
Muhyiddin İbn Arabi'nin Rıza İhlas ve Tevekkül adlı kitabı, Fütühat-ı Mekkiyye özgün adıyla 2015'te yayımlanmış, 238 sayfalık bir Din (İslam) eseridir. Bu derlemede Rıza İhlas ve Tevekkül'den en çok paylaşılan satırlar sizi bekliyor.
Rıza İhlas ve Tevekkül'den En Beğenilen Alıntılar
Soyluluk ve nezihlik hayâdadır.
Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Tefekkür ibretler ve ayetlerdedir
📖 Sayfa 95 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Hükümler ve kaderde tefekkür yoktur
Allah, kulları için inançsızlığa razı olmaz.
📖 Sayfa 33 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Razı olacağı işleri yapmaya kulu ulaştıran Allah'tır.
📖 Sayfa 62 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Kul mevcut olan ile -Allah karşısında saygının gereğiyle- Allah'tan razı olur, çünkü Allah'ı vekil edinmiştir.
📖 Sayfa 28 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Kul Allah'ın azatlık kabul etmeyen kölesidir.
📖 Sayfa 82 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Allah insanı gücü ölçüsünde yükümlü tutar.
Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
ubudiyetin hakikati efendinin emirlerinin sınırında durmaktır.
📖 Sayfa 42 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Allah hakkı söyler ve doğru yola ulaştırır.
📖 Sayfa 31 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Kul, amelin gerçek failini ve meydana getirenini görmelidir.
📖 Sayfa 63 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Allah önce kendisinin kullarından razı olduğunu zikretti. Allah'ın rızası, kendilerini yükümlü tuttuğu amellerden güç yetirilebilenleri kabul etmesidir. Bunun karşılığında gerçekleşen sevaptan kullar razıdır, çünkü onlar Allah'ın nezdinde kendilerine ulaşandan fazlasının bulunduğunu bilir. Öyleyse Allah onlara her an ve hal be hal sürekli ve kesintisiz olarak ulaştırır. Bununla beraber meşru bir yükümlülükten kaynaklanan kulların amelleri kesilir, ibadetleri kesilmez.
📖 Sayfa 30 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Allah, yükümlü tuttuğu şeyi herhangi bir güçlük çekmezden gücün ölçüsünde yerine getirdiğinde senden razı olur.
📖 Sayfa 29 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Allah'ın hikmetinin gerektirdiği istikamet, her varlığa yayılmıştır.
📖 Sayfa 47 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Hakka ait şeylerde dereceli üstünlük yoktur, çünkü bir şey kendinden üstün olamaz. Varlıklar arasında kendisiyle ilişkilendirilen şeye göre bir üstünlük söz konusu olabilir, çünkü onların özü gereği üstünlüğü yoktur.
📖 Sayfa 80 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Ubudiyetini yerine getirirken Hakkın karşısında kul, lambanın karşısında şahıs ile gölgesine benzer. Işığa yaklaştıkça gölge büyür. Allah'a yaklaşmak -O'na değil- sana ait özel nitelikle mümkündür. Işıktan uzaklaşıldığında gölge küçülür, çünkü seni Haktan uzaklaştıran şey, hak ettiğin niteliğinden çıkman ve O'nun niteliğini arzulamandır.
📖 Sayfa 36 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi

Hayâ, imanın ve müminin niteliklerindendir. Allah'ın isimlerinden birisi de el-Mümin'dir. Öyleyse hayâ sahibi anlamında el-Hayiû müminin niteliğidir, çünkü hayâ imandandır ve bütünüyle iyiliktir (hayır). Hayâ ancak iyilik getirebilir.
📖 Sayfa 71 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Doğruluk, özü gereği etkindir. Varlığının ortaya çıktığı yerde hükmü de gözükür.
📖 Sayfa 67 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Doğruluk olmasaydı varlık olmazdı
📖 Sayfa 68 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Varlık olmasaydı, müşahede olmazdı
Dinin maksadı Allah'a ulaşmaktır. Bu hususta dini önceleyen insanın talebiyken onu önceleyen de Allah'ın iradesidir.
📖 Sayfa 21 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Allah Rab, sen kul
Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Âlem de senden eski kul
Ben O'na ancak O'nun suretiyle ibadet ederim.
📖 Sayfa 38 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Allah "her kibirli zorbanın kalbini mühürler."
Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Bir mâlule kendini bağladıysan, ona aitsin
📖 Sayfa 38 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Sen halka değil, Allah'a aitsin.
Doğruluk! Allah'ın yeryüzündeki kılıcı
📖 Sayfa 65 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Doğru ol, onun içinden Doğru'yu göresin
Arızî olan her şey, yok olduğu gibi hükmü de yok olmasıyla yok olur, hüküm esasa döner. Esas ise, mutluluğu gerektirir. O halde, -Allah'ın izniyle- herkes mutluluğa ulaşır.
