
Muhyiddin İbn Arabi'nin kaleme aldığı İcazü'l-Beyan, hikmetli sözleriyle okurların sıkça başvurduğu bir eserdir. Eserden akılda kalan bölümleri, beğeni sırasına göre aşağıya derledik.
İcazü'l-Beyan'dan En Beğenilen Alıntılar
Düşman karşısında savaşın şiddetlenip kızışmış olmasına rağmen kişinin namaz ile meşgul olması, düşmanın gözünün önünde savaşın o kızışmış anında namaz kılması, düşmanın kalbine korku salacaktır, çünkü bunu gören düşman, karşısındaki adamların düşman saldırısından hiç korkmadığını, namazda iken saldırıya uğrama korkusu taşımadıklarını ve böyle bir korkunun onları namazdan alıkoymadığını görecektir.
📖 Sayfa 234 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Bir kimse ancak tasarruf sahibi olduğu şeyi başkasına devredebilir; oysa ahirette kimsenin tasarruf sahibi olduğu bir şey yoktur. Bu itibarla bu hususu iyi düşün.
📖 Sayfa 17 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Amel işleyen herkes ameller arasındaki farkı dünyada nasıl anlıyorsa, ahirette meyveleri tadan herkes de onlar arasındaki farkı bilecektir.
📖 Sayfa 61 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Her şeyde ona dair bir ayet vardır
📖 Sayfa 86 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Onun bir olduğuna delalet eder.
Her doğan çocuk, fıtrat üzere doğar; onu sonradan Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapan ise anne babasıdır. Allah'ın insanları yaratmış olduğu fıtrat, onların Hak Teala'nın rububiyetini kabul edecekleri inançtır
📖 Sayfa 47 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Namaz dışında, kulun Rabbi ile münacat haline girdiği söylenen bir başka ibadet yoktur.
📖 Sayfa 94 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
İlki inatçı, İkincisi ifratçıdır.
📖 Sayfa 33 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Allah'tan bize gelen her hayır onun fazlından ve ikramındandır.
📖 Sayfa 237 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Allah Teala bize, müşrik kadınlarla evlenmemizi yasaklamıştır.
📖 Sayfa 339 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Bilmeyenin bilmediğini bilen zat, bilmeyeni, bilmediği şeyden hesaba çekmez.
📖 Sayfa 181 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Bu yüzden bizler, bizden önce inzal edilmiş olanlara, bize öncekilerden nakledilmiş şeyler olarak değil, bizim Peygamberimize inzal edilmiş şey olması açısından iman ederiz.
📖 Sayfa 30 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Zira yaratmaktan aciz olan, ilâh olamaz. İlâhın en hususi niteliği yaratma sıfatıdır ki bu sıfat ile ilâh, kullarından ayrılır. Dolayısıyla yaratılmış hiçbir varlığın temel olarak herhangi bir fiili yaratması söz konusu değildir.
📖 Sayfa 58 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Zira kabir, âhiret menzillerinin ilkidir.
📖 Sayfa 83 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Tasdik kalbe ait bir haldir.
📖 Sayfa 34 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Şu muazzam ve büyük varlıklar, hep insan için yaratılmıştır. Bütün bunların bizim için yaratılmış olduğunun delili, bizim ahiret diyarına intikalimizden sonra gökyüzünün dağılıp parçalanacak, yerin ortadan kalkacak, dağların yürüyecek olmasıdır.
📖 Sayfa 67 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi

Allah'la birlikte bir ortak koşan kimseden daha cahil yoktur.
📖 Sayfa 245 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Zira asıl cahil, Allah'a ibadet ile alay eden kimsedir.
📖 Sayfa 121 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Zira cennet ve cehennem üç hali ihtiva eder. Birincisi, onlara giriş halidir. İkincisi, onlarda hususi tabakalarda yerleşme halidir. Üçüncüsü ise, çıkmamak üzere onlarda kalış halidir.
📖 Sayfa 132 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Kibir sahibi olanlar namaza karşı kibirlenirler.
📖 Sayfa 94 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Nitekim Beyt( Ka'be), evlerin en şereflisidir.
📖 Sayfa 221 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Tevhid amel değildir, aksine amel, onu tahsil etme talebidir.
📖 Sayfa 135 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Ayette na'budu [kulluk ederiz] ve nesta'in [yardım dileriz] fiillerini 'nun' harfi çoğul olarak kullanmıştır. Çünkü kulluk edenler ve yardım dileyenler çoktur; kulluk eden ister tek bir şahıs dahi olsa, onun bütün uzuvları bir ibadet üzeredir; bu yüzden de kulluk eden kişinin tek bir şahıs olması durumunda bile "kulluk ederiz" şeklinde çoğul kullanım doğru olmaktadır.
İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Elif, Lam, Mim ifadesindeki bu harfler, sonları sakin kılınarak, durma şeklinde telaffuz edilir ve bu okunuş değiştirilmez. Bu harflerin ne anlama geldikleri ise hakiki manada ancak Hak Teala tarafından bilinir, başkası tarafından bilinmez.
📖 Sayfa 24 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Bir şeyi "ibda" etmek, onu muhkem ve mükemmel bir şekilde yaratmak demektir.
