CANLI

Hüsn-i Zan ve Vefa Kitabından Alıntı Sözler — Osman Nuri Topbaş

Hüsn-i Zan ve Vefa - Osman Nuri Topbaş kitap alıntıları ve sözleri

Hüsn-i Zan ve Vefa adlı eser, Osman Nuri Topbaş tarafından yazılmıştır. Aşağıdaki sözler, okurların en çok beğendiğinden başlayarak sıralanmıştır.

Yazar:Osman Nuri Topbaş
Yayınevi:Erkam Yayınları
Sayfa Sayısı:104
Dil:Türkçe
ISBN:9786254400797
Okuma Süresi:2 sa. 57 dk.
Türler:Din (İslam)

Hüsn-i Zan ve Vefa'dan En Beğenilen Alıntılar

Akıllı kimsenin mertebesi yükseldikçe tevâzu hâli artar.

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Rasûlullâh Efendimiz evde kendi elbiselerini temizler, koyunlarını sağar, yırtığını yamar, pabucunu tamir eder, evi süpürür, devesini bağlayıp yemini verir, hizmetçi ile beraber yemek yer, onunla hamur yoğurur, çarşıdan aldıklarını kendisi taşırdı.

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Zîrâ Allâh’ın azâbından korkan kimseye uzaklar yakın olur.

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

“Allâh’ın kullarına karşı hüsn-i zan sâhibi ol. Böyle olursan birçok yorgunluktan kurtulursun.”

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

«Ey Allâh’ım! Hayat, ancak âhiret hayâtıdır!» (Vâkıdî, II, 824; Buhârî, Rikak, 1)

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

“Bahar mevsiminde bir taş yeşerir mi?
Toprak gibi mütevâzı ol ki senden renk renk güller ve çiçekler yetişsin!..”

Hz. Mevlana

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

“Eğer dünyâda ve âhirette, Allâh’ın lûtuf ve merhameti üstünüzde olmasaydı, içine daldığınız bu iftirâdan dolayı size mutlakâ büyük bir azap isâbet ederdi.”(en-Nûr, 14)

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Lokmân Hâkim şöyle der:
"Evladım! Üç şey, üç şeyle bilinir: Hilim, gazap anında; şecaat, harp meydanında; kardeşlik ise ihtiyaç anında."

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle bir hâdise nakleder:
Bedevînin biri, Mescid-i Nebevî’de küçük abdestini bozmuştu. Sahâbîler hemen onu azarlamaya başladılar. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem):
“–Adamı kendi hâline bırakın. Abdest bozduğu yere bir kova su dökün. Siz kolaylık göstermek için gönderildiniz, zorluk çıkarmak için değil.” buyurdu.
(Buhârî, Vudû’ 58, Edeb 80)

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

... Nitekim en büyük şâheseri olan Selimiye Camii'ni tamamladığında adının kitabeye yazılması teklifine:

"Ben kim oluyorum ki Allah'ın evine ismimi koyayım!.." diye cevap vermesi, eserlerinin ihtişamına denk bir mânevî derinliği de ortaya koyuyordu...

📖 Sayfa 40 · Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Osmanlı'nın mîmârîdeki dehâsı Koca Sinan, bütün muvaffakıyetlerine rağmen Hakk'ın huzurunda kendisini aciz bir karınca olarak telâkki ederdi. Çünkü o, tevâzûda da eşsiz bir üstaddı.

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Hediyenin küçüğü büyüğü olmaz. Maksat gönül almak ve muhabbeti ziyâdeleştirmektir. Bu gönül kıvâmını yakalayabilmek ise ancak tevâzû libâsına bürünmekle mümkündür.

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

İmâm Ebû Yûsuf’a bir gün Halîfe Hârun Reşîd bir mes’ele sorar.
İmâm Ebû Yûsuf:
“–Bilmiyorum.” diye cevap verir. Halîfenin yardımcısı İmâm Ebû Yûsuf’a:
“–Maaş ve tahsîsâtınız varken bilmiyorum diyorsunuz!..” der. İmâm Ebû Yûsuf da cevâben:
“–Benim maaşım ilmime göredir. Bilmediklerim için de verilecek olsa hazine yetmezdi...” der.

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

"Pâdişâh-ı âlem olmak, bir kuru kavgâ imiş,
Bir velîye bende olmak cümleden a‘lâ imiş!.."