📖 Sayfa 31 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Hayâ imanla ilişkilendirilen bir niteliktir ve dolayısıyla imanın mahiyetindendir. Bu nedenle etkisi, insanın yüzünde gözükür. Çünkü yüz, bir şeyin zâtı, hakikati ve kendisidir.
📖 Sayfa 75 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Kime hikmet verilirse, kuşkusuz ona büyük iyilik verilmiştir.
Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Burası dünya, sen de onun imamı
📖 Sayfa 79 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Hayâ, doğruluğun bir parçasıdır.
📖 Sayfa 72 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Gerçeği bilmeyen kişi, Misk'in zâtını kokusundan algılar.
📖 Sayfa 63 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi

Akıllı insan verdiği nimette Allah'ın tuzağından emin olmamalıdır. Çünkü nimetteki tuzak, beladakinden daha gizlidir. Bir nimetteki sıradan tuzak, insanın kendini nimeti hak eden olarak görmesi ve onun kendisi için yaratıldığını -çünkü Allah o nimete muhtaç değildir- düşünmesidir.
📖 Sayfa 61 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
'Dikkat ediniz! Işler Allah'a döner'
📖 Sayfa 53 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Aldanış diyarı sizi kandırmasın
Onun sözüne aykırı her şey yalandan başka bir şey değil
kulluk, hükümlerin altına ve sebeplerin boyunduruğuna girmek demektir.
📖 Sayfa 88 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Hz. Peygamber dünya hayatında ahiret hayatının niteliğiyle nitelenmişti. 'Onda eğrilik görmezsin.' İstikamet eğrilikle farklılaştığı için, eğrilik olmadığında görülen bir istikamet de yoktur.
📖 Sayfa 53 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Meleği kendi hakkıyla, bitkiyi kendi hakkıyla, kısaca kendi dışındaki her şeyi kendi hakkıyla baş başa bırak, hiç bir şey ile hakikatinde didişme.
📖 Sayfa 49 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
el-Hayiû Allah'ın isimlerinden biri
📖 Sayfa 71 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
isimlerle ahlâklanmak emredildi, sen de onunla ahlâklan!
Fikir, ne akla göre ne de dince Hakk'ın zâtını konu edinemez. Çünkü şeriat, Allah'ın zâtı hakkında düşünmeyi yasaklamıştır. "Allah sizi kendinden sakındırır" ayeti buna işaret eder.
📖 Sayfa 96 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
hayâ, selbî (olumsuzlayıcı) bir niteliktir. Kul, Allah'a ait olan şeyi Allah için terk ettiği gibi âlemin kula ait dediği var olan şeyleri de, herkesin Allah için olduğunda görüş birliğine vardığı hususları terk ettiği şekilde terk eder. Böyle bir insan, Allah'tan hakkıyla hayâ etmiş sayılır.
📖 Sayfa 71 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
İnsanların en cahili, fiilin yaratıcısını kendisinden dolayı fiilin yapıldığı -ki o İblis ya da riyakârlıktır- kimsenin (veya şeyin) itaati altına sokan kişidir.
📖 Sayfa 63 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Allah Teala şöyle der: 'Allah üçün üçüncüsü diyenler kafir oldu.' Halbuki 'üçün dördüncüsü' diyenleri tekfir etmedi. Çünkü Allah ‘üçün üçüncüsü' ya da -dil bilginlerinin kullandığı anlamda- 'dördün dördüncüsü' olsaydı, mümkünlerden biri olurdu. Allah ise, mümkün cinsinden değildir. Dolayısıyla O'nun hakkında 'mümkün' denilemez. Allah her toplam ve çoğul için tektir ve onlarla aynı cins altına girmez. Binaenaleyh Allah ‘üçün dördüncüsü', 'dördün beşincisidir.' Her iki durumda da Allah birdir. İşte Allah denilen, budur.
📖 Sayfa 40 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Allah, âlemi âlem için ve varlığıyla yalnız başına kalmaya yeğleyerek yaratmıştır. Bu ise, fütüvvetin ta kendisidir.
📖 Sayfa 104 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Sana önce yapılmasını söyleyip sonra terkinden söz ettiğim bütün hususlarda geçerli bir ilke vereyim: (Bir şeyi) 'terk' derken, söz konusu şeyin eserini ve sonucunu terki değil, onu görmeyi (yani kendine izafe etmeyi) terki kastediyorum. Çünkü onun hükmü hakkında yok diyemeyiz, çünkü o vardır ve her hakikate görünür. Bütün terkleri böyle ele almalıyız. Bunu bilmelisin!
📖 Sayfa 70 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Doğru yol, ilahi şeriattır. Allah'a iman ise, bu yolun başıdır. İmanın şubeleri, başı ve sonu arasında bulunan yolun konakları ve menzilleridir. İki menzil arasında ise onun hal ve hükümleri vardır.
📖 Sayfa 50 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
İslâm, iman ve ihsan haliyle hallenen için kemaldir.
📖 Sayfa 79 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Allah özü gereği bilen ve özü gereği kadir olandır.