📖 Sayfa 177 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Bir mü'min âhirette ateşe girecek olsa, bu onun dünyada hastalanması, fiziksel ve manevi olarak acı çekmesi gibi olacaktır; fakat nihayetinde varacağı yer, sonsuz nimetler içimde edebi saadettir.
📖 Sayfa 82 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
İnsanın kıyamet ile karşılaşması onun ölümü esnasında olur.
📖 Sayfa 120 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Ey insan! Seni kerem sahibi Rabbine karşı aldatan nedir?
📖 Sayfa 15 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Her kim, kendilerine ihsanda bulunulması emredilen kimselere ihsanı emrediyorsa, nefsine İhsan etmiş olur. İhsanı emretmek de ihsanın bir parçasıdır.
📖 Sayfa 93 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Azabın muazzam olması ise, bu azabın iki ve daha fazla açıdan azap olması demektir; yani onlar için hem cehaletleri nedeniyle bir azap, hem de yalanlamaları nedeniyle bir azap söz konusudur.
📖 Sayfa 36 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Her kim nefsini bilirse Rabbini bilir. Böylece Allah, kulu, kendisini bilmeye delil kılmıştır.
📖 Sayfa 13 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi

Mü'minlerin alametlerinden biri, önlerinde ve sağlarında yürüyen bir nurun bulunması, bir diğeri ise abdest izi olarak parıl parıl ışıldıyarak gelmeleridir.
📖 Sayfa 217 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Kâfir, hakkı örten kimsedir.
📖 Sayfa 33 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
... sevgi gözü kör, kulağı sağır eder.
📖 Sayfa 341 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Zira âhireti inkâr eden ve dünya hayatını elindeki tek ganimet bilenden daha hayata düşkün kimse yoktur.
📖 Sayfa 150 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Allah bu ümmeti, içinde münafıkların da bulunduğu halde haşr edecektir.
📖 Sayfa 45 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Hak Teala'nın, tekliği (vahdaniyeti) içinde umumi ahvalimizle kendisine dua etmemiz için pek çok isme (Esma-i Hüsna'ya) sahip olması da, O'nun hikmetlerinden biridir.
📖 Sayfa 112 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Namazda kul [Bizleri sırat-ı müstakime (kurtuluş yoluna) hidayet et. Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğramamışların ve sapmamışların yoluna] der; buna karşılık Hak Teala da "Bunlar kulum içindir, kuluma dilediği şey vardır" der; böylece duaya icabet etmeyi garanti eder.
📖 Sayfa 21 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Allah'ı ve O'nun peygamberini inkâr eden kâfirlerin acı duyması mü'minlerin sevinci olduğu için, Hak Teala bu durumu (içinde tatlılık, lezzet manası da bulunan) azab kelimesi ile isimlendirmiştir. Çünkü bu azabda mü'mü'minlerin aldığı bir' uzubet (lezzet) vardır. Nitekim Hak Teala, onların azabının mü'minleri sevindirmesi ile ilgili olarak "ve mü'min bir kavmin gönüllerine şifa olsun ve kalplerindeki öfkeyi gidersin" (Tevbe 9/14-15) buyurmuştur.
📖 Sayfa 41 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
.
Bir görüşe göre kendisine Musa isminin verilmesinin sebebi, kendisini taşıyan sandığın, suyun içindeki çalılıkların arasında bulunmuş olmasıdır. Zira Kıpti dilinde "Mu," su anlamına, "Sa," ise "ağaç, çalılık" anlamına gelir.
📖 Sayfa 101 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Hak Teala bu meyanda "İnsanların kendi elleriyle yaptıklarından ötürü karada ve denizde fesad zuhur etti, böylece onlara yaptıklarının bir kısmını tattırmak istiyoruz" (Rum 30/41) ifadesiyle bunun bir karşıklık olduğunu ifade etmiş ve "Başınıza gelen her musibet elinizle kazandığınızdandır" (Şura 42/30) buyurmuştur. İşte bu karşılık günüdür, kim bunu ahiret gününe tahsis ederse, ayetin hakkını vermemiş olur.
📖 Sayfa 17 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Hazret-i Peygamber Aleyhisselam da "Sizden öncekilerin helak olmalarının sebebi çok soru sormaları ve peygamberlerine çokça muhalefet etmeleridir" buyurmuştur.
📖 Sayfa 124 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
İnsana, malından daha değerli olan canını bile Allah yolunda feda etmesi emredildiğine göre, malı haydi haydi emredilmiştir.
📖 Sayfa 290 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Bahtiyar insan, dini konusunda en ufak şüpheden uzak duran, ehl-i kıbleden hiç kimseyi günahından dolayı tekfir etmeyen kimsedir. Zira ilim geniştir, yorumlar (vücuh) ise çoktur.
📖 Sayfa 43 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
.