Yavuz Sultan Selim

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

“Sıkıntıda olanlara ve borçlulara vâde veren (veya alacağından vazgeçen) kişiyi, Allah Teâlâ, hiçbir gölgenin olmadığı günde kendi gölgesinde gölgelendirir (onu korur).”(Müslim, Zühd, 74)

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

İnsan her şeyden evvel, Rabbine karşı vefâkâr olmalıdır. Bu ise, ancak ve ancak O'nun emirlerine riâyetle gerçekleşir. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

"Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir." (el-Haşr, 19)

📖 Sayfa 80 · Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Halîfenin yardımcısı İmâm Ebû Yûsuf'a:
"- Maaş ve tahsisâtınız varken bilmiyorum diyorsunuz!.." der.
İmâm Ebû Yûsuf da cevâben:
"- Benim maaşım ilmime göredir. Bilmediklerim için de verilecek olsa hazine yetmezdi..." der

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Sözün özü, insanlara karşı güzel duygular içinde bulunabilmek, mahlûkâta Hâlık’ın nazarıyla bakabilme fazîletinin bir meyvesidir. İnsanların iyiliğini istemek ve onların güzel yönlerini görebilmek, Cenâb-ı Hakk’ın rızâsına, kulların da muhabbetine medâr olan mühim bir haslettir.

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

“Kıyâmet günü, yer yarılıp açıldığında ilk defa (diriltilecek olan) benim, ancak övünmek için söylemiyorum. Hamd sancağı bana verilecek, ancak bununla da övünmüyorum! Ben kıyâmet gününde insanların efendisiyim, ancak övünmek yok! Kıyâmet günü cennete ilk girecek benim, ancak bunu da övünç vesîlesi yapmıyorum.”

(Dârimî, Mukaddime, 8. Ayrıca bkz. Tirmizî, Menâkıb, 1/3616)

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

"Mâl ü mülke olma mağrûr, deme var mı ben gibi!
Bir muhâlif yel eser, savurur harman gibi…"

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

“Ashâbımdan hiç kimse, hiçbir kimsenin kusuru hakkında bana bir şey ulaştırmasın! Ben sizin karşınıza selîm bir kalp ile çıkmak istiyorum.”(Ebû Dâvûd, Edeb, 28/4860)

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

“Rıfktan (yumuşak huyluluktan, mülâyimlikten) nasîbi olana, hayırdan da nasip verilmiştir. Rıfktan nasîbi olmayan da hayırdan mahrum kılınmıştır.”(Tirmizî, Birr, 67/2013)

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Aslen bir hristiyan iken, Mevlânâ ve Mesnevî’si vesîlesiyle hidâyete eren Farsça hocam rahmetli Yaman Dede’ye:
“–Siz, niye Mevlânâ ve Mesnevî’den bu kadar çok bahsediyorsunuz?” diye sorulduğunda:
“–Oğlum, benim elimden Mevlânâ tuttu. O beni Hazret-i Peygamber’in kapısına götürerek hidâyetime vesîle oldu. Beni ateşten kurtaran birisini bu kadar anmam az bile!” derdi.
Ne güzel bir vefâ ve ne ince bir düşünce!..

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Onun kaygısı şahsıyla ilgili değildi. Onun bütün derdi, hattâ kendisini yıpratacak derecedeki endişesi, insanların hidâyet bulup dünyâ ve âhiret saâdetine nâil olmalarıydı.

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Ashâbımdan hiç kimse, hiçbir kimsenin kusuru hakkında bana bir şey ulaştırmasın! Ben sizin karşınıza selîm bir kalp ile çıkmak istiyorum." (Ebu Davud, Edeb, 28/4860)

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Enes ( radıyallahu anh) şöyle der:
“Ben Rasûlullâh’ın ellerinden daha yumuşak olan ne bir atlasa ne de bir ipeğe dokundum. Allah Rasûlü’nün kokusundan daha hoş bir râyiha da koklamadım. Efendimiz’e tam on yıl hizmet ettim. Bana bir defa bile «Üf!» demedi. Yaptığım bir şey sebebiyle; «Niçin böyle yaptın?» demediği gibi, yapmadığım bir iş sebebiyle de bir kez bile; «Şöyle yapsan olmaz mıydı?» demedi.
(Buhârî, Savm 53, Menâkıb 23; Müslim, Fedâil 82)

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Vefâ duygusuna sahip olmayan kimseler sâdece kendini, zevkini ve menfaatini düşünen bencil kimselerdir.

