb ümmeti arasında kalb makamında idi.

📖 Sayfa 135 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Sizi zaaftan yaratan Allah insanı zayıflıktan yarattı sonra o zayıflıktan bir kuvvet var etti. Ve kuvvetten sonra da zaafı var etti.

📖 Sayfa 32 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Hak Teala yarattığı an, yaratıcısını tanıması için insana yetenek verdi. Kendisinde bulunan 'azıcık'tan 'çok olanı', sayıya gelmez olanı anlayabilmesi için sonsuz ve tükenmez sıfatlarından onun yapısına bir nebze bıraktı. Tıpkı bir avuç buğdayla ambarı, bir testi suyla denizi göstermesi, bilinir kılamsı gibi. Görücü, bilici ve kudret sahibi olmak gibi sonsuza kadar bütün sıfatlarında olduğu gibi..

📖 Sayfa 72 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Hakikatler verildiğinde sonuç teklikten çıkar. Üç tek sayıların ilkidir. İşte Allah da âlemi nefsinden, iradesinden ve sözünden yarattı. Zat birdir. Çeşitlilik gösteren nisbetlerdir. Nitekim buyuruyor: "Biz bir şeyin olmasını dilediğimizde ona ol deriz, o da oluverir."

📖 Sayfa 30 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Bir şeyin varlığından önceki yokluk hallerinde, bütünüyle yok olan bu şeyler nasıl oluyor da "ol" emrine uyabilme yeteneğini gösteriyorlar? Varlığı kendinden başka şeye bağımlı olan bir şeyin varoluşu nasıl mümkün oluyor? Buna şöyle cevap verilir: Bu şeylerin varlığı tamamiyle ilahi ilim mertebesindeki ilmi varlık ile ezeli ve ebedi olarak vardırlar. Her ne kadar varlıklarının dışlaşması açısından yok iselerde. Dolayısıyla "ol" emrine ve "oluverişe" hazır bir şekilde ilmi olarak vardırlar.

📖 Sayfa 117 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

"insan suretiyle zahir, makam ve şerefiyle batındır."

📖 Sayfa 19 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Kâmil insan kısaltılmış bir kitaptır ve ümmü'l-kitab'ın seçkin bir nüshasıdır.

📖 Sayfa 74 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Dinin anlamı teslimiyettir, boyun eğmedir. Nitekim falan İslam oldu dendiğinde, teslim oldu, itaat etti anlamına gelir. Din İslam'dan, İslam teslimiyetten ibaret olunca din, kulun teslimiyetinden başka bir şey olamaz.

Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Allah'tan başkasına yakınma, O'nun kazasına bir hoşnutsuzluk sayılır.

📖 Sayfa 166 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Bazı kitaplar sadece bilgi edinilmek için okunmaz. İnsanın hayatını, düşüncelerini de bereketlendirir. Elinizdeki eser de böylesi kitaplardandır.

📖 Sayfa 6 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Cenabı Hakk buyurur ki: "Biz Yunus'u kurtardığımız gibi, müminleri de yani söz ve durumlarından doğru olanları da şeytani, nefsani dünyevi ve uhrevi, üzüntü, keder ve arzulardan kurtarırız" şu gelen ayette bu anlama işaret eder. " Balığın karnına girmiş olan Yunus'a da lütfettik. Zira o kavmine kızarak gitmişti, bizim kendisine güç yetiremeyeceğimizi sanmıştı. Nihayet karanlıklar içinde: ' Senden başka ilah yoktur. Sen eksiklerden münezzehsin, yücesin, ben zalimlerden oldum' diye yalvardı. Biz de onun duasını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz inannanları böyle kurtarırız."

📖 Sayfa 163 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Çakmaktaşı önce, kıvılcım sonradır ama çakmaktaşı tense kıvılcım candır.
Kıvılcım zaman bakımından daha sonra ama nasılsa çakmaktaşından daha üstündür.

📖 Sayfa 76 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Ruh kendindeki kuvvetlerle bedeni yönetir.

📖 Sayfa 19 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Her nebi, Rahmani Nefes'in harflerinden bir harf topluluğu gibi olduğundan peygamberlerin ruhları için 'Kelimeler' deyimi kullanılmış, bundan dolayı bütün evren ve varlıklara da 'Allah'ın Kelimeleri' (Kelimatullah) denilmiştir. Nitekim, "De ki, Rabbimin kelimelerini yazmak için deniz mürekkep olsa, Rabbimin kelimeleri bitmeden deniz tükenirdi" (Kehf109) ayetinde bu anlama gönderme vardır.

📖 Sayfa 69 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Dal zahirde meyvenin aslıdır ama aslında dal meyve için vardır. Arzu, ümit ve meyve olmasaydı bahçivan ağaç fidanını nasıl dikecekti? Surette meyve ağaçtan elde edilmişse de, manada ağaç meyveden doğmuştur.

📖 Sayfa 75 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

"Heyeman" şiddetli aşk ve aşırı sevgiden oluşan şaşkınlığa denir. Aşk ve sevgi, Cenabı Hakkın tecellilerinden oluşur; O'nun Celal oluşuna ilişkin tecellilerden.
İnsanlar arasında meczuplara, yetkin velilere de bu cezbe ve heyemandan nasip vardır.

📖 Sayfa 101 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

"Ve Allah Âdem'i âlemle kasdedilen şeyin ta kendisi kıldı. Yani kâmil insanı âlemin yaratılış gayesi ve bütün yaratıkların da aslî amacı etti."

📖 Sayfa 75 · Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi

Sıkça Sorulan Sorular

Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus kimin eseridir?

Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, Muhyiddin İbn Arabi tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2017'de yayımlanmıştır. Türkçeye İsmail Rusuhi Ankaravi çevirmiştir.

Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus kaç sayfadır?

Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus, 191 sayfadır (Ataç Yayınları baskısı).

Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus'un en ünlü sözü nedir?

“Gönüle yerleşen her hayal, mahşer günü bir sûrete bürünecektir.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Gerçeklerin Özü / Nakşe'l-Füsus — Muhyiddin İbn Arabi. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4