📖 Sayfa 40 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi

İnsanların arzuları bir yerde karar kılmaz, gelir geçer. Bir insanın senden razı olduğu bir halden bir başkası ancak sana kızabilir.
📖 Sayfa 109 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Kuşkusuz Şâri birçok yerde, Allah nezdinde insanın kendisinin hakkının başkasının hakkından daha öncelikli bir yükümlülük olduğuna dikkat çekmiştir.
📖 Sayfa 114 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Gerçek fütüvvet, insanın Allah'tan peygamberlerinin diliyle gelen dinî bilgiyi kendi arzusuna ve aklının kanıtlarına yeğlemesidir.
📖 Sayfa 109 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Allahın kendisine yürümesini belirlediği yolun dışına çıkan biri, hiç kuşkusuz, Allahın yürümeyi belirlediği yoldan çıkmış demektir.
📖 Sayfa 46 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Bu nedenle peygamber sav. bir çizgi çizmiş, çizginin sağında ve solunda da başka çizgiler çizmiştir. Büyük çizgi kendisinin getirdiği şeriat ve yöntemidir.
‘İşte bu benim yolumdur’ ‘..Allahın yoludur’
‘… ona uyunuz.’
İnsan, Şâri'nin yapmayı ya da -terk edilmesi gereken ameller olduğunda- terkine hükmettiği davranışları isteyen kimsedir. Böyle bir insan, yükümlü olduğu şeye bağlanmayla en üst mertebelerinde keşfin, aklın ve imanın gereğiyle hareket etmiş ve değersiz bir himmet taşımamış olur. İçinde bulunduğu durumda iki amel çeliştiğinde, başka bir ifadeyle bir şeyi yapmak veya yapmamak durumu ortaya çıktığında, daha üstün olanına yönelir.
📖 Sayfa 113 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Bir rivayette 'Bir adam öldürüp de kısas cezası görmeyen kimsenin durumu Allah'a kalmıştır, dilerse onu bağışlar, dilerse cezalandırır' denilir. Buna karşı, intihar eden hakkında ise kutsi hadiste şöyle denilir: 'Kulum canını almada benden önce davrandı, ona cenneti haram ettim.' Allah intihar edenin durumunu iradesine bırakmadığı gibi onun bu davranışını (temizleyecek) bir kefaret de belirlememiştir. Buradan şunu öğrendik: Bir insanın kendi canının hakkını koruması, başkasının hakkını korumaktan daha önemli ve öncelikli bir yükümlülüktür.
📖 Sayfa 114 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Mümkün kendi ayn'ıyla kaldığında hürdür, onda kulluk bulunmaz; istidadıyla kaldığında ise muhtaç bir kul haline gelir.
📖 Sayfa 84 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Şeyhlerimizden biri zikrinde sadece Allah sözünü söyler, la-ilahe illallah demezdi. Sebebini sorunca şöyle dedi: 'Canım Allah'ın elindedir, benim hükmümde değil, her nefes ölümü ve (Hakka) kavuşmayı beklerim. Sözün harflerinden her biri, bir nefestir. Nefes ayrıldığında ölümün gerçekleşip yeni bir nefesin gelmemesi mümkündür. La deyinceye ya da la-ilahe diyene kadar yaşayıp ispata (illallah) ulaşmazdan ölebilirim. Bu durumda ispatın ünsiyetinde değil, nefyin (olumsuzlama) vahşetinde ölürüm. Bu nedenle celal zikrine (Allah ismi) yöneldim, çünkü ben O'ndan başkasını müşahede etmiyorum.'
📖 Sayfa 76 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Kavisin eğriliği ondan beklenen doğruluğudur.
Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Onu tek başına putları kırarken seyret!
📖 Sayfa 104 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
'Ben müminim ve Allah müminlerden canlarını satın almıştır. Öyleyse benim canım da bana değil, Allah'a aittir. Ben de, onunla başlarım ve -bana ait olması yönünden değil- Allah'a ait olması yönünden kendi canımı başkalarının canlarına yeğlerim. Bu nedenle, işlerin gerçeklerini algılamaktan perdelenenlerin nezdinde, kendini yapmadan bile fütüvvet kemale erer. Çünkü sahibi (müminlerin canlarını satın alan Allah), bana hakları yerine getirirken nefsi öncelemeyi emretti.
📖 Sayfa 114 · Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi
Sıkça Sorulan Sorular
Rıza İhlas ve Tevekkül kimin eseridir?
Rıza İhlas ve Tevekkül, Muhyiddin İbn Arabi tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2015'te yayımlanmıştır. Türkçeye Ekrem Demirli çevirmiştir.
Rıza İhlas ve Tevekkül kaç sayfadır?
Rıza İhlas ve Tevekkül, 238 sayfadır (Litera Yayıncılık baskısı).
Rıza İhlas ve Tevekkül'ün en ünlü sözü nedir?
“Soyluluk ve nezihlik hayâdadır.”