📖 Sayfa 80 · Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

“Kim Allah Teâlâ’nın rızâsı için (Allâh’ın kullarına karşı) bir derece tevâzû gösterirse, bu sebeple Allâh onu bir derece yükseltir...”
(İbn-i Mâce, Zühd, 16)

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

“Allâh’ı unutan ve bu yüzden Allâh’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.” (el-Haşr, 19)

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Lokmân Hekîm şöyle der:
“Evlâdım! Üç şey, üç şeyle bilinir: Hilim, gazap ânında; şecaat, harp meydanında; kardeşlik ise, ihtiyaç ânında.”

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Tâbiînin büyüklerinden İmâm Şa'bî'nin, kendisine hakâret eden fâsık bir şahsa: "- Dediklerin doğru ise, Allâh beni affetsin! Eğer yalancı isen, Allâh seni affetsin!" şeklindeki cevâbı, ne büyük bir fazîletin yansımasıdır

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Tâbînin büyüklerinden İmâm Şa'bî'nin, kendisine hakaret eden fâsık bir şahsa:

"-Dediklerin doğru ise, Allâh beni affetsin! Eğer yalancı isen, Allâh seni affetsin!" şeklindeki cevabı, ne büyük bir fazîletin yansımasıdır.

📖 Sayfa 65 · Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

İnsanlara karşı hüsn-i zan beslemek, kişiye herhangi bir külfet ve yük getirmez, bilâkis onu nice vebâl ve yorgunluktan kurtarır.

📖 Sayfa 67 · Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

İinsanlara karşı güzel duygular içinde bulunabilmek, mahlûkâta Hâlık'ın nazarıyla bakabilme fazîletinin bir meyvesidir. İnsanların iyiliğini istemek ve onların güzel yönlerini görebilmek, Cenâb-ı Hakk'ın rızâsına, kulların da muhabbetine medâr olan mühim bir haslettir.

📖 Sayfa 79 · Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Hazret-i Mevlânâ bu hâli ne güzel ifâde eder:
"Gel ey gönül! Hakîkî bayram, Cenâb-ı Muhammed'e vuslattır.
Çünkü cihânın aydınlığı, O mübârek varlığın cemâlinin nûrundadır."

📖 Sayfa 8 · Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

"Akıllı kimsenin mertebesi yükseldikçe tevâzû hâli artar."

📖 Sayfa 12 · Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

"Evlâdım! Üç şey, üç şeyle bilinir: Hilm, gazap anında ; şecaat, harp meydanında; kardeşlik ise ihtiyaç anında."
(Lokman Hâkim)

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

... Biz mü'minler hakkında sâdece hüsn-i zanda bulunuruz.

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

"Aşk, muhabbet, dostluk gibi hususların cümlesi vefaya bağlıdır ve daima vefalı olan kimseyi arar. Bunlar, vefasız bir gönle asla yakışmaz."

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Yavuz Sultan Selim Han, Mısır Seferi'nden İstanbul'a dönüşte Üsküdar'a gündüz vakti ulaşmıştı. Yavuz, İstanbul halkının, kendisine büyük bir tezahürat yapacağını haber aldığından, lalası Hasan Can'a:

"-Hava kararsın, herkes evlerine dönsün, sokaklar boşalsın, ben ondan sonra İstanbul'a gireyim. Fânîlerin alkışları, zafer tâkları ve iltifatları, bizi nefsimize mağrur edip yere sermesin!.." dedi.

📖 Sayfa 38 · Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Sû-i zan ve hasedi terk et. Sen bu kötü vasıflarla, beline taş bağlanmış bir zavallı kişisin; bu taşla ne Yüzebilir ne de yürüyebilirsin.

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

"İnsan her şeyden evvel,Rabbine karşı vefakar olmalıdır."