Hamd O'na'dır. İkincisine ise (hamd kelimesinin başındaki) elif lam takısı delâlet eder; çünkü bu elif lam takısı, söz konusu "hamd" in, övgünün bütün cinslerini ihtiva ettiğini gösterir. Dolayısıyla övgü iki açıdan Allah'adır; ilki, sahip olduğu celâl sıfatı açısından, ikincisi ise, bahşettiği nimet ve ihsanlar açısından. Bu tek türe (bahşettiği nimetler dolayısıyla Allah'ı övmeye) şükür denilir; hamd kelimesini "şükür" olarak tefsir eden kimse kusurlu davranmış, kelimenin anlamının hakkını verememiş olur.
📖 Sayfa 13 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Bir şeyi biliyor olan, o konuda alim olan kimsenin kalbi mühürlenmez; ama bir şey hakkında cahil olan kimsenin kalbi mühürlenmiştir.
📖 Sayfa 34 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
.

Yine sahih bir hadis-i şerifte, "Her kim (mü'min) kardeşine kâfir derse, bu söz o ikisinden birine döner." buyurmuştur. Yani kâfirlik vasfı o ikisinden birine ait olur; eğer dediği doğru ise, yani kâfir olarak nitelediği kişi gerçekten kâfir ise, nitelemesi doğru olur; yok eğer dediği söz doğru değilse, kâfir vasfı kendisi için geçerli olur.
📖 Sayfa 43 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Sadaka Rahman'ın eline düşer. Aranızdan biri malını arttırdığı gibi Allah da onu bereketlendirir.
📖 Sayfa 166 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
İnsan bu dünyevî yaratılış tabiatında olduğu için, sürekli birlikte olduğu zaman usanır. İşte bu yüzden Hak Teâlâ, insan için çeşitli renk, koku ve tatlarda pek çok yiyecek yaratmıştır. Yine Hak Teâlâ, insana birtakım ibadetleri farz kılınca, bu ibadetleri çeşitlendirmiş ve insanın doğuştan sahip olduğu karakter icabı usanmaması için onları farklı vakitlerde farz kılmıştır. İnsan en lezzetli rızkı bile uzun süre yiyecek olsa ondan bıkar ve başka bir şey ister ya da başka bir rızık yoksa o rızıktan bir süre uzak durur, ancak ihtiyaç anında ona yönelir.
📖 Sayfa 112 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Haddizatında Hazret-i Peygamber Aleyhisselam resullerin en büyüğüdür, çünkü onun risaleti bütün insanlara yöneliktir. Onun resul olarak gönderilişinden kıyamet gününe kadar yaşayacak olan bütün insanlar onun ümmetindendir. Bunların iman edenleri de inkar edenleri de onun ümmetindendir.
📖 Sayfa 404 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Nitekim Ehl-i Hakk'ın muhaliflerinin iddia ettiklerinin aksine, hiçbir şey Allah üzerine vacib değildir. Bununla beraber biz, Hak Teala'nın bazı şeyleri kendi üzerine vacib kılmış olmasını da inkâr etmeyiz.
📖 Sayfa 85 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Kul namaz esnasında el-hamdü lillahi Rabbil-alemin [Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur] der. Allah da "Kulum bana hamd etti" buyurur. "Kulum bana şükretti" demez. Dolayısıyla burada 'sena' kelimesinin genel anlamını kast edilmiş olduğuna dair görüşümüz doğrudur.
📖 Sayfa 13 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Buradaki "Allah" lafzı, sözdeki fiil manasına taalluk eder ki sözün içinde fil manası mevcuttur.
İnsan bu dünyevi yaratılış tabiatında olduğu için, bir şey ile sürekli birlikte olduğu zaman usanır. İşte bu yüzden Hak Teala, insan için çeşitli renk, koku ve tatlarda pek çok yiyecek yaratmıştır.
📖 Sayfa 112 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Musa aleyhisselamın hemen ardı sıra Yu'şa, Şumeyl (Samuel), İşaya, Urumya, Davud ve diğer peygamberler gelmiştir. Toplumdan her birine peygamber geldikçe onu inkar etmişler, nihayet İsa Aleyhisselam gelmiştir. [Meryem oğlu İsa'ya da apaçık deliller verdik] İsa kelimesi Süryanice Eyşû' şeklindedir. Meryem kelimesi de erkekler için kullanılan Zeyr (rahip) kelimesinin kadınlar için kullanılan karşılığıdır.
📖 Sayfa 141 · İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi
Sıkça Sorulan Sorular
İcazü'l-Beyan kimin eseridir?
İcazü'l-Beyan, Muhyiddin İbn Arabi tarafından yazılmıştır. Türkçeye Muhammed Coşkun çevirmiştir.
İcazü'l-Beyan kaç sayfadır?
İcazü'l-Beyan, 500 sayfadır (İnsan Yayınları baskısı).
İcazü'l-Beyan'ın en ünlü sözü nedir?
“Düşman karşısında savaşın şiddetlenip kızışmış olmasına rağmen kişinin namaz ile meşgul olması, düşmanın gözünün önünde savaşın o kızışmış anında namaz kılması, düşmanın kalbine korku salacaktır, çünkü bunu gören düşman, karşısındaki adamların düşman saldırısından hiç korkmadığını, namazda iken saldırıya uğrama korkusu taşımadıklarını ve böyle bir korkunun onları namazdan alıkoymadığını görecektir.”