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

“İşte âhiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz. (En güzel) âkıbet, takva sahiplerinindir." (el-Kasas, 83)

📖 Sayfa 13 · Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Neslimizden ve zürriyyetimizden mûttakilere sertâc olacak göz nûru ve gönül sürûru evlatlar ihsan eyle!
Amin

📖 Sayfa 104 · Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Lokmân Hakîm şöyle der:

"Evlâdım! Üç şey, üç şeyle bilinir: Hilim, gazap ânında; şecaat, harp meydanında; kardeşlik ise, ihtiyaç ânında."

📖 Sayfa 49 · Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Hediyenin büyüğü küçüğü olmaz. Maksad gönül almak ve muhabbeti artırmaktır...

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Allâme İmâm Gazâli:
" Bildiklerime nisbetle bilmediklerimi ayaklarımın altına alabilseydim, başım göklere değerdi."

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

İnsanlara karşı güzel duygular içinde bulunabilmek, mahlukata Hâlık'ın nazarıyla bakabilme fâziletinin bir meyvesidir.

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Şâir ne güzel söyler:
Mazhar-ı feyz olamaz düşmeyicek hâke nebat Mütevâzî olanı rahmet-i Rahmân büyütür

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Sabahleyin evinden dışarı çıktığında kime rastlarsan, kendinden üstün göresin. Tevâzû odur ki, kim sana hak bir şey söylerse onu kabûl edesin ve senden aşağıdakileri kendinden üstün bilesin seni kötüleyenle medheden, katında eşit olsun..

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Mütevazi insan, cömerttir. Cömert insan merhametlidir. Merhametli insan mâhlukata hizmet neş'esi ile doludur.

📖 Sayfa 44 · Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Yumuşak huyluluk adına zulme boyun eğmek, ilahi kanunların çiğnenmesine hoşgörüyle yaklaşmak asla doğru bir davranış değildir. Hilmi-himari (eşek itaati) adı verilen bu davranış, kötü insanların kötülük yapma isteğini ve cesaretini artıracağı için son derece yanlış bir davranıştır.

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

"... Fakat ben, size imtiyazlı bir durumda olmaktan hoşlanmam..."
(Hadis-i Şerif)

📖 Sayfa 19 · Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

"Bahar mevsiminde bir taş yeşerir mi? Toprak gibi mütevâzı ol ki senden renk renk güller ve çiçekler yetişsin!.."
Hazret-i Mevlana

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

“(Rasûlüm!) O vakit, Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şâyet sen kaba ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu hâlde onları affet; bağışlanmaları için duâ et; (yapacağın bir) iş hakkında onlarla istişâre et! Kararını verdiğin zaman da artık Allâh’a tevekkül et! Muhakkak ki Allâh, kendisine tevekkül edenleri sever.”
(Âl-i İmrân, 159)

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

İnsan, şahsiyet ve karaktere hayranlık duyar ve hayran olduğu kimseyi taklid eder. Çünkü "taklid meyli", insanoğlunun yaratılışındaki en köklü temayüllerden biridir.

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Mâl ü mülke olma mağrur, deme var mı ben gibi!
Bir muhâlif yel eser, savurur harman gibi..

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

İnsanlara karşı hüsni zan beslemek, kişiye herhangi bir külfet ve yük getirmez, bilakis onu nice vebal ve yorgunluktan kurtarır.

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Hüsn-i zan: güzel düşünmek, iyi şeyler temennî etmek, menfi düşüncelerden ve sû-i zandan, yâni kötü düşüncelerden uzak kalabilmektir. Müslümanlar birbirlerine karşı hüsn-i zan beslemeye muvaffak oldukları takdirde, birçok yanlışa düşmekten korunmuş olurlar.

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Hilim, kendi şahsına karşı hata işleyen kimseler için bile kalbinde bir soğukluk beslememek, sabır ve tahammül sahibi olmaktır.

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş

Sıkça Sorulan Sorular

Hüsn-i Zan ve Vefa kimin eseridir?

Hüsn-i Zan ve Vefa, Osman Nuri Topbaş tarafından yazılmıştır.

Hüsn-i Zan ve Vefa kaç sayfadır?

Hüsn-i Zan ve Vefa, 104 sayfadır (Erkam Yayınları baskısı).

Hüsn-i Zan ve Vefa'nın en ünlü sözü nedir?

“Akıllı kimsenin mertebesi yükseldikçe tevâzu hâli artar.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Hüsn-i Zan ve Vefa — Osman Nuri Topbaş